"Yaşayan fosiller" belgeselinden.
Evrimcilerin Gizlemeye Çalıştığı Gerçek
Evrimciler bir canlı türünün diğer bir canlı türüne dönüştüğünü göstermek istiyorlarsa ortaya koymaları gereken delil bu farklı canlı türlerini birbirine bağlayan geçiş formlarının fosilleridir. Çünkü denizanasının balıklara, balıkların sürüngenlere, sürüngenlerin kuş ve memelilere dönüştüğünü iddia eden bir teorinin bunu kanıtlayan fosiller bulması zorunludur. Darwin de bunu kabul etmiş, bu fosillerden sayısız örnek bulunması gerektiğini ancak elinde hiçbir örnek bulunmadığını yazmıştır. Ondan bu yana geçen 150 yıldır da yine hiçbir ara form bulunamamıştır. Günümüzde dünyanın her yerinde, binlerce müzede ve koleksiyonda 600 milyonu aşkın fosil bulunmaktadır.
Bu fosillerin hepsi birbirlerinden kesin hatlarla ayrılan özgün yapılara sahip türlere aittir. Evrimcilerin ümitle aradıkları yarı balık-yarı amfibi, yarı dinozor-yarı kuş, yarı maymun-yarı insan ve benzeri canlıların fosillerine kesinlikle rastlanmamıştır. Evrimci fosil bilimcilerden Derek W. Ager da bu gerçeği şöyle itiraf etmiştir:
“Sorunumuz şudur, posil kayıtlarını detaylı olarak incelediğimizde türler ya da sınıflar seviyesinde olsun sürekli olarak aynı gerçekle karşılaşırız. Kademeli evrimle gelişen değil, aniden yeryüzünde oluşan gruplar görürüz.”