"Mucize gezegen 2" belgeselinden
Ilık Bir Dünya
Suyun farklı termal özellikleri dünyanın ılık ve dengeli bir iklime sahip olmasında büyük rol oynar. Suyun moleküler özellikleri sayesinde denizler karalara göre daha geç ısınıp daha geç soğurlar. Bu nedenle karalardaki sıcaklık farklılıkları en sıcak yerle en soğuk yer arasında 140 dereceye kadar çıkabilirken denizlerin sıcaklık farklılığı en fazla 15 ile 20 derece arasında değişir. Aynı durum gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkında da yaşanır. Karada gece ile gündüz arasındaki fark, kurak ortamlarda 20 ila 30 dereceye kadar çıkarken denizlerde en fazla birkaç derecelik bir sıcaklık farkı oluşur.
Sırf denizler değil, atmosferdeki su buharı da çok büyük bir denge sağlamaktadır. Gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkının, su buharının çok az bulunduğu çöllerde çok fazla, deniz iklimi yaşayan yerlerde ise çok daha az olması bunun bir sonucudur. Suyun bu kendine özgü termal özellikleri sayesinde, kış ile yaz ya da gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkı bütün canlıların dayanabileceği bir sınırda kalmaktadır.
Dünya üzerindeki su miktarı karalara oranla daha az olmuş olsaydı ya da suyun termal özellikleri biraz farklı olsaydı geceyle gündüz sıcaklıkları arasındaki fark çok artacak, karaların büyük kısmı çöle dönecek ve yaşam imkansızlaşacaktı.
Suyun saydığımız tüm fiziksel özelliklerin yanı sıra kimyasal özellikleri de yaşam için olağanüstü derecede idealdir. Bu özelliklerin başında suyun çok iyi bir çözücü olması gelir. Neredeyse tüm kimyasal maddeler suyun içinde uygun bir biçimde çözülürler. Bunun yaşam için en önemli etkisi nehirlerde görülür.
Suda çözünen sayısız yararlı mineral ve benzeri kimyasallar nehirler aracılığıyla denizlere aktarılır. Bu şekilde denizlere yılda 5 milyar ton kimyasal madde taşınmaktadır. Bu maddeler sudaki yaşam için zorunludurlar.
Suyun bir başka kimyasal özelliği ise, kimyasal reaktifliğinin ideal düzeyde olmasıdır. Su, ne sülfidik asit gibi aşırı derecede reaktif ve dolayısıyla parçalayıcı bir bilişim, ne de argon gibi hiçbir reaksiyona girmeyen durgun bir maddedir. Suyun kimyasal özelliklerinin yaşam için uygunluğu su hakkında yapılan her yeni araştırmayla biraz daha detaylı bir biçimde ortaya çıkmaktadır. Yale Üniversitesi'nden ünlü biyofizik profesörü Harold Morowitz bu konuda şu yorumu yapar:
“Son yıllarda suyun daha önceden bilinmeyen bir özelliğinin anlaşılmasına yarayan gelişmeler olmuştur. Bilgilerimiz arttıkça doğanın yaşam için kusursuz uygunluğuna olan hayranlığımız da artmaktadır.”
Suyun insan yaşamı için ne derece önemli olduğu açıktır. Nitekim Allah pek çok Kuran ayetinde suyun insanlara büyük bir nimet olarak verildiğine ve yeryüzünde sabit kılındığına dikkat çekmiştir.
“Biz gökten belli bir miktarda su indirdik ve onu yeryüzünde yerleştirdik. Şüphesiz biz onu kurutup giderme gücüne de sahibiz. Böylelikle bununla size hurmalıklardan, üzümlüklerden, bahçeler bağlar geliştirdik. İçlerinde çok sayıda yemişler vardır. Sizler onlardan yemektesiniz.”
(Müminun Suresi, 18-19)
“Onlar mı? Yoksa gökleri ve yeri yaratan ve size gökten su indiren mi? Ki onunla gönül alıcı bahçeler bitirdik. Sizin için ise bir ağacını bitirmek bile mümkün değildir. Allah'la beraber başka bir ilah mı? Hayır. Onlar sapıklıkta devam eden bir kavimdir. Ya da yeryüzünü bir karar yeri kılan, onun arasında ırmaklar var eden ve ona yeryüzü için sarsılmaz dağlar yaratan ve iki deniz arasında bir ara engel koyan mı? Allah'la beraber başka bir ilah mı? Hayır, onların çoğu bilmiyorlar.”
(Neml Suresi, 60-61)