"Mucize gezegen 1" belgeselinden
YERKÜRENİN SICAKLIĞI
Dünyanın yaşam için uygun olan en temel şartları sıcaklığı ve atmosferidir. Mavi gezegen, tüm canlıların yaşayabileceği bir sıcaklık değerine ve soluyabileceği özel bir atmosfere sahiptir. Ancak bu iki etken de sayısız değişkenin en ideal değerlerde belirlenmesiyle gerçekleşebilmektedir. Bunlardan biri, Dünya'nın Güneş'e olan uzaklığıdır. Dünya, Güneş'e Venüs kadar yakın ya da Satürn kadar uzak olsaydı, yaşama imkan verecek bir sıcaklık diğerine sahip olamazdı.
Tüm evren göz önüne alındığında ise, hayat için gerekli olan bu sıcaklık diğerinin şans eseri belirlenmesinin imkansız olduğunu görürüz. Çünkü evrenin içindeki sıcaklıklar, en sıcak yıldızın içindeki milyarlarca derecelik çok yüksek sıcaklıklardan mutlak sıfır noktası olan eksi 273 dereceye kadar değişebilmektedir. Bu dev sıcaklık yelpazesi içinde canlı yaşamına izin veren sıcaklık aralığı çok dar bir aralıktır. İşte dünyamız tam bu sıcaklık aralığı içinde yer alır.
Amerikalı jeologlar Frank Press ve Raymond Siever bu özel ayarlamaya şöyle dikkat çeker:
“Yaşam sadece çok sınırlı bir sıcaklık aralığında mümkündür. Bu sıcaklık aralığı, güneşin sıcaklığıyla mutlak sıfır arasındaki muhtemel sıcaklıkların yaklaşık yüzde birlik bir bölümünü oluşturmaktadır. Dünyanın sıcaklığı tam bu dar aralıkta bulunmaktadır.”
Bu aralığın korunması elbette Güneş'le Dünya arasındaki mesafe kadar Güneş'in yaydığı ısı enerjisiyle de yakından ilişkilidir. Hesaplara göre Dünya'ya ulaşan Güneş enerjisi %10 azalsa, yeryüzü metrelerce kalınlıkta bir buzul tabakasıyla örtülecektir. Enerjinin biraz artması halinde ise tüm canlılar kavrularak ölecektir. Dünyanın ideal olan sıcaklığının gezegen içinde dengeli olarak dağılması da hayati önem taşır. Bu dengenin sağlanması için çok özel bazı ayarlar vardır. Dünyanın ekseninin 23 derece 27 dakikalık eğimi, kutuplarla ekvator arasında oluşabilecek yüksek sıcaklık farklarını önler. Eğer bu eğim olmasaydı, kutup bölgeleriyle ekvator arasındaki sıcaklık farkı çok daha artacak ve yaşanabilir bir atmosferin varlığı imkansızlaşacaktı.
Dünyanın kendi etrafındaki yüksek dönüş hızı da sıcaklığın dengeli dağılımına yardımcı olur. Dünya sadece 24 saatlik bir süre içinde kendi etrafına dolaşır ve bu sayede geceler ve gündüzler kısa sürer. Böylece gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkı çok az olur.
Bunun önemini Merkür'ü incelediğimizde daha iyi anlayabiliriz. Merkür kendi etrafında çok yavaş döner. Bu yüzden bir günü bir yıldan daha uzun sürer. Bu sebepten ötürü gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkı 1000 dereceyi bulur. Bu yüksek fark hiçbir canlı yaşamına izin vermez. Yeryüzü şekilleri de sıcaklığın dengeli dağılımına yardımcı olur. Dünyanın ekvatoruyla kutupları arasında yaklaşık 100 derecelik bir sıcaklık farkı vardır. Eğer böyle bir sıcaklık farkı fazla engebesi olmayan bir yüzeyde gerçekleşmiş olsaydı, hızı saatte bin kilometreye varan fırtınalar dünyayı allak bullak ederdi. Oysaki yeryüzü, sıcaklık farklarından dolayı ortaya çıkabilecek şiddetli hava akımlarını durduran engebelerle donatılmıştır. Sıra dağlarla.
Dahası, dünyanın atmosferinde sıcaklığı sürekli dengeleyen bazı özel otomatik sistemler bulunur. Örneğin bir bölge çok fazla ısındığında su buharlaşması artar ve bulutlar çoğalır. Bu bulutlar ise hem güneşten gelen ışınların bir kısmını geri yansıtır hem de yağmurun yağmasını sağlar. Böylece aşağıdaki havanın ve yüzeyin daha fazla ısınması engellenir.