"Mucize gezegen 2" belgeselinden
Işık-Atmosfer Uyumu
Filmimizin başından bu yana güneşin bazı özelliklerini inceledik ve bunların yaşamını desteklemek için özel olarak tasarlandığını gördük. Ama bu konuda şimdiye kadar değinmediğimiz çok önemli bir faktör daha vardır. Güneşten yayılan ışınlar dünya yüzeyine ulaşabilmek için çok önemli bir engeli aşmak zorundadırlar. Atmosferi.
Eğer atmosfer bu ışınları geçirecek bir yapıya sahip olmasaydı, elbette bu ışınların bize hiçbir yararı olmazdı. İşin asıl ilginç olan yönü ise, atmosferimizin bu ışınların geçmesine izin vermesi değil, sadece bu ışınların geçişine izin vermesidir. Çünkü atmosfer, yaşam için gerekli olan ışınları geçirirken, öldürücü nitelikteki ışınların geçişini kesin bir biçimde engeller.
Burada o denli muhteşem bir ayarlama vardır ki, Güneş 10 üzeri 25'te bir ihtimalin arasından sadece bize yararlı olan ışınları yollamakta, atmosferde sadece bu ışınları geçirmektedir. Bunun ne kadar olağanüstü bir durum olduğu şöyle anlatılmıştır:
“Dünyadaki yaşamın farklı yönleri için görülebilir ışığın ne kadar önem taşıdığını düşündüğümüzde, atmosferin ışık geçirgenliğinin bu denli dar bir alana sıkıştırılmış olduğu gerçeği karşısında, insan kendisini şaşkınlığa düşmekten alıkoyamamaktadır.”
Materyalist felsefenin iddiasına göre, insan yaşamı evren içinde tesadüfen ortaya çıkmış ve hiçbir amaca yönelik olmayan bir rastlantıdır. Ancak gelişen bilimle birlikte ortaya çıkan bilgiler, gerçekte evrenin her detayında bir tasarım ve plan olduğunu göstermektedir. Bu öyle bir tasarımdır ki, ışık gibi belki de daha önce hiç düşünmediğimiz bir unsurda bile insanı şaşkınlığa düşürecek kadar belirgindir. Bu kadar büyük bir tasarımı tesadüfle açıklamaya kalkmak ise akıl dışıdır. Bu denli olağanüstü hassas ayarlamalar tesadüflerle değil, ancak bilinçli bir tasarımla açıklanabilir. Bu ise Allah'ın tüm evreni bizim yaşamımıza uygun şekilde yaratıp düzenlediğini göstermektedir.
Bilimin ortaya çıkardığı bu sonuç, Kuran'da insanlara 14 asırdan beri öğretilen bir gerçektir. Bilim, güneş ışığının bizim için yaratıldığını, başka bir deyişle bizim emrimize amade kılındığını göstermektedir. Kuran'da ise şöyle buyurulmaktadır:
Şeytandan Allah'a sığınırız:
“Güneş ve Ay belli bir hesap iledir.” (Rahman Suresi, 5)
“Allah gökleri ve yeri yaratan ve gökten su indirip onunla size rızık olarak türlü ürünler çıkarandır. Ve güneşi ve ayı hareketlerinde sürekli emrinize amade kılan, geceyi ve gündüzü de emrinize amade kılandır. Size her istediğiniz şeyi verdi. Eğer Allah'ın nimetini saymaya kalkışırsanız onu sayıp bitirmeye güç yetiremezsiniz. Gerçek şu ki insan pek zalimdir, pek nankördür.” (İbrahim Suresi, 32-34)