Sayın Adnan Oktar’ın 17 Aralık 2017 tarihli A9 TV canlı yayınından.
Münafıklar neden yıllarca Müslümanlara hizmet eder?
İZLEYİCİ SORUSU: Münafıklar neden yıllarca Müslümanlara hizmet yapar?
ADNAN OKTAR: Ah benim canımın içi maşaAllah. Nasıl hoş, nasıl güzel. Nasıl temiz yüzün. Nasıl güzellik benim canımın? Işık gibi alnı, kaş, göz, burun, dudakları, dişleri, elmacık kemikleri, çenesi, her yeri çok güzel. Bir de benim canımın içi tesettüre girmiş. Aferin benim canıma. Farz olan çarşaf hükmünde başörtüsünü örtmüş. Helal olsun sana. Tebrik ediyorum. Allah senin ömrünü uzun etsin. Seni cennetiyle, cemalullah ile şereflendirsin. Cennette seni bana kardeş etsin Allah'ım. Bakışları, gözleri çok güzel. Canımın içi.
İşte Allah onların enayiliğini ve avanaklığını onların beynine çakmak için öyle bir tuzağa düşürüyor Allah. Çünkü onlar Allah'a tuzak kuruyorlar, Allah da onlara tuzak kuruyor. Allah'ın mekri daha büyük. Mesela yirmi yıl, yirmi yıl bir insan nasıl ahmak olduğunu kabul ediyor. Yirmi yıl ahmak olduğunu kabul ediyor. Yirmi yıl fark edemedim diyor. 20 yıl mükemmelliğin içinde yaşadın sen. Çünkü o mükemmelliği de sen savundun zaten. Ama 21. yılda şeytan senin içine girdi. Ve ruhunu kapladı, sen iptal oldun. Artık robotlaştın. Zayıf olan aklın gitti. Ama sen Müslümanların içine girseydin, gelseydin, o topluluğun içine katılsaydın, Müslümanlara zarar verip çekip gitseydin. Bu Allah'ın adaletine uygun olmuyor işte. Allah seni enayi ve avanak konumuna getiriyor. Eşek gibi Müslümanlara hizmet ettiriyor. Gençliğine, hayatına her şeyini verdirtiyor. İyice senin böyle ilin kuruduktan sonra, posan çıktıktan sonra, Allah seni boş kavanoz şişesi gibi fıydırıp atıyor. Yani Müslümanlar atıyor da, fıydırıp atıyor derken, Allah vesile ediyor, vesile ediyor Müslümanları. Dolayısıyla müminlerin kalbine bir şenlik olmuş oluyor bu. Peygamberimiz (sav) zamanında da bütün savaşlara katıldılar. Birçoğu kafasını gözüne doğrattı. Ve Peygamberimiz (sav)’e acayip zenginlik sağladılar. Mal-mülk sağladılar. Çok güzel cariyeler getirdiler. Muazzam mal-mülk gelmesine sebep oldular. Sonra defolup gittiler, posası çıktıktan sonra. 15 yıl sonra, 20 yıl sonra. Şimdi bu zevkli oluyor müminler için tabii. Çünkü heyecan verici bir şey. Adam posası çıkmış, gençliğini vermiş, her şeyini vermiş, malı mülkü vermiş. Sonra da sevinerek kaçıyor. Enayi keriz, vermedik hiçbir şeyini bırakmamışsın. Kemiğin etin kalmış, başka bir şey kalmamış yani. Çürümüş kemiğin, çürümüş etin kalmış mahvolmuşsun. İşte Allah böyle belanı verir. Anlamazdan geldiği için, yoksa tabii ciğerine oturuyor onun. Allah ömrü boyunca ciğeri yansın diye onu yapıyor. Harcadığı paraya çok canı yanar. Harcadığı gençliğine çok canı yanar. Harcadığı yıllara çok canı yanar. Kaybettiği her şeye canı çok yanar. Kaybetme olarak görüyor çünkü o. Biz de diyoruz enayiliğinize, kerizliğinize, avanaklığınıza doymayın. Mümini keyiflendirmek için Allah bunu özel yaratır. Sonra çırpınır o. Müslüman aleyhine konuşur, bağırır-çağırır bilmem ne falan. Zonklama oluyor tabii yerlerinde. Yani sırtlarında zonklama meydana geliyor. Yediği darbenin şiddetinden zonklama sırtında. O zonklamayla gezer ömür boyu. İşte enayiliğine kerizliğine doymaz Müslümanları çok neşelendiren bir şeydir. Müminler hamd eder, şükrederler. Sen de enayi olduğunu bilerek sokaklarda öyle gezersin. Peygamber Efendimiz (sav) zamanında da öyleydi. Hz. Musa (as) devrinde de öyleydi. Hep keriz, enayi ve avanak korumana düşmüşlerdir.