HARUN YAHYA
logo
HARUN YAHYA

  • Tüm Eserler
  • Kitaplar
  • Makaleler
  • Videolar
  • Görseller
  • Sesler
  • Alıntılar
  • Diğer

Adnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
Harun YahyaAdnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
ESERLER
KitaplarMakalelerVideolarGörsellerSeslerAlıntılarDiğer
KONULAR
VatikanSosyalizmAydınlanma çağıFransız DevrimiDönmeSabetayistJakobenizmMasonik MedyaSiyasi SiyonizmJön Türkİttihat ve TerakkiAbdülhamitAnti-NaziDünya Siyonist ÖrgütüNuremberg KanunlarıMussolini1. Dünya savaşıAdolf EichmannGoyimRothschild HanedanıThink-TankCFRRockefellerSoğuk SavaşStalinEkim DevrimiSovyetler BirliğiBilderbergVietnamAIPACLobiFuarGüneydoğuYunanistanYeni Dünya DüzeniKızıldenizJeopolitikGaziVergiGümrük2023AntilopBoğaAvrasya İslam ŞuarasıNobel Barış ödülüHastaneSosyal Güvenlik KurumuAli BabacanTurgut ÖzalSuikastGaffar OkkanMuhsin YazıcıoğluRosette NebulaAstronomiGül
Harun Yahya © 2025
Harun Yahya © 2025
  1. Videolar
  2. Nazi partisi

Nazi partisi

Harun Yahya
809
12 December, 2015
Belgesellerden Seçme Bölümler
Tarih, Politika ve Strateji

"Faşizmin kanlı tarihi 1" belgeselinden.


NAZİ PARTİSİ

 

Thule Derneği'nin üyelerinin büyük bir bölümü 1920 yılında kurulan Nazi Partisi'ne katıldılar. Partinin kurucusu, aslında ordunun casusu olarak toplantıları izlemekle görevli bir isimdi. Dünya tarihi bu isimle yıllar sonra çok acı ve kanlı bir şekilde tanışacaktı. Yani Adolf Hitler'le.

Ama bir sorun vardı. Casus Hitler, ziyaretçi olarak katılmaya başladığı Thule oturumlarında duyduklarından çok etkilenmişti. Putperest mitoloji ve üstün ırk teorisi Hitler'i bir anda etkisi altına almış ve onun dünya görüşünü oluşturmuştu. Bu görüş, Hitler'i yeni bir teşkilatlanmaya doğru yöneltti. Thule derneğinin bir kolundan Nazi partisini kurdu.

Derneğin önemli isimleri, partinin kilit pozisyonlarına getirildiler. Rudolf Hess, Dietrich Eckart, Alfred Rosenberg ve Adolf Hitler. Tüm dünyayı saracak bir karanlık, yavaş yavaş filizleniyordu. Nazi Partisi, putperest dinlerin, batıl inançlarının yeniden hortlamasıyla kurulmuştu. İlerleyen yıllarda partinin mistik araştırmaları, Hitler'in en yakın kurmaylarından Heinrich Himmler tarafından yönetilecekti. Öyle ki Himmler, Thule Derneğinin büyük üstadı olacaktı.

Nazilerin ölüm mangaları SS'lerin de kurucusu olan Himmler, tam anlamıyla bir hayal dünyası içinde yaşıyordu. Atlantis efsanesine öylesine inanmıştı ki, 1939 yılında Alman araştırmacıları Tibet'e ve Peru'ya yolladı. Alman bilim adamları Atlantis'in izlerini bulmakla görevlendirilmişti. Almanlar, gittikleri yerlerde yerel halkın kafatası hacmini, el ve ayak uzunluklarını, göz ve deri renklerini kaydettiler. Bu uygulama, kısa bir süre içinde Nazilerin pençesine düşen tüm Avrupa ülkelerinde hayata geçirilecekti. Felaketin temelleri atılmıştı.

Himmler, Nazi Partisinin iki numaralı adamı olarak, putperest Alman kültürünü diriltme projesini bizzat yönetiyordu. Reenkarnasyonla yeniden dünyaya geldiğine ve önceki hayatında kral 1. Heinrich olduğuna inanmıştı. 1. Heinrich, bin yıl önce Cermen kavimlerini doğunun tehdidinden koruyan efsanevi kraldı. Kralın mezarının bulunduğu Quedlinburg Katedrali, Naziler tarafından adeta kutsal mekan ilan edildi. Her yıl kralın doğum günü olarak kabul edilen tarihte garip ayinler düzenleniyordu. Himmler, rüyasında kralın kendisine göründüğünü ve zorlu görevinde kendisine yol gösterdiğini iddia ediyordu. Ayin tam gece yarısı bitiriliyor ve Himmler kendini katedralin altındaki karanlık zindanlara kilitleyerek sözde eski ruhuyla bütünleşmeye çalışıyordu.

Almanların ve dünyanın gidişatını değiştirebilecek bir güce kavuşan Nazi Partisi işte böylesine hastalıklı bir zihinle yönetiliyordu. Naziler güçlendikçe Hristiyanlık öncesi Aryan kültürüne dönüş çalışmaları da hız kazandı. Almanya'nın birçok yerinde putperest tapınma merkezleri kuruldu ve bu mekanlar subayların eğitim alanları haline getirildi. Eğitimlerin temelini Aryan ideolojisi ve mistisizm oluşturuyordu. Geleneksel Cermen savaş borularıyla törenler düzenleniyor, askerler geceleri yakılan devasa ateşlerle kötü ruhlardan korunmaya çalışıyordu. Beyinleri yıkanan Naziler kendilerinden geçiyor ve binlerce yıllık ruhların bu ateşlerin içinden çıkıp geleceği gibi saçma düşüncelere inanıyordu. Buna benzer sapkın ayinler, gösteriler ve beyin yıkama yöntemleri tüm Nazi iktidarı boyunca büyüyerek devam edecekti.

Nazilerin bir başka beyin yıkama yöntemi toplu kitap yakma törenleriydi. Bu törenlerin ilki 10 Mayıs 1933 tarihinde gerçekleşti. Beyinleri yıkanmış Alman üniversite öğrencileri, Berlin'de ve Almanya'nın bazı büyük şehirlerinde toplanıp beğenmedikleri kitapları yaktılar. Binlerce kitabı çevresinde Nazi selamı vererek, Nazi marş ve şarkıları söyleyerek ateşe attılar. Faşist devlet sadece kendi ideolojisinin öğrenilmesine izin veriyordu. Nazi ideolojisi dışında bir fikre sahip olanlar bundan dolayı ya cezalandırılıyor ya da en sert şekilde susturuluyordu.

Nazi ideolojisinin kullandığı sembollerle ilgili birçok araştırma yapılmış, sayısız kitap yazılmıştır. Bu araştırmaların sonuçları, buraya kadar anlatılan mistik mitolojik ideolojinin temel kaynağını açıkça ortaya koymaktadır. Nazi sembollerinin en bilineni, partinin de sembolü olan Gamalı Haç. Ancak Gamalı Haç ne partinin bir keşfiydi ne de yeni bulunmuştu. Adolf Lanz'ın da Ostara dergisinde sıklıkla kullandığı bu putperest sembol, derginin takipçileri olan Naziler tarafından benimsenmiş ve resmi sembol olarak seçilmişti. İlerleyen yıllarda bu sembolle tamamen özdeşleşen Nazi subayları, Gamalı Haç'ı duvar süslemelerinden yüzüklerine kadar her yerde kullanacaklardı.

Törenler, antik pagan kültürünün büyük sapkınlıkla canlandırıldığı devasa ritüellere dönüştürülmüştü. Atlantis efsanesinin önemli bir bölümünü devlerle cücelerin savaşları oluşturuyordu. Bundan yola çıkarak dev eserler inşa edildi. Alman sanatçılara devasa büyüklükte heykeller yaptırıldı. Hitler'in mimarları 500 bin kişinin gösteri yapabileceği bu mekanı tasarladılar. Hitler de hayallerini süsleyen dev mekan maketlerinin karşısında zaman geçiriyor, Atlantis düşleri kuruyordu. Bu hastalıklı düşünce öyle bir hal almıştı ki, 1944-45 yılları arasında müttefik kuvvetleri Berlin'i tüm güçleriyle bombalarken, Hitler, şehrin tamamen yerle bir edilmesinin yeni kurulacak dev Reich başkenti için avantaj sağladığını düşünüyordu. İşte Berlin'de yapılması düşünülen 220 metre yüksekliğindeki dev kubbenin maketi.

Naziler bir yandan devasa mekanlar, heykeller, stadyumlar inşa ederken öte yandan da karanlık ideolojilerini hayata geçirmeye başlamışlardı. Dünya tarihinin en geniş kapsamlı ve acımasız soykırım çalışması uygulamaya konmak üzereydi. Bu soykırımın sözde bilimsel teorisi ise bir yüz yıl önce ortaya atılmıştı.

Buraya kadar Nazizm'in putperest temellere dayanan ideolojik kaynaklarını inceledik. Ancak Naziler, ideolojilerinin modern bilim tarafından da desteklendiği iddiasındaydılar. Onları bu konuda en çok cesaretlendiren unsur ise Darwin'in evrim teorisiydi. Bugün de bazı insanlar tarafından bilimsel bir görüş sanılan Darwinizm aslında eski Yunan'daki ateist felsefeciler tarafından ortaya atılmış bir takım iddiaların tekrarlarından başka bir şey değildi.

Darwin'in özellikle de insan ve insan ırkları hakkındaki görüşleri batıl putperest inançlarla büyük bir uyum içindeydi. Darwin'in sapkın iddiasına göre insan bir hayvan türüydü ve gelişmesinin tek yolu çatışmaktı. İnsan ırkları da Darwin'in yanılgılarına göre evrimin farklı basamaklarındaydılar ve çatışmaları kaçınılmazdı. Bu iddiaların tamamen yanlış olduğu sonradan bilimsel bulgularla ortaya çıkacaktı. Ama 20. yüzyılın başında bu bulgular henüz bilinmiyordu. Nazilerin önlenemeyen yükselişi de işte bu cehalet zemini üzerinde gerçekleşti.

PAYLAŞ
logo
logo
logo
logo
logo
İNDİRMELER
mp3
mp4
mp4
mp4
youtube
Avrupa'da Faşizm
Faşizm
Hitler
Nazizm