Prof. Dr. Hüseyin Hatemi, Akademisyen, Yazar ve Medeni Hukuk Profesörü
Prof. Dr. Hüseyin Hatemi, Akademisyen, Yazar ve Medeni Hukuk Profesörü
Prof. Dr. HÜSEYİN HATEMİ: Medeni hukuk profesörü Hüseyin Hatemi. İstanbul Üniversitesi'nde öğrenciliğim geçti. Arkadan da uzun seneler İstanbul Üniversitesi'nde asistan, doçent, profesör olarak çalıştım ve nihayet yaş haddinden 2005 sonunda emekli oldum. Ama bir türlü öğretim hayatını bırakmak içimden gelmediği için şimdi halen dört üniversiteyle ilgim devam ediyor.
Birisi başta benim İstanbul Üniversitesi unutamadığım ocağım olarak orada da yüksek lisans ve doktora derslerine devam ediyorum. Benim doktora tezim o seneler yeni kanunlaşan, önce tasarı olarak hazırlanan, 1967'de de kanunlaşan, medeni kanunda tesis terimini kaldırarak vakıf kurumuyla ilgili hükümleri de yeniden ele alan bir kanun. Medeni kanunu değiştirmişti. 1967 Yılında 903 sayılı kanun. Ben de bu kanun çıktıktan sonra artık taslak değil, doğrudan doğruya kanunu nazara alarak doktora tezimi bitirdim ve 68 senesinde sundum. Ondan sonra profesörlük çalışmamda gene “Medeni Hukuk Tüzel Kişileri” başlığı altında vakıfları da konu alan bir çalışma oldu.
Vakıf ve dernek dediğimiz şeyler bir özel hukuk, özel kişisidir. Bir amaç birliğidir. İnsanların tek başına güçlerinin dışında hayat sınırlarını aşan sürekli amaçlara hizmet için bir tabii hukuk müessesesidir. İnsanlar bu amaçlarını gerçekleştirmek için el birliği yaparlar. Bir araya gelirler. Kişi topluluğu şeklinde birleşmişlerse buna dernek denir ama bir amaca mal tahsis edilmişse ve yönetimi belirlenmişse, bunlardan kimin istifade edeceği belirlenmişse, buna da vakıf duyarız.
Amaç önemlidir. “Ameller niyetlere göredir.” İslam hukukuna göre, zaten evrensel hukuka göre de böyledir aslında. Ve İslam'da vakıf müessesesinin temeli zaten ancak Allah'a yaklaşma kastıydı. Ama sonra tabii dini hukukla laik hukuk ayrışmaya başlayınca kanuna ahlakın evrensel ilkelerine aykırı olmamak şartıyla, hayır amacıyla da ilgisi olmayan vakıflar da kurulabilmiştir, dernekler nasıl kurulabiliyorsa.
Ama İslam'da esas amacı vakfın bilhassa yoksullara yardımdır. Hangi dinden olursa olsun hatta dinsiz de olsa insana, yoksullara yardım etmek, ihtiyaçlarını karşılamak, kurbet-yakınlık kastının başlıca örneğidir.
İnsanlar şimdi bir sevgi imtihanı alanındayız bu dünyada. Dünya bir sevgi imtihanı alanı olarak Yaratıcı bizi önce bu şeye göndermiştir, Allah. Ama burada yalnız da bırakmış değildir. Bize Adem (as)’dan Resulü Ekrem'e (sav) kadar peygamberler gönderdiği gibi, o peygamberlerin temsilcisi olan peygamber olmasa bile onların velisi olan kişileri de göndermiştir. Biz bunların öğretilerine uyarak yeryüzünü imtihanımızın nihai konusu şudur; yeryüzünü sevgi alanı kılmak, zulmü ortadan kaldırmak, yeryüzünde Allah'ın selametini, sevgiyi hakim kılmak sevgi ahlakına, sevgi hukukuna. Ben de teşekkür ederim.
A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500
