Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşin / Yeditepe Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşin / Yeditepe Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşin: Tabii Türkiye sadece Balkanlar'da model ülke değil, Orta Asya'da Karadeniz bölgesinde, Orta Doğu bölgesinde ciddi ve yükselen bir güç. Dolayısıyla bu güç Balkanlara yansıması gayet normal.
Türkiye bu bölgede modern bir ülke olduğu gibi dünyadaki ilk 17. Sıradaki ekonomi gücüyle de Balkanlar'da ciddi bir aktördür. Öte yandan yetişen insan gücüyle, ekonomisiyle ve bu ekonomiyi motive edecek olan kurumsal yapısıyla Türkiye, Balkanlarda önemli bir örgüttür, bir ülkedir ve bir aktördür. Bunu az önceki konuşmacılardan da dinledik. Örneğin Yunanlı bir konuşmacı, Türkiye ile beraber olmaktan ortaklığın iyi gitmesinden memnuniyetini ifade etti. Çok ilginç, Tunuslu bir konuşmacı, vatandaş kardeşimiz, öğrenci kardeşimiz Türkiye'nin liderliğinden, Orta Doğu'dan bahsetti ve Türkiye, Suriye'yi bombardıman edip işgal eder mi diye bir soru sordu ve kendisini buldum. Hayır, Türkiye'nin sadece meşru müdafaa hakkını kullandığını ve uluslararası hukukun tanıdığı sınırların ve egemenliğimizin muhafazası için meclisten alınan kararla mukabeleyi bilmisil hakkını kullandığını ifade ettik.
Buradan şunu söylemek istiyorum; Türkiye pek çok devletin gıpta ettiği, ekonomisiyle yetişmiş insan gücü, akademisyenleri, üniversiteleriyle model ülke olma yolundadır. Bu sadece bu bölgede değil, Avrupa Birliği içerisinde Türkiye'nin burada gördüğünüz gibi pek çok Avrupa Birliği üyesi akademisyen burada, Amerikalı akademisyen burada. Demek ki Türkiye saygın bir devlet.
Şimdi bugün Araplar bize niye geliyorlar? Türkiye ekonomisiyle, siyasetiyle, dış politikasıyla dik durmasını biliyor. Peki, kardeş Cumhuriyetler, Balkanlar, Orta Doğu'da bu devam edebilir mi? Bu olmuştur. Tarihimiz ortada. Osmanlı güçlü olduğu zaman herkes bizimle beraber olmuştur. Bu dış politikanın esası. Siz güçlü olursanız sizin etrafınızda herkes toplanmak ister. Bu siyaseten de böyle. Ekonomik ve askeri güç olarak da. Bunu yanlış yorumlayabilirler. İşte fan Türkizm tekrar geri geliyor falan. Türkiye'nin böyle bir iddiası yok. Türkiye'nin iddiası Mustafa Kemal'in koyduğu gibi çağdaş, modern bir devlet olmak ve örnek bir ülke olmak ve batı medeniyetini geçebilmek. Bunu yapabilir miyiz? Evet yapabiliriz. Bu Avrupa Birliği ile ortaklığı ben şöyle düşünüyorum; Bir gün Avrupalı ortaklarımız gelip bizimle mutlaka siz bizim takımda yer alır mısınız diye soracaklar ve bunun mesajları, sinyalleri gelmektedir. Dolayısıyla daha ütopik, yayılmacı faaliyetlerden ziyade insanlığı, uluslararası toplumu yakalayabilen, anlayabilen, onun sezgilerini doğru okuyabilen ve realist, rasyonel ayakları yere basan ekonomi politikaları uygularsak ve kimseyi korkutmadan, kimseyi düşman etmeden kendimize biz bunu yapabiliriz. Ki Mustafa Kemal bunu yapmıştır.
Sayın Davutoğlu'nun öne sürdüğü komşularla sıfır sorun politikası aslında Mustafa Kemal'in başlatmış olduğu Balkan-Orta Doğu politikası ve Sovyetlerle olan dostluk anlaşmamızdır. Dikkat ederseniz tarihte bu kadar yüzyıl harp ettiğimiz Sovyetler veya komşumuz Ruslarla, 1923 Türkiye-Sovyetler bir dostluk ve kardeşlik anlaşmasıdır. Bu çok büyük bir dehadır esasında. Diplomatik dehadır bana göre bu. Çünkü Diplomatik dehadır şöyle; Büyük Millet Meclisi Hükümeti'ni ilk defa tanıyan Sovyetler Birliği Hükümeti olmuştur. Bu anlaşmayla tanınmıştır. Bu şu demek; Uluslararası hukuk açısından genç Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni tanıyan Moskova olmuş ve bize gerek silah, gerekse mühimmat yardımını, para yardımını olmuştur. Türkiye bunu unutmamıştır.
Sayın Putin'le Sayın Başbakan arasında ve Sayın Cumhurbaşkanı'yla Medvedev arasında ciddi bir kimyasal uyuşum vardır. Nitekim Sayın Putin'in Türkiye'ye gelecek olması bu bakımdan fevkalade önemli. Dikkat ederseniz geçen yıl Rusya makamları beni Moskova'ya çağırdı. İki defa Sayın Dışişleri Bakanımız beni St. Petersburg ve Moskova'daki seçimlere gözlemci olarak gönderdi ve Rusya konusunda yazılmış bir kitabım ona yakın makalem ve bildirim var. Rusya bizim için önemli bir partner, Amerika önemli bir müttefikimiz ve biz NATO içerisinde çok güçlü bir gücüz. Bugün dün itibariyle sabaha karşı NATO'nun Türkiye'nin yanında yer alan destek ifadeleri de Türkiye'nin gücünü ortaya koymaktadır.
Demek oluyor ki biz ekonomimiz kültürümüzle ve yaratıcı gücümüzle bir örnek model teşkil edersek mutlaka diğerleri de yanımızda olacaktır. Ha şu var ama Türkiye daima mazlumun yanında yer almıştır. Yani bu İslamiyet'ten önce de böyleydi. Zaten İslam’ı o şekilde kabul ettik. Bundan sonra da böyle olacaktır. Ben şuna inanıyorum, işte önceden de silahlı kuvvetlerden gelen biri, Amerika'da okumuş F-16'ları getirmiş birisi olarak, dünyayı tanıyan biri olarak, Türkiye yükselen bir güçtür. Askeri gücüyle, ekonomik gücüyle ve teknolojik gücüyle, bu çok önemli. Bu bazılarının hoşuna gitmemektedir, onun için PKK'yı desteklemektedirler. Ama bazıları istese de istemese de Mustafa Kemal'in koyduğu, gelecekte büyük Türkiye, büyük Türkiye derken, İsrail de küçük bir devlet ama ekonomik, askeri olarak, teknolojik olarak yaratabilen ve yarattığı markalar dünyada satış yapabilen, en önemlisi sizin gibi gençlerin yetişip dünyada Türkiye'yi temsil ettiği, bayrağımızı temsil ettiği bir güçlü Türkiye'yi ben görebiliyorum. Ve bu gelecek 25 sene içerisinde şöyle söyleyebilirim, 2025'den sonra Türkiye dünya içerisinde ilk 8 içinde olacak ilk 10 değil bakalım bunu söyleyebilirim.
A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500
