HARUN YAHYA
logo
HARUN YAHYA

  • Tüm Eserler
  • Kitaplar
  • Makaleler
  • Videolar
  • Görseller
  • Sesler
  • Alıntılar
  • Diğer

Adnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
Harun YahyaAdnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
ESERLER
KitaplarMakalelerVideolarGörsellerSeslerAlıntılarDiğer
KONULAR
VatikanSosyalizmAydınlanma çağıFransız DevrimiDönmeSabetayistJakobenizmMasonik MedyaSiyasi SiyonizmJön Türkİttihat ve TerakkiAbdülhamitAnti-NaziDünya Siyonist ÖrgütüNuremberg KanunlarıMussolini1. Dünya savaşıAdolf EichmannGoyimRothschild HanedanıThink-TankCFRRockefellerSoğuk SavaşStalinEkim DevrimiSovyetler BirliğiBilderbergVietnamAIPACLobiFuarGüneydoğuYunanistanYeni Dünya DüzeniKızıldenizJeopolitikGaziVergiGümrük2023AntilopBoğaAvrasya İslam ŞuarasıNobel Barış ödülüHastaneSosyal Güvenlik KurumuAli BabacanTurgut ÖzalSuikastGaffar OkkanMuhsin YazıcıoğluRosette NebulaAstronomiGül
Harun Yahya © 2025
Harun Yahya © 2025
  1. Videolar
  2. Sakın Unutmayın

Sakın Unutmayın

Harun Yahya
49610
26 Ekim, 2017
HD Belgeseller
Kuran Ahlakı ve Derin Düşünmek

A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500

 

SAKIN UNUTMAYIN

 

Okul taksidi, iş randevusu, temizlik firmasıyla anlaşma, ihale belgelerinin tamamlanması, mobilya taksidi, telefon faturası, elektrik faturası, mimara projedeki değişikliğin hatırlatılması, sigorta polisinin son günü, vergi ödemesi, alışveriş. Sakın unutmayın!

Gün boyunca bunu kesinlikle unutmamam gerek dediğiniz ne kadar çok konu var. Bunları unutmamak için notlar tutuyor, çeşitli önlemler alıyorsunuz. Bazı işlerinizi unutma ihtimalini düşünmek dahi istemiyorsunuz. Peki bu saydıklarımızda kıyaslanmayacak kadar önemli konuları unutmuş olduğunuzu söylesek ne yapardınız?

Günün birinde dünyaya gözlerinizi açtınız. Önce okul yılları, sonra yetişkinlik dönemi. İşiniz, aileniz ve dostlarınız oldu. Belki eviniz, arabanız, çocuklarınız ve tabii ki sorumluluklarınız.

Peki bunların üzerinde düşünürken aslında çok daha önemli olan daha temel sorular üzerinde düşünüyor musunuz? Ne için yaşıyorum? Hayatım nereye doğru gidiyor? Beni yaratan Allah'ı ne kadar tanıyorum? Ona karşı sorumluluklarımı yerine getiriyor muyum? Ve dahası bu soruları ve cevaplarını hep aklınızda tutuyor musunuz? İnsan unutkandır. İradesini kullanmazsa asıl dikkat vermesi gereken bu önemli konulardan uzaklaşır. Elbette burada kastettiğiniz günlük hayatta başınıza gelen sıradan bir unutma değildir. İnsanın gerçekleri fark etmesine rağmen düşünmemesi, dikkatini verememesi ya da göz ardı etmesi sonucu ortaya çıkan umursamazlıktır.

Şimdi hep birlikte insanların unutabildiği bu önemli konular nelermiş bunları görelim.

İnsanın unutabildiği en önemli konu her şeyin bir yaratıcısının olduğu ve ona karşı sorumlu olduğudur. Allah Kuran'da bu sorumluluğu şöyle bildirir:

“Ben cinleri ve insanları yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattım." (Zariyat Suresi, 56)

Evet, insanın en önemli sorumluluğu Allah'a gereği gibi ibadet etmektir. İnsanların birçoğu unutarak bu gerçekten kaçabildiğini zanneder. Oysa unutmak insanı sorumluluktan uzaklaştırmaz.

İnsan er ya da geç ölümü tadacak, yapayalnız Rabbimizin huzuruna çıkarak hesap verecek ve bunun sonucunda sonsuza kadar ya cennette ya da cehennemde yaşayacaktır.

 

SAKIN UNUTMAYIN! TEK İLAH ALLAH'TIR

 

Tüm kainatta kusursuz bir düzen vardır. Her birinin içinde yaklaşık 300 milyar yıldız bulunan 300 milyar galaksi kusursuz bir denge içerisindedir. Bu düzeni Allah yaratmıştır ve her an korumaktadır. Allah üzerinde yaşadığımız dünyamızı da yaşam için en elverişli koşullarla yaratmıştır.

Dünyanın güneşe uzaklığı, atmosferdeki oksijen oranı, yerçekimi kuvvetinin değeri ve daha yüzlerce hassas dengeyi canlıların yaşayabilmesi için Allah belirlemiş ve düzenlemiştir. Allah bu gerçeği bir Kuran ayetinde şöyle bildirir:

“Allah geceyi gündüze bağlayıp katar, gündüzü de geceye bağlayıp katar. Güneşi ve ayı emre amade kılmıştır. Her biri adı konulmuş bir süreye kadar akıp gitmektedir. İşte bunları yaratıp düzene koyan Allah sizin Rabbinizdir. Mülk O'nundur. O'ndan başka taptıklarınız ise bir çekirdeğin incecik zarına bile malik olamazlar.” (Fatır Suresi, 13)

YERYÜZÜNDEKİ HER VARLIK ALLAH'A MUHTAÇTIR 

 

Yaşantınızda önemli veya güç zahibi gibi gördüğünüz, gözünüzde büyüttüğünüz hiçbir insanın gerçekte kendisine ait en ufak bir gücü yoktur. Bu durumda bir insandan Allah'tan korkar gibi korkmak, çekinmek veya onu Allah'ı sever gibi sevmek büyük bir günah olan şirktir.

“İnsanlar içinde Allah'tan başkasını eş ve ortak tutanlar vardır ki onlar bunları Allah'ı sever gibi severler. İman edenlerin ise Allah'a olan sevgileri daha güçlüdür. O zulmedenler, azaba uğrayacakları zaman muhakkak bütün kuvvetin tümüyle Allah'ın olduğunu ve Allah'ın vereceği azabın gerçekten şiddetli olduğunu bir bilselerdi.” (Bakara Suresi, 165)

Bu gerçeği kavrayan insan Allah'tan başka kendisinden korkulacak hiçbir varlık olmadığını anlar. Ondan başka sakınılacak, muhtaç olunacak, boyun eğilmeyecek hiç kimsenin olmadığını da bilir. Allah'ın rızasını kazanmaya çalışır. Allah her insana çok yakındır ve her şeyi sarıp kuşatmıştır. Siz bu filmi seyrederken Allah sizinle birliktedir. Sizi görmekte ve aklınızdan geçenleri bilmektedir. Allah kendisinden hiçbir şeyin saklanamayacağını Kuran'da şöyle bildirir:

“Senin içinde olduğun herhangi bir durum, onun hakkında Kuran'dan okuduğun herhangi bir şey ve sizin işlediğiniz herhangi bir iş yoktur ki ona iyice daldığınızda biz sizin üzerinizde şahitler durmuş olmayalım. Yerde ve gökte zerre ağırlığınca hiçbir şey Rabbinden saklı kalmaz. Bunun daha küçüğü de daha büyüğü de yoktur ki apaçık bir kitapta kayıtlı olmasın.” (Yunus Suresi, 61)

SAKIN UNUTMAYIN! YOL GÖSTERİCİNİZ KURAN'DIR

 

Bundan 1400 yıl önceydi. Arap Yarımadası'nda sapkın bir din anlayışı hakimdi. Araplar geleneklerine körü körüne bağlıydı. Örneğin bir kız çocuk dünyaya geldiğinde kendilerine bir bela isabet ettiğini düşünürlerdi. Onu aşağılanmayı göze alarak büyütürlerdi. Daha geçerli olan uygulama ise kız çocuğunu diri diri kuma gömerek öldürmekti. Bu sapkın anlayış Kuran'da şöyle bildirilir:

“Onlardan birine kız çocuk müjdelendiği zaman içi öfkeyle taşarak yüzü simsiyah kesilir. Kendisine verilen müjdenin kötülüğünden dolayı topluluktan gizlenir, onu aşağılanarak tutacak mı yoksa toprağa gömecek mi? Bak, verdikleri hüküm ne kötüdür!” (Nahl Suresi, 58-59)

Böylesine cahil fikir ve uygulamaların yaşandığı bir dönemde Allah Kuran-ı Kerim'i indirdi. Kuran'ın insanlara yol gösterici bir kitap olduğunu da bir Kuran ayetinde şu şekilde açıkladı:

“Elif-Lam-Ra. Bu bir kitaptır ki Rabbinin izniyle insanları karanlıklardan nura, o güçlü ve övgüye layık olanın yoluna çıkartman için sana indirdik.” (İbrahim suresi, 1)

Kuran'da bildirilen gerçekleri öğrenip uygulayan Araplar kısa sürede dünyanın en ileri medeniyetini kurdular.

Bu medeniyetin temeli ise Allah'ın kitabı olan Kuran-ı Kerim'di. Kuran-ı Kerim geçmişte olduğu gibi şu anda ve gelecekte de insanlara doğru yolu gösteren, tahrife uğramamış yegane ilahi kitaptır. İnsanlar için Allah'tan bir öğüt, şifa ve rahmettir.

“Biz kitabı sana her şeyin açıklayıcısı, Müslümanlara bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik.” (Nahl Suresi, 89)

Bu önemli gerçeği kavrayabilen müminler Kuran'ın her ayetini derin derin düşünerek tüm hayatlarını ona uygun olarak yaşarlar. Cevabını aradıkları her sorunun karşılığını Kuran'da bulurlar. Allah Kuran'ın bu özelliğini bir ayette şöyle bildirir:

“Andolsun biz onlara bir kitap getirdik. İman edecek bir topluluğa bir hidayet ve bir rahmet olmak üzere bir bilgiye dayanarak onu çeşitli biçimlerde açıkladık.” (Araf Suresi, 52)

Her insan Kuran'ın hükümlerini uygulamakla yükümlüdür. İnsanlar, dünya hayatında yaptıklarından sorulacakları gün bu hükümlere uyup uymadıklarına göre hesap vereceklerdir.

“Şu halde sana vahyedilene sımsıkı tutun. Çünkü sen dosdoğru bir yol üzerindesin ve şüphesiz Kuran senin ve kavmin için gerçekten bir zikirdir. Siz ondan sorulacaksınız.” (Zuhruf Suresi, 43-44)

Unutmayın ki Kuran'a göre yaşamak insanı dünyada mutluluğa, ahirette ise kurtuluşa götürecek yegane yoldur.

 

SAKIN UNUTMAYIN! YAŞADIĞINIZ HER AN KADERİNİZDEDİR

 

Kader, Allah'ın geçmiş ve gelecekteki tüm olayları zamansızlık boyutunda dilemesi ve yaratmasıdır. Allah yaşanmış ve yaşanacak bütün olaylar zincirini an an tüm detaylarıyla yaratmıştır. Onun katında her şeyin başı, sonu, sonsuzluk şeridindeki yeri bellidir. Her şey olup bitmiştir. Bu nedenle insanların kader üzerinde değişiklik yapmaya güç ve imkanları yoktur. Bunu şöyle bir örnekle açıklayalım:

Kaderi anlamak için bir video kaset örneği üzerinde düşünebiliriz. Bu filmin içindeki tüm sahneler her birinin ne kadar süreceği filmin başı ve sonu bellidir. Filmde yer alan bir oyuncunun kasetin dışına çıkıp ona müdahale etmesi elbette mümkün değildir. Kendi bulunduğu kasette silmeler, eklemeler, değişiklikler yapması imkansızdır. Dolayısıyla toplumda kimi zaman kullanılan kaderi yenme, kaderin akışını değiştirme gibi ifadeler de bu örnekteki gibi saçmadır.

Bir insan günlerce komada kalabilir. Yeniden yaşama dönmesi imkansız gibi görünebilir. Fakat aynı insanın beklenenin aksine tekrar eski sağlığına kavuşması onun kaderini yendiği ya da doktorların onun kaderini değiştirdiği anlamına gelmez. Yalnızca o kişinin kaderinde kendisi için belirlenmiş süreyi doldurmadığını gösterir. Bu da aynı kaderin bir parçasından başka bir şey değildir. Her şey gibi bu da Allah katında yazılıp tespit edilmiştir.

“Ömür sürene ömür verilmesi ve onun ömründen kısaltılması da mutlaka bir kitapta yazılıdır. Gerçekten bu Allah'a göre kolaydır." (Fatır Suresi, 11)

Kader gerçeğine iman etmiş olanlar, Allah'ın sonsuz aklıyla takdir ettiği kadere gönülden teslim olarak yaşarlar.

“De ki, Allah'ın bizim için yazdıkları dışında bize kesinlikle hiçbir şey isabet etmez. O bizim Mevlamızdır ve müminler yalnızca Allah'a tevekkül etmelidirler.” (Tevbe Suresi, 51)

Unutmayın, her şey Allah'ın kontrolündedir ve istese de istemese de her şey O'na boyun eğmiştir.

 

SAKIN UNUTMAYIN, DÜNYA GEÇİCİ BİR İMTİHAN YERİDİR  

 

Allah dünya üzerindeki her şeyi bir amaç üzerine yaratmıştır. Elbette insanların da yeryüzünde bulunmasının bir amacı vardır. Allah bu amacı Kuran'da şöyle bildirir:

“Allah, davranış ve eylem bakımından hanginizin daha iyi ve güzel olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstün ve güçlü olandır, çok bağışlayandır.” (Mülk Suresi, 2)

İnsan bedeni de dahil olmak üzere sahip olduğu her şeyi dünyada bırakıp ahirete gidecektir. Toprağa konan bedeni çürüyüp gidecek, dünyada anlamsız bir hırsla sahiplendiği, evi veya arabası çürüyecek ama kendisi yapayalnız, tıpkı diğer bütün insanlar gibi sorguya çekilmek üzere Allah'ın huzuruna çıkacaktır. Bu açık gerçeğe rağmen insanların büyük bir kısmı günlük işlerine dalarak ölümü ve ahireti unuturlar, bütün hayatlarının bu dünyadaki yaşam olduğunu zannederler. Allah Kuran'da bazı insanların bu yanılgısını şöyle açıklar.

“Dediler ki: Bütün olup biten bu dünya hayatımızdan başkası değildir. Ölürüz ve diriliriz. Bizi kesintisi olmayan zamandan başkası yıkıma uğratmıyor. Oysa onların bununla ilgili hiçbir bilgileri yoktur, yalnızca zannediyorlar.” (Câsiye Suresi, 24)

Allah insanlara korumaları gereken sınırları, hoşnut olacağı davranışları ve razı olmayacağı her şeyi Kuran'da açıkça bildirmiştir. Buna göre insan dünyada gösterdiği tavırlarla ebedi hayatında ceza görecek veya mükafata kavuşacaktır. Bu durumda yaşadığımız her saniye bizleri ya cennete ya da cehenneme yaklaştırmaktadır. Çevrenizde gördüğünüz bütün insanlar, arkadaşlarınız, akrabalarınız, daha önce yaşamış milyarlarca insan gibi mutlaka öleceklerdir. Bu kaçınılmaz gerçeği unutmak, insanın düşebileceği en büyük gaflettir. Oysa ölümü uzaklaştırmaya asla güç yetiremeyecek olan insan, bilemeyeceği bir zamanda ve yerde ve herhangi bir nedenle mutlaka ölecektir.

Ölümle kişinin asıl ve sonsuz hayatı başlar. Bu hayat, dünyadaki hayatını nasıl geçirdiğine göre şekillenen ve asla değiştirilemeyecek olan bir yaşamdır. Ölüm, hayatını Allah'ın rızasına uygun olarak değerlendirenler için mutluluk ve kurtuluşa açılır. Allah'tan yüz çevirmiş olanlar için ise kesin bir yıkım ve felaketin başlangıcıdır.

Öyleyse siz ölüm anına ulaşmadan evvel gücünüzün yettiğinin en fazlasıyla ahiretiniz için çaba göstermeyi unutmayın. Her yeni günü son gününüzmüş gibi yaşayın. Çünkü o gün bugün olabilir.

 

TEVBE ETMEYİ UNUTMAYIN

 

İnsan hata yapan bir varlıktır. Unutabilir, yanılabilir, yanlış kararlar verebilir. Ama dünya hayatında yapılan her hatanın bir telafisi vardır. Samimi olarak tövbe etmek. Kuran ayetleri incelendiğinde müminlerin hata yapan ama anında tövbe ederek bağışlanma dileyen insanlar oldukları görülür. Allah'tan içi titreyerek korku duyan mümin her an, her tavrın en güzeline ulaşmak için çabalar.

Bu filmi izleyene kadar bahsettiğimiz gerçekleri düşünmemiş olabilirsiniz. Ya da bütün ömrünüze Allah'ın razı olmayacağı bir şekilde geçirmiş olabilirsiniz. Ama bir anda samimi ve kesin tövbe ederseniz Allah'ın bağışlayacağını, tövbenizi kabul etmesini umabilirsiniz. Allah Kuran'da bu gerçeği şöyle bildirir:

“Allah'ın kabulünü üzerine aldığı tevbe ancak cehalet nedeniyle kötülük yapanların, sonra hemencecik tövbe edenlerinkidir. İşte Allah böylelerinin tevbelerini kabul eder. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibi olandır. Tevbe ne kötülükleri yapıp edip de, onlardan birine ölüm çatınca ben şimdi gerçekten tevbe ettim diyenler ne de kâfir olarak ölenler için değil. Böyleleri için acı bir azap hazırlamışızdır.” (Nisa suresi, 17-18)

Siz de yaptığınız hata her ne olursa olsun Allah'tan af dilemeyi sakın unutmayın. Kuşkusuz bu Allah'a gerçekten iman edenlerin dışındakilere ağır gelir. Ama şunu unutmayın ki o insanlar cehenneme boyun bükmüş kişiler olarak yüzükoyun sürüklenerek gireceklerdir. Onlar orada Rabbimizden yoksundurlar. Allah onlarla konuşmaz ve onları arındırmaz.

“Ancak tevbe eden, iman eden ve salih amellerde bulunup davranan başka. İşte onların günahlarını Allah iyiliklere çevirir. Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir. Kim tevbe eder ve salih amellerde bulunursa, gerçekten o tevbesi kabul edilmiş olarak Allah'a döner.” (Furkan Suresi, 70-71)

SONUÇ

 

Allah, dünya hayatında insanlara öğüt alabilecekleri kadar bir süre tanır ve bu süre içerisinde onlara türlü yollardan hatırlatmalar yapar. Özellikle insanın günlük yaşamı içinde karşılaştığı pek çok olay aslında Allah'tan birer hatırlatmadır. Örneğin her gün çevremizdeki pek çok ölüm olayını duymamız, bunlara şahit olmamız Allah'tan gelen birer hatırlatmadır. Allah bu olaylarla bize ölümle her an karşılaşabileceğimizi hatırlatır.

İster kendisine hatırlatılanları hatırda tutup Allah'a kulluk etsin, isterse tüm öğütleri unutup bir yana atsın, istisnasız herkes Rabbimize hesap vereceği güne doğru hızla ilerlemektedir. Asla unutmayan ve yanılmayan Allah tüm insanları huzurunda toplayacak ve sorgulayacaktır. Öyleyse siz de karşınıza çıkan her hatırlatmanın Allah'tan son bir uyarı, son bir fırsat olabileceğini unutmayın. Haşr Suresi 19. ayetinde Allah şöyle buyurmaktadır:

“Kendileri Allah'ı unutmuş, böylece O da onlara kendi nefislerini unutturmuş olanlar gibi olmayın. İşte onlar fasık olanların ta kendileridir.” (Haşr suresi, 19)

Eğer sonsuz bir azapla karşılaşmak istemiyorsanız tek kurtuluşunuzun bir an önce tövbe edip Allah'a kulluk etmek olduğunu sakın aklınızdan çıkarmayın.

 

PAYLAŞ
logo
logo
logo
logo
logo
İNDİRMELER
mp3
mp4
mp4
zip
zip
youtube
Allah İnancı
Allah'ın yaratması
Aylin Kocaman
Dünya
Kader
Kuran Ahlakı
Unutma
kesin bilgiyle iman
Öfke