"Kuran Mucizeleri 3" belgeselinden.
Sebe Halkı ve Arim Seli
Sebe halkı, Güney Arabistan'da yaşamış olan dört büyük uygarlıktan biriydi. Sebeliler o döneme göre oldukça ileri bir teknoloji kullanarak Mağrip Barajı'nı kurmuşlardı ve böylece büyük bir sulama kapasitesine sahip oldular. Bu da onlara bol ürün ve zenginlik kazandırdı. Ancak Sebe halkı tüm bunlar nedeniyle Allah'a şükredecekleri yerde ona yüz çevirdiler. Üstelik kendilerine yapılan uyarı ve hatırlatmaları da dinlemediler. Bu kötü ahlakları nedeniyle Allah katından bir azabı hak ettiler. Milattan sonra 542 yılında barajları yıkıldı ve Arim seli bütün topraklarını yerle bir etti. Sebe halkının yüzlerce seneden beri işletmekte olduğu bağları, bahçeleri ve tarım alanları tamamen yok oldu. Kuran'da Sebe devletine gönderilen sel felaketi şöyle tarif edilir:
“Andolsun Sebe halkının oturduğu yerlerde de bir ayet vardır. Evleri sağdan ve soldan iki bahçeliydi. Onlara demiştik ki: Rabbinizin rızkından yiyin ve ona şükredin. Güzel bir şehir ve bağışlayan bir Rabbiniz var. Ancak onlar yüz çevirdiler. Böylece biz de onlara Arim Selin'i gönderdik. Ve onların iki bahçesini buruk yemişli, acı ılgınlı ve içinde az bir şey de sedir ağacı olan iki bahçeye dönüştürdük. Böylelikle nankörlük etmeleri dolayısıyla onları cezalandırdık. Biz, nimete nankörlük edenden başkasını cezalandırır mıyız?” (Sebe Suresi, 15-17)
Kuran'da bildirilen bu gerçek arkeolojik bulgulara da tamamen uymaktadır. Kuran'da Sebe kavmine gönderilen azapta Seylel Arim yani Arim Seli olarak bahsedilmektedir. Kuran'da geçen bu ifade aynı zamanda bu selin meydana geliş şeklini göstermektedir. Zira Arim kelimesinin anlamı baraj ya da settir. Seylel Arim kelimesi de setin yıkılması sonucunda meydana gelen bir seli anlatmaktadır. Kutsal Kitap Doğruyu Söyledi kitabının yazarı Hristiyan arkeolog Werner Keller'da Arim Seli'nin Kuran'da bildirildiği gibi gerçekleştiğini kabul ederek şöyle yazar:
“Böyle bir barajın olması ve yıkılarak şehri tamamen harap etmesi, Kuran'daki bahçe sahipleriyle ilgili verilen örneğin gerçekten de meydana geldiğini kanıtlıyor. Kuran-ı Kerim'in indirildiği dönemde bilinmeyen bu gerçekler, bugünün arkeolojik çalışmalarıyla ortaya çıkmıştır. Bu da Kuran'ın bir başka mucizesidir.