HARUN YAHYA
logo
HARUN YAHYA

  • Tüm Eserler
  • Kitaplar
  • Makaleler
  • Videolar
  • Görseller
  • Sesler
  • Alıntılar
  • Diğer

Adnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
Harun YahyaAdnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
Harun Yahya © 2025
  1. Videolar
  2. Yaşam ve Sağlık - 52. Bölüm - Prof. Dr. Metin Tulgar

Yaşam ve Sağlık - 52. Bölüm - Prof. Dr. Metin Tulgar

Harun Yahya
39585
17 Ocak, 2015
Yaşam ve Sağlık
İman Hakikatleri ve Yaratılış Mucizesi

Yaşam ve Sağlık – 52. Bölüm – Prof. Dr. Metin Tulgar

 

OKTAR BABUNA: İyi akşamlar sayın izleyiciler. Bir Yaşam ve Sağlık programında daha birlikteyiz, Dolunay Hanım ile birlikte sunduğumuz. Bugün çok değerli bir konuğumuz var Prof. Dr. Metin Tulgar. Hoş geldiniz efendim.

 

METİN TULGAR: Hoş bulduk efendim.

 

OKTAR BABUNA: 2002 yılında Uluslararası Bilim Adamı seçildiniz. Nerden? İngiltere  Cambridge’de bulunan Uluslararası Biyografi Merkezi tarafından beyin pilleri konusunda uzmansınız. Bugün beyin pillerinden bahsedeceğiz sizinle. Nöral stimülasyondan. Bu kona hatta yeni buluşlarınız var daha önce olmayan, onlardan bahsedeceğiz. Nasılsınız?

 

METİN TULGAR: Teşekkür ederim sağolun sizleri sormalı. Öncelikle teşekkür ediyorum böyle bir programa davet edip söz hakkı verdiğiniz için.

 

DOLUNAY HANIM: Sizin beyin nörolojik sistem biyofizik alanlarında bir çok çalışmalarınız yayınlarınız var. Ve son dönemlerde de zaten Tulgar İmplant olarak bilinen beyin pili buluşunuz bilim çevrelerinde de çok önemli bir değer buluyor. Öncelikle tabii bizim için ve izleyicilerimiz için de beyin pili nedir? Beyin pilinin klasik bildiğimiz pilden farkı nedir? Bunlardan belki bahsedebiliriz.

 

METİN TULGAR: Şimdi beyin tıp dilindeki adıyla nöroimplant. Cerrahi girişim sonrasında sinir uyarımı yapan bir klinik araç. O zaman nörostimülasyonu da tanımlamamız gerekiyor. Nörostimülasyon nedir? Hastalık veya travmaya bağlı olarak fonksiyonunu kısmen yitirmiş olan sinirleri yapay pluslarla depolarize ederek tekrar işlevsel hale getirmeye çalışıyoruz. Buna nörostimülasyon diyoruz. Tabii burada dikkat edilecek husus; kullanılan pluslar rastgele şeyler değil. Bunların insan nörofizyolojisiyle uyumlu nitelikte olması gerekiyor. Bunlar aksi halde hastaya fayda yerine zarar verebilir. Şimdi stimülatör diye ben bakıyorum , piyasada Hong Kong’dan, Bangkok’tan oradan buradan gelen transküteri şeyler var cilt üzerinden uygulanan cihazlar var. Neyliği belirsiz. Doktorlar da maalesef yanıltıyorlar. Hastaya fayda yerine zarar verir. Mesela ağrı kontrolü amaçlı kullanıldığında, işte plus genişliğinin 500 mikro saniyeyi aşmaması gerekiyor. Aştığı zaman C lifleri cevap vermeye başlıyor, bunlar da ağrı taşınmasından sorumlu olan lifler. Ağrıyı gidereceğim diye hastaya ekstradan ağrı yüklenmiş olabiliyor. Bunlara dikkat etmek lazım.

 

OKTAR BABUNA: Hangi hastalıklarda nörostimülatör kullanılıyor beyin pilleri?

 

METİN TULGAR: Çeşitli hastalıklarda kullanılabiliyor. Stipakor stimülasyonu veya son zamanlarda onun yerine artık periferik sinir stimülasyonu gündeme gelmeye başladı. Bu ağrı kontrolünde kullanılıyor. Mesela periferik sinir stimülasyonu özellikle fantom ağrılarda, bu hayali uzuv ağrıları dediğimiz, hani mayınlara basan ayağını bacağını kaybetmiş hastalarda yıllar sonra bazen, bazen hemen ilk ortopedik müdahalelerden sonra, operasyon sonrasında ağrılar başlayabiliyor. Bazen de mesela ben İngiltere’deyken 15 yıl sonra fantom ağrıdan şikayetçi hasta, 15 yıl sonra başlamış. Bunlarda biliyorsunuz nevraljik ilaçlar da çok faydalı değil. Yapılabilecek tek şey periferik sinir stimülasyonu veya stipakor stimülasyonu yapılması gerekiyor. Bir başka alan vagal sinir stimülasyonu epilepsiyle mücadele konusunda.

 

OKTAR BABUNA: Sara hastalığında, evet.

 

METİN TULGAR: Sara hastalığında evet. Sara hastaları biliyorsunuz düşüp düşüp bayılıyorlar. Nerede nasıl düşeceği belli değil çok ciddi bir hastalık. Olur olmaz bir yerde trafiğin ortasında düşse veya betonun üzerine düşse bu sefer beyin cerrahisine acil vakıa olarak gidiyor. Epilepsiyi de ikinci planda bırakan bir problem üretilmiş oluyor. Ciddi bir hastalık. Bunlarda uygulanıyor. Şimdi bu VNS dediğimiz kısaca vagal stimülasyon alzheimer hastalarında da son yıllarda gündeme gelmeye başladı. Henüz standardize olmadı ama gündeme geldi ve pilot çalışmalar yapılıyor. Bir başka açılım yine VNS ile ilgili çok önemli bir açılım. Çok yakında gündeme gelecek. Kardiyolojiyle alakalı bir yağı var. Bunda da hayvan çalışmaları devam ediyor, son aşamaya geldi. İnşaAllah yakında insanda uygulamalar başlayacak diye tahmin ediyorum.

 

OKTAR BABUNA: Hangi kalp hastalıklarında?

 

METİN TULGAR: Şimdi, genç grup hastalarda özellikle bu sigara içen genç grup. Mesela 40-50 yaşlarında birinci MI’yı geçiriyor, kalp krizini geçirdi. Bunların ikinci MI’da ex olma ihtimali çok büyük. Bu hastalar ölüme aday hastalar. Bunlar da eğer birinci MI’dan sonra yapılan hayvan modeli oluşturularak yapılan çalışmalarda görülmüş ki ikinci MI’dan sonra eğer VNS uygulaması yapılırsa bunlar ikinci MI’yı geçirmiyorlar.

 

OKTAR BABUNA: Mekanizması nasıldır, yani nasıl oluyor?

 

METİN TULGAR: Kardiyolojide ne yapıyor; stabilize ediyor, kardiyak aktiviteyi stabilize ediyor. Biliyorsunuz vagal sinir parasempatik sinir, çok da becerikli bir sinir. Allah onu öyle bir yaratmış ki mükemmel. Yukarıdan iniyor, aşağıda bir çok yere iniyor, mideye gidiyor, pankreasa gidiyor oraya buraya, kalbe de gidiyor. Kalpte de ne yapıyor; Kalbin ritmini stabilize ediyor. Çünkü yaşlı grup hastalar bu MI’dan sonra tolore edebiliyorlar. 70 yaşında zaten ritim düşmüş, onlar yine tolore ediyor ama genç grupta birdenbire vakıa olunca bunların ikinci MI’da atlatma şansları çok zayıf. Bunlarda endikasyon var. Bir başka alan; diyafram pacemaker perenik sinir stimüle ettiğimiz bilateral olarak yaptığımız sağlı sollu. Bununla da diyafram kası pace ediliyor. Solunum problemi yaşayan hastalar, ki buna ALS hastaları da dahil biliyorsunuz Türkiye’de de çok büyük popülasyondur ALS hastaları, maalesef bu insanlar mobilize olamıyorlar. Makineye bağlı, kocaman bir makine hastanedeyse eğer, ondan sonra da bipap denilen cihazlar yapıldı kocaman bir şeyi beraberinde taşımak zorunda. Bunlara da frenik sinir stimülasyonu çok milimize küçük bir şeyle implante ediliyor ve diyaframı pace ederek soluk almaları sağlanabiliyor.

 

OKTAR BABUNA: Çünkü kendi kendilerine soluk alamıyorlar. Dışarıdan müdahaleyle.

 

METİN TULGAR: Beynin diyafram kası üzerindeki, zaten bu çeşit kas hastalığı. Kontrolden çıkıyor beyin. Bunu biz beyne o dilini öğretiyoruz, tekrar diyafram kasını frenik siniri takılarak VAS’ı takılarak yapma imkanı var.

 

Bir başka alan derin beyin stimülasyonu. Parkinson hastalarında distoni dediğimiz, yamularak yürüyen hastalar var ya onlarda çok güzel sonuçlar alınıyor. Türkiye’de de yapılıyor harika sonuçlar alınıyor. Elini kullanamayan bir hasta, çay-kahve içemiyor, yazı yazamıyor. Derin beyin stimülatörünü 10 durumuna geçirdiği zaman kontrol kendinde çok rahat elini kullanabiliyor, o titremeler bitiyor.

 

Bir başka alan koklear implant, bununla da işitme nöronları stimüle ediliyor, bu da bir çeşit beyin pili. Burada da işitme nöronları stimüle edilerek yeni doğan çocuklarda binde 2 ile 7 arasında ağır işitme kaybıyla doğan çocuklar var, bunlara işitme yetisini kazandırmak mümkün koklear implantlarla bütün bu çalışmalar mümkün.

 

OKTAR BABUNA: MaşaAllah. Tabii Allah mükemmel yaratmış, bir doğal sistem var. Hatta beyinden bir anda saniyede 1 katrilyon sinyal çıkıyor, bütün vücudu ahenk içinde yönetmesi, aldığı sinyalleri değerlendirmesi, analiz etmesi Allah’ın muhteşem bir yaratılış sanatı. Tabii hastalığı da özel yaratmış Allah ama bir de çaresini de yaratmış, maşaAllah.

 

METİN TULGAR: İnsanoğlu da çalışmış gayret göstermiş, değil mi? Ben, inanın nörosaynsla tanıştıktan sonra, mühendis kökenliyim ama sonra NÖROSAYNS’da doktora yapınca inancım yüzde yüz oldu. Yüzde yüz hiç şüphem yok. Bu kadar mükemmel bir şey varsa, organizasyon varsa mutlaka bir organizatör var. Şu masayı yapan varsa o zaman bir marangoz var. O zaman bu kadar genetikler, DNA’lar programlanmış ta Levh-i Mahfuz’dan beri demek ki var bunun bir sahibi, değil mi? Tabii bir sahibi var.

 

OKTAR BABUNA: Tabii, insan aklı ona göre, yani bir yerde bir tasarım gördüğünde mesela bir plajda kumun üzerinde çizilmiş bir A harfi görsek mutlaka biri çizmiştir onu. O rüzgarla, dalgayla olmaz. Bir tek harf bile. Şimdi DNA’ya bakıyoruz 3.1 milyar harf son derece anlamlı özel bilgiler kod içinde kod var artı. Şu an hala araştırılıyor hala hangi bilgi var diye. Tabii ki yaratıcısı var çok açık, tesadüfen olmayacağı belli.

 

METİN TULGAR: Ben bu arada şunu ifade edeyim; 2010’da biz İstanbul’da Dünya Beyin Pilleri Kongresi yaptık Prof. Giancarlo Barolat, benim de postdoc hocam Amerika’dan. Sağolsun bizi kırmadı, “ne demek hemen geliyorum” dedi geldi. İlk gün bir basın toplantısı yaptık. Gazeteciler şöyle bir soru sordular; “Bu nöroimplantlar nedir, stimülasyon, nöroimplantasyon nedir bunlar?” Dedi ki; “Son yüzyılda tıpta iki tane önemli gelişme olmuştur. Birisi genetik alanındaki gelişme” hakikaten çok hızla ilerliyor, muazzam çalışmalar var, “bir de bu nörostimülayon dediğimiz şey. Bizi dahi hayretlere düşüren sonuçlarla karşılaşıyoruz” dedi. Çeşitli uygulama alanları var. Allah demek ki bunun da çaresini ortaya koymuş. Araştırınca gayret gösterenlere veriyor.

 

OKTAR BABUNA: Tabii maşaAllah. Görüyoruz Parkinson hastası, hakikaten bir çok şeyi yapamayacak duruma getiriyor Allah. Tabii o da özel yaratılmış onun da bir hayrı var inşaAllah. Fakat bir nöralstimülasyon yapıldığı zaman tamamen normale yakın bir düzeye geliyor, tabii bu çok büyük bir mucize. Dolayısıyla tabii çok güzel bir çalışma alanınız var bir de kendi katkılarınız var. Birazdan ondan da bahsedeceğiz. Sizin tabii uzmanlık alanınız olan konular var. İsterseniz ondan bahsedelim. Hangi konularda özellikle sizin bu tekniğiniz kullanılıyor? Hangi hastalıklar daha etkili?

 

METİN TULGAR: Teknolojiden bahsedecek olursak; beyin pilleri halihazırda hala da öyle, Amerika Birleşik Devletleri’nde üretiliyor ve başta ABD olmak üzere Kanada, Batı Avrupa ülkelerinde, Japonya’da gelişmiş ülkelerde kullanılıyor. Türkiye’de de kullanılıyor ama yeterli miktarda kullanılmıyor. Maalesef aday hasta olmasına rağmen az miktarda uygulama yapılıyor. Bunun da çeşitli nedenleri var tabii ki. Şimdi ilk implantlar radyo frekans iletişim sistemine göre yapıldı, işte spinal kord stimülasyonu. 1965’te dispany diyot kontrol diye meşhur bir teori, çok önemli bir teori modern aura teroisi de diyebiliriz.

 

OKTAR BABUNA: Onu kısaca anlatır mısınız? Konunuzla bağlantılı çünkü.

 

METİN TULGAR: İşin aslı esası şu; omuriliğin dorsal kısımları, omuriliğin arka taraflarında özel bazı hücreler var T hücreleri dediğimiz hücreler. Bunlar periferiden gelen aktiviteyi kontrol ediyorlar. Kontrol edilen, işte C liflerinden gelen aktivite bir de A beta lifleri dediğimiz kalın miyelin lifler var. A beta lifleri hızla iletiyor, C lifleri de yavaş iletiyor, miyelinli olmadıkları için miyelinsiz lifler bunlar. Bunlar omuriliğin arkasına bu T hücrelerinin yoğun olarak paketlendiği yere geldikleri zaman T hücreleri üzerine etki oluşturuyorlar. Ve orada bir bilek güreşi oluyor. Eğer, A beta lifleri kapıyı kapatmaya meyilli, C liflerinden gelen aktivite de o kapıdan geçip beyine ulaşmaya meraklı. Bunların üzerinde bir mücadele oluyor ama A beta lifleri selektif olarak stibile edilirse, ki bugün klinikte yapılan şey bu. İster cilt üstünden stimülasyon, ister cilt altından stimülasyonda biz selektif olarak A beta liflerini stimile ederek ağrıyı kontrol edebiliyoruz. Bunlar çünkü hızla ileten lifler, kapıya daha çabuk geliyor ve hızla kapıyı kapatıyor, C liflerinden gelen aktivite geçemiyor. Kapı ya bloke oluyor kapanıyor, ağrı beyne ulaşamıyor. Kapatamasa bile kapıyı aralık hale getiriyor. Yani ağrı puanı 70-80 olan hastayı ağrı puanını 20-30’ya düşürüyorsanız o mutlu. Diyor ki; “ben buna razıyım daha evvel nelerle karşılaştık” diyor. Böyle. 1965’te bu teori ortaya konuldu. 2 sene sonra uygulama yapıldı. Spinal kord stimülasyonu kontrolü amacıyla.Doktorlar ve meslektaşları ve anestezik bir grup bunlar çok başarılı ameliyat yaptılar. Aref sistemi kullanarak radyo frekans iletişimle beyin pilinin ilk uygulamasını yaptılar ve çok da başarılı oldu. Şimdi yıllar sonra ben bu işlere başladığım zaman, ben 35 yıldır beyin piliyle yatan beyin piliyle kalkan bir insanım. Teknik anlamda teknik kökenli bir nörosentistim. Bu işlere başladığım zaman literatüre baktım, acaba neler yapılabilir diye. Önce cilt üzerinden bir stimülatör yaptık trans teknik dediğimiz stimülatörleri yaptık. Ondan sonra beyin pili üzerine çalışmalarım başladı. Asıl çalışmalarım profesyonel olarak İngiltere’de başladı. Prof. Jhon Mays benim süpervizörümdü. O da şimdi emekli oldu yaşlı bir değerli hocamız. Bu çalışmaları yaptık ve beyin pilleri üzerine Tulgar İmplant diye yeni bir implant çalıştırdım. Gerçi bu ismi verdiğim için bana kızanlar falan oldu ama, işte “niye böyle Avrupai isim takmıyorsun” hani fasmus falan diyorlar ya, buna da Tulgar deme de George veya Jack desen hoşlarına gidecek. Ben de Tulgar dedim ne yapalım, o kadar yıllarımızı vermişiz o kadarcık da bir şeyimiz olsun. Neyse. Şimdi Tulgar İmplantın diğerlerinden ayıran özelliği şu; Tulgar İmplantın 3 tane özelliği var. Birisi bir defa küçük, emsallerine göre yüzde 80 boyutça küçük. Milimize ettik sistemi. İsteseniz burada bir numune var gösterebilirim. Böyle bu Amerikalının yaptığı en küçük implant, nöroimplant dediğimiz beyin pili. Şimdi ben ilk versiyonda, uygulaması yapılan sistemde bunu küçülttüm şöyle. Bu tamamıyla pasif bir sistem. Şu klavikula kemiğin hemen altına konuyor. Ve çıkışta da şöyle bir elektrotumuz var. Bu elektrot benim kendi dizaynım olan bir elektrot. Bununla vagal sinirin etrafına epilepsi hastasıysa eğer buraya monte ediliyor, bu elektrot sarılıyor, etrafında bir iki tur atılıyor. Bunu yaptık, bu milimize olmuş bir sistem. İkinci özelliği; ömürlük beyin pili, dışarıdan şarj edilebiliyor. İlk versiyonu bunun sebi implant, yarı implant. Yarısı içeride yarısı dışarıda. İçeriye bunu koyuyoruz dışarıda da böyle parmak ucu kadar minik aktivatör var idi, üzerine koyarak 24 saat çalışıyor, hastanın bir şey yapmasına gerek yok. Haftada bir şarj ediliyordu. Geliyor yarım saatte hastanın şarjı yapılıyor. Daha sonra biz bunu yaptık başarılı olduk, bir çok epilepsi hastasında başarıyla kullanıldı. Amerikan implantlarına göre 5 kat daha başarılı oldu. Neden 5 kat başarılı oldu? İşte bilimsel nedenleri var. 3 tane özelliğimiz var, birincisi milimize olması, ikincisi ömürlük beyin pili olması, aslında ömür boyu kullanabiliyor ihtiyacı olduğu kadar. Mesela ağrı hastalarında genellikle öyle oluyor, ağrıyı ömür boyu kontrol etmek gerekebiliyor. Üçüncü ve en önemli özelliği bence vücudun kendi dilinde stimülasyon yapıyor. Vücudun bir dili var, Allah’ın bize bahşetmiş olduğu bir dil var nedir bu dil; kalp ritmi var, solunum frekansı var, metabolik hız var. Gece uyuduğu zaman metabolik hız düşüyor. O zaman tedavi programının da yavaşlaması gerekiyor. Ben de bununla uyumlu bir stimülasyon programı geliştirdim. HBP dediğimiz …………………dedim. Bunu yaptığımız zaman ne oluyor? Biz şimdi yeni bir sistem geliştirdik. Yeni sistemde tamamıyla implantımız dışarıdan şarj edilebilen bir sistem. O da küçük. Diğeriyle kıyasladığımız zaman, hakikaten yan yana koyduğumuz zaman yüzde 80 boyutça küçük. Hala da küçük. Bunu yaptığımız zaman ne oluyor? Vücudun diliyle uyumlu bir stimülasyon oluyor, rastgele bir şey değil. Yani hasta gelmiş şikayeti var, ‘gel sana biraz elektrik vereyim meseleyi halledeyim’ böyle bir şey yok. Vücudun bir dili var, vücudun nörofizyolojisi yapılması lazım. Fizyolojik olarak önceki çalışmalarla belirlenmiş parametreler var. Mesela kalp ritmi biliyorsunuz hastanın yaşına göre, cinsiyetine göre değişiyor. Bayanda ayrı, erkekte ayrı, işte yaşına göre ayrı. Bunları dikkate alarak yine solunum frekansları da benzer yaşa ve cinsiyete bağlı olarak değişebiliyor. Bunları dikkate aldım ve 7 tane program standardize ettim. Bu 7 tane program, mesela çocuksa 12 yaşına kadar olan çocuklara A programı. 13-19 yaş arası bir program. 19-49 yaş arası, 50-70 yaş arası, 70 yaştan yukarısı diye. Gece de uyuduğu zaman bu parametreler yavaşlıyor, stimülasyonun da, tedavinin de yavaşlaması lazım. A programındayken daha yavaş olan bir alt programa geçiyor, B otomatik olarak. Hastanın hiçbir şey yapmasına gerek yok. Arayüz programından uygulayıcı doktor, nörolojist gerekli şeyleri girince, bu aynı zamanda arşiv niteliğinde. İşte hastanın adı-soyadı, bilgileri girdiği zaman program otomatik olarak onun için en uygun, en optimal seçeneğe gidiyor. Diyelim A’yı seçti A olarak devam ediyor. Ama gece uyuduğu zaman program yavaşlıyor. Ondesens denilen bir sensörümüz var bizim geliştirdiğimiz dizaynda, sensör algılıyor ve gereğini yapıyor. Biz bu frekansları, plusları falan ne doktora veriyoruz ne hastaya veriyoruz. Hiç gerek yok. Bu yıllar süren tecrübeler neticesinde netleşmiş olan bazı bilgiler var. Onların doğrultusunda 7 tane programı hastanın durumuna göre sunmuş oluyoruz. Bu şekilde yapılıyor.

 

DOLUNAY HANIM: Aslında önemli bir şey söylediniz, mesela burada pilin yaş için de herhangi bir sınırı neredeyse olmamış oluyor.

 

METİN TULGAR: Gerçekten açıklanması gereken bir nokta bu. Yabancı implantlarda büyüklüğünden dolayı cerrahide zorluk var. Büyük bir şeyi vücuda koymakla küçük bir şeyi koymak arasında büyük bir fark var, sizin işinizi de kolaylaştırıyor. Şimdi bunu koyduktan sonra tabii çalışacak ama Amerikan implantlarında, özellikle ben onları kötüleme anlamında söylemiyorum, herkesin çalışmalarına saygımız var, biz de bu çorbaya tuzunu biberini koymaya çalışıyoruz kendi çapımızda. 12 yaştan küçüklere pek izin verilmiyor ama bazen çaktırmadan 7-8 yaşlarına falan yapılıyor. Tulgar İmplant ise küçüldüğü için bebeklerde dahi uygulanabilecek hale geldi, 36 ayı doldurmuş olmak şartıyla. Çünkü çocuk nörologlarının tavsiyesi doğrultusunda, biz beyinde korteksin gelişimini tamamlaması için 36 ayı bekleyin diyorlar. Biz de tabii onların bilimseldir, işin uzmanı onlardır onu dikkate alarak uygulamalar yapılıyor. 36 ayı doldurmuş bebeklere dahi yapılıyor. Nitekim 5-6 yaşında çocuklara yapıldı. Okula gidemeyen çocuklar vardı okula başladılar. İşe giremeyen delikanlılar onlara yaptık işe girdiler çalıştılar, çok şükür başarılı oldu elhamdülillah.

 

OKTAR BABUNA: Hangi hastalıklarda ne kadar iyileşme sağlıyor?  Hastaların yüzde kaçında bir düzelme görüyorsunuz? Ne kadarının beklenin altında oluyor bu gelişme? Hastalığa ve hastaya göre değişir ama.

 

METİN TULGAR: Biliyorsunuz tıpta iki kere iki dört değil yani hiçbir şeyin garantisi yok. İlaç verirsiniz, bazı hastalara iyi gelir, bazı hastalara gelmiyor işte yapacak bir şey yok. İsteriz ki hepsine iyi gelsin ama bazen de sonuç alınamayabiliyor. Biz ağırlıklı olarak epilepsi hastalarında uygulama yaptık. 105 epilepsi hastası yaptık ve bunu yayınladık uluslararası saygın bir dergide. Bizim hastaların yüzde 56’sında nöbet epileptik nöbetler durdu.

 

OKTAR BABUNA: Saranın da çeşitleri var. Vücudun bir kısmını kapsayan saralar veya vücudun bütün genelini içine alan. Hangi tip sara hastalarında daha ziyade uyguluyorsunuz?

 

METİN TULGAR: Dragrezistent olmak şartıyla, refrakter epilepsi dediğimiz dirençli epilepsi. İlaç her türlü epilepside uygulanabilir. Epilepsi hastasında MR’a bakılır bir de EG’ye bakılır bunlar klasik kriterler. MR’a bakıyorsun tertemiz bir fotoğraf pırıl pırıl, organik bir problem yok. Ama hasta klinik bir tablo olarak hasta düşüyor düşüyor bayılıyor yani problem var. EG’ye bakıldığı zaman biyoelektrik noksanlığından, biyoelektrik düzensizliğinden bahsediliyor. İşte bizim aradığımız şey bu. Epileptik hastalarda endikasyon, birincisi bir defa MR’ı temiz olacak. Tümör varsa tümör alınacak. O hastaya kalkıp beyin pili koymak o hastaya uygun olmaz. MR temiz, EG’de problem varsa bunlar bizim aradığımız hasta. Ve bunlara uygulama yapıldığında hakikaten sonuç alınabiliyor. Yüzde 56 bir düzelme oranı var. İthal malı implantlarda yüzde 10. Ben söylemiyorum, kendi web sayfalarında rapor ettikleri bir şey. Nöbetleri sıfırlananlar yüzde 10. Hatta Amerika’da sigorta şirketleri özel olduğu için buna da artık itirazlar başladı. “Nedir bu dünya kadar paramızı alıyorsunuz, ortada sonuç yok.” Yüzde 30’da sıfır sonuç. Yani 100 tane hastaya yapılıyorsa 30 tanesinde hiçbir etkisi görülmemiş. Sadece yüzde 10’unda da tam başarı var. Bizde 105 hastadan yüzde 12 cevap alamadık, yüzde 56’da tam cevap aldık.

 

OKTAR BABUNA: Peki sizce neden kaynaklanıyor bu fark?

 

METİN TULGAR: Bence bu fark; vücudun kendi lisanını kullandığımız için. Vücudun kendi nörofizyolojisine uygun tarzda stimülasyon yaptığımız için ondan kaynaklandığı görüşündeyim. Pepperde 2012’de yayınladım, buna da hayatımın pepperi diyebilirim. Nöroloji terapi ilk sayısı çıktı……..yayınlandı bir çok da atıf aldı. Burada tabii nöroaktif sinyallerinin vücuda uyumluluğu önemli bir şey, üzerinde durulması gereken bir husus. Ben bunu yıllardır dillendiriyordum. İşte en son peppere döktük. Ama şimdi İngilizler, Fransızlar, Almanlar falan yeni yeni başladılar. ‘vücut diliyle stimülasyon yapılsa iyi olur’ falan demeye başladılar. Bu bizim yıllardır dillendirdiğimiz bir şey.

 

Birde VNS ile ilgili konudan bahsetmek istiyorum. Nedenleri ne, neden başarılı oluyor bu beyin pili dediğimiz şey uygulaması VNS’de? Vagal stimülasyon. Biliyorsunuz epileptik nöbette zaman zaman elektriksel deşarjlar oluyor beyin hücrelerinde. Bunlar neden kaynaklanıyor? Biyoelektrik düzensizliğinden, yetersizliğinden kaynaklanıyor. Biz de ne yapıyoruz; vagus sinirini bir kablo gibi kullanarak, beyin o konuda işlevselliğini yitirmiş ama buraya beyin pili dediğimiz bir şey koyuyoruz. Bu vagus sinirini kullanarak aşağıdan yukarı doğru eksik olan biyoelektriği gönderiyor ve biyopotansiyelleri stabilize haline getiriyor. Ve epileptik nöbetler oluşmadan bloke etmeye çalışıyoruz. İkinci önemli husus, yine literatürden edindiğimiz bilgileri paylaşıyorum sizinle. PET en mükemmel görüntüleme tekniklerinden birisi biliyorsunuz, kanıta dayalı tıp diyoruz ya bununla kanıtlandı. Kanlanmayı arttırıyor beyinde. Ben soruyorum mesela bilgilendirirken hastayı, “sigara içiyor musun kardeşim” kimisi diyor, “ben sigarayı asla bırakamam.” “O zaman kusura bakma sana beyin pili yok.” Niye? Çünkü sigara kanlanmayı azaltıyor. Biz arabanın gazına basarken sen frenine basarsan ne olur, o araba yol alamaz. Bundan feragat etmeleri gerekiyor. Onu kabul edenlere uygulanması daha uygun olur. Kanlanmayı arttırıyor elde ettiğimiz veri bu. Bir başkası seratonin seviyesi, biliyorsunuz bu nörotransmitterden bir tanesi, seratonin seviyesini arttırdığı görüldü. Tabii bu kaliteli biyokimyasal çalışmalarla kanıtlandı ki seratonin seviyesini artırıyor. Zaten ondan sonra depresyonda kullanılması gündeme geldi beyin pillerinin. Ben daha önce bundan bahsetmedim, depresyondan da kullanılıyor. Şimdi, ben hastaya bakarım, ben hekim değilim mühendis kökenli nörosentistim ama hastaya bakarım. Yok Amerikalı şunu söylemiş, yok birisi makale yazmış falan yok. Hasta yalan söylemez. Eninde sonunda geçici plasebo dediğimiz psikolojik etkenlerle bir şey oluyor ama o da çok uzun sürmez. Neticede hasta doğruyu söyler. Gelir hekimin karşısına, “bu bana iyi geldi” der yahut da “gelmedi” der. Bu seratonin seviyesini arttırmasından dolay, seratonin de biliyorsunuz mutlulukla alakalı.  Ne kadar seratonin fazlaysa  vücutta o kadar mutlu insan. Dolayısıyla depresyonda kullanılması gündeme geldi. Majör depresyon deniyor. Genelde çok ağır depresiflerde kullanılmıyor ama. Bize bir hasta Sinop’tan gelmişti, orta yaşta bir hanım, oğlu çok başarılı fen lisesinde okuyor. ‘İlla tıp fakültesine gireceğim, dereceye gireceğim’ diye iddialı konuşan bir çocuk. İntihar söylemleri başlamış, hasta depresif, durduğu yerde duramıyor, “ben intihar edeceğim” diyor. Neticede çocuk da dershaneyi bırakmış okulu bırakmış. “Annem intihar edecek ben niye okuyacağım boş ver” demeye başlamış. Aile sıkıntı içinde. Dedim ki; “bakın literatürden edindiğim bilgilere göre sizinki majör depresyon. Çok ağır bir vakıa var ortada, size uygulanması pek doğru olmayabilir.” Garantisi yok, zaten hiçbir hastaya ben, “hocam garanti verir misin” diyenlere “garanti yok.” Ben kim oluyorum garanti vereceğim? Sana garantiyi Allah-u Teala verir, şifa Allah’tan biz vesileyiz. Bir şey yapmışız işte uyguluyoruz besmeleyle, değil mi? Olursa olur ne yapacaksın. “Yok hocam ben bunu istiyorum” dedi. Babası da “illa yapalım” dedi. Bir sürü ilaçlar kullanmış, intihar söylemleri falan. Yaptık o hastaya maşaAllah tamamdır. O kurtuldu yıllar oldu. Şimdi İstanbul’a da geldiğinde hala ziyarete gelir.

 

DOLUNAY HANIM: Farklı hastalıklardan bahsettik ama bunların hepsinde aynı yere mi uygulama yapıyorsunuz, yoksa dediğiniz vagal sinirin arka tarafı dediniz. Farklı hastalar mesela depresyon olsun, alzheimer, epilepside farklı yerlere nasıl uygulama yapılıyor?

 

METİN TULGAR: hastalığın türüne göre uygulama şekilleri değişebiliyor, tedavi programı da değişiyor. Çünkü depresif hastaya uygulanan tedaviyle epileptik hastaya uygulanan aynı VNS uygulanıyor, vagal stimülasyon olarak uygulanıyor ama aynı elektrot, tedavi programı farklı. Yerleşimi de farklı olabiliyor. Epilepside vagal stimülasyonda şu kemiğin altına konuluyor, elektrot cilt altından gidiyor, vagal sinirin etrafına konuyor. Ama bu derin beyin stimülasyonu gerekiyorsa eğer Parkinson hastasında talamik stimülasyon yapılıyor, stereotaksik uygulanıyor, uzun bir ameliyat 10 saat çok zahmetli. Bu vagal stimilasyon 1,5 saat en fazla. Bilen cerraha o kadar da sürmez. 1,5 saatlik bir operasyonla iş tamamlanmış oluyor. Periferik sinir stimülasyonunda perifide nerede problem varsa onun etrafına elektrotumuzu aynı elektrot sarılıyor. Tedavi programı farklı, orada sensör duyusal lifleri stimüle ettiğimiz için orada hasta parestezi dediğimiz tatlı bir karıncalanma şeklinde hissediyor stimülasyonu. Ama vagal stimülasyonda hiç bir şey hissetmiyor. Çünkü parasempatik sinir motor sinir olduğu için buradaki stimülasyonu hissetmiyor. Ama o görevini yapıyor, işte 1 dakika, 10, 3 dakika beklemeler şeklinde programlar görevini yapıyor, hasta bir şey hissetmiyor.

 

DOLUNAY HANIM: Hoca peki şarj ederken dışarıdan bir şey mi yaklaştırıyorsunuz nasıl bir şarj etme sistemi var?

 

METİN TULGAR: İlk versiyonda p versiyonu kullandık. Semi yarı implantıydı, onda parmak ucu kadar bir aktivatörümüz var. O aktivatör haftada bir, 10 günde bir dışarıdan şarj edilebiliyordu. Çok kolay, ona portatif bir şarj aleti veriyorduk takıyor, onu  da üzerinde mıknatıslıydı o, aktiviteyle bağlayınca yarım saat içerisinde en fazla şarjını gerçekleştiriyordu. Şimdi bunu yaptım ben, ‘bunun niye yarısı içeride niye yarısı dışarıda?’ Dedim, “ne olmuş, zararı var mı, kime ne zararı var?” Yarısı da dışarıda osun, şuraya bir şey bandajlanır. Önemli olan hastanın mutluluğu değil mi? Bu görevini yapıyor. Hatta hiç unutmam, bir yerde konferans verirken beyin cerrahı arkadaş dedi ki; “bu olmaz, hasta denize giremez” dedi. Dışarıda olduğu için hastanın denize giremeyeceğini söyledi. Dedim; “bir epilepsi hastasının her şeyi tamam da denizi mi noksan.” Girer niye giremesin koyar kenara bir yere, mayosunu giyer yanında da birisi olması lazım. Çünkü o her zaman düşebilir. Amerikan implantı da konulsa yine yanında onun birisinin bulunması lazım. Çok büyük riske edersin o hastayı. Gelir tekrar duşunu alır, aktivatörünü koyar yoluna devam eder. Böyle yorumlar yapıldı. Ben de bunları duyduktan sonra bu yeni versiyonu onun için yaptım. Ben yoluma devam ediyorum, madem ki böyle eleştiriler oluyor, bunun full implant bu, tamamıyla vücudun içinde, dışarıdan şarj edilebileni yapacağım. Onun da ömürlük olanını yaptık, bu da ömürlük beyin pili yeni versiyon, dışarıda hiçbir şey yok. Bir arayüz programı var, bilgisayarda doktor onu programlıyor, teknik ekip de yardımcı oluyor, programlıyor çalışıyor.

 

Sizin sorduğunuz soruya gelince, onun da dışarıdan şarj edilmesi gerekiyor. 6 ayda bir hasta hastaneye gelecek. Bir bilgisayara bağlı şarj ünitemiz var, teknik ekip onun da şarjını yapacak hastayı gönderecek. 6 ayda bir bu olayımız olacak.

 

OKTAR BABUNA: Ağrı konusunda yüzde kaç başarı elde ediyorsunuz?

 

METİN TULGAR: Ağrı konusunda çok önemli bir uygulama, özellikle fantom ağrılarda maalesef ilaçların çok fazla aktif rolü yok. Bir bayan vardı tiren kazası geçirmiş öğretmen hanım orta yaşlarda. Çok büyük bir problem, gece-gündüz iki taşın arasında 24 saat nonstop ağrı biliyorsunuz. İlaçla çaresi de yok, aile de perişan, annesi ablası perişan. Onlara mesela spinal kord stimülasyonuyla yardımcı olmaya çalıştık rahatladı. Ağrıda da çok etkin kullanımı var.

 

OKTAR BABUNA: Başka hangi tip ağrılarda kullanılıyor?

 

METİN TULGAR: Bel ağrısı, omuz ağrısı her türlü ağrıda kullanılabilir, baş ağrılarında, migren ağrılarında kullanılabilir periferik sinir stimülatörü. Oksipital çeşitli uygulama alanları var. Prof Giancarlo Barolat çok güzel uyguluyor, çok başarılı, yılda 200 implantasyon yapıyor.

 

Dolunay hanım: Peki bu pili kullanması sakıncalı olacak birisi var mıdır? Kullanmaması gerekebilecek birisi veya yan etki oluşma ihtimali herhangi bri şey olabilir mi?

 

METİN TULGAR: Tabii herkese uygulanmıyor. Her epilepsi hastasına beyin pili uygulanır diye bir şey yok. Kriterler var, o kriterlere uyuyorsa, onu da koyacak olan nöroloji hekimi. Nöroloji hekimi diyecek ki; “bu hasta dirençli epilepsidir, buna beyin pili düşünülebilir” demesi lazım. Bu hastaların sayısı da yüzde 10. Ben inanıyorum ki Türkiye’de 50 bin dirençli epilepsi hastası var çeşitli farklı yaşlarda. Bunun 50 bin hasta için beyin pili olması olmazsa olmazı. Vagal stimülasyon gerekiyor ama bu çeşitli nedenlerle az sayıda uygulanıyor. Tahminen yılda 100 civarında vakıa yapılıyor. Aslında çok fazla yapılması lazım. Japonya bunun farkına vardı. En son Londra’da katıldığım 2011’deki dünya kongresinde tartışıldı. Japonlar, Japonya’nın nüfusu bizimle aşağı yukarı aynıdır. Dolayısıyla orada da 50 bin hasta var. Dediler ki, “biz bu epileptik popülasyonu 20 sene gibi planlamayla bunu elimine edeceğiz. Ne yapacağız? O zaman bizim yılda kaç tane yapılması lazım, 2500 tane beyin pili, vagal stimülatörü kullanılması lazım.” Amerikan implantlarını kullanıyorlar ve Japon hükümeti de bu paraları ödüyor tıkır tıkır yapılıyor. Türkiye’de de 50 bin hasta var. Şunu söyleyeyim; antiepileptik ilaçlar pahalı ilaçlar. İki yıllık epileptik ilaç masrafıyla bir hastaya beyin pili takılır ve o yükten kurtulur. Hastaların en azından yarısı ilaçlardan da kurtulur. İlaçların olumsuz yan etkirlinden de kurtuluyor. Yani her hastaya yok, bekli kriterler var. Yan etkisi olabilir mi dediniz, hiçbir yan etkisi yok. İlaçlar gibi değil.İlaçların epilepside çok ciddi yan etkileri var. Bağımlılık yapıyor, dozaj arttırılıyor vs.

 

DOLUNAY HANIM: Hatta saydığımız bütün hastalıklarda, depresyon ilaçları, alzheimer ilaçlarında yan etkiler var.

 

METİN TULGAR: hasta alıyor, epileptik hastalarda, depresyonda uyurgezer gibi dolaşıyor. Ağır ilaçları alıyor günde 4-5 çeşit, ondan sonra bakıyorsun uyurgezer gibi dolaşıyor. Yaşam kalitesi düşüyor.

 

DOLUNAY HANIM: Bu bir kere uygulanıp ömürlük bir şekilde hakikaten uygun hastalarsa ciddi anlamda sonuç verebilecek bir yöntem.

 

METİN TULGAR: Biz birinci uygulamamızda 105 epilepsi hastasında bunlardan yüzde 56’sında nöbetler sıfırlandı. Nöbetler sıfırlandıktan sonra, hastalar izleniyor nörolojik hekimi tarafından, ve diyor ki hastaya, “tam senin problemin çözüldü, ilaçlardan da kurtuldun ama bu seni malın”, küçük aktivatör, “götür bunu evde be çekmeceye koy hatıra olarak sakla. İleride başladı mı bu seni malın koy buraya çalıştır. Biz de sana teknik olarak ne gerekiyorsa yardımcı olalım” diyoruz. Şimdi yenisinde de biz bunu dışarıdan kontrol edebiliyoruz. Yani ola ki hasta kullandı memnun oldu, nöbetler sıfırlandı, iki yıllık periyoda bir izlenmesi gerekiyor emin olmak için. Ondan sonra biz bunu bilgisayardan kapatıveririz, durur. Bu artık vücudun bir parçası gibi bir şey, herhangi bir protez gibi. Bir sorun yok, çeride hazır bekliyor. İleride başladı mı tekrar aktive ederiz çalışır.

 

DOLUNAY HANIM: Çok çok iyi tabii, biyolojik olarak da vücutla uyumlu, herhangi bir sorun da çıkartmıyor.

 

METİN TULGAR: Biyouyumlu materyaller var tabii, onların kullanılması gerekiyor. C belgelendirme yapılması gerekiyor. Sağlık Bakanlığı’mızı da tebrik ediyorum, bu konuda çok duyarlılar. Bu tıbbi cihazlara çok güzel standardizasyon getirdiler. “İlla ki C belgesi alacaksın” diyor. Tabii masraflı işler, zaman gerekiyor, emek gerekiyor “bunları almadan sen bunu kullanamazsın” diyor. Çok da yerinde bir şey bence bu yaklaşım, öyle de olması gerekiyor çünkü insan hayatı neticede. Yanlış olursa olmaz.

 

OKTAR BABUNA: Güzel bir şeyi tarif ettiniz. Hem boyu küçülmüş olarak, hem de fiyat olarak daha ucuz hem de daha etkili, maşaAllah. İnşaAllah daha da yaygınlaşır, devletimiz de bu konuda yardımcı olur. Hastalarımıza da şifaya vesile olur. Hakikaten ağır hastalıklar söylediğiniz hastalıklar. Bir de diyorsunuz zaten ilaca cevap vermeyen hastalıklarda son çare olarak yapılıyor. Yüzde 50 de başarı sağlıyorsa hakikaten her iki kişiden biri iyileşiyor demektir bu. Güzel bir şey. Bir de iyileşmiyorsa da zaten ekstra bir zararı yok değil mi?

 

METİN TULGAR: Yapacak hiçbir şey yok. İyileşmedi mi kapatırız onu dursun orada. Bitti. Tekrar onu çıkartmaya falan da gerek yok, o da bir ameliyattır neticede. İsterse çıkarttırır ayrı bir şey.

 

OKTAR BABUNA: Büyük bir ameliyat değil neticede. Ama önemli olan zarar olmaması. Zararı olan bir şey tabii riskli olur. Yoksa zararı yoktur.

 

DOLUNAY HANIM: Rakipleriyle kıyaslandığında her yönden avantajlı. 2-5 yılmış bildiğim kadarıyla diğer rakip olabilecek piller, kullanıldığında mutlaka değişmesi ya da yenilenmesi, böyle bir şeyin sürekli bir ameliyatı yapılması var ya da bir kerede çözülmesi var.

 

OKTAR BABUNA: Var mı ekleyeceğiniz başka bir şey?

 

METİN TULGAR: Müsaadenizle son olarak şunu söylemek istiyorum, milletime şu mesajı vermek istiyorum -ben inşaAllah Aylin hanımın Yaşamdan Portreler  programında da dillendireceğim-. Tıbbi teknik planlarını konuştuk. Şunu söyleyeyim; beyin pillerinde Türkiye dünyanın yıldızıdır. Bu benim başarım değil bu Türkiye’nin başarısıdır, ben böyle değerlendiriyorum. Hani ‘marka marka’ diyorlar ya, işte ‘biz marka üretelim’ falan. Al sana marka işte. ‘Türk otomobili yok mu?’ Otomobil ne olacak otomobili herkes yapıyor. Sağlıkta en ileri teknoloji; beyin pili yaptı Türkiye beyin pili. Biraz destek, biraz desteğe ihtiyacım var. Biraz destek verilirse eğer Türkiye bu beyin pillerinde tartışmasız dünyada bir numara olur. Ben de elimden geleni yaparım, inşaallah. Ülkemize hizmet etmek bize nasip olur, daha ileri boyutta inşaAllah. 

 

OKTAR BABUNA: Allah razı olsun, tabii neticede insanların şifasına vesile olacak bir şey. Bir lüks değil bu, çok büyük ihtiyaç tabii. Onu hastalara sormak lazım. Ağır hastalıklar, o hastalıkla imtihan olanlar daha iyi bilirler. Böyle bir durumda faydalı olacak şey çok önemli hayati, büyük sevap tabii aynı zamanda. Allah, “bir kişini kurtulmasına vesile olan bütün insanların kurtulmasına vesile olmuştur” diyor.

 

METİN TULGAR: Hastaların duaları benim en mühim kazancım o. Mesela genç kız okula gidemiyordu, dışarıya çıkamıyordu. Şimdi gelmiş 15 yaşına telefon açıyor, “hocam bayramın kutlu olsun” dediği zaman günü haberi o benim için. O kadar mutlu oluyorum ki. Ne güzel, yeter.

 

OKTAR BABUNA: Peki çok teşekkür ediyoruz.

 

DOLUNAY HANIM: ben şunu söylemek istiyorum izleyicilerimize. Hocamız Elektrik Yüksek Mühendisi. Aynı zamanda Nörolojik Bilimler Yüksek Mühendislik, Biyofizik alanlarında çok fazla çalışmaları var. Araştırırlarsa kendisiyle ilgili yurt içinde ve yurt dışında çok önemli yayınları bulacaklardır. Aynı zamanda bu buluşun da sahibi Tulgar İmplantın, vesilesi diyelim. Aynı zamanda da Uluslararası Nöroteknoloji Merkezi’nin kurucusu Sayın Prof. Dr. Metin Tulgar. Katıldığınız için çok teşekkür ediyoruz.

 

METİN TULGAR: Ben teşekkür ediyorum bana bu fırsatı verdiğiniz için. Milletimizi bilgilendirmiş olduk inşaAllah.

 

OKTAR BABUNA: Çok güzel bir program oldu, çok güzel anlattınız. Allah razı olsun çalışmalarınızda inşaAllah daha büyük başarılar nasip etsin Allah.

 

Bir Yaşam ve Sağlık programının daha sonuna geldik. Çok değerli bir konuğumuz vardı Prof. Dr. Metin Tulgar beyefendi. Diğer programda yine buluşmak üzere herkese hayırlı akşamlar diliyoruz.

 

http://a9.com.tr/izle/196769/Yasam-ve-Saglik/Yasam-ve-Saglik---52-Bolum---Prof-Dr-Metin-Tulgar

PAYLAŞ
logo
logo
logo
logo
logo
İNDİRMELER
mp3
mp4
youtube
Bedenimizdeki Ayetler
Beyin
Doktor
Hastalık
Hastane
Nöral stimülasyon
Prof. Dr. Metin Tulgar
Sağlık
Sağlık Bakanlığı
Sağlık Köşesi
Tulgar implant
VNS
Yaşam ve Sağlık
aura teroisi
beyin pilleri
epilepsi hastalığı
sara hastalığı
yaşam