HARUN YAHYA
logo
HARUN YAHYA

  • Tüm Eserler
  • Kitaplar
  • Makaleler
  • Videolar
  • Görseller
  • Sesler
  • Alıntılar
  • Diğer

Adnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
Harun YahyaAdnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
Harun Yahya © 2025
  1. Videolar
  2. Yaşam ve Sağlık - 58. Bölüm - Prof. Dr. Nejat Güney, Ortopedi ve Travm...

Yaşam ve Sağlık - 58. Bölüm - Prof. Dr. Nejat Güney, Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı

Harun Yahya
55743
27 Şubat, 2015
Yaşam ve Sağlık
İman Hakikatleri ve Yaratılış Mucizesi

Yaşam ve Sağlık – 58. Bölüm – Prof. Dr. Nejat Güney, Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı

 

PINAR AKKAŞ: A9 TV ekranlarından merhaba değerli izleyenlerimiz. Dr. Oktar Babuna ile hazırladığımız programımızda bu hafta çok değerli bir konuğumuz bizlerle birlikte. Ortopedi ve Travmatoloji uzmanı Prof. Dr. Nejat Güney Hocamız bizlerle. Hoş geldiniz Hocam programımıza.

 

NEJAT GÜNEY: Merhaba.

 

PINAR AKKAŞ: hem kalça hem de diz ameliyatları herhalde binlerce yaptınız değil mi Hocam?

 

NEJAT GÜNEY: Diz ameliyatı 4 bin civarında, kalça da herhalde 3500 civarında ama diz daha fazla.

 

OKTAR BABUNA: İsterseniz kalçayla başlayalım. Vücudun ağırlığını taşıyan çok önemli bir eklem ve tabii bu kadar ağırlık taşıdığı için hareketli de bir eklem. Çok yıpranmaya maruz kalabiliyor. Bir insanda ne tip şikayetlerle rahatsızlık ortaya çıkıyor, ne tip rahatsızlıklar? Hangi aşamada ameliyat yapılıyor? Bir de önce kalça ekleminin yapısından kısaca bilgi verirseniz izleyenlerimize.

 

NEJAT GÜNEY: Kalça, yeni doğan bebekten başlayan bir hastalık serüveni var. yeni doğan bebekte de öyle, kalça çıkığı diyorlar herkes bunu biliyor. Özellikle yurdumuzda Karadeniz bölgesinde çok sık rastlanan bir hadise bu. Kalça çıkığı dediğimiz şey kalça eklemindeki gelişim geriliği. Bu ne demek? Gelişim geriliği şu; kalça eklemi oldukça sağlam bir eklemdir bütün vücudun ağırlığını taşıyan bir eklem. Kemiksel destek vardır orada. Bir yuva vardır, onun karşısında bir baş vardır ve bu şekilde çalışır. Gelişim geriliği olduğu zaman şöyle oluyor; yuvanın gelişiminde kusur oluyor, yuva tam oluşamıyor. Yani bu uyluk kemiğinin başını tam kavramıyor. Böyle olduğu zaman ya anne karnında çıkmış oluyor veyahut doğduktan sonra çıkabiliyor. Şimdi anne karnında çıkmış olanlar tabii daha sıkıntılı. Ama doğduktan sonra çıkanlar daha kolay tedavi edilebiliyorlar. Şimdi burada ne yapmak lazım? Çok basit. Artık bugün yurdumuzda yapılıyor. Bebek doğar doğmaz muhakkak bir çocuk ortopedisiyle uğraşan doktor varsa ona, eğer yoksa bir ortopediste çocuğun kalçasını muayene ettirmek lazım. Doğar doğmaz çok basit iki dakikalık bir muayene bu. Özellikle ailesinde kalça gelişim geriliği veya kalça çıkığı problemi yaşayanlarda bunun çok çok dikkatli ve muhakkak yapılması lazım. Bu yeterli değil. Bir ay sonra, çocuğa e ufak bir zarar olmayan bir tanı yöntemi var, ultrasonografi. Bu ultrasonla baktığımız zaman kalçanın gelişimine ait bütün bulguları görme şansımız var. Peki böyle bir durum varsa ne yapacaksınız? Ona göre hemen tedbir alacağız yani uyluk kemiğini bu yuvanın içerisine yerleştirecek bir pozisyona getirmemiz lazım bacağı. O da nedir? Çocuğun bacağının açık durması. Çünkü zaten fizyolojik pozisyonu biliyorsunuz çocuk açık duruyor. Biz eskiden ne yapıyorduk, çocukların bacakları güzel olsun diye kundaklıyorduk değil mi? Kundakladığınız zaman çıkmaya eğilimi olan bir kalçayı yerinden siz çıkartıyorsunuz. Halbuki kundak kesinlikle yapılmayacak. Her toplantıda vurguladığımız şu; kundak kesinlikle yapmayın. Hala yapılıyor olabilir ama azalmıştır. Yapacağımız şu; ne kadar çocuğun bacakları ayrık kalırsa kalça çıkığı oluşma ihtimali o kadar azalıyor. Siz bunu bu şekilde yaparsanız. Bezi bağlarken iki tane bağlayın çocuk bacağını bitiştiremesin açık kalsın bacakları, bütün söylediğimiz bu. Bunu yaptığınız takdirde kalça çıkığı oluşma ihtimali azalıyor. Diyelim ki siz bir sürü şey yaptınız ama yine istediğiniz gibi yuva gelişmedi sıkıntı var. İşte o zaman çeşitli yuva oluşturma ameliyatları giriyor işin içine. Ne kadar erken tanı konursa, ne kadar erken müdahale edilirse o kadar iyi sonuç alınıyor, bunu da unutmayalım.

 

PINAR AKKAŞ: Peki, bu ameliyatlar yapılması gerekiyor teşhis kondu. Çocuğun belli bir yaşa ya da aya yani bir limit şeyi var mıdır? Doğumsal bir rahatsızlığı var ve ameliyat yapılması gerekiyor hemen yapılabiliyor mu?

 

NEJAT GÜNEY: Kalça problemiyle ilgili ilk aylarda ameliyata gerek yok. Çeşitli yöntemler var, o bacağı istediğimiz şekilde tutacak, uyluk kemiğini o yuvanın içerisine yerleştirecek, o şekilde tutacak, dolayısıyla çocuğun gelişmesi sürecinde bu yuvanın iyi gelişmesini sağlayacak yöntemler var. siz bu yöntemleri uyguladınız veya uygulamadınız bir bakıyorsunuz 1 yaşında, 1,5 yaşında çocuğun kalçasında problem var o zaman ameliyat yapılabilir. Yani 1-2 aylık çocuğa kalça ameliyatı yapılmıyor. Böyle bir şeye gerek yok.

 

OKTAR BABUNA: Kalça yıpranmaya maruz bir eklem ileri yaşlarda da. Kökeni ne oluyor? Genetik yatkınlık mı yoksa hareketsizlik mi?

 

NEJAT GÜNEY: Bugün bu kalçadaki yıpranmanın sebebini bilmiyoruz. Mesela deniyor ki kilolu hastalarda daha çok gözüküyor. Öyle hasta var ki 150 kilo hiçbir şey yok, öbür tarafta 50 kiloluk bir hastada bakıyorsunuz kireçlenme kıkırdak sorunu başlamış. Biz bugün için bilmiyoruz ama bir genetik geçiş var. ailesinde kalçayla ilgili problem yaşayanlarda yüzde 100 olmamakla beraber büyük bir çoğunluğunun ailesinde böyle bir problem olduğunu görüyoruz. Genetik faktör muhakkak ki var. çocukluk çağında kalçasında gelişim geriliği yahut kalça çıkığı yaşayan tedavi olmuş veya olmamış gençlerde kalça problemiyle karşılaşma olasılığı çok yüksek. Ben iki tane ameliyat oldum tedavi oldum diyor 30 yaşına kadar hiçbir şikayetim yoktu ama benim kalçamda ağrı başladı. Biz röntgen çekip baktığımız zaman o kalçanın yapısının hiçbir zaman normal olmadığını görebiliyoruz. Tam normal olmadığı zaman muhakkak bir süre sonra o kalçada problem yaşayacaktır hasta, değil mi? Mantıklı yani bu. Burada en büyük sorun, eğer kemik yuvanın içinde değilse yuvanın dışındaysa yuvanın gelişmesi normal olmuyor. Kemiğin başının gelişmesi normal olmuyor. Bunlar büyük sorunlar yaşatıyorlar ileride. Onun için bizin ne yapıp yapıp çocuk bebekken daha yeni doğduğu zaman ilk birkaç ay içinde o başı yuvanın içine yerleştirmemiz ve başın o yuvanın içinde gelişmesini sağlamamız bu çok önemli. Bunu sağlarsak ileriki tedaviler daha kolay oluyor. Bunu yapamadığımız takdirde ileriki tedaviler daha sıkıntılı oluyor.

 

OKTAR BABUNA: Peki, önlemek için mesela spor yapmak veya beslenme kalsiyum, demir vitamini neyin faydası var?

 

NEJAT GÜNEY: Siz tabii normal bir kalçadan söz ediyorsunuz. Eğer kalça eklemi tamamen normal oluşmuşsa bu eklemde sorun yaşama olasılığımız az. Ama 50 yaş civarı ve 50’nin üstünde kişilerde yavaş yavaş bir takım problemler başlıyor. Şimdi bu problemleri nasıl engelleyeceğiz? Herkesin aklında böyle bir soru var, ben bunu nasıl önleyebilirim? Maalesef bunu önleyemeyiz. Eğer bu hastalık olacaksa biz bunu önleyemiyoruz. Belki geciktirebiliriz birkaç sene ama bunu önleyemeyiz. Bunun bugün ilacı da yok. Sizi erken dönemde yakaladık 50 yaşında baktık evet kalça sorunu, kıkırdak sorunu başladı, şu ilacı verelim de bu hasta iyileşsin böyle bir şey yok.

OKTAR BABUNA: Piyasa glukozamin kondroitin sülfatın bir faydası var mı?

NEJAT GÜNEY: şimdi bu ilaçlar süpleman veyahut destekleyici ilaç adsı altında geçiyor. ABD bu ilaçları marketlerde satıyor eczanede değil. Onu ilaç kabul etmediği için market raflarında bulabilirsiniz eczanelerde bulamazsınız. Ama ülkemizde eczanelerde satılıyor. Glukozamin kondroitin sülfat yılarca kullanıp da bu hastalıktan kurtulmuş hasta ben şimdiye kadar görmedim. Şimdi bu ilaçların içerisine MSM diye bir madde kattılar ve ağrı kesici özelliği var bunun. Onun için hastalar bu ilaçları aldığı zaman bir miktar rahatlıyorlar. Dolayısıyla bu ilaçların kullanımı da hasta tarafından tercih ediliyor.

PINAR AKKAŞ: Belirli periyotlarla kullanmayı tavsiye ediyorlar. İşte 3 ay ya da 1 ay kullanın bırakın gibi.

NEJAT GÜNEY: Ben de tavsiye ediyorum. Çünkü en azından yan etkisi olmadığı için hasta kullanabilir. En azından psikolojik olarak rahatlar. Çünkü biz bunu yazmadığımız zaman, kullan demediğimiz zaman bu hasta başka birinin kullandığını görüyor işte ona yazmışlar bana yazmadılar diye baya bir üzülüyor. Şimdi biz yazıyoruz. Ama bunu kullandıkları zaman biz bundan kurtulacağız zannetmesinler.

OKTAR BABUNA: Tanıdığım ünlü birisi maraton koşucusuydu, kalça protezi olmuştu aşırı zorlamaya bağlı. Yine bir başka kişi her gün 10- 12 kilometre koştuğunu söyleyen 16 yaşlından beri, o da kalça protezi ameliyatı geçirmişti. Aşırı spor da zararlı herhalde öyle mi düşünüyorsunuz?

NEJAT GÜNEY: Profesyonellerde aşırı spor evet zararlı. Mesela eskiden toprak sahada futbol oynanıyordu ya, toprak sahada futbol oynayan profesyonel futbolcularda büyük çoğunluğunda kalça ve diz sorunu var. çünkü sert zemin ve aşırı yıpratıyorlar. Bu tip şeyleri göz önüne almak lazım. Mesela maraton koşucusu, 42 kilometre koşan birisinin dizinde de kalçasında da bu sorunlar olabilir. Yüzde 100 olacak demek değil ama sebeplerden bir tanesi de aşırı yıpratmak.

OKTAR BABUNA: Ama düzenli yapılan sporun mutlaka faydası var, değil mi?

NEJAT GÜNEY: Her şeyin azı karar çoğu zarar.

PINAR AKKAŞ: Bu koşu bandında yürümeyi sert zemin olduğu için mi tavsiye etmiyor doktorlar?

NEJAT GÜNEY: Aslında koşu bantları sert değil, altında o lastik döndüğü için. Beton zemminde koşmak kötü. Mesela asfaltta, toprakta, koşu bandında zararlı değil koşmak ama beton zemin çok kötü.

PINAR AKKAŞ: Ağrı bu rahatsızlıklarda tipik bir özellik midir belirti olarak?

NEJAT GÜNEY: Evet. Ağrı şöyle oluyor; ilk dönemlerde sadece yorgunlukla ortaya çıkan ağrı şeklinde ama hastalar bunu pek önemsemiyorlar. Bugün çok yoruldum dizim ağrıyor diyor önemsemiyor. Bir müddet sonra ağrı biraz şiddetlenince yine ağrı kesici bir şey alıyor o ağrıyı idare ediyor. Ama yıllar geçtikçe bunun dozajı artıyor tabii. Sonra bakıyor ki bu otururken de ağrıyor. Mesela yürüme mesafesi kısalıyor. Eskiden 5 kilometre yürüyen şimdi 500 metre zor yürüyebiliyor dizinin çok ağrıdığını söylüyor. Bu işte hastalığın her geçen sene yavaş yavaş ilerlemesi şeklinde. Bir de eklem hareketlerinde kısıtlanma oluyor. Mesela hasta bir süre sonra çorabını giymek için ayağına uzanamıyor. Bu da hastalığın ilerlediğine dair belirtiler.

OKTAR BABUNA: Spor olarak yürüyüşü tavsiye edenler var, koşmayı tavsiye edenler var. Hatta Amerika’da bir araştırmada şu tespit edildi; haftada 30 ya da 35 bir limit gösterilmiş, bundan fazla koşanların hayat süreleri daha kısa oluyor diye. Fazla spor zararlı onu biliyoruz. Koşu mu daha iyi, yürümek mi daha iyi?

NEJAT GÜNEY: Bu çalışmadan benim haberim yok ama şöyle söyleyeyim; her yaşta yapılacak spor var. yani 80 yaşındaki birinin de yapacağı sor var 20 yaşındakinin de var. ama 80 yaşındaki 20 yaşındakini yapmaya kalkarsa pek uzun ömürlü olacağını zannetmiyorum. Onun için yaşa göre yapmak lazım. Bir de, 40 yaşına kadar hayatında koşmamış bir adam heves edip halı sahaya çıkıyor ve çok olumsuz şeylerle karşılaşıyoruz. Bırakın kalp krizi geçirmeyi tendon yırtıkları oluyor, bağ yaralanmaları oluyor, adale yırtıkları oluyor hiç düşünmüyorlar. Vücudun bu spora hazır olması lazım.

PINAR AKKAŞ: Başta çocuklarda ilgili anlatırken, şimdi çocuk doğdu ortopedi uzmanı görsün diyorsunuz ama öyle bir imkanı olmadı muayene edilmedi. Böyle bir rahatsızlık oluşursa anne-babalar nasıl anlayacaklar?

NEJAT GÜNEY: Çok güzel soru. Aslında burada anneye çok büyük görev düşüyor. Anne bunu yakalayabilir. Bunun birkaç tane önemli belirtisi var. Özellikle tek tarafta sorun olan çocuklarda bunu yakalamak çok kolay. Bacak boğumları var, bacak boğumları eğer eşit değilse mesela bir tarafta iki boğum var bir tarafta bir boğum var, bu çok önemli bir bulgu. İkincisi, bacağını yana doğru açtığı zaman çocuk bir tanesini çok açıyor bir tanesini o kadar açamıyorsa daha az açıyorsa bu önemli bir bulgu. Sonra, çocuk sırtüstü yatarken ayakları yerde dizlerini bitiştirdiğimiz zaman yan yanan koyduğumuz zaman bir tanesi kısaysa bunlar tipik işaretler. Böyle bir şey gördüğü zaman hemen ne yapıp yapıp doktora gitmesi lazım. Sıkıntı iki taraflı olduğu zaman eğer iki tarafta da aynı şey varsa o zaman simetrik oluyor bu sefer de bu çocuklar geç yürüyorlar. Normalde 10. aydan itibaren çocuk sıralamaya başlar, tutunur kalkar, 1 yaşında da iyi-kötü yürür. Eğer çocuk 1 yaşında yürümüyor 2 yaşında vs. yürümeye başladıysa ve yürürken de biraz sağa sola sallanarak yürürse kesin onun iki taraflı kalça çıkığı vardır. Yine hemen doktora gitmek lazım.

OKTAR BABUNA: İleriki yaşlarda bu kireçlenme rahatsızlığı geliştikten sonra hangi aşamada ameliyat yapılıyor? Ne zaman fizik tedavi, ne zaman ameliyat?

NEJAT GÜNEY: Ülkemizde herhangi bir yeri ağrıyan kişi ya fizik tedavi uzmanına başvuruyor ya iç hastalıkları uzmanına başvuruyor. Direk ortopediste başvuran o kadar az ki. Zaten çoğu kişi ortopedi ne işe yarar onu da bilmiyor. Ortopedi ve travmatoloji ne demek yani şimdi, yabancı iki kelime. O yüzden iç hastalıkları biliniyor, fizik tedavi zaten biliniyor onlara başvuruyorlar. Erken dönemlerde, bu meslek gruplarında çalışan arkadaşlarımız çeşitli ağrı kesicilerle, fizik tedavi uzmanları da çeşitli fizik tedavi ajanlarıyla hastaların şikayetlerini azaltabiliyorlar. Hatta bir dönem için ortadan kaldırabiliyorlar. Ama maalesef bu hastalığın spesifik bir tedavi yöntemi yok, ilacı yok. Ama bu ilerleyecek, siz onun ağrısını kesseniz bile bu hastalığın geçtiği anlamına gelmiyor o hastalık ilerliyor. Bir süre sonra tekrar ağrı ortaya çıkıyor, tekrar ilaç kullanıyorsunuz, gittikçe ilacın dozunu artırıyorsunuz, fizik tedavinin sıklıkları artıyor vs. ama bu hastalık ilerliyor. Öyle bir an geliyor ki, bütün bu yapılan tedavilere rağmen hastanın yürüme mesafesi kısalmış, sokağa çıkamıyor, çıktığı zaman gözü hep takside, yürümek istemiyor. Hayat kalitesi düşüyor. Benim kriterim şu, ne zaman ameliyat olalım diyorlar. Diyorum ki, hayat kaliteniz düştüğü zaman. Gitmek istediğiniz yere gidemiyorsunuz, kalçam ağrıyacak diye hiç bir yere kıpırdamıyorsunuz. İşte bu ameliyat zamanı gelmiş demektir. Burada bazı ortopedist arkadaşlarım diyorlar ki, yaşımız erken. Bana göre fevkalade yanlış bir laf. Diyelim ki bebeklikten kalça problemi yaşayan bir genç bayanı düşünün tedavi olmuş veya olmamış, 22-23 yaşında şiddetli kalça ağrılarıyla geliyor, bakıyorsunuz kalçası tamamen bozulmuş. Şimdi bu mekanik bir olay. Siz bunu ne kadar ilaç verseniz bunu iyileştiremeyeceksiniz. Ağrısını belki bir yere kadar bir parça azaltırsınız. Diyor ki bazı arkadaşlar bu hanım kızımıza, çok erken, siz edebildiğiniz kadar idare edin. Şimdi şöyle düşünüyorum ben; bu hasta 22-23 yaşında, bunu 2 sene idare etti ızdırap içinde yaşadı. Yaşı oldu 24-25 be farkı var? Bu hasta 60 yaşına kadar idare edebilecek mi? Edemeyecek. O zaman bunu beklemenin ne anlamı var? ikincisi, bizim yaşam konusunda bir kontratımız yok ki 80 yaşına kadar yaşama konusunda. Allah herkese uzun ömür versin ama belki bakacaksınız o 23 yaşındaki hanım kızımız 35 yaşında herhangi bir rahatsızlıktan vefat etti. Yani yaşadığı kadar kaliteli yaşasın. Onun için bu söylem kesinlikle yanlış. Hekim olarak insanları ağrısız sancısız yaşamdan koparmadan mutlu yaşatmak zorundayız. Bize düşen görev bu. Bir hekim grubu daha var, yürümeyin, merdiven çıkmayın. Merdiven keyif için çıkılmaz ki, insan mecbur kalırsa çıkar. Merdiven mecburiyetten yapılan bir şey bu yasaklanır mı? Bayılıyor damı merdivene tırmanıyor? Yasaklanacak şey değil ama yine yasaklıyorlar, tedavi etmek yerine işin kolayını seçiyorlar. Biz tabii bunun da karşısındayız.

Bir de kilo konusundan bahsetmek istiyorum. Bir de şu var; çok kilolusunuz bu kiloyla ameliyat olmaz. Böyle bir şey yok. Her kiloyla ameliyat olur hasta. Çünkü yürümesi problemli olan yürümeyen, ağrısından dolayı bir köşede oturan bir insanın kilo verme şansı yoktur. 24 saat aç bıraksanız ölür ama yine kilo vermez. O yüzden bize düşen görev kilolu hastayı da ameliyat edip, ağrısını geçirip ondan sonra diyetisyene göndermektir. Tek başına diyetle kilo veriliyor mu Oktar Bey? Böyle bir şey var mı, yok.

PINAR AKKAŞ: Ameliyatlar nasıl, yaklaşık ne kadar sürüyor? Açık ameliyat mı oluyor? Ameliyat esnasında yine anestezi mi alıyorlar?

NEJAT GÜNEY: Kalça kireçlenmesi olan kişilerin ameliyatlarından bahsediyoruz. Kalça kireçlenmesinde kalça protezine kadar hiçbir şey yapmıyoruz. Eskiden bazı ameliyatlar yapıyorduk ama onlardan aldığımız sonuçlar da protez kadar parlak değil. Ben şahsen bu protez dışı ameliyatları çok fazla tercih etmiyorum, bunun iki sebebi var. bunun bir tanesi, ameliyattan sonra hastanın en büyük beklentisi ağrısının geçmesidir. Eğer siz yaptığınız ameliyattan sonra ağrınızı geçiremiyorsanız istediğiniz kadar başarılı ameliyat yapmış olun, röntgende çok güzel görüntü alın bu ameliyat barılı bir ameliyat değil. İkincisi, bu protez dışı yapılan ameliyatlarda da yüzde 200 hastalık durmayacağı ve ilerleyeceği için bir süre sonra yine protez ihtiyacı doğacak. Dolayısıyla doğrudan doğruya proteze geçmek bence daha mantıklı.

OKTAR BABUNA: Bu ameliyatlar hangi tip anestezi kullanarak yapılıyor? Ömürleri ne kadar oluyor? Hangi hareketleri yapabiliyor ameliyattan sonra? Yani hayat kalitesindeki değişiklikler ve hangi ameliyat tarzı?

NEJAT GÜNEY: Kalça protezi için bir defa protez adayı bütün hastalar hangi yaş grubunda olursa olsun ameliyat öncesi bütün sistemleri bir muayeneden geçer. Beyan yeterli değildir, çok iyiyim sorunum yok diyen hastalarda bile biz neler buluyoruz araştırma anında. Önemli olan bir protez ameliyatı yaşayan kişini ameliyat sonrası genel durumuyla ilgili bir sıkıntı yaşamaması. Bunun için kalbi, böbrekleri, ciğerleri ve diğer bütün kan tahlilleri hepsi yapılır, eğer ameliyatı engelleyecek bir problem yoksa hasta ameliyata hazırlanarak alınır. Eğer bir problem çıkarsa o zaman önce o problemin tedavisi yapılır. Hastalar şöyle der, ben by-passlıyım veya stentliyim. Onu ameliyata engel bir şeymiş gibi söylerler. Halbuki tam tersi hasta tedavi olmuş demektir. Stenti olan ve by-pass geçiren bir hasta bizim için iyi hastadır, sonuçta tedavi olmuştur. Hiç tahmin etmediğimiz hastanın 4 tane damarı yüzde 80 tıkalı çıkabiliyor. Önce kardiyolojiye gidiyor orada tedavi oluyor. By-pass vs. yapıldıktan sonra aylarca bekliyoruz vs. bizi zorluyor. Sonuçta hasta eğer ameliyat olabilecek düzeydeyse biz onun hazırlığını yapıp ertesi gün ameliyata alabiliyoruz. Bir normal problemsiz bir kalça protezi ameliyatı kişiden kişiye değişmekle beraber 45 dakikayla 1,5 saat arasında bitmelidir. Ama öyle kalça olur ki bazen hakikaten sizi uğraştırır 2-2,5 saate kadar nadiren böyle şeyler oluyor. Normal bir kalçayı 1 sat içinde bitirmeniz lazım. Bitirdikten sonra hastayı biz o gün dinlendiriyoruz, ertesi gün ayağa kaldırabiliyoruz, üstüne basıp yürüyebiliyor. Hemen basıyor ama tabii çok rahat bir yürüyüş beklememek lazım. Çünkü sonuçta kalçanın dış yanından giriliyor, yaklaşık 10-12 santim yerden bunu yapmak mümkün. Protezin iyileşmesi diye bir şey yoktur, protezi koyduğumuz aman onun işi biter. Ama iyileşme ameliyat yarasında olur. İçerisinde kestiğiniz bir iki yer vardır dikersiniz, oraların iyileşmesi için yaklaşık 3-4 haftalık bir rehabilitasyon, iyileşme süresi var. iyi yapılmış bir ameliyatta hasta 3-4 hafta arasında herhangi bir destek kullanmadan yürüyebilmelidir. Çok özel durumlar hariç bu süre içinde hasta yürüyebilmelidir. Eğer hasta aradan 2-3 ay geçmiş özel bir durumu yok da hala basamıyor ağrısı varsa o ameliyat sorunludur.

OKTAR BABUNA: Ne tip sorunlar olabilir?

NEJAT GÜNEY: Sorunların en başında maalesef ülkemizdeki şartlar dolayısıyla en başta enfeksiyon geliyor. Bu şartlar neden kaynaklanıyor? Bir, ameliyathane şartları, iki, ameliyatın gereğinden uzun sürmesi bu çok önemli. Siz 1 saate bitecek ameliyatı 3 saatte yapıyorsanız o zaman enfeksiyon olasılığı çok yüksek. Çünkü o fazladan yaşadığınız 2 saat içinde dokuyu ister istemez fazla hırpalıyorsunuz, şu anda ameliyathane ortamında bile olsa ne kadar steril olursa olsun havada bir takım bakteriler var. ne kadar çok kaçık kalırsa yara o kadar çok bakteri giriyor içerisine dolayısıyla enfeksiyon olasılığı artıyor.

PINAR AKKAŞ: Yaşlı hastalarda bu enfeksiyon hastalığı daha fazla oluyor mu? Ya da iyileşmesi uzun sürüyor mu?

NEJAT GÜNEY: Şimdi şeker hastalarında, kortizon kullananlarda, romatizmalılarda bağışıklık sistemi zayıfladığı için enfeksiyon olasılığı yüksektir. Bir de çok şişman ve yağlı kişilerde enfeksiyon olasılığı normale göre biraz daha fazla oluyor.

OKTAR BABUNA: Yaş limitiniz var mı bu ameliyat için?

NEJAT GÜNEY: Yok hayır. Burada limit hastanın genel durumu. Öyle hasta var ki 60 yaşında el süremiyorsunuz her an kaybedilme tehlikesi var. ama öyle hasta var 90 yaşında iki taraflı diz protezini yapıyorsunuz bir şey olmuyor.

OKTAR BABUNA: Yaşam kaliteleri nasıl oluyor kalça proteziyle? Normal hayata dönebiliyor mu?

NEJAT GÜNEY: Her ameliyatın bir hedefi vardır. Bizim bu ameliyattaki hedefimiz tamamen ağrısız, tamamen normal yürüyebilen ve her türlü istediğini yapabilen bir kalça elde etmek. Ameliyattan sonra şunu yapma, bunu yapma, oturma, kalkma, zıplama dediğiniz zaman onun tadı kaçıyor. Yalnız kalça protezi ameliyatları için söylüyorum, kalça protezinde yaklaşık 5-6 hafta kadar çok alçak yere oturmak sıkıntı yaratabiliyor. Çok alçaktan kalkarken kaslara aşırı yük bindiği için içeriden dikiş konan vs. kasları aşırı zorlamamak için çok alçak bir yere oturmasını tavsiye etmiyoruz. Başka bir kısıtlamamız yok e istiyorsanız yapabilirsiniz. Bizim hastalarımız içinde koşan var, tenis oynayan var. hatta tembih ediyoruz futbol oynamayın diye, futbol oynayan hastalarımız bile var, yapmayın diyoruz. Çünkü sakatlanma olasılığı yüksek, riske etmeyelim protezi diye.

PINAR AKKAŞ: Ameliyattan hemen sonra fizik tedavi görüyorlar mı bu hastalar?

NEJAT GÜNEY: Görüyorlar rehabilitasyon oluyor, hastanın yürütülmesi, kasının çalıştırılması, kaslarının eski gücünü kazanması, kısıtlanmış olan hareketlerin artırılması için bir takım egzersiz programımız var. fizyoterapistler eşliğinde o programları uyguluyorlar. Ameliyatın ertesi günü hastanede başlıyoruz, 3-4 hafta bu devam ediyor, evde de devam ediyor. Hasta evine çıktıktan sonra fizyoterapist hastanın evine gidiyor.

PINAR AKKAŞ: Tamamen iyileştikten sonra da yine bu hastalar belirli dönemlerde fizik tedavi görmesi gerekiyor mu?

NEJAT GÜNEY: Bazı hastalarda bu süreyi biz 1-2 ay uzatabiliyoruz ama ondan sonra bir şeye ihtiyacı yok.

OKTAR BABUNA: Kalça protezlerinin ömrü ne kadar oluyor?

NEJAT GÜNEY: Kalça protezleri titanyumdan yapılıyor. Onun esas problem çıkaran kısmı protezin hareketli kısmıdır yani baş kısmı. Oynak kısmına devletimiz 65 yaşın altındaki hastalara seramik protezi ödüyor. 65 altına seramik koyuyoruz. Seramik koyduğumuz zaman onun iyi yapılmış bir protezde ben daha hiç aşınanı görmedim. 25-30 sene rahatlıkla. Öyle bir söylem var, protezin ömrü 10-15 sene. Öyle bir şey yok, 10-15 sene göz açıp-kapayıncaya kadar geçer. Yeter ki siz iyi yapın. Ameliyatlarda açısında, ideal şekilde yerleştirirseniz uzun ömürlü oluyor. Yoksa erken dönemde bozulabiliyor.

OKTAR BABUNA: Kalçayla ilgili başka söylemek istediğiniz var mı?

NEJAT GÜNEY: Kalçayla ilgili olarak gençlerde kalça çıkığı olanlarda bir iki şey vurgulamak isterim. İki taraflı kalça çıkığı var, 10 santim kısalıkla geliyorlar. Bu hastalar iki sebepten gelir. Özellikle genç kızlar evlenme yaşına geldikleri zaman bu aksaklıktan dolayı bir takım sıkıntılar çekiyorlar. Ağrıları olmadığı halde, ağrısız yürüyebilirler onlar aksayarak yürüyebilirler. O aksaklık ortadan kalksın diye ameliyata geliyorlar. Bu biraz kozmetik amaçlı oluyor. Ağrısı olmayan birinin siz bacağını uzatmak için ama bir seferde bacak 10 santim uzamaz. En fazla bacağın uzama payı 2,5-3 santimdir. 2,5-3 santimin dışında o bacağı uzatmaya kalktığını zaman felç olur.

PINAR AKKAŞ: Birkaç defa ameliyat mı yapılması gerekiyor?

NEJAT GÜNEY: Onun için yapılan şudur; biz böyle kozmetik amaçlı ameliyat önermiyoruz. Ağrıyla yaşanmaz, ağrısı olan birine muhakkak ameliyat öneririz, ne olursa hangi yaşta olursa olsun yaparız. Ama benim bacağım kısa yürürken biraz aksıyorum, falanca ameliyat olmuş ben de olacağım diye gelenleri biz ameliyat etmiyoruz. Ve ağrısı olanlara da söylediğimiz şu; biz bu ameliyatı ağrın için yapıyoruz, bacak uzatma ameliyatı değildir bu. Bacağın en fazla 3 santim uzar daha düzgün yürürsün ama ayağının altına yükseltme koyacaksın. Kalça ameliyatından sonra çok fazla kısalık kalıyorsa o zaman uzatma ameliyatı denen ikinci bir ameliyat var ki o baya uzun süreli bir ameliyat. Aylarca sürüyor, cihazlar takılıyor her gün bir milim bir milim uzatıyorsun falan o uzun süreli bir ameliyat o ayrı bir şey. Ama kalça ameliyatında gençlerin beklentisi tamamen normal olmaksa öyle bir beklenti de olmasın.

OKTAR BABUNA: Önünüzde dizler var, görsel olarak muhteşem bir yapısı var. diz de çok büyük ağırlık taşıyor tabii.

NEJAT GÜNEY: Dizler kalçalardan daha çok yaralanmaya müsait eklemler. Dizin sağlamlığını temin eden 4 tane bağ var. Dış yan bağ, iç yan bağ. Bir de arada çapraz bağlar var. bu bağların sayesinde dizin sağa sola oynama, öne arkaya gidip gelmesi kısıtlanıyor. Tabii bu bağlar yaralandığı zaman sarsak diz olur vs. Bir de dizlerde en çok görülen sporcularda görülen yaralanma menüsküs yaralanması. Menüsküslerde burada gördüğünüz gibi 2 tane yarım ay şeklinde dizin iki tarafında halkalar var. bunlar amortisör gibi iki  kemiğin arasındaki eklemin yüzeyini genişletmeye yarayan kıkırdağımsı dokular. Bu dokular da sportif hareketlerde özellikle basketbol futbol gibi, kayak kazalarında vs. yırtılabiliyor, bu bağlar kopabiliyor. Tabii bunlar sporcularda gördüğümüz şeyler. Daha ileri yaşlarda da, şimdi hekim arkadaşlarımız menüsküs olmuşsun diyorlar. Altında yatan neden kireçlenme. Çünkü 60 yaşında bir hasta menüsküs olmaz. Onu yırtacak bir diz hareketi yoktur. Ona öyle bir şey yapamaz, bunlar öyle kolaylıkla yırtılan şeyler değil. Biliyorsunuz öyle düşmekle falan yırtılmazlar, ciddi travmalar gerekir. O yaşta hastaya menüsküs denmişse onun altında yatan kireçlenme ve kıkırdak problemi var demektir. O kıkırdak problemine yönelik bir takım tedaviler yapmamız gerekiyor. Dizler maalesef kalçalardan daha sık hastalanıyorlar. 3 tane kalça hastamız varsa 6-7 tane diz hastamız oluyor. Ve olduğu zaman da çoğu kez iki taraflı, iki diz biden oluyor. Bu da yaklaşık 50 yaş civarında başlayan bir hastalık. Eğer altında yatan bir neden yoksa mesela neden olabilir derseniz, profesyonel sporcudur, futbolcudur, küçükken dizinden ciddi birkaç travma geçirmiştir, menüsküs olmuştur ameliyat olmuştur, bağ kopmuştur tamir olmuştur. Yani o diz çeşitli nedenlerle hırpalanmıştır, arkadan tedavi esnasında hırpalanmıştır. Bu tip dizlerde erken yaşlarda problem ortaya çıkma olasılığı fevkalade yüksek. Ama altında yatan hiçbir sebep yoksa bazı kişilerde özellikle hanımlarda, 5 hanımda gözüküyorsa 1 erkekte gözüküyor. 

PINAR AKKAŞ: Peki, genetik yatkınlığı var mı?

NEJAT GÜNEY: Var, çok var. Ben özellikle soruyorum ailenizde var mı diye, çoğu kişi evet diyor.

Diz problemi başladığı zaman önce aynen kalçada olduğu gibi önce yorgunluk ağrısı ortaya çıkıyor ondan sonra yıllar geçtikçe eklemin hareket kapasitesi azalıyor, fazla kapatamıyorlar, bükemiyorlar. Mesela namaz kılmak istiyor oturup namazını kılamıyor en çok ondan rahatsız oluyorlar. Tam altına alamadığı için mecburen sandalyede kılıyorlar namazlarını. Onun yanı sıra yürüdükleri zaman çok ağrı oluyor. Bir de bu kişileri en çok rahatsız eden hareketsiz ayakta kalmak. Hanımlar mesela yemek, ütü gibi uzun süre ayakta kaldığı zaman rahatsız oluyor. Onun için bu tip işlerinizde oturarak yapma alışkanlığı kazanın başka çare yok. Erken dönemlerde ağrı kesicilerle bunları kontrol etmek mümkün. Bir de diz ekleminin içerisine hyaluronik asit enjeksiyonu yapılıyor. Halk arasında bu horoz ibiğinden yapılan ilaç diye biliniyor. Çünkü horoz ibiğinde de hyaluronik asit var onu keşfetmişler. Bunu estetikçiler de kullanıyorlar kırışıklıkları gidermek için. Hastalarımız oldukça yararlanıyor bundan onu yapıyoruz. Bu ilaç 6 ayda, senede bir yahut hastaya göre 2-3 senede bir tekrarlanabilen bir ilaç. Başka ne yapılabilir. Burada bazı hekim arkadaşlarımızın çok kullandıkları bir yöntem var, biz kireci kazıyacağız, kapalı ameliyat yapacağız temizleyeceğiz falan. Bana sorarsanız kusura bakmayın, böyle bir ameliyat yok. Bunu özellikle yurt dışında gelen meslektaşlarımız da vurguluyorlar yapmayın diye. Bu kapalı ameliyat dedikleri artroskopik girişi hastalığın ilerlemesini en ufak bir faydası yok. Sadece girip dizin içerisini yıkıyorsunuz ondan sonra çıkıyorsunuz. Burada menüsküsler yırtık olabilir evet, ama dejeneratif yırtık. Yani bunlar tarazlanmaya bağlı oluşan yırtıklar. O yırtıkları temizleseniz de kıkırdak sorunu olduğu için belki yıkanmadan dolayı belki birkaç ay rahatlık oluyor, sonra tekrar ağrı oturuyor. O yüzden hastanın bir defa hekime güveni azalıyor. Beni ameliyat etti iyileşmedim diye geliyor.

PINAR AKKAŞ: Zaten geçici bir rahatlık sağlamak için anestezi almak ameliyat olmak çok mantıklı bir şey değil.

NEJAT GÜNEY: Baya ciddi bir olay. Belirli bir yaşın üzerinde olanlar için gençlere kolay gelen yaşlılıkta öyle değil. Bin bir eziyet hastaneye yatıyorsunuz, anestezi alıyorsunuz, ameliyat oluyorsunuz ağrınız geçecek diye hiçbir değişiklik yok yahut 2 ay sonra tekrar ağrınız başlıyor. Altüst olursunuz. O yüzden bu ameliyatın hiçbir faydası yoktur. Ve bu ameliyatı bir dizinden olan öbür dizinden olmayan hastalarda gördüğümüz, 3-5 sene sonra ameliyatlık dizleri çok daha hızlı ilerlemiş oluyor kesinlikle.

PINAR AKKAŞ: Diz protezi ameliyatı son aşama mıdır? En son aşamaya gelindiğinde mi bu ameliyat yapılır?

NEJAT GÜNEY: Diz protezi ameliyatı son noktadır. Nasıl dişiniz çürüdüğü zaman dişinizi çektirmiyor dolgu yaptırıyorsanız biz de hastalığın erken dönemlerinde eğer dolgu imkanımız varsa dolgu yapıyoruz yani. Bunlar nedir? İlaç kullanıyorsunuz, fizik tedavi, diz içi enjeksiyonlar vs. Hiç birinden yarar görmeyecek bir aşamaya geldiği zaman, hastanın yaşam kalitesi fevkalade düştüğü zaman yaşı ne olursa olsun buna yapılacak diz protezidir.

OKTAR BABUNA: Enjeksiyonların ne kadar faydası var?

NEJAT GÜNEY: 4 aşamaya ayırırsak, bakın normal diz eleminiz pırıl pırıl düzgün olması lazım. Hastalık başladığı zaman bu kıkırdağımız bozulmaya başlıyor. Yavaş yavaş kıkırdakta yumuşamalar ve çatlaklar oluşmaya başlıyor. Diz eklemi kalınlığı yaklaşık 3-4 milim kalınlığında bir kıkırdak, o kıkırdak incelmeye başlıyor. Biraz daha yıllar geçtiği zaman bakıyorsunuz o kıkırdak bitmiş kalmamış, altından kemik dokusu çıkmış. Alttaki kemikte de tabii aynı şeyleri görmek mümkün. Dolayısıyla burası aşındığı için karşıdan baktığınız zaman bacaklar çarpılmaya başlıyor. Bu da hastalığın son safhası, bakın her tarafı aşınmış, yanlardan kemikler dışarı doğru çıkmaya başlamış. Bunlar her harekette fevkalade ağrı oluyor. İğne hangi aşamalarda işe yarıyor? İğne şu aşamada, ikinci aşamada işe yarıyor. Çünkü bu yaptığımız iğne mevcut olan kıkırdağa yönelik bir iğne. Burada artık kıkırdak bitmiş, buraya artık bir faydası olmaz siz bu iğneyi boşuna yaparsınız. Hele bu aşmada tamamen boşuna yapıyorsunuz hiçbir faydası yok. Ağrı kesici özelliği de yok çünkü. Bu tedaviyi, olayı biraz daha uzatmak için, eklem hareketini biraz daha rahatlatmak için yapılan bir enjeksiyon. Onu yaptıktan sonra hastalarla konuştuğunuz zaman geçen haftaya göre daha rahatım diyor ama hiçbir zaman hastalığı sıfırlayacak bir tedavi değil.

OKTAR BABUNA: Hangi aşamada protez düşünmeye başlıyorsunuz?

NEJAT GÜNEY: Protezi 3. aşamadan sonra düşünmeye başlıyoruz. 3. ve 4. aşamada. 3. aşamada özellikle iç taraftaki uyluk kemiğinin iç tarafa bakan kısmında hastalık başladığı için hastaların bacakları ‘o’ şeklini alıyor, yuvarlak şekil alıyor iç tarafta başlıyor. Eğer bunu erken dönemlerde öbür taraf tamamen sağlamken hasta ameliyat olmayı düşünürse ve siz anlatıp hastayı ikna ederseniz o aman bu taraf için hazırlanmış küçük protezler var. bir de şeyi de söylemek lazım burada; protez dediğimiz zaman bazı insanların aklına, biz bu diz eklemini çıkaracağız yerine mekanizma koyacağız ama öyle bir şey yok. Burada sadece yapılan bir kaplama operasyonu. Burada kıkırdak dediğimiz doku soyulur, aşağı yukarı 9 milim kalınlığında çünkü koyacağımız mekanizmanın kalınlığı 9 milim, o kadar soyulur ve bu kaplama yapılır. Aynı şekilde dizin alt kısmındaki kemikte de bu kaplamayı yapıyoruz. Araya da plastik bir malzeme yerleştiriliyor ki hareket esnasında diz oynarken iki metal birbiriyle sürtünmesin diye. O plastik de iyi yapılmış bir dizde 25-30 sene civarında ömrü olan bir şey. 10 sene söylemleri doğru bilgiler değil.

Diz ameliyatı çok hassas bir ameliyat, açılar falan çok önemli. Çarpık dizi bir defa düzeltmek zorundasınız. Eğer onu düzeltemiyorsanız diz hala çarpıksa o çok çabuk bozulacak demektir. Bu anormal yüklenmeden dolayı dizin b,ir kısmına aşırı yükleneceği için çok çabuk aşınacaktır.

OKTAR BABUNA: Peki, diz protezi sonrası nasıl bir dönem oluyor? Kalça protezinde baya iyi bir tablo çizdiniz.

NEJAT GÜNEY: Dizde de öyle. Dizde bir defa ameliyatından bahsedelim, diz ameliyatı daha kolay. Bizim 35-40 dakikada bitiyor. İki dizi aynı anda yapmamız mümkün. En fazla 1,5 saat sürüyor iki diz.

PINAR AKKAŞ: İki diz aynı anda genelde tercih edilen bir ameliyat yöntemi midir?

NEJAT GÜNEY: Çoğu kişi tercih ediyor. Çünkü bir anda 2 dizinin birden probleminden kurtuluyorsun. Yani iki taraf ameliyat olduğu zaman iyileşme iki misli uzamıyor ki. Yalnız bazı kişiler var, çevrenin telkinleriyle önce bir dizimi yaptırayım bakalım iyileşirse ötekini yaptırırız diye geliyorlar. Öyle bir şey olmaz. Siz buraya iyileşmeye geliyorsunuz. Hekiminize güveniyorsanız bırakın kendinizi. Niye 2 defa maddi manevi eziyet çekeceksiniz. O yüzden 2 dizi birden yapmak daha doğru.

PINAR AKKAŞ: Peki, ileri yaşta ağır olmaz mı 2 dizi aynı anda?

NEJAT GÜNEY: Olmaz, hiçbir zaman olmuyor. İlk yaptığımız dönemlerde hasta örnek istiyordu. Yurt dışında yapıldığını ve daha iyi sonuç alındığına hastayı ikna ediyorduk. Yavaş yavaş oldu.

OKTAR BABNA: Peki yürüyüş, spor, merdiven inip-çıkma hangi hareketler yapılıyor?

NEJAT GÜNEY: 5. günden sonra merdiven inip-çıkmaya başlıyorlar. Bazı hastalar 1 hafta sonra bırakıyor, bazı hasta 3. haftada bırakıyor. O hastanın kilosuna, yaşına, genel durumuna, hayata bağlılığına, iyileşme arzusuna göre bu süreler değişiyor. Erkekler biraz daha erken dönemde bırakıyorlar desteği. Normal yürümeleri 3. haftadan sonra başlıyor. Çünkü hastalar ameliyattan 1 ay sonra hastalar yürüyerek muayenehaneye geliyorlar kontrole.

 

PINAR AKKAŞ: Diz protezinde kullanılan malzemelerde kalite farklılığı oluyor mu?

NEJAT GÜNEY: Malzemelerde kalite farklılığı yoktur. Malzemelerde sadece ticari durumdan küçük tasarım farkları vardır. Kullanılan malzemenin kalitesi aynıdır. Bugünkü şekil aynıdır. Bütün dünyadaki kullanılan malzeme aynıdır. Amerika da, Tayvan da aynısını kullanır. Protezde herhangi bir sıkıntı hata olursa o hata protezden değil çoğu kez doktordandır.

OKTAR BABUNA: Teşhiste büyük yenilikler oldu. MR’la çok detaylı görüntüleme mümkün. Her ağrıya MR çekilmesi gerekiyor mu?

NEJAT GÜNEY: Çok damarıma bastınız. Ben MR’ın fevkalade karşısında bir adamım. Çünkü ülkemiz öyle bir hale geldi ki MR cenneti burası. Hastalar bazen telefon açıyorlar, “Hocam dizimiz ağrıyor.” “Buyurun” diyoruz. MR çektirip de mi gelelim?” “Hayır MR’sız gelin.” Şöyle düşünün; 20 senedir hastanın dizinde problem var, belli ki kireçlenme. Anlattığı zaman zaten anlıyorsun, dizi çarpılmış zor yürüyor. Şimdi bu hastada MR’da ne göreceksiniz? Röntgen çekersiniz 5 dakikalık bir şey.

PINAR AKKAŞ: Ama hekimler açısından bir kolaylık değil mi Hocam?

NEJAT GÜNEY: Değil. çünkü ben röntgende daha çok şey görüyorum MR beni yanıltıyor çoğu kez. MR ne zaman işe yarıyor? Yumuşak doku görüntülemelerinde çok işe yarıyor. Tümörlerin erken teşhisinde, ödemli dokuların erken teşhisinde, yumuşak doku yaralanmalarında MR çok faydalı. Ama kemiğe ve eklemlere ait hadiselerde röntgen bana yeterli. Eğer çok değişik bir hadise var da bizde yetersiz kalıyorsa o zaman MR’a gönderebiliyoruz. Ama bugün her ağrıyan yeri MR’!ı çekilecek diye bir şey yok. Tomar tomar MR’la geliyorlar. Başı ağrımış başına çekmişler, dizi ağrımış dizine MR çekmişler. 3 ayda bir tekrarlanan MR’lar var bu arada.

 

OKTAR BABUNA: İstanbul’da MR çeken merkezlerin sayısı İngiltere’nin tamamından daha fazla.

 

Menüsküs yaralanmalarından kısaca bahsedelim. Onlar da bir çok kimseyi ilgilendiren rahatsızlık. Ne zaman menüsküs yaralanmasından şüphelenilmeli?

NEJAT GÜNEY: Menüsküs yaralanması için çok ciddi bir travma olması lazım. Ve siz bu travmayı ömür boyu unutmazsınız. Hasta geliyor mesela diyor ki, benim menüsküsüm var. ne zaman başladı? İşte 6 ay önce, ne zaman olduğunu hatırlamıyor. Bu menüsküs yaralanması olamaz. Ama deseydi ki ben merdivenden inerken ayağım sıkıştı da ayağım döndü ses duydum dizimden, dizim şişti mahvoldum günlerce ağrıdı falan dese o zaman belli ki orada bir travma olmuş, bağ yırtığı da olabilir, menüsküs yaralanması da olabilir. Ama yavaş yavaş başlayan ve gittikçe artan bir ağrıysa onun altında yatan neden büyük olasılıkla kıkırdak sorunudur. Menüsküs yaralanmaları daha çok sporculara ait bir şeydir, spor yaralanmasıdır. Tedavisi de iki şey var, bugün artık hepsi artroskopik tedavi ediliyor. Kapalı ameliyat dediğimiz o iki tane delikten giriyorsunuz. Birinden kameradan ekranda görüyorsunuz dizin içini, öbür taraftan da aleti sokuyorsunuz o alet içeride gerekli işlemi yapıyor. Eğer küçük bir yırtık varsa sadece o yırtığı çıkarıp bırakıyorsunuz. Menüsküsün tamamını çıkartmak çok sakıncalı yırtılma var diye çünkü bunu çıkarttığınız zaman 5 ila 10 sene arasında o dizde kireçlenme olacağı kesin, kurtuluşu yok. O yüzden olabildiğince menüsküsü korumamız lazım. Küçük bir yırtıksa yırtığı çıkartıyoruz eğer büyük bir yırtıksa, çevreye yakın bir yırtıksa o zaman dikiş konuyor.

PINAR AKKAŞ: Hemen iyileşiyorlar mı hastalar?

NEJAT GÜNEY: Eğer küçük bir yırtıksa çıkartırsanız bir hafta içinde toparlanır gider.

PINAR AKKAŞ: Kapalı ameliyat olmasının açık ameliyata göre avantajları var mı?

NEJAT GÜNEY: Çok büyük avantajları var. bir defa iyileşme süre çok kısalıyor, hiçbir yer yaralanmıyor incecik bir delikten giriyorsunuz. Tabii bunda da ne kadar eli alışıksa yapan hekimin artroskopiye hakimse o kadar az zarar veriyor içeriye ve hasta o kadar çabuk iyileşiyor. Eskiden açık yapıyorlardı bir menüsküs tedavisi haftalarca sürüyordu. Şimdi 10 gün sonra antrenmana çıkıyor sporcu

OKTAR BABUNA: Peki, bağ yaralanmalarından bahsedelim kısaca.

NEJAT GÜNEY: Bağ yaralanmaları, buradaki en sıkıntılı yaralanma ön çapraz bağ yaralanmasıdır. Bu alttaki kemiğin öne doğru gelmesini engeller, kıvrılma hareketini engeller. Eğer bağ kopuksa buradan yakalayıp da bacağı öne doğru çektiğiniz zaman bacak öne doğru aşırı bir şekilde gelir. İki bacak arasında o fark gayet rahat gözükebilir. En basit muayene odur. Bu bağ sık sık yaralanabiliyor. Özellikle dönme hareketlerinde yaralanabiliyor. Bu koptuğu gibi iç yan bağ da yaralanabiliyor. İç yan bağ kendi kendine tamir olabilen bir bağdır. Tespit edilirse bir süre sonra kendi kendini tamir edebilir ama ön çapraz bağ kendini tamir etmez. Ön çapraz bağın ameliyatında yırtılan kısmı dikiş de konmaz. Ön çapraz bağda kopan parçaları birleştirip diktiğiniz zaman olmaz. O zaman rekonstrüksiyon ameliyat dediğimiz buraya vücudun başka bir yerinden doku alıp bağ yaparız. Bağ tamiri öyle oluyor.

OKTAR BABUNA: Neresinden doku alınıyor?

NEJAT GÜNEY: İki yer var, bunun bir tanesi dizin ön tarafında bir ligeman var, o kemik arasında ligemanın üçte biri alınabilir. İkincisi de bu yan taraftaki kasların tendonlarını alıp onlardan bağ yaparız. Herhangi bir kusur yaratmaz kişide. Normal hayatına devam eder, spor yapar. Bir sürü bağ tamiri yapılmış sporcu var.

PINAR AKKAŞ: Programımızın sonuna geldik Hocam. Eklemek istediğiniz varsa alalım.

NEJAT GÜNEY: Şunu söylemek istiyorum; başından beri konuştuğumuz diz ve kalça proteziyle ilgili halk arasında çok değişik söylemler. Çok kötü sonuçlanmış vakıalar var. Onun için benim tavsiyem şu; bu ameliyatı olacakları zaman muhakkak hekim arkadaşın bu konuda ki deneyimini araştırsınlar. Türkiye’de şöyle bir kavram var; çok iyi hekim. Neresi iyi diye sorduğunuz zaman eğer hastayla çok iyi diyalog kurmuşsa iyi hekim oluyor. Eğer aynı apartmanda oturuyorlarsa iyi hekim oluyor. Akrabalar genelde iyi hekim oluyor. Adam diz ameliyatı yapacak ama pek dizden anlamıyor fakat omuzda çok iyi hekim, o da iyi hekim sınıfına giriyor. O yüzden kendi branşında çok başarılı, sıralamada 7-8. sıralara düşmüş vaziyette bu bakımdan iyi araştırmaları lazım. Bir de fiyat tuzağına düşmemek lazım. Bunlar çünkü maliyetli ameliyatlardır açıkça söyleyeyim. Benim şöyle bir benzetmem var; terziye pantolon diktireceksiniz, gömlek dikerler, değil mi? Gayet iyi her terzi iyi kötü diker. Gelinlik diktirmeye gittiğiniz zaman derler ki gelinlik terzisi var falanca, biz gelinlik dikmiyoruz derler. Bu ameliyatta bana göre ortopedinin gelinliğidir. Bunu her ortopedistin yapmaması lazım. Uzmanlaşmış, bu konuya soyunmuş, bu konuda yeterince eğitim almış arkadaşların bu ameliyatı yapması lazım. Çünkü eğer burada sıkıntılı bir sonuç alınırsa onun tedavisi çok zor oluyor. Çünkü siz burada az da olsa kemik kesip çıkartıyorsunuz, onu yerine koyma şansınız yok geri döndüremezsiniz. Yaptığınız aman ilk seferinde en mükemmel sonucu almak zorundasınız hasta huzur bulsun rahat etsin. Yoksa olmadı bir daha yapayım, bunu düzeltelim falan dediğiniz zaman çok büyük sıkıntılar oluyor.

PINAR AKKAŞ: Hocam çok teşekkür ederiz, çok güzel bir sohbet oldu. İyi ki geldiniz sağolun.

NEJAT GÜNEY: Teşekkür ederim.  

OKTAR BABUNA: Çok anlaşılır çok güzel bilgiler verdiniz, çok teşekkür ediyoruz. Maketlerle de çok anlaşılır oldu hakikaten.

PINAR AKKAŞ: Bir programımızın daha sonu ageldik. Haftaya yeniden değerli bir konuğumuzla buluşmak üzere hoşça kalın.

 

http://a9.com.tr/izle/199122/Yasam-ve-Saglik/Yasam-ve-Saglik---58-Bolum---Prof-Dr-Nejat-Guney-Ortopedi-ve-Travmatoloji-Uzmani

 

A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500

PAYLAŞ
logo
logo
logo
logo
logo
İNDİRMELER
mp3
mp4
youtube
Bedenimizdeki Ayetler
Doktor
Hastalık
Hastane
Kemik
Kıkırdak
Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı
Prof. Dr. Nejat Güney
Sağlık
Sağlık Bakanlığı
Sağlık Köşesi
Yaşam ve Sağlık
ortopedi
tedavi
yaşam
İnsan Vücudu