HARUN YAHYA
logo
HARUN YAHYA

  • Tüm Eserler
  • Kitaplar
  • Makaleler
  • Videolar
  • Görseller
  • Sesler
  • Alıntılar
  • Diğer

Adnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
Harun YahyaAdnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
Harun Yahya © 2025
  1. Videolar
  2. Yaşam ve Sağlık - 59. Bölüm - Prof. Dr. Müslime Akbaba, Göz Hastalıkla...

Yaşam ve Sağlık - 59. Bölüm - Prof. Dr. Müslime Akbaba, Göz Hastalıkları Uzmanı

Harun Yahya
52399
09 Mart, 2015
Yaşam ve Sağlık
İman Hakikatleri ve Yaratılış Mucizesi

Yaşam ve Sağlık – 59. Bölüm – Prof. Dr. Müslime Akbaba, Göz Hastalıkları Uzmanı

 

PINAR AKKAŞ: A9 TV ekranlarından merhaba değerli izleyenlerimiz. Dr. Erel Aksoy’la hazırladığımız programımızda bu hafta çok özel konuğumuz bizlerle birlikte. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Müslime Akbaba Hocamız konuğumuz. Hoş geldiniz.

 

MÜSLİME AKBABA: Hoş bulduk.

 

PINAR AKKAŞ: Sizinle bu hafta gözkapağı düşüklükleri üzerine konuşacağız. Ama önce gözkapağının yapısından kısaca bahsedebilir misiniz?

MÜSLİME AKBABA: Tabii ki. Gözkapağı gözün en önemli organlarından birisi. Beklide vücudun ve yüzümüzün en önemli yapılarından birisi. Açma kapama hareketiyle gözü dış ortamdan koruyan aynı zamanda da görmemizi sağlayan bir yapı. Hareketli olması lazım, açılır-kapanır olması lazım ki hem görmeyi sağlasın hem de görüntümüz iyi olsun. Dolayısıyla sağlıklı bir gözkapağı fonksiyonu göz için oldukça önemli bir durum.

 

EREL AKSOY: Gözkapağının en önemli fonksiyonu gözyaşının göz üzerine düzenli bir şekilde dağılmasını sağlamak.

 

MÜSLİME AKBABA: Evet. Bunu kırpma hareketleriyle ve açma-kapama hareketleriyle yapar. Her göz kırpışımızda göz yüzeyindeki gözyaşı yenilenmektedir. İzleyicilerimiz göz deyince daha çok görmeye odaklanıyorlar ama gözkapağının da çok önemli fonksiyonu var ama gözü korumak herhalde en önemli fonksiyonu. Tabii gözkapağına özgü de bir çok hastalıkla karşılaşabiliyoruz biz. Bunlardan herhalde en fazla karşılaşılan da gözkapağında olan düşüklükler. Bunların sebepleriyle başlayalım. Ne tip hastalıklar, ne tip durumlarda biz gözkapağı düşüklüğüyle karşılaşıyoruz Hocam?

 

MÜSLİME AKBABA: Sebeplerini başlıca ikiye ayırmak lazım. Bir, doğuştan olan gözkapağı düşüklükleri bir de sonradan olanlar. Doğuştan olan gözkapağı düşüklükleri ağırlıklı olarak gözkapağını kapamamıza yarayan kasın içerisinde yeterinde lif oluşmamasından, elastik olmamasından kaynaklanan bir şeydir. Oldukça sık gördüğümüz bir durumdur doğuştan gözkapağı düşüklüğü. Bebekler gözlerini yeterince açamazlar. İlk zamanlarda bu aile tarafından çok iyi fark edilmeyebilir bebek yeni doğduğunda. Ama daha sonra kapağın yeterince hareketli olmadığı tespit edilir. Tek veya iki taraf olabilir. Kız veya erkek çocuğu gibi cins ayrımı söz konusu değildir. Ama birlikte şaşılık olabilir. Başka göz hastalıklarıyla, başka anomalileri olabilir. Yetişkinlerde ise çok çeşitli sebeplerle ortaya çıkar. Bunlardan en önemlisi yaşa bağlı olan değişiklikler. Yaşla birlikte gözkapağındaki dokuların gevşemesi sonucunda gözkapağını kaldıran kasların yapıştığı yerden uzanıp ayrılması gözkapağında giderek yavaş yavaş bir düşmeye neden olur. Bunun dışında bir takım nörolojik hastalıklarda, kas hastalıklarında ve yaralanmalarda ve tümörlerde, uzun süreli kontak lens kullanımı olan kişilerde, protez kullanan kişilerde zaman içerisinde gözkapağında bir takım düşüklükler meydana gelir.

 

PINAR AKKAŞ: Tiroit hastalıkları etkiler mi?

 

MÜSLİME AKBABA: Tiroit hastalıklarında düşüklükten çok gözkapağında kapanamama aşırı açılma hareketi vardır. biz ona tıpta dehşetli bakış diye tanımlanır. Hastalarda böyle bir şaşkın ifade vardır. çok nadiren göz arakasındaki dokuların aşırı bir şekilde artması göz kapağında düşüklüğe de neden olabilir ama ağırlıklı olarak tam tersi bir durum söz konusudur.

 

EREL AKSOY: Peki göz kapağı düşüklüğünün önemi nedir? Klinik olarak hasta için estetik dışında bir önemi var mıdır hocam?

 

MÜSLİME AKBABA: İki açıdan çok önemli. Gözkapağı düşük olduğunda düşüklüğün seviyesiyle orantılı olarak görmemiz olumsuz olarak etkilenir eğer kapağımızı hareket ettiremiyorsak. Ancak parmağımızla kaldırdığımız zaman kapağımızı görebiliriz. Dolayısıyla gözümüze ışığın girdiği noktada pupila dediğimiz kısmı örtüyorsa görmemizi de etkiler. Bu durumda daha çok kaşımızı kaldırarak refleks olarak görmeye çalışırız. Bu görsel yani görme açısından önemli. Bir de estetik açıdan önemli. Estetik açıdan da gözkapağı düşüklüğü olduğu zaman kişilerde Uykulu, depresif, mutsuz bir görüntü, yorgun bir görüntü verir ve insanlar da bundan rahatsız olurlar. Bir de gözkapağı düşüklüğünün olduğu önem de çok önemlidir. Özellikle çocuklarda eğer gözkapağı düşüklüğü görmeye engelse göz tembelliğine neden olabilir. Dolayısıyla buna erken müdahale edilmesi gereken bir durumdur. Yetişkinlerde göz tembelliği gelişmez ama çocuklarda göz tembelliği gelişir. Göz tembelliği riski var ise mutlaka biz ilk 1 yaş içinde bunu tedavi etmeliyiz. Görmeye engel değilse bile çocuklarda sağlıklı bir kişiliğin oluşabilmesi için mutlaka okulöncesi dönemde tedavi etmemiz gerekiyor. Yani gözkapağı düşüklüğü görmeyi etkilemese bile sadece estetiktir olmasın diyeceğimiz bir durum değil çünkü burada normal olmayan bir yapı kişinin görsel temas kurmasını etkiliyor, iş başarısını etkiliyor, okul başarısını etkiliyor bir çok şeyi etkilediği için bunun estetik olarak değerlendirilmemesi lazım. Yani yeniden yapılandırılması lazım, bir rekonstrüktif işlem diye düşünüyorum.

 

PINAR AKKAŞ: Doğuştan olan gözkapağı düşüklüğünde genetik yatkınlık önemli oluyor mu?

 

MÜSLİME AKBABA: Bazılarında var evet. Özellikle blefarofimozis sendromu dediğimiz bir hastalıkta otozomal dominant geçer, yani bunun anlamı şu; yüzde 50 oranında çocuğunuzun olma ihtimali var. böyle hastalar da gelir dede baba veya anne torun hepsinde de aynı yüz yapısı. Bunlar da gözkapağı düşüklüğünün dışında kapakta başka anomaliler de olur. Genetik geçiş gösterebilir.

 

EREL AKSOY: Şimdi bir kişi size başvurduğunda ona yaptığınız tedavi direk cerrahiye gitmek midir yoksa cerrahi öncesinde uyguladığınız bir takım yöntemler var mı hocam?

 

MÜSLİME AKBABA: Kapağın düşüklüğünün sebebine bağlı. Eğer sebebinin biliyorsak, örneğin bize küçük bir bebek getirilmişse burada tedavi cerrahidir. Genelde yanlış bir kanı vardır; çocuk büyüdükçe yüzü gelişecek, kapağı açılacak veya yüzü gelişmeden ameliyat olursa başarılı olmayacak gibi yanlış kanılar vardır. burada doğuştan olan kapak düşüklüğünde kapağı kaldıran kasa ait bir distrofi olduğu için bunun yaşla birlikte değişmesi mümkün değil. Dolayısıyla burada cerrahidir tedavi, başka bir seçenek yoktur. Gözlük, ilaç, masaj ki bunlar duyduğumuz şeyler ama böyle bir şey yok. Sizin cerrahi müdahaleyle gözkapağını kaldırmanız lazım. Burada zaman önemli. Zaman içinde görmeyi etkiliyor mu etkilemiyor mu budur. Ama görmeyi etkilemese bile okulöncesi çağda çocuk okula başlamadan önce kendisinde farklı görünmesine neden olan problemin çözülmesi gerekir. Yetişkinlerde ise tamamen farklıdır bu durum. Bir yetişkin gözkapağı düşüklüğüyle geldiği zaman önce bunun sebebini araştırmalıyız. Mesela travmalara bağlı olarak gelişen gözkapağı düşüklüklerinde travmatik nörojenik ptozislerde 6 ay beklediğinizde kapak çoğunlukla normal haline gelir. Böyle bir hastada ameliyat yapmaya gerek yok.

 

EREL AKSOY: En çok sinire bağlı herhalde hasar olduğu için.

 

MÜSLİME AKBABA: Evet. Sinire bağlı geçici hasar olduğu için bekleme süreci vardır. hastaya bunu söylersiniz, takibe aldığınız aman hiçbir işlem yapmadan. Diyabetik bir hastada olduğunda, bunları çok sık görürüz. Onlar panik içerisinde gelirler çünkü onlarda bir de çift görme olur. Bu da geçici bir durumdur. Bu da nörojenik yine sinire ait sebepten dolayı olur. Yine bunlarda da cerrahi işlem yapmayız tam tersine iyi ki gözkapağınız düştü deriz çünkü kapaklarını açtıkları zaman bir de çift görme olur, üçüncü sinirde bir problem olduğu için. Ortalama 3 ila 6 ay süre içerinde geçer. Ama bazen de kafa içinde veya göz arkasındaki bir tümör de buna neden olabilir. Veya başka kas hastalıkları miyasteni olabilir. Oftalmopleji dediğimiz sadece göz kaslarını tutan veya yahut göz kaslarıyla birlikte tüm vücuttaki diğer kasları tutabilen hastalıklar vardır. Dolayısıyla bunları tanımamız lazım. Eğer yorgunlukla gelişen bir göz kapağı düşüklüğü varsa miyasteni dediğimiz bir hastalığımız var. bunun da tedavisi cerrahi değildir. Dolayısıyla teşhisimizi koyduğumuz hastaya vereceğimiz medikal tedaviyle gözkapağını kaldırmamız, göz hareketlerini düzeltmemiz, yorgunluğunu düzeltmemiz mümkün. Eğer bir tümöral durum söz konusuysa akut gelişimiz veya yetişkinlerde nedenini saptayamadığımız durumda mutlaka bir göz arkası veya beyin MR’ı isteyip burada bir tümör, kanama olup olmadığını bilmemiz lazım. Bütün bu sebepleri ekarte ediyorsak genellikle gözkapağını kaldıran kasın gözkapağına yapıştığı yerin uzaması veya ayrılması sonucunda ortaya çıkan kapak düşüklükleri söz konusudur. Burada da tedavimiz yine cerrahidir.

 

EREL AKSOY: Nasıl bir kesi yapıyorsunuz hocam? Yani estetik olduktan sonra ameliyat belli oluyor mu yoksa fark edilmeyen bir durum mu?

 

MÜSLİME AKBABA: İsterseniz böyle bir hasta geldiğinde nelerden bahsediyoruz onu anlatalım. Hastaların çok soruları oluyor ama ben şunu diyorum; “önce siz bir beni dinleyin” diyorum. “Bu sorular bizim aklımıza gelmemişti” diyorlar. İsterseniz anesteziden başlayalım.

 

PINAR AKKAŞ: Başlamadan önce şunu sormak istiyorum; bu düşüklük mesela ne kadar? Milimetrelik bir şey tabii ki de, mesela 1 milimetre bir düşüklük dışarıdan bakan bir insan anlayabilir mi? Siz tabii ki anlayabilirsiniz ama, sınır nedir?

 

MÜSLİME AKBABA: Sınır, çok doğru bir deyim. Mesela ben bir soru sorayım; kapak aralığı kaç santim veya kaç milimetredir bir şey diyebilir misiniz?

 

PINAR AKKAŞ: 7-8 milimetre olabilir mi?

 

MÜSLİME AKBABA: Ortalama 9 ila 11 milimetre. Bizim Türk ırkı içinde olan genelde 9 ila 11’dir. 2 kapak arasındaki fark 2 milimetre ve üzerinde olduğunda daha çok fark edilir. Karşınızdaki kişi 1 milimetrelik farkı çok fark etmeyebilir. Dolayısıyla bu tür cerrahide de başarılı sonuç denirken 2 kapak arasındaki asimetrik değer 2 milimetreye kadar başarı olarak kabul edilebilir. Ama çoğunlukla bize gelen hastalar 1 milimetre bile farkı olan fark etmişse mutlaka onun düzeltilmesini istiyor. Onu da bir şekilde düzeltmeye çalışıyoruz. Bazı hastalara önermiyoruz çünkü sonuçlarıyla birlikte değerlendirmek lazım. Nasıl yapıyorsunuz, nasıl oluyor derseniz öncelikle iyi değerlendirme önemli. Çünkü her hastaya aynı ameliyatı yapmıyorsunuz, farklı ameliyat yöntemleri var. hangisinin hastaya uygun olduğunu ve kapağı ne kadar açmanız gerektiğini ancak ameliyat öncesi değerlendirmeyle karar verebilirsiniz. Yani, ‘şu hastanın kapağı düşük, gelsin ben ameliyat edeyim’ olmuyor. Öncelikle çok iyi değerlendirmeniz gerekiyor. Göz kapağının düşüklüğü kadar göz hareketlerinin normal olup olmaması, göz yaşının yeterli olup olmaması çünkü göz kuruluğu olan hastalarda tam tersine göz kapağını düşürürüz ki buharlaşma azalsın, hasta daha konforlu hale gelsin diye. Gözün kornea refleksi dediğimiz kendisinin savunma mekanizmalarından birsi var mı, göz hareketleri normal mi, kapağın kaldırma gücü nedir? Kapakta yeteri kadar lif yoksa kaldırma gücü çok zayıftır. Onlarda askılama ameliyatı yapıyoruz. Örneğin; kapağın kaldırma gücü iyiyse direk kasa yönelik cerrahi tedavi yapıyoruz. Dolayısıyla bunları belirlemek için önce hastanın çok iyi bir şekilde değerlendirilmesi gerekiyor, ona göre yöntemi belirliyorsunuz. Ne kadar kaldırmanız gerektiğini biliyorsunuz. Çünkü bazı kas hastalıklarında hastanın göz hareketleri de yoktur, kaş hareketi de yoktur, kapama hareketi de yoktur ve siz bir şekilde ona hem yardım edersiniz. Hem açamaz hem kapatamaz. Dolayısıyla böyle bir hastada da görebilmesi için kapağı kaldırmanız gerekir. Bütün bunlar iyi bir muayeneyle ve değerlendirmeyle tespit edilir. İkinci aşamada cerrahiye geçtiğimizde anestezi şekli, genel mi lokal mi? Çocuklarda tabii ki genel anestezi, yetişkinlerde de tabii ki lokal anestezi ve sedasyonsuz olması gerekiyor. Çünkü hastayla ameliyat sırasında bizim konuşmamız gerekiyor, gözlerini açıp kapattırmamız gerekiyor, hatta kaldırıp oturtup karşıdan bakmamız gerekiyor.

 

EREL AKSOY: Peki yaptığınız anestezi göz hareketlerini etkilemiyor mu hocam?

 

MÜSLİME AKBABA: Yok. Sadece burada yapılan anestezi cilt altına yapılan bir anestezi. Kapak hareketini de etkilememesi gerekiyor. Bu lokal anestezinin  de bir takım handikapları var. bunlardan en önemlisi içinde efedrinin kaldırıcı etkisi var. düşük kapağa siz hiçbir şey yapmadan anestezik ilaçla kaldırabiliyorsunuz. Bütün bunları tabii ki düşünüyorsunuz, buna göre işleminizi yapıyorsunuz ama kural şu; çocuklarda olamayacağı için genel anestezi, yetişkinlerde eğer askılama yapmıyorsanız, onlarda çok şart değil ama yine lokal anestezi. Ameliyat öncesinde ameliyat gireceğiniz yeri işaretlemeniz gerekiyor. Buna yeni bir kıvrım oluşturursunuz. Gözkapağı düşük olan kişilerde dikkat ederseniz kıvrım da pek yoktur. Ya yukarıdadır ya düzleşmiştir. Tek taraflıysa öbür tarafıyla simetrik olacak şekilde önce işaretlersiniz. Eğer iki taraflıysa olmasını arzu ettiğiniz yeri işaretlersiniz. Bu hanımlarda erkeklerden biraz daha yüksektir, makyaj yapacak mesafe bırakmak için. Bunu işaretledikten sonra lokal anesteziyi yapar 10 dakika bekleriz. Daha sonra ameliyat sırasında yüksekliğini ayarlarız. Kapağın yüksekliği kadar şekli de önemlidir, kontürü de önemlidir. Bütün bunların hepsine dikkat ederek kapağa iyi bir şekilde simetrik olacak şekilde kaldırırız. Ama işimiz bununla da bitmiyor.

 

PINAR AKKAŞ: Aslında plastik cerrahi anlamında da etkiniz oluyor. Çünkü estetik olması gerekiyor.

 

MÜSLİME AKBABA: Tabii. Bu işlerin genel çatısının adı oküloplastik cerrahidir. Yani gözün plastik cerrahisidir. İş bununla  bitiyor mu derseniz bitmiyor. Simetrik düzgün bıraktığınız bir kapağı bir kaç gün sonra görmeniz gerekiyor. Bıraktığınız bir kapağı öyle görmeyebilirsiniz. Çünkü bunu etkileyen bir takım faktörler vardır. yapan kişiyle alakalı olmayan bir çok faktör vardır. Bu durumda da eğer gerekiyorsa, yeterince simetri edememişseniz yeniden bir revizyon yapabilirsiniz. Genellikle bunu erken dönemde ilk 1 hafta 10 gün içerisinde eğer revizyon gerekiyorsa bunu yapıyorsunuz ve bitiyor işiniz.

 

EREL AKSOY: Ne kadar sürüyor hocam cerrahi müdahale yaklaşık olarak?

 

MÜSLİME AKBABA: Cerrahi müdahale yönteme göre değişiyor ama ortalama 1 saat içerisinde, tüm anestezi bekleme süresi içerisinde bitiyor.

 

PINAR AKKAŞ: Kısa süre o zaman, anestezi hepsi içinde 1 saat, değil mi?

 

MÜSLİME AKBABA: Tek taraflıysa 1 saat ama iki taraflıysa eşzamanlı çalışıyorsunuz. Yani bir kapağı yapıp 1 hafta 10 gün sonra ikinci kapağı yapmıyorsunuz. Simetrik sonuç elde edebilmek için aynı anda yapmanız gerekiyor. Burada işlem zor değil. Özellikle yetişkin hastalarda doğuştan olmayan kapak düşüklüklerinde kapağın yüksekliğini ayarlamak bazen çok zor olabiliyor. Ayarladığınızı düşünüyorsunuz, kapak çok açık kalıyor. Biraz geriye aşlıyorsunuz, kapak çok düşük kalıyor. Kapak gevşekse kontürü düzgün olmuyor. İnce bir ayarlama yapıyorsunuz, işlem zor değil güç gerektirmiyor, çok özel bir maharet gerektirmiyor ama sabır gerektiriyor.

 

EREL AKSOY: Evet, mesela bu işlemden sonra 6 ay 1 yıl sonra tekrar aynı durumla karşılaşma söz konusu olabilir mi?

 

MÜSLİME AKBABA: Olası. Şöyle ki; özellikle kapağın kaldırma gücü iyi değilse, bu kapak düşüklüğü ağırlıklı olarak yaptığımız hastalarda siz burada bir gerginlik yarattığınızda zaman içerisinde gerilmeye bağlı yine bir miktar olabiliyor ama eskisi kadar olmuyor. Artı tekrar bir revizyon her zaman için yapabilirsiniz. Yani ameliyat bir kere olur bir daha olmaz gibi bir durum söz konusu değil. iyi sonuç alıncaya kadar gerektiği kadar da müdahale yapabilirsiniz.

 

PINAR AKKAŞ: Yetişkinlerde sedasyon olmadan lokal olmasını tercih ediyoruz ama hastanın kişiliğinde biraz heyecanlı olabilir, tedirgin olabilir. Sedasyon istiyorsa o durumda farklı bir şey düşünüyor musunuz?

 

MÜSLİME AKBABA: O durumda lokal anesteziyi özellikle yaparken gözüme iğne yapılıyor gibi bir ifade hastaları en çok korkutan şey odur. Aslında göze iğne yapılmıyor. Tamamen gözkapağı cildi son derece de gevşektir. Cilt altına bir enjeksiyon yapılıyor. Hekim tarafından bakılınca böyle görünüyor. Sadece bir basit enjeksiyon kolunuza bacağınıza yapıldığı gibi buraya da bir enjeksiyon yapılıyor. Tabii genellikle görüntüyle alakalı olduğu için hastalarda hep heyecan, bir anksiyete olabiliyor. Bu durum gençlerde pek olmuyor, belli yaşta nedense bu durum sık oluyor. Gençler bu daha iyi olacak kaygısıyla kendilerini daha iyi hazırlayabiliyorlar. Değişiyor tabii. Bu durumda sedasyon, lokal anestezi yaparken yapıyoruz ama ameliyat boyunca sedasyonu yapmıyoruz. Eğer kapak estetiği ameliyatı yapıyorsanız onu sedasyonla yapabilirsiniz, genel anesteziyle yapabilirsiniz. Ölçümlerinizi çizimlerinizi önceden yaptığınız için yapacağınız işlem bellidir. Hastayla bir kooperasyon kurmak zorunda değilsiniz dolayısıyla yapabilirsiniz. Ama bir kapağı kaldıracaksanız hastanın size bakması lazım. Simetrik sonuç elde etmek istiyorsanız kalkıp oturur pozisyonda görmeniz lazım. Sedasyon yaptığınız zaman da hastalar bazen çok etkileniyor, hiç gözünü açmıyor açmasını istediğiniz zaman. Gözler kapalı olunca o zaman o zaman genel anesteziyle yaparsınız. O kadar hastanın duyduğu kaygıya gerek yok.

 

EREL AKSOY: Göz kapağı düşüklüğü kadar herhalde açık kalması da bir sağlık problemi. Özellikle uykuda bu tip problemlerle karşılaşıyoruz. Onun dışında uyanıkken kişinin gözkapağını tam olarak kapatamadığı durumlar var mı hocam?

 

MÜSLİME AKBABA: Var. ama bu kapak düşüklüğünde ameliyat ettiğimiz hastaların bize en çok sordukları şey, “göz kapağımızı açtınız şimdi kapanacak mı?” sizin sorunuza geçmeden önce en çok sordukları şeylerden birisi odur. Eğer kapağın iyi bir kaldırma gücü varsa, iki kapak da simetrik kalkıyorsa bu hastalar gözkapağının açıkta kalma riski söz konusu değildir. Ama doğuştan gözkapağı düşük olan kişilerde kapağın hareketi hiç yoktur. Hastalara hep böyle anlatırım, biri böyle biri böyle. Bu yukarı baktığı zaman bu kadar gider veya hiç gitmez. Aşağı baktığı zaman daha çok gider ama diğeri yine gitmez. Ve siz nerede kaldırırsanız kapak orada kalır askılama ameliyatında. Dolayısıyla hasta aşağı baktığı zaman gözkapağı düşükken bile bu gitmediği için sağlam kapak daha iyi kapanır ve daha iyi görünür. Siz bunu kaldırdığınız zaman da ameliyattan sonra aşağı indiğinde bu yeterince inmeyecek, bu kapandığında yeterince kapanmayacak. Burada ne kadar açacağımızı önceden az çok belirliyoruz. Eğer hastanın göz hareketlerinde bir problem yoksa, genellikle biz uyurken gözlerimiz yukarı ve dışarı doğru kayar. Korneanın renkli görünen kısmı açıkta kalmaması lazım. Göz sağlığına zarar veren durum budur. Eğer burada bir açıklık söz konusu değilse, yeterince iyi açabilirsiniz, simetrik sonuç elde edebilirsiniz. Özellikle genç hastalar gece nasıl uyuduğumuz değil gündüz nasıl göründüğümüz önemli derler. Dolayısıyla bu açıklığı yaratabilirsiniz. Ama hastanın gözü savunma mekanizmalarında bir eksiklik varsa fazla açmamanız lazım. Artı demin sorduğunuz gibi tiroide bağlı göz hastalığında gözkapağında aşırı yukarı doğru çekilme olur. Alt gözkapağı da aşağı doğru çekilir, üst gözkapağı da yukarı doğru. Burada gözü koruyabilmek için, aynı durum yüz felçlerinde de olur. Gözkapağını kapatan kasta, kası çalıştıran sinirde bir problem olduğunda yine kapatamayacaktır. Bu, görmeyi ve gözü ciddi anlamda tehdit eder. Sadece görmenin değil gözün kaybına kadar da gidebilir. Bu durumda da bizim gözkapağını tam tersi bir işlem yapıp düşürmemiz gerekir. Çok açılmışsa normal seviyeye, normal seviyeyi tolore edemiyorsa gerekirse bir miktar düşürmemiz gerekir ki sağlıklı bir şekilde görmeye devam edebilsin.

 

EREL AKSOY: Mesela uyurken genellikle çocuklarda hafif bir göz aralanması oluyor. Anne babalar dikkat ederken bunun ne zaman sorun oluşabileceğini renkli kısma bakarak mı ayırt etmeleri gerekir?

 

MÜSLİME AKBABA: Evet. Şimdi, çocuklarda uyandığı zaman kırmızılık görmeyiz ama özellikle yetişkinlerde ve belli bir yaşta olan kişilerde uyandıkların gözlerinde batma, yanma, kızarıklık hissederler. İşte bu açıkta kalmaya bağlı oluşan problemlerdir. Üst gözkapağı kadar alt gözkapağı da çok önemlidir. Hep düşüklükten veya fazla kalkıklıktan bahsettik. Alt göz kapağı da normalde gözümüzün renkli kısmının alt sınırında olmalı, göz küresiyle temas etmeli. Buradan uzaklaşmışsa o zaman gözü koruyamaz. Ya da aşağı doğru düşmüşse yine uyurken açıklık oranı artar. Dolayısıyla burada da stabil ve düzgün bir kapak oluşturmalıyız ki hastalar uyurken açıkta kalmasın ya da şu şekilde aşağı düşmüşse bu nu yine yükseltmeliyiz. Bunu da değişik cerrahi yöntemlerle düzeltmek mümkün, yüzle birlikte düzeltmek mümkün ki gözü koruyalım.

 

PINAR AKKAŞ: Şimdi gözkapağı düşüklüğü ameliyatlarında doğuştansa ve ciddi bir problem yani cerrahi yöntem gerekiyorsa onda özellikle bebeklerde yaş sınırı beklenir mi? Şu yaşa gelsin ya da şu kadar aylık olsun öyle müdahale edelim durumu var mıdır? Bir de yaş ilerledikçe en üst bir limiti var mıdır? Mesela 80 yaşındaki bir insana bu gözkapağı düşüklüğü ameliyatı yapamayabiliriz gibi. Yani en küçük ve en büyük yaş.

 

MÜSLİME AKBABA: En küçük yaşta da en büyük yaşta da aslında sınırımız yok. Şöyle ki; en küçük yaşta görmeye engelse görme bildiğiniz gibi doğduktan sonra gelişmeye başlar. Yeni doğan bebekler 1 metreden öteyi göremezler ve aylar yıllar içerisinde 4 yaşa kadar görme gelişir. Bu süreç içerisinde görmeye engel bir problem varsa görmenin gelişimi yeterince tamamlanamaz buna göz tembelliği denir. Bebekteki gözkapağı düşüklüğü bebekte görmeyi engelleyecek şekildeyse ki buna bebeği görmeden karar veremezsiniz. Görebilmek için başını kaldırıyordur ya da düşük olan tarafı değil diğer tarafı kapattığınızda tepki gösteriyorsa değişik yöntemler var. Anne böyle fark edebilir. Bize getirdiğinde biz muayenemizde görmesine engelse biz bunu hemen ameliyat ediyoruz. 3-6-9 aylık, 1 yaşına kadar bu sorunu mutlaka çözmek lazım. Ama görmeye engel değilse o zaman yaş sınırımız 3 ila 4 yaş arasıdır daha büyük değil. 18’ine gelince kendisi karar versin değil. Çünkü burada 28 yaşına gelen çocuklarda ciddi problemlere neden oluyor. Çünkü çocuk bizden kopup okula başladığında çevresinden çok ciddi tepkiler alıyor. Bu tepki de kişiliğinin gelişmesinde olumsuz ya içine kapanık ya çok böyle agresif ya çok sıkıntılarla büyüyenler bunu ileride çok güzel bir şekilde itiraf ediyorlar. Dolayısıyla çocuğun sağlıklı kişisel gelişimi için okulöncesi dönemde. Üst sınır ise, görmeye engelse mutlaka yapmalıyız ki kişi kendi ihtiyaçlarını kendisi giderebilsin. Zaten lokal anesteziyle yapılan bir işlem. 80-85-90 fark etmez yapılabilir görmesine engelse. Görmesine engel değilse zaten bu kişinin kendi isteğine bağlı, olmak istiyorsa tabii ki olabilir.

 

EREL AKSOY: Gözkapağı düşüklüğüyle ilgili genelde pek önlenemeyen durumlar var herhalde. Ama sağlık açısından gözkapağı düşüklüğü olmayan bir insanın dikkat etmesi gereken durumlar var mıdır, ileride böyle bir durumla karşılaşmasın diye?

 

MÜSLİME AKBABA: Yok. Gözkapağı düşüklüğünü biz olmasını engelleyelim diye yapabileceğimiz bir şey yok açıkçası. Travmalardan korunmak lazım. Ama şudur; eğer ileri yaşta ortaya çıkan bir kapak düşüklüğü mutlaka önemli bir hastalığın belirtisi olabilir diye tetkik edilmeli.

 

EREL AKSOY: Önemli hastalık, mesela tümörler dediniz. Sadece gözkapağı düşüklüğüyle gelebiliyor mu bu hastalar? Yani herhangi bir şekilde ağrı veya göz hareketlerinden bir sıkıntı olmadan tek başına gözkapağı düşüklüğüyle gelebiliyor.

 

MÜSLİME AKBABA: Tabii ki. Yani sonradan olan kapak düşüklüğünü mutlaka cerrahiden önce, tedavileri az önce saydık. Zaten bir çoğunun tedavisi cerrahi değildi. Neden neyse onun düzeltilmesine yönelikti. Kas hastalığıysa onun ilacını, miyastenide mesinon tedavisi, kortizon tedavisi, diyabetse diyabetin regülasyonu bekleme, travmaysa bekleme, yaralanmaya onun düzeltilmesi. Sadece yaşa bağlı veya dejeneratif değişiklikler ortaya çıkanlarda cerrahi yapıyoruz. Yoksa diğerlerinde tümörse zaten bir tümör veya bir başka intrakranial kafaiçi hastalık buna neden olmuşsa bunu tedavi ettiğinizde zaten problem de düzelmiş oluyor.

 

EREL AKSOY: Gözkapağı düşüklüğü denince hep üst kapaktan bahsettik. Biraz da alt gözkapağından bahsedelim. Orada daha çok estetik kaygıyla mı müdahaleniz oluyor yoksa başka durumlar da var mı hocam?

 

MÜSLİME AKBABA: Yaşa bağlı değişikliklerden alt kapaktan bahsedecek olursak, yaşa bağlı alt kapak değişiklikleri zamanla mimik kaslarımızın yeterince iyi çalışmaması bizim gözyaşımızın kanalcıkları direnajını olumsuz etkiler. Yani kapak gevşediği zaman kırpma yeterince kuvvetli olmadığı zaman kişilerin gözünde yaşarma meydana gelir. Genellikle gözyaşı kanal tıkanıklığı diye düşünülür ama burada bu pompa mekanizmasının bozulmasına bağlı olur, bir gevşeklik meydan gelebilir. Bazen göz pınarı dışarı dönebilir bazen tüm gözkapağı dışarı doğru dönebilir. Bazen de tam tersi içeri doğru gözkapağı dönebilir, gözkapağının kenarları. Yine göz batarak burada bir enfeksiyon yaratabilir. Bunlar yaşa bağlı olabileceği gibi yaralanma sonrasında olabilir, özellikle kimyasal yaralanmalar, ev kazaları, hanımları tuzruhu merakı çok da nadir değildir, oldukça da ciddi bir kimyasal yanık oluşturur. Hem üst kapakta, hem alt kapakta, hem korneada görme bozuklukları yaratabilir ve şekil bozukluğu yaratabilir.

 

PINAR AKKAŞ: Üst gözkapağıyla ilgili soracağım. Ameliyattan sonra iz kalıyor mu?

 

MÜSLİME AKBABA: Kalmıyor. Çünkü kıvrım çizgisi içerisinde veya kıvrımın nereden olmasını istiyorsak ameliyat giriş yerimizi oradan yapıyoruz. Çünkü burada bir kıvrım oluştuğu için siz ameliyattan hemen sonra bile karşıdan bakıldığı zaman anlaşılmaz, dikişleriniz bile görünmez. Ancak gözünüzü kapadığınız zaman görünür. Dikişler alındıktan sonra da önce burada kırmızı çizgi gibi, 3 ay içerisinde de o tamamen kaybolur. Bir gözkapağı ameliyatında iz bizim en az gördüğümüz komplikasyondur. Özellikle sadece düşüklüğü için değil, diğer müdahaleler için de, estetik gözkapağı ameliyatları için de aynı şey. Çok nadirdir onun fark edilmesi çünkü gözkapağında çok fazla damarsal yapı vardır, çok ince narin bir dokudur ama çok çabuk iyileşir. İyileşme deyince sigara çok önemlidir burada. Sigara yara iyileşmesini geciktiren bir durumdur. Özellikle ağır sigara içen hastalarda biz mutlaka operasyondan 1-2 hafta önce bırakmasını, sonrasında yine en az 1-2 hafta kadar içmemesini istiyoruz. Aspirin kullanımı sürekli veya bir başka kan sulandırıcı ilaçları yine ameliyattan bir an önce kesiyoruz. Bir 10 gün kadar devam ettirmiyoruz.

 

PINAR AKKAŞ: Yaklaşık 2-3 hafta içinde tam düzelme sağlanıyor mu? Normal işine devam edebiliyor mu öyle bir kişi ameliyat olduysa?

 

MÜSLİME AKBABA: Burada ameliyat sonrası dönemdeki duruma bağlı. Eğer yara iyileşmesi hızlı bir hastaysa, komplike bir vakıa değilse bir hafta sonra dikişlerini alıyorsunuz. Kişi kendi işini yapıyorsa ertesi gün de gidebilir. Çünkü uzun süreli bir pansuman, göz kapama gibi bir durum söz konusu değil. Bir kapak ne zaman iyileşir, değişiklik olmaz diyeceğimiz süre ise 3 haftayla 3 ay arasındadır. Yani 3 aydan sonra bir değişiklik beklemeyiz ama bu süreç 3 haftayla 3 ay arasında demek mümkün. İşgücünüzden uzak kalmazsınız.

 

EREL AKSOY: Gözkapaklarının bir parçası da kirpiklerimiz, kirpiklerle ilgi de herhalde cerrahi müdahaleyi gerektirecek durumlar ortaya çıkabiliyor?

 

MÜSLİME AKBABA: tabii. Kirpikler bazen içeri doğru dönük olabilir bazen de birden fazla sıra kirpik olur. Bu doğuştan olan bir durumdur buna distikiyazis denir. Öbürüyse kirpiklerin ters yönde olana da trikiyazis diyoruz. Daha çok göz içerisinde sık gözkapağında enfeksiyon geçiren kişilerde oluyor. Güneydoğu bölgesindeki hastalarda hala görülebiliyor. Veya kronik sürekli konjönktivit geçiren hastalarda, yaralanmalardan sonra kirpiklerin göze batması, daha çok batma ağrı, kızarıklık, hem de korneada ciddi bir ülser geliştirebilir, görmeyi de kaybettirebilir. Dolayısıyla bu problem olan kişilerde problemi çözmek gerekir ama bunların tedavisi cerrahidir. Bunun bir ilaç tedavisi söz konusu değil.

 

EREL AKSOY: Orada tüylerin çıkmasını mı engelliyorsunuz yoksa başka bir şey mi var?

 

MÜSLİME AKBABA: Şöyle içeri doğru dönmüşse kirpikler göze sürtüyorsa bizim amacımız normal haline karşıya bakar pozisyona getirmek, göze teması önlemek. Birkaç adet kirpik varsa sadece orada onların kirpik diplerini ya yakarak ya dondurarak ya da lazer uygulayarak çıkmasını önlemeniz gerekir. Tüm kirpikleri birlikte yok edemezsiniz. Dolayısıyla oradan kapağın kenarındaki içindeki bozukluğu düzelterek normal haline getirmeniz gerekir.

 

EREL AKSOY: Göz çevresine yaptığınız başka estetik işlemler de var. Biraz da isterseniz onlardan bahsedelim, sizin ilgi alanlarınızdan bir tanesi de bu.

 

MÜSLİME AKBABA: Estetik ameliyatları oldukça fazla ve yaygın. Sadece bizim ülkemizde değil yurt dışında da böyle. Sadece belli bir yaşın üstünde değil artık her yaşa yapılabilen müdahaleler. Her yaşa derken, göz çevremizin yapısı genellikle genetiktir. Gözkapağının şekli, üst kapağın perdeli olup olmaması, artı kapağın dolgun veya torbalı olup olmaması bunlar sadece yaşa bağlı olarak çıkmıyor. Kişi bazen genetik olarak da bu değişikliklerle birlikte olabiliyor veya kirpikler daha fazla gelişiyor. Çok fazla ultraviyoleye maruz kalan kişilerde, aşırı sigara kullanımında göz çevresinde oldukça fazla değişiklikler meydana geliyor. Tüm yüzde değişiklikler meydana gelmekle birlikte kişiler göz çevresini daha fazla önemsiyorlar. Yine yaşa bağlı kaşın düşmesi. Bütün bunların hepsine gerektiği şekilde, her hastaya aynı uygulamayı yapmak mümkün değil. Bir şekilde cerrahi olarak bitirmek mümkün.

Bir de kapağın  yaralanmalarıyla tümörlerinden bahsedelim. İkisi de çok önemli. Kapağın yaralanmasında, yaralanma şekli kadar yaralanmanın tamir edilme şekli çok önemlidir. Düzgün bir şekilde tamir edildiğinde hiçbir şekilde kapakta şekil bozukluğu yaratmaz. Ama düzgün bir şekilde kapatılmamışsa ortaya çıkacak olan şekil bozukluklarını sonradan düzeltmek çok zor olmakta. Kapakla birlikte gözyaşı kanallarında bir yaralanma varsa mutlaka aynı seansta bunun da tedavi edilmesi, kişinin daha sonra sürekli göz yaşarması veya enfeksiyonu olmaktan kurtaracaktır. Tümörlerdeki uyarım da şu; gözkapağında iyileşmeyen küçük bir yaramız varsa ne olur bunu ihmal etmeyelim. Yanlış bir inanış vardır, ‘bıçak değerse azar, hiçbir şeyi yoktu doktora gitti ameliyat oldu sonra böyle oldu’ bunlar yanlış şeyler. Özellikle gözkapağı ve göz çevresindeki tümörleri bir ne kadar erken teşhis edersek gözü koruyabiliriz. Her şeyden önce daha az hasarla çünkü göz arkasına gittiği zaman bunlar küçük basit bir yaradır derken gözü bile yerinde tutmamız mümkün değil. ve gözkapağında çok daha basit müdahalelerle gözkapağının şeklini bozmadan korumamız mümkün.

 

EREL AKSOY: Tümörlerin çeşitleri olarak ciltle ilgili tümörler mi genellikle?

 

MÜSLİME AKBABA: Genellikle, aşağı yukarı cilt tümörleri, bazal hücreli karsinom, skuamöz hücreli karsinom, sebase karsinom, hemanjiom karsinom daha çok bebeklerde ya doğumda olur ya da doğumdan sonraki ilk birkaç ay çersinde ortaya çıkar. Onun tedavisinde de son yıllarda çok büyük değişiklikler oldu. Eskiden kortizon tedavisi uyguluyorduk. Bunları niye tedavi ediyorsunuz derseniz tedavi etmek şart. Görmeyi etkilediğinde göz tembelliğine neden olacaktır. Yoksa hemanjiom özellikle kapiller anjiom bir süre sonra zaten büyümesi duracak sonra tekrar geçecek. Belli bir şekil bozukluğu bırakarak belki geçecek ama bebeğin gelişimi sırasında ortaya çıktığı için göz tembelliğine engel olur. Günümüzde daha çok ilaçlı tedavisi var, bazen verdiğimiz propranolol tedavisiyle kontrollü bir şekilde bunların büyümesini önlemek ve geçirmek mümkün.

 

PINAR AKKAŞ: Çocuklarda ve bebeklerde görülen şekil bozuklukları ve en önemli de gözkapağı düşüklüklerine hemanjiom denilebilir mi ya da nelerdir gözkapağı düşüklüklerinden sonra en çok neler görülür?

 

MÜSLİME AKBABA: Sadece çocuklarda göz çevresindeki değişiklikler mi? En sık gördüğümüz şey gözkapağının düşüklüğü göz çevresinde gördüğümüz şeyler. Son yıllarda giderek artan bir şekilde kapağın gelişimsel bozuklukları var kolobom diyoruz. Üst kapakta daha çok olmak üzere anne karnındayken tam olarak birleşememekten dolayı kapağın orta kısmı boş kalır ve gözkapağını kapatamaz buna kolobom diyoruz. Bazen kapağı hiç olmayan bir sorun olabilir, kapalı olabilir, henamjiom olabilir. Dermoit kistler tümörler yine yağ dolu kistler, bunların da yine erken dönemde tedavi gerekiyor. Kötü bir hastalık değil, hayatı tehdit eden bir şey değil ama giderek büyüyor ve kistin etrafındaki zardan dışarı doğru sızmasıyla daha büyük reaksiyonlara yol açıyor. Dolayısıyla dermoit kistler daha çok gördüğümüz kistik yapılar bunlar oluyor. Çocuklarda daha sık alerjik göz problemleriyle karşılaşıyoruz. Yine halk arasında arpacık diye bilinen bunlarla karşılaşıyoruz. Bunların hepsinin tedavisi mümkün.

Buraya gelmişken, bir bebek ne zaman muayene olmalı onu konuşmak lazım. Genelde rutin bir problemi varsa mutlaka doğduğu günde fark edilen bir problemi varsa. Yine giderek artan doğuştan gözün küçüklüğü, şekil bozukluğu veya hiç olmayışı böyle durumlarla da, belki bu işi yaptığımız için çok fazla karşılaşıyoruz. Bunların mutlaka ok erken dönemde mutlaka getirilmesi lazım. Ama hiçbir problem olmayan sağlıklı bir bebek ilk muayenesini 6 aylıkken, ikincisinin de 3-4 yaşında mutlaka yapılması gerekir.

 

EREL AKSOY: Başka özellikle gözkapağı düşüklüğüyle ilgili izleyenlerimize vurgulamak istediğiniz bir şey var mı?

 

MÜSLİME AKBABA: Gözkapağı düşüklüklerinde eğer bebek ise mutlaka görmenin etkilenip etkilenmediğinin bilinmesi lazım. Görme etkileniyorsa erken dönemde cerrahi tedavi görmesi lazım. Etkilenmiyorsa da genellikle anne ve babalar çocukları korumak amacıyla “büyüsün öyle yaptıralım, kendisi karar versin” gibi. Bu yanlış bir düşünce tarzı. Daha sonra çünkü o gençler anne ve babalara, “ben büyürken ne çektim biliyor musunuz” diye soruyorlar. Bu çok karşılaştığım bir durumdur. Dolayısıyla okulöncesi çağda mutlaka tedavi edilmeli. Gözkapağındaki bozuklukları her yaşta önemli çünkü insanlar göz teması kurarak önce iletişime geçiyorlar. Sağlıklı bir şekilde göz teması kurmak için göz çevresinde ve göz kapağında şekil bozukluğu yaratan problemlerin olmamsı lazım. Bu tür problemleri olan kişilerde mutlaka bunun tedavisi cerrahi olabilir, tıbbi olabilir. Mutlaka her şeyi ameliyat etmek gerekmiyor ama mutlaka bir problem hisseden kişilerin bu problem midir değil midir, çözümü var mıdır, varsa nasıldır diye araştırmasında fayda var diye düşünüyorum.

 

 PINAR AKKAŞ: Hocam, çok teşekkür ediyoruz çok güzel bir sohbet oldu.

 

EREL AKSOY: Çok teşekkür ederiz, ayağınıza sağlık hocam. inşaAllah başak bir gün yine buluşuruz.

 

MÜSLİME AKBABA: İnşaAllah.

 

PINAR AKKAŞ: Bir programımızın daha sonuna geldik. Bu hafta çok değerli bir konuğumuzu ağırladık. Prof. Dr. Müslime Akbaba Hocamız bizlerle birlikteydi. Haftaya yeniden değerli bir konuğumuzla buluşmak üzere hoşça kalın.

 

http://a9.com.tr/izle/199667/Yasam-ve-Saglik/Yasam-ve-Saglik---59-Bolum---Prof-Dr-Muslime-Akbaba-Goz-Hastaliklari-Uzmani
 

A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500

PAYLAŞ
logo
logo
logo
logo
logo
İNDİRMELER
mp3
mp4
youtube
Doktor
Göz Hastalıkları Uzmanı
Göz Kapağı
Gözbebeği
Gözdeki Mucize
Gözyaşı
Hastalık
Hastane
Kornea
Prof. Dr. Müslime Akbaba
Retina
Sağlık
Sağlık Bakanlığı
Sağlık Köşesi
Yaşam ve Sağlık
görme merkezi
görme sistemi
tedavi
uzman
İris