Yaşam ve Sağlık – 61. Bölüm – Prof. Dr. Selami Sözübir, Çocuk Cerrahisi Uzmanı
PINAR AKKAŞ: A9 TV ekranlarından merhaba değerli izleyenlerimiz. Dr. Oktar Babuna ile hazırladığımız programımızın bu haftaki konuğu Çocuk Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selami Sözübir Hocamız bizlerle birlikte. Hocam programımıza hoş geldiniz.
SELAMİ SÖZÜBİR: Hoş bulduk, teşekkür ederim.
OKTAR BABUNA: Şeref verdiniz hoş geldiniz. Bugün sizin ilminize yararlanmak istiyoruz.
OKTAR BABUNA: Çocuk cerrahları sayı olarak az, çok özelleşmiş bir branş ama hastalık çok fazla hasta da çok fazla. Dolayısıyla çok önemli bir konu, herkesin bilgilendirilmesi de son derece önemli.
SELAMİ SÖZÜBİR: Gerçekten bu çok önemli. Aslında tarihe baktığımızda çocuklar daha önceden ameliyat olmuyor muydu? Çocuk cerrahisi yeni 70 yıllık bir branş. Neden 70 yıl önce çocuk cerrahisi oldu? Daha önce çocuklar ameliyat olmuyor muydu, oluyordu. Fakat iki önemli tarihsel süreç ve gelişim çocuk cerrahisini daha popüler hale getirdi. Birincisi teknikteki gelişmeler. Burada özellikle anestezinin altını çizmemiz lazım, çocuk anestezisinin gelişmesi. İkincisi de çok şükür ki bu çocukların yaşatılabilineceğinin görülmesi. Biraz tarihsel sürece baktığımızda bir çok çocuk cerrahisi anomalisiyle doğan bebeklerin yaşatılamadığı, yaşatılamadıkları için de biraz kayıp kabul edildikleri bir karanlık dönem var, bir cahiliye olmuş. Daha sonra ise son 100 yıldır çok şükür çocuk cerrahisi hızla gelişmeye başladı. Çocuk cerrahisini çocuk ürolojisi takip etti. Çocuk ürolojisi de özellikle son 20 yılda dünyada hızlı bir atak yaptı. Ülkemizde de 2012 yılından itibaren artık ayrı bir branş olarak çalışmaya başladı.
PINAR AKKAŞ: Kendi içinde o da branşlaştı.
SELAMİ SÖZÜBİR: Evet. Çocuk ürolojisi 2012’de sağlık bakanlığı birebir bir şey yaptı; ister çocuk cerrahı olun ister ürolog olun üzerine 3 sene bir eğitim yaptığınız zaman çocuk üroloğu olabiliyorsunuz. Yani çocuk kardiyolojisi gibi, çocuk endokronolojisi gibi bir üst branş olarak kabul edildi.
OKTAR BABUNA: Yaklaşık ne kadar çocuk cerrahı var Türkiye’de?
SELAMİ SÖZÜBİR: Toplam sayımız 500’ü geçti çocuk cerrahı olarak. Ama çocuk üroloğu olarak oldukça az, 150 civarında şu anda.
OKTAR BABUNA: Hastalık ve hasta sayısı düşünüldüğünde hakikaten az. inşaAllah daha yeni cerrahlar yetişir.
PINAR AKKAŞ: Hocam, ilk olarak çocuk cerrahisi nedir? Hangi yaş gruptaki çocukları kapsar?
SELAMİ SÖZÜBİR: Hepimizin bildiği Amerika Çocuk Akademisi. Bu akademi çocuk cerrahisi için bir tanım yapmış. Demiş ki; 0 ila 18 Türkiye için. Ama bunu daha genelleştirmiş, ergenliğe kadar çocuklardaki cerrahi hastalıkları tanıyan, teşhis eden ve cerrahi yolla ameliyat eden cerraha çocuk cerrahı denir demiş. Ve bu çocuk cerrahı grubunun altında da 7 tane alt branş belirlemiş. Demiş ki; çocuk cerrahı bir kere bir çocuk genel cerrahıdır. Yani aynı erişkinlerdeki gibi genel cerrahi ameliyatlarını yapar. Bu ne demek? Karın ameliyatlar temel olarak bir de endokrin cerrahi guatr vs. İkinci demiş; çocuk cerrahisi yeni doğan operasyonlarını yapar. Altını çizmemiz lazım bu tamamen çocuk cerrahisine özel. Yani doğuştan olan anomalileri düzeltir. Üçüncüsü demiş; çocuk onkolojisi yapar. Yani çocuklardaki tümöral ameliyatları yapar. Dürdüncüsü demiş; fetal cerrahi yapabilir, yani fetusların da cerrahı olarak operasyonları çocuk cerrahisi yapabilir. Beşincisi demiş; çocuklarda travma cerrahisi yapar. Yani travmayla karşılaştığımız zaman bu çocukları düzeltir. Ve altıncısı da; bunların dışında çocuk göğüs cerrahisi yapar demiş. Yani kalp hariç olmak üzere karın, göğüs kafesi içindeki ameliyatları yapar. Yedincisi de; çocuk ürolojisi demiş. Ama çocuk ürolojisi zamanla ayrılmış 7 başlıktan o ayrı bir noktaya gelmiş uzmanlık alanı olmuş. Ama bu diğer 6 branşın hepsi bugün çocuk cerrahisi ana bilim dalından mezun olan bir asistanın bir çocuk cerrahisi merkezini işletebilir dediği zaman yapması gereken ameliyatlar grubu oluyor. Çok kapsamlı en genel genel cerrahi. Ben öğrencilerime şunu diyorum; bugün en genel cerrahi çocuk cerrahisi. Genel cerrahları artık o kadar ayırdılar ki, laparoskopik cerrah, karaciğer cerrahı, biz hepsinden az az ve bir çok. Onlar sayı olarak fazla oldukları için rahatlıkla diyebiliyor ki, “ben sadece tiroit ameliyatı yapacağım, ben sadece meme operasyonu yapacağım, sadece karaciğer ameliyatı yapacağım.” Biz bunu da diyemiyoruz çünkü her birinden parça parça olmak üzere sayı çok yüksek değil. dolayısıyla en genel genel cerrah galiba çocuk cerrahları.
OKTAR BABUNA: Ama tabii özelleşmenin de çok büyük faydaları var. o zaman daha uzman daha titiz, daha bilgili cerrahlar yetişiyor.
SELAMİ SÖZÜBİR: Kesinlikle. Hem zaten bunun için Türkiye Çocuk Cerrahisi Derneği, hem Türkiye Çocuk Ürolojisi ve Pediatrik Üroloji Dernekleri bu konuda ciddi çalışmalar yapıyor. Biz kendi aramızda aslında bunları yapmaya başladık. Mesela çocuk göğüs cerrahisi yapan arkadaşlarımız var. İsmi çocuk cerrahı ama biz biliyoruz ki çocuk göğüs cerrahisi ağırlıklı çalışıyor. Özellikle büyük merkezlerde, üniversitelerde tamamen bu branşlar oluştu. Yeni doğan cerrahisini yapan, aynı yerde 6 çocuk cerrahı çalışıyorsa arada bölünmeler oluyor. Bütün yeni doğan ameliyatlarını çocuk cerrahı, göğüs cerrahisini tek, genel çocuk cerrahisini tek yapıyor. Ben de biraz kendimi çocuk ürolojisine attım. Her ikisini de yapmaya çalışıyorum ama daha çok kendimi eğitme konusunda spesifik çocuk ürolojisi oluyor.
OKTAR BABUNA: O zaman sizin uzmanlık alanlınızdan başlayalım. Böbrekler son derece kompleks yaratılış mucizesi organlar. O kadar özelleşmiş fonksiyon yapıyorlar ki buna eş değer diyaliz makinesi yapılamıyor ve hiçbir zaman böbreğin yerini tutmuyor. Bir deneyde idrarda bakmışlar, 3000 tane madde bulmuşlar. Biz daha önce tıp fakültesinde 8-10 tane madde böbreğin süzdüğü, hep öyle anlatılırdı. 3000 ayrı maddeyi süzüyormuş ki bunlar bileneler. Böyle bir fonksiyonu meydana getiren bir organın son derece kompleks olması gerekiyor. Hakikaten de öyle. O zaman da çeşitli hastalıkları oluyor, tabii bunların cerrahi olanları da sizin uzmanlık alanınıza giriyor. Ağırlıklı olarak çocuklukta olanları var. Siz tabii devam edebilirsiniz.
SELAMİ SÖZÜBİR: 3000 rakamı kesinlikle sabit kalmayacak bundan emin olun. Vücudumuzun her parçası o kadar olağanüstü ki. Böbrekler de bu olağanüstü organlardan biri. Şimdi şunu vurgulamak istiyorum; Türkiye’de ortalama yılda 1 milyon bugün bebek doğuyor. Bu sayı bundan 3-4 yıl önce 1 milyon 200’dü düşmeye başladı artık yıllık bebek oranı. Ve biz biliyoruz ki yüzde 1 çocukta majör anomali yani büyük anomali oluyor. Bu da şu anlama geliyor; yani ortalama 12 bin civarında çocuk yılda majör anomali. Majörle minörün yani büyükle küçüğün farkı şu; majörde bu konunun uzmanı tarafından müdahale gerekli. Minörde şart değil, mesela kulakla ilgili basit bir şey gibi. Ve bu anomalilere baktığımız aman bütün dünyadaki dağılımı aslında birinci sırada beyin cerrahisi geliyor. En çok anomali sebebi beyinle ilgili. Ama ne yazık ki beyinle ilgili müdahalelerde yaşatma şansımız çok az. İkinci sıraya baktığımızda yine üriner sitem geliyor. Yüzde 20-30 civarında ortalama genitoüriner anomalilerle doğuyor bebek. Baya yüksek. Ve en güzel tarafı da, üçüncü sırada da çocuk genel cerrahisi var o da yüzde 20 civarında. Bunlara biz müdahale ettiğimiz zaman bu çocuklar hayatlarını sıfır, o ameliyatı hiç olmamış gibi devam ettirebiliyorlar. Bu yüzden baktığımızda çocuk cerrahisi ayrı bir branş olmuş. Çünkü biz topluma o çocukları verebiliyoruz zamanında ameliyat ettiğimiz zaman. Bu bağlamda çocuk ürolojisi gerçekten önemli. Hatta dünya sağlık örgütü şöyle bir şey yapıyor, bir ülkedeki sağlığın gelişmişliğini incelerken diyor ki; sizin diyalize giren hastalarınızın yüzde kaçı çocuk anomalisiyle giriyor? Eğer bu yüksekse sizi bu konuda gelişmemiş bir ülke olarak nitelendiriliyorsunuz. Ben oranı açıklamayacağım ama Türkiye’nin durumu gerçekten iyi değil. ve bunu gördüğümüz zaman, Allah kimseye yaşatmasın diyaliz çok zor bir şey. Haftanın 3-4 günü oraya girmek ve bu hastaların yüzde 20’si yani 5 tanesinden biri zamanında bizlere ulaşmış olsa, çocuk üroloğu ya da çocuk cerrahı tarafından müdahalesi yapılmış olsa bu aşamaya gelmeyeceklerdi. Bunun için önemli. Onun için böbrek çok önemli ve güzel bir organ. Niye güzel diyorum; çünkü böbrek sadece insan vücudunda bir atılım organı değil. bunun dışına bir çok hormonal sıvı elektronik dengemizi sağlayan, gecemizi gündüzümüz ayarlayan bir organ. Gece tuvalete kalkmadan sabaha kadar uyuyoruz, sistit olana kadar yani mesane iltihabı geçiren kadar. Dolayısıyla çocuk ürolojisi bu bağlamda önemli. Böbrekle ilgili dediğimizde de tabii ben bir cerrahım, çocuk ürolojisi kısmı beni ilgilendiriyor. Temelde ikiye ayırmamız lazım. Bir, çocuk nefrolojisi ki çok çok önemli. Böbreğin kalıtsal ya da kazanılmış ama daha çok mekanik değil de yapısal problemle uğraşan bir bölüm çocuk nefrolojisi. Çocuk ürolojisi deyince de açıkçası daha çok tıkanıklıklarla, taşlarla ilgili ve doğuştan olan sorunlarıyla ilgileniyoruz. Çocukluk çağında bir takım endemik bölgeler, ülkemizde özellikle Güneydoğu Anadolu bölgesi, Akdeniz bölgesinin belli kısımları olmak üzere taşlarla karşılaşıyoruz. Buradaki temel şey bir kere konjenital böbrek hastalıkları. Yani çocukluk döneminde biz taş dediğimiz zaman altında yatan bir takım özellikle de kalsiyum metabolizması bozuklukları daha sonra sistin gibi, az önce dediğimiz gibi 3000 tane atılan madde, işte bu maddelerin doğuştan olan vücuttaki oluşumlarındaki problemler. Bu oluşan problemler neye sebep oluyor? Atılım esnasında bu maddenin gidip orada normal sıvılaşmadan dökülmesine, sıvılaşmadığı için de küçük bir nedus yani çekirdek oluşturuyor. Çekirdeğin üstüne de ne oluyor? Taş yapısı birikiyor, genellikle kalsiyum ve bu taşla karşılaşıyoruz. İstanbul’a baktığımız zaman, büyük şehirlere Ankara, İzmir gibi büyük bir karışım olduğu için, biz de belli oranda çocuk ürolojisinde bu taşlarla karşılaşıyoruz. Ama doğuştan demiyoruz. Genellikle 6 aylıkken başlıyor, 6 aylıktan sonra da taş git gide yaşla birlikte artıyor. Çok şükür taş bizde daha az. Erişkin ürolog arkadaşlarımıza göre çocuklardaki taş oranı daha az. İkinci sebep de enfeksiyon. Çocuklardaki idrar yolu enfeksiyonları yine aynı şekilde böbrekten bu akışı ve sıvılaşmayı bozduğu için küçük bir çekirdek görevi görüp çocukluk çağı enfeksiyon taşları dediğimiz taşlara neden olabiliyor. Üçüncü sebep de kalıtsal yatkınlık yani ailemizde varsa çocuklarda da oluşma oranı artıyor.
OKTAR BABUNA: Tabii yetişkinde de öyle kalıtsal yatkınlık. Ama bir önlem olarak mesela bol sıvı almanın faydası var yetişkinlerde. Çocuklarda böyle mi?
SELAMİ SÖZÜBİR: Kesinlikle. Özellikle enfeksiyon bazlı taşlar oluşturuyor, kesinlikle ve kesinlikle bol sıvı inanın en az bir antibiyotik kadar etkili. Bir de yaban mersini, kesinlikle öneriyoruz. Yaban mersini de idrar yollarıyla atılan içinde antibiyotik içeren bir doğal ürün. Tabii çok dikkat etmek lazım. Ben ailelerime diyorum ki; bunu yanlış internet üzerinden bakıp da bana geldiklerinde bunu aşırı kullandıklarını görüyorum. Aman diyoruz, çocuklarda yaşıyla orantılı olarak 6 yaşın altında bir bardağı geçmeyeceksiniz, günde 250 mililitre. 6 yaşın üstünde biraz daha artırabilirsiniz kilosuna bağlı. Lütfen doktora danışmadan kullanmayalım ve hoşafını. Sonuçta gazlı içecekleri hiç istemiyoruz. Meyve sularını da mümkün olduğunca doğallarına gidelim diyoruz. Lütfen ailelerimiz artık evlerde hoşaf, kompostoları yapmaya başlasınlar.
PINAR AKKAŞ: Peki 1 yaşındaki bir çocukta böbrek taşı var diyelim, onu çocuk ifade etmekte zorlanabilir. Aileler bunu nasıl anlayacaklar?
SELAMİ SÖZÜBİR: Sadece böbrek taşı değil çocukta idrar yollarıyla ilgili semptomları bulmak çok zor. Bizim bir takım şansımız var mesela bağırsak tıkanıklığı olsa ne yaparız? Çocuk kaka yapmamaya başlar ya da safralı kusmaya başlar anlarız. Çocuğumuz bademcik olduysa ağzında geveleme tarzından onu anlayabiliriz. Kulak iltihabı olduysa ne olur kulağında akıntı gelir, bebek 6 aylık bile olsa bebek tutar, bir hareket yapar. İdrar yolu enfeksiyonu ki taştan idrar yolu enfeksiyonuna geçmemiz lazım. Çünkü ocukların çoğu bize ağrıdan çok idrar yolu enfeksiyonuyla geliyor taşı da olsa. Mesela 6 aylık bir bebeğimiz var ve idrar yolu enfeksiyonu geçiriyor. Bu çocuğun nasıl bir şikayeti olabilir? Önce ateş, enfeksiyon var, onun dışında çiş yaparken acıyor diyemeyecek altında bez var. Siz bu çocuğun sık sık idrara gittiğini görebilecek misiniz? Hayır. İkinci bulgu, belki huzursuzluk, buna ilaveten bulantı kusma, iştahsızlık. Bakın bunların hiç biri size idrar yolu enfeksiyonuyum ben dedirten bir şey değil. Diyelim ki bu çocuk normal bir devlet hastanesine başvurdu, normal derken yoğun. Çocuk kliniğine gideceksiniz ve oradaki doktor arkadaşımız da 70 tane hasta bakıyor, kapının önünde çocuklar gelmiş sıra bekliyor acıktı, iyice ağlamaya başladı, içeri girdi, doktorun her zaman klasik sorusu ne? Ne şikayet var? Ateşi var, kusuyor, enfeksiyon ateş olduğuna göre. Gel bir muayene edeyim bakayım. Çocuk dışarıda zaten bir saattir bunalmış ağlamış, haydi bir idrar yolu enfeksiyonu atla. Direk bir antibiyotik yaz, yanında bir ağrı kesici ateş düşürücü. İşte Türkiye’deki biraz evvel bahsettiğim taş, idrar yolu enfeksiyonu bütün problem bu. İnsanlar bunu atlıyorlar. Ben buradan bütün pediatrist, aile hekimleri, pratisyen hekim arkadaşlarımdan rica ediyorum, artı ailelerden, bir takım hastanelerde bu çok güzel yapılıyor, yurt dışında da öyle. Bizim tıpta koinsidans diye bir şey var. Yani çocuğun kulağından kanaması olsa bile veya kulağında mikrobik bir durumu olsa bile bu çocukta idrar yolu enfeksiyonu olmadığını kimse ispat edemez. Bir küçük tetkik, bir çiş almak bu kadar. Lütfen ateş, bulantı, kusma, huzursuzlukla gelen bir çocukta zaten enfeksiyon kaynağını saptamadıysanız, kesin idrar tetkiki ya da kültürü yaptırıp enfeksiyon kaynağını saptadıysanız, şüpheniz varsa kesin idrar tetkiki ve kültürü yaptırın. Enfeksiyon kaynağını saptadınız, şüpheniz yoksa da lütfen en azından bir idrar tetkiki alın. Çünkü çocuk ürolojisinin en sık semptomu doğumdan sonra idrar yolu enfeksiyonu. Burada atlandığı zaman çocuk eve gittiğinde iyi oluyor. Tedavi yapıldı bakın, çünkü boğaz enfeksiyonu da olsa, idrar yolu enfeksiyonu da olsa tedavimiz aynı. Ama biz diyoruz ki erkek çocukta birden fazla, kız çocukta ikiden fazla gerçek idrar yolu enfeksiyonu saptanırsa bu çocukta çocuk ürolojisine ait problem olup olmadığının araştırılması gerekiyor.
PINAR AKKAŞ: Ultrasonla. O da taşın tespit açısından.
SELAMİ SÖZÜBİR: Anomali olarak konuşursak, çünkü o da onun bir parçası. Taş, kist, hidronefroz dediğimiz böbreğin büyümesi çocukluk çağında en sık gördüğümüz.
PINAR AKKAŞ: Nefrit de o şekilde görülebiliyor mu?
SELAMİ SÖZÜBİR: Bu daha çok nefrologlarımızı ilgilendiriyor. Nefrit zaten böbreğin iltihabı demek. Ne yazık ki çocuk ürolojik nedenlerden dolayı nefritle karşılaştığımızda çok daha ağır seyrediyor. Onun için çocuk ürolojisinde sonuçta biz şunu biliyoruz ki; ülkemizde bu oran fazla, bir çok tıbbın geliştiği ülkede az olmak üzere artık böbrek yetmezliğinde gelmiyorlar çocuklar. Bizde de azalmaya başladı, ama hala mevcut. İşte bu ürolojik problemler çocuk ürolojisinden dolayı geçirilmiş nefritlerden. Çünkü nefrit nasıl bir durum biliyor musunuz? İki organ var vücudumuzda, bunlardan biri beyin diğeri böbrek. Bu organlar mikrobik bir iltihap geçirdiği zaman bu organlarda kayıp başlıyor skar dediğimiz. Kullanmak istemediğim kelime çürüme çünkü yenileyemiyor. Biz hepatit oluyoruz, karaciğer iltihabı geçiriyoruz, 6 ay sonra karaciğerimiz aynı. Bademcik oluyoruz bademcikler çalışmıyor, 15 gün sonra aynı. Ama böbrek ve beyin, bu iki organın kendini yenileme özelliği yok. İşte nefrit bu noktada hayati. Şöyle düşünün; bir çocukta reflü var yani işerken aynı zamanda böbreklerine kaçak oluyor ya da taş var, taştan dolayı idrar yolu enfeksiyonu. Ne oldu? Enfeksiyon nefrit geçirdi, nefrit geçirdiği zaman mikrop yukarıya çıktığı zaman bir odağa yapışıyor, yapıştığı odaktaki yeri nonfonksiyon haline getiriyor. Bu birinci enfeksiyon, bu arada çocuk üst solunum yolu enfeksiyonu diye tedavi edildi. İkinci enfeksiyona geldi, 3-4-5 derken böbrek nonfonksiyone gitti. Hele ki iki taraflıysa problem diyaliz.
OKTAR BABUNA: Allah saklasın demin söylediğiniz çok önemli, tekrar hatırlayalım; ateşi olan, ateş her yerde olabilir. Bir yeri atlamamak için bir çok yere bakmak gerekiyor. Tabii serviste yatan hastalar için geçerli ama mutlaka kültürler rutin yapılmalı. Ve bir çok zaman da çift yerde veya ummadığımız bir yerde yakalardık. Tabii o zaman tedavisi de çok değişiyor. Kültürü yapıldıktan sonra antibiyotikleri farklı oluyor, tedavisi farklı oluyor. Bu son derece önemli, üşenmemek lazım.
SELAMİ SÖZÜBİR: Kesinlikle. Zaman burada önemli değil. meslektaşlarımızın çok zor şartlarda çalıştığını da biliyoruz ama bunun geriye dönüşü yok. Bizlerin asıl görevimiz galiba bira da insanları eğitmek. Ne gibi? Artık çok güzel, hastam bana geliyor diyor ki; “hocam, ben bu çocukta idrar yolu enfeksiyonundan şüphe ediyorum.” Ama nerden öğrendiler? Bu gibi programlar sayesinde bu çok önemli. Böyle programlardan sonra belki birkaç hastamız gidip devlet hastanesinde ücretsiz ultrason çektirip belki de taş tespit edilmiş olacak yahut bir kistik hastalığı yakalayacağız.
OKTAR BABUNA: Peki ultrason yaptık, ultrasonda neler görebiliriz? Anomalileri özellikle.
SELAMİ SÖZÜBİR: Ultrason bizim elimiz ayağımız. Ürolojiye ben musluklar sitemi diyorum, yukarıdan başlayıp aşağıya inen bir sıvı. Ultrason neyi en güzel gösteriyor? Sıvıyı. Dolayısıyla çocuk ürolojisi çok şanslı elimizde ultrason var. Artık gelişmiş steteskop ultrason. O da sesi kullanıyor. Yeni ekip çok sıklıkla ultrason kullanacaklar diye düşünüyorum. Niye? Çünkü noninvaziv. Çocuğa hiçbir ışın vermiyoruz. Çok kısa sürede yapılabiliyor, çok pahalı bir tetkik değil, çok bilgilendirici.
PINA RAKKAŞ: Doktor içinde iyi bir avantaj, düşündüğünü alması için en iyi yöntemlerden bir tanesi.
SELAMİ SÖZÜBİR: Kafanızdakini orada görebiliyorsunuz ve çocuk ürolojisinde bu konuda çok şanslıyız. Neler saptıyoruz? Öncelikle ve en önemlisi ikiye ayırmamız lazım ultrasonu, prenatal yani anne karnında yapılan ve postnatal çocuk ürolojisi olarak. Çünkü bugün çok şükür yüzde 70’e yakın teşhis gelişmiş merkezlerde prenatal konuyor çocuk ürolojisinde. Yani prenatal demek şu; hamileyken kişinin bir kadın doğumcu ya da perinatolog tarafından yapılan ultrasonunda böbreklerde görülen anomali. Bura da öne çıkan anomali tabii taş olmuyor o dönemde. Birincisi hidronefroz. Hidronefroz ne demek, hidro Latince su demek, nefroz böbrek demek, böbreğin şişmesi diyoruz. Ailelerimizi de aynen böyle ifade ediyor, “benim çocuğumun böbreği şişmiş, böbrekte bir genişleme var. Doğumdan sonraysa yine hidronefroz birinci sırada, çocuk ürolojisi olarak karşılaştığımız ultrason görüntüsü. İkinci sırada kistik hastalıklar. Erişkinlerde kistik hastalıklar bir, çocuklarda iki. Niye? Çünkü polikistik böbrek çocuklarda bize gelmiyor. Yaş ilerledikçe enfeksiyon, taş vs. geliştikçe ürolog arkadaşlarımıza gidiyor. Üçüncü sırada da tabii ki taşlar geliyor. Ama hidronefroz en çok hem prenatal hem postnatal. Yani doğumdan önce ve doğumdan sonra böbreğin büyümesi ve genişlemesi dediğimiz zaman en sık hidronefroz yani bizim ultrasonda gözlemlediğimiz veri.
PINAR AKKAŞ: O zaman bu 3, öncelikle hidronefroz, sonra kistler, sonra taşlar bu üçünün tedavi şeklinden bahseder misiniz? Nasıl bir müdahaleniz oluyor, nasıl br tedavi uyguluyorsunuz?
SELAMİ SÖZÜBİR: Çocuk ürolojisinin şöyle güzel bir yanı var; takip her zaman mümkün. Çünkü elimizde fonksiyon gören organ var. Burada bizim amacımız çocuk ürolojisi olarak öncelikle bu hastalığı iyi etmek değil öncelikle böbreği korumak. Bu çok önemli. Siz bu hastalığı iyi edeceğim diye böbreği kaybederseniz burada işinizi doğru yapmıyorsunuzdur. Onun için hidronefrozla doğan bebekleri genellikle takip ediyoruz belli bir zamana kadar. Neyi takip ediyoruz? Böbreğin fonksiyonunu. Bu genişleme gitgide büyüyor. İlk doğdu çocuğun böbreği 60 milimdi, 75 oldu, 95 oldu aylık ultrasonlarla bir takım başka tekniklerle de araya girip bunun, bir, sabit mi kalıyor, iki, düzeliyor mu, üç, artıyor mu bunu saptıyoruz. Bana gelen aileye ben diyorum ki, “korkmayın, diğer böbrek sağlam, diğerini de takip edeceğiz. Önce 1. ay, sonra 2. ay, 3. ayda sizden ultrason alacağım ve her ay idrar tetkiki ve kültürü istiyorum. Bunlar normalse 3. ayda tekrar oturup durumu konuşacağız. 1-2-3. aydaki duruşa göre de bir planlama yapıyoruz.
Kistik hastalılar dediğimiz zaman çocukluk çağında en sık gördüğümüz multikistik plastik böbrek dediğimiz bir şey. Be, doğuştan böbreğin herhangi bir şeyden dolayı anne karnındayken üriter dediğimiz idrar yolunun tıkanması neticesinde böbreğin normal gelişiminin bozulup bir üzüm tanesi, salkımı gibi gelişmesi ve çalışmaması. Bunu saptadığımız zaman hemen ameliyat demiyoruz. Eskiden ameliyatla alınırdı şimdi takip ediliyor. Neden takip ediliyor? Yapılan bilimsel çalışmalar gösterdi ki bunların çoğunu vücut kendi kendine yok ediyor zaten. O zaman çocukta böbreğe bağlı hipertansiyon, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları, taş, büyüme gelişme geriliği, bunlar çocuk ürolojisinin en önemli 4 bacağı. Bunlar oluşmadığı sürece bu çocuğu takip edebiliriz. Ama multikistik displastik böbrekle doğmuş böbreğine bası yapıyor, tansiyonu çıkmaya başladı bebeğin 1 yaşındayken, o zaman ameliyat etmemiz gerekiyor. Ya da oradaki böbrekten kaynaklanan enfeksiyon 3 ayda ve ayda bir çocuk enfeksiyonuyle geliyor, o zaman ameliyatla almamız lazım.
Taşla ilgili olarak çok güzel son dönemlerde modern yaklaşımlar var. artık çocuklar da bu gruba girdi. Öncelikle artık bir çok merkezde açık ameliyatlar b-neredeyse yüzde 10’un altına düştü. Yüzde 90 kapalı. Burada da iki yöntem var. Birinci yöntem üretra dediğimiz aşağıdan girerek taşın bulunması, taşın alınması ya da kırılması. Elimizdeki imkanlara göre bunu arkadaşlarımız uyguluyor. Biz çok şükür 7 Tepe’de uygulayabiliyoruz lazerimiz var. Girip taşı alırken çıkarırken biraz böbrek zara görebiliyor. Mümkünse orada patlatıp yok edip bitirebilirseniz daha güzel. Artık bu aşağıdan girip ikiye ayrıldı biliyorsunuz onlar. Bir sert olan borularımız var, o borularla sadece mesaneye kadar giriyoruz, bugün artık yumuşak olanlarla tamamen girip böbreğin içine kadar girebiliyoruz. Böbreğin içindeki taşı bile aşağıdan kırmak mümkün. İkinci kapalı yöntem de laparoskopi gibi düşünün. Ama burada karından değil direk böbreğin üzerinden özel olarak girilip özellikle böbreğin aşağısından ulaşılması zor bir yerindeyse direk böbreğe girip zor bir yerdeyse alabiliyoruz. Yani modern yaklaşım artık kapalı yöntem.
PINAR AKKAŞ: Peki yetişkinlerdeki taş kırma yönteminden daha farklı değil mi? Mutlaka girilerek müdahale oluyor. Mesela ya böbrekten kapalı yöntemle ya da üretra dediniz oradan olmuş oluyor.
SELAMİ SÖZÜBİR: Dışarıdan kırmayı söylüyorsunuz. Onu uygulayamamamızın nedeni anestezi. Bebeği tutmak mümkün değil. büyük insana durduruyorsunuz. Bazı durumlarda uyguluyoruz. 6-7 yaşından büyükse dışarıdan kırma dediğimiz metod, ondan sonra ESVL ama çocuk üroloğu olarak bu biraz zor. Özellikle biz küçük çocuklardan konuştuk. Büyüdükçe çocuk durabileceğine inandığımız sürece bir problem yok. Artı çocuk anestezisi çok önemli bir şey. Şimdi hastanede bu aletlerin ameliyathanede olma oranları çok düşük. Dışarıda bir takım merkezlere ya da farklı bir konumda. Dolayısıyla siz orada bunu yapacağınız zaman oradaki anestezi altyapısını da yapmanız lazım. Anestezi altyapısı 10’sa çocuk anestezisi altyapısı 100. Hem masraf hem de risk açısından. Ben de çocuk üroloğu olarak diyorum ki; madem ben bu çocuğa anestezi vereceğim, narkoz alacak bir işlem için o zaman ben kendim ameliyathanede yaparım ki çocuk için riski minimum olsun. Ama bu şartları çok güzel uygularsanız, oturtabilirseniz dışarıdan kırma da olabilir her zaman. Dışarıdan kırmayı biz çocuk ürologları yapmıyoruz farklı kişiler yapıyor. Ama endikasyon kesinlikle var. Belli durumlarda ben de yolluyorum, kendim de izlediğim oluyor. O da önemli bir kısım.
OKTAR BABUNA: Hangi büyüklükteki taşlara müdahaleniz? Yani bir sınır var mı?
SELAMİ SÖZÜBİR: Elbette. Bir kere 0-5 santim çok önemli çocukluk çağında. Çünkü aşağıya düşmesi için 5 milimin altında olduğu zaman her zaman her zaman böyle bir şansımız var. Bekleyebiliyoruz, neye göre bekliyoruz; taşın olduğu yer düşecek bir yer mi? Böbreğin üstünde duruyor taş, bu taş böbrek hareketiyle düşmesi mantıklı. Bir, taşın yapısı nasıl, yüzey olarak düşmeye uygun mu? İki çocukta herhangi bir enfeksiyon böbreğe zarar verecek mi? Böbreğe zarar vermeyecekse bekleyebilirsiniz, takip edebilirsiniz. Ama böbreğe zarar verecek bir şey varsa artık kapalı da yaptığımız için eskiye göre daha çok herhalde ameliyat ediyoruz. Teknoloji gelişti daha kolaylaştı. Mesela şöyle bir şey olabiliyor; taş düşüyor, mesane girişinde kalıyor. Siz de tatildesiniz, şehir dışında çocuk ürolojisinin olmadığı bir yerdedir bir anda acil ameliyat gerekebiliyor. Neye göre buna karar veriyoruz? Taş iki milimse rahatlıkla ben derim ki takip edelim. Ama taş 5 milim, yeri de böbreğin alt kısmında duran bir taş kıvrılarak aşağıya düşmesi çok zor. Ama alınacak bir yerdeyse taşı alalım deriz. Biraz vakıa bazında karar vermek lazım, burada tecrübe önemli.
PINAR AKKAŞ: Peki yetişkinlerde görülen taşın özellikleriyle çocuklarda görülen taş özellikleri arasında bir fark var mı? Yoksa genel anlamda aynılar mı?
SELAMİ SÖZÜBİR: İkisi de kalsiyum ağırlıklı bunu biliyoruz. Ama sebep yetişkinlerde genetik yatkınlık ön plandayken çocuklarda metabolizma hastalıkları. Çünkü küçük bir çocukta taş olması kolay değil, çok daha hızlı oluyor. Bir de metabolizma hastalıkları dolayısıyla olan taşlar bizi çok uğraştırıyor. Neden? Sizi bir tanesini alıyorsunuz ikincisi oluşuyor. Çünkü ana sebebi yok edemiyorsunuz. Erişkinlerdeki sebep genetik yatkınlık, az su içme, kalsiyum vs. gibi durumlar olduğu için açıkçası tek ameliyatla düzelme imkanı daha kolay oluyor. Yani çocuklarda biraz daha kompleks çocuk açısından.
OKTAR BABUNA: Taş olmaması için ne tavsiye ediyorsunuz doktor olarak?
SELAMİ SÖZÜBİR: beslenmede limonata çok önemli. Son dönemlerde oldukça sık söylüyoruz bunu. Limonata özellikle çocuklarda kalsiyum atılımını artırıyor ve bol sıvı. Enfeksiyonlardan korunma. Ondan sonra süt, kalsiyum içeren yiyeceklerden uzak tutulması doğru değil. Bunlar büyüme için gerekli. Zaten her şeyin aşırısı zarar. Doktorlar bunları zaten beslenme olarak veriyor ama kalsiyum taş yapıyor sütte de kalsiyum çok diye duyup böyle bir kavram söz konusu değil. Bu konunun en doğru adresi çocuk doktorlarımız, onlara danışabilir ailemiz. Ama benim çocuk ürolojisi bazında söyleyeceğim şey bol sıvı her zaman önemli. İki, kalsiyum içeren süt, peynir benzeri şeylerden doktorunuza danışmadan çocuğunuzdan esirgemeyin. Üçüncüsü de genetik yatkınlığınız varsa çocuğunuzu kesinlikle bir çocuk doktorundan beslenme konusunda eğitim alın.
OKTAR BABUNA: Bir de tümörler var. çocuklara has tümörler var. Böbreklerle sizin sahanızla oldukça ilgili.
SELAMİ SÖZÜBİR: Çocuk tümörleri dediğimiz kitle yapan çocukluk çağı tümörleri bizi ilgilendiriyor. Bunun içinde genital tümörler ayrı bir başlık. En sık 2 tümör görüyoruz wilms tümör ve nöroblastom her ikisi de böbrek civarından kaynaklı. Wilms dediğimiz tümör direk böbrek kaynaklı. Nöroblastom böbreğin üstündeki böbreküstü bezinden kaynaklanıyor ama her ikisi de bize çocukta karında kitle şikayetiyle geliyor. Burada çok tipik bir şey vardır; aileler bebekleri yıkarken fark edebiliyorlar ve bize geldiklerinde de, “çocuğumun karnında portakal gibi bir şey hissettim” şeklinde. Yıkama esnasında özellikle karın içinde bebeğin yumuşak karnında iki taraf arasında elimizle baktığımızda fark var mı yok mu diye dikkat edebilirler. Çünkü yine aynı şekilde çocuklarda belli bir aşamaya gelene kadar bir tümörün ortaya çıkması mümkün değil. burada ikinci önemli mesaj; hematüri yani idrardan kan gelmesi. Taş içinde aynı şekilde çocuklarda önemli uyarıcı ve bir tümöral uyarı varsa özellikle wilms tümörü hematüri yani idrar rengindeki önemli değişiklik aileyi bu konuda b,r doktora başvurmayı yönlendirebilir. Cerrahi olarak baktığımız zaman erken teşhis tüm tümörlerde olduğu gibi çocukluk çağı tümörlerinde de bir numara en önemli şey. Ne kadar evresi erken bize gelirse o kadar kolay. Hem ameliyatı yaparız hem de çocuğumuzun sağlığını belirleriz. İkinci önemli başlığımız da tabii eğer erken başvuruysa bir, ikincisi de tümörün tipi. Tip ne yazık ki çocuklarda embriyonal dediğimiz yani anne karnından itibaren kaynaklı tümörler olduğu için bazen daha kötü seyredebiliyor. Bazı durumlarda ise burada çıkardığımız kitlenin mikroskobik bakıldığındaki habaseti kötü huylu olması tabii çocuğun geleceğini bu etkiliyor. Üçüncü başlık da bir tümörün yayılımı. Bir tümör ne kadar metastaza eğilimli olduğu önemli. Ve biz bunun ne kadarını yakalayabiliriz? Mesela wilms tümörü çok ilginç bir tümördür damarların içinde gider. Aynı bir pıhtı gibi başlar damarın içinden kalbe kadar ulaşır. Bize kalp sorunuyla başvuran ve wilms tümörü olduğu kalbindeki ritim bozukluğu dolayısıyla saptadığımız çocuklar var.
OKTAR BABUNA: Erken teşhis çok önemli. Başlık olarak annelerin çok hassas olmaları gerekiyor, doktora gitmekte tereddüt etmeyeceksiniz. Fazladan gitmenizin bir zararı yok ama bir şey var da gitmezseniz bu çok zararlı olabiliyor. Dolayısıyla en ufak bir şüpheyle mutlaka danışmak. Çünkü çocuk ifade edemiyor şikayetini yetişkin gibi değil. Yetişkin tarif edebiliyor bebekte bu mümkün değil o yüzden hassas olmak gerekiyor.
SELAMİ SÖZÜBİR: Çocukta en önemli kaçırılan hastalıklar veya bizim yahut ailenin gözünden kaçan dediğimiz zaman ne yazık ki zamanında başvuru olmaması geliyor. Şimdi çok şükür aile hekimliği gelişmeye başladı Türkiye’de. Bu konuda da çok önemli şeyler oluyor. Mesela bana haftada 2-3 tane aile hekimlerinden sevk edilen hastalar oluyor beni çok mutlu ediyor bu. Çünkü rutin muayene esnasında saptanmış bir inmemiş testis, testisin yerinde olmaması, aile bunu tam fark edemeyebilir evdeyken veya bir kitlesel lezyon bunlar çok önemli. Ama nokta itibariyle sonuçta kesinlikle en önemli doktorları her çocuğun anne-babası. Çünkü onlar onu görüp onlar ondaki değişikliği fark ettikleri zaman bize getirecekler. Çocuk üroloğu olarak da benim ailelere söylediğim şey; lütfen idrar yolu enfeksiyonunu kaçırmayın, kitleleri kaçırmayın, evinizde yapabileceğiniz bu kadar. Gittiğiniz doktorları bu konuda uyarın, gerekirse her güttüğünüzde idrar yolu tetkikine ve kültürüne de bakılsın. Bunu bile başarabilsek çok önemli yollar alacağımıza inanıyorum çocuk ürolojisi açısından.
Türkiye’de tıp çok çok ilerledi, doktorlarımız çok ilerledi. Türk insanının yatkın olduğu bir meslek hekimlik bunu rahatlıkla söylüyorum. Bir çok ülkede başarılı Türk doktorlarımız var. Bu kişiler Türkiye’deki zor şartlara rağmen başarılı, bu çok önemli bir faktör.
OKTAR BABUNA: Çocukluğumuzda herkes Avrupa’ya giderdi, şimdi bu tersine döndü, oradan Türkiye’ye geliyorlar. Türk hekimleri ve hastane kalitesi son derece yükseldi. Avrupa’ya başa baş hatta öne geçti o bakımdan.
SELAMİ SÖZÜBİR: Size katılıyorum, Avrupa’nın önüne geçtiğimiz doğru. Bu inter aktiviteyle gelişen ağlarla ilgili artık bir konuda iyi bir şey yaptınız zaman bunu size hekiminizin anlatması gerekmiyor. Bilgiye ulaşım arttı bu çok önemli. Bazı hekim arkadaşlarımız internete çok kızıyor. Ben o gruptan değilim. Çünkü ben empati yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Benim çocuğumda bir rahatsızlık olsa ve bununla ilgili ulaşabileceğim bilgi kaynağı varsa buna ulaşmama diye bir şey olabilir mi? Dayanamam ki. Ateşi çıktı, hastaneye götüremiyorum kendi mantığımla en azından girerim. Biraz üzüldüğüm, doğru adreslere bakılmamasına. Burada vurgulamak isterim; internet üzerinden sağlık bilgisi almak istiyorsanız lütfen resmi dermek sayfalarına gidin. Mesela pediatrik üroloji derneğinin resmi sayfasında ben de bir önem bu görevdeydim. Orada çıkan her yazı önce bana geliyordu ben bakıyordum, doğru kabul edersem profesör ya da hoca olarak oraya koyuyordum. Onun için googleye bakıp ilk çıkan yeri tıklamak çok doğru değil. Burada hata yapılabilir ama lütfen dernek sayfaları, buradan bilgi edinilebilir. Bunları siz doğru bir şekilde hekiminizle paylaştığınızda negatif bir şey yok. Amerika’da yeni bir sistem geliyor, biz bir kişi ameliyat olacağı zaman ameliyat öneriyorsunuz. Normal şartta da aile diyor ki; ben bir düşüneyim geleyim. Doğal olarak başkalarına da gidiyorlar. Gitmeli zaten benim yaklaşımım bu. Amerika’da yapılan araştırmada diyor ki; size ameliyat kararı verildiyse en az iki doktorun altına imzasını istiyorum diyor. Tek doktorun verdiği karar değil. Bu farklı hastane olabilir, aynı hastane olabilir ama standart olarak koyuyorlar kitaplarına, çok güzel bir şey. Siz bir hekim olarak her şeyden önce kendi bilginizin kontrolünü sağlıyorsunuz. Onun için en değerli varlıklarımız çocuklarımız için de onun için söylenen şeyin de ikinci kontrolünü yaptırmış oluyoruz. Aileler gidiyor geliyor, gidiyor tekrar geliyor ve özür diliyor. Niye özür diliyorsunuz diyorum tabii ki araştıracaksınız. Burada biyoenerji var tam tersine kiminle daha yakın hissediyorsanız, biz bir ekibiz, sadece bu ameliyatın sonuna kadar müsaade edin kaptan benim. Ama sonuçta kaptan olmam golü atmam anlamına gelmiyor. Futbolda her golü kaptan atmıyor, ben sadece yöneticiyim. Bu çok önemli, gidin araştırın, bundan da hiç utanmayın. Bu konuda eleştirisi olan hekim arkadaşlara deyin ki; çocuğum benim en değerli varlığım, benim bunu araştırmam lazım. Bunu yapan ailelerle gurur duyuyorum.
PINAR AKKAŞ: Doğru internet sayfalarından araştırma yapmak çok önemli fakat bazı doktorlar da bu anlamda çok şikayetçiler, “internet bilgileriyle gelmeyin” diyorlar. O dengeyi de iyi ayarlamak gerekiyor.
SELAMİ SÖZÜBİR: İnternete bakmayı önleyemeyiz. Bilgilere doğru yerden alıp gelen hastaya karşı değilim. Ama yanlış bilgileriyle bazen gelenlerde hata bizde yine, biz hekimlerin düzeltmemiz lazım. Siz anne-baba olarak nereye bakacağınızı bilmiyorsunuz. Bizim hekimler olarak insanlara şunu göstermemiz lazım; lütfen dernek sayfalarına gidin. Kontrol altında dernek sayfaları. Bana 5 sene önce internet bilgisiyle gelen hastayla şu anda gelen hastanın bilgi edinme kaynakları çok değişti. Çünkü kendileri de gördüler.
PINAR AKKAŞ: Tıbbın ilerlemesi modern anlamda, sizin gibi çocuk cerrahlarının artması, uzmanlaşmanın daha da gelişmesi aslında çocukların konforlu ameliyatları açısından psikolojileri ve rahatları açısından çok önemli inşaAllah daha da gelişir daha da yaygınlaşır.
SELAMİ SÖZÜBİR: İnşaAllah. Bizim de hedefimiz bu hem ülkemizde hem dünyada çocuk ürolojisinin bilgi katmanlarını hastalarımız ve toplumumuzla paylaşmak. Olay sadece ameliyat etmek değil, olay sadece düzeltmek değil. Hekim olarak en önemli görevlerimizden biri bilgiyi paylaşmak. Bilgiyi paylaşmak bizim görevimiz. Onun için ben size teşekkür ediyorum.
OKTAR BABUNA: Bilginizle yeteneğinizle çok güzel anlattınız Allah razı olsun, maşaAllah. Detay verdiniz ama çok anlaşılır anlattınız.
PINAR AKKAŞ: Çok teşekkür ederiz tekrar.
SELAMİ SÖZÜBİR: Ben çok teşekkür ederim saygılar.
PINAR AKKAŞ: Bir programımızın daha sonuna geldik. Bu hafta çok değerli bir konuğumuz bizlerle birlikteydi. Prof. Dr. Selami Sözübir Hocamız. Haftaya yeniden değerli bir konuğumuzla buluşmak üzere hoşça kalın.
http://a9.com.tr/izle/201163/Yasam-ve-Saglik/Yasam-ve-Saglik---61-Bolum---Prof-Dr-Selami-Sozubir-Cocuk-Cerrahisi-Uzmani
A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500