ADNAN OKTAR: Canımın içi, sen onlara hiç itibar etme.
Yeni ölmüş ama tıbben ölmüş hakikaten yani kalbi durmuş, akciğer hareket etmiyor, ölmüş.
Su gibi ezberden okuyor. Baya tatlı, çok şeker bir üslubu vardı.
Ben utandım öyle yapınca onlar tabii, biraz kabaca bir hareket olduğu için.
Adnan Oktar'ın 5 Kasım 2017 tarihli A9 TV röportajından
Dua etmek insana fayda verir
İZLEYİCİ SORUSU: Dua etmek insana fayda verir mi?
ADNAN OKTAR: Dua etmek Allah'la bağlantı demektir.
Dolayısıyla ona kızmak çok ilkel bir hareket olur. Aczini ortaya koymuş olur.
Yani bakışlar ağırlaşmıştır, konuşma ağırlaşmıştır, hareketler ağırlaşmıştır.
Konuşma uyuşukluğu, bakış uyuşukluğu, hareket uyuşukluğu ve anlama uyuşukluğu şeklinde kendini gösteriyor
insanları yararak, kepazelik çıkartarak, kafa göz yararak, kavgalar ederek o bir tabak yemeği elde etmeye
O puta gösterdikleri saygı, o putun yanında olmak, o puta uygun hareket edilmesi, o putun kahvesini içmek
Candan, içinden geldiği gibi hareket eden, yapmacıklık yapmayan, dürüst. Allah'a karşı samimi.
Çok nazenin oldukları için kadınlar çok özen göstertmek, üsluba dikkat etmek, tavırlara dikkat etmek,
bakışlara dikkat etmek, onlara olan her türlü söze çok özen göstertmek önemli.
Oranın ahalisinin Allah'ı çok sevmesinden ve Allah'ın orada tecelli etmesinden dolayı orası zevklidir
Dolayısıyla böyle ezim ezim ezme kafası oluyor. İşte kaynana zaten ezer diye bilinir.
Kadın kurban etmek. Böyle bir delice bir mantık.
Benim güzel yüzlümü ben bir daha dinleyeyim.
Öyle kutsi çiçeklere zemin hazır etmek lazım gelir.
“Ve ehl-i imanı dalâletten muhafaza etmek.
meşguliyeti iktiza ettiğinden” bak bu vazife diyor Darwinizm ve materyalizmle mücadele etme
Eğer geçersen buna müsaade etmeyiz. Her yeri tıkamak lazım.
İşte Allah'a dua etmek lazım ama korku derken makul refleksler gerekir.
Allah'a güvenmek, tevekkül etmek lazım.
Allah'tan korkup, “Ya Rabbi benden diğer korkuları kaldır, sadece senden korkayım” diye Allah'a dua etmek
Hatta bazen dua ederken Allah'ı işittirmeye çalışıyor gibi oluyor hareketleri falan.