Bu sefer de 301 girdi.
Ama toplumu sarsan, derinden sarsan olaylara hemen müdahil oluyorduk.
Doğru kararlar verirler, içtihatlar oluştururlar. Artık adli hatalar asgariye iner.
Bizim dönemimizde girdi. Yine Avrupa Birliği'nin uyum yasalarında talebiyle adli kolluk girdi.
Ama nasıl girdi? Kandırmaca şeklinde girdi.
Bir buçuk yıla kadar çıkmıştı.
Buyurun, sözü size bırakmak istiyorum ilk başta.
Yeterli midir sizce?
Savunmaya yakınsa savunma verirsiniz, iddiaya yakınsa mahkumiyet verirsiniz.
Bu sağlandığı takdirde böyle bir sorunun, böyle bir oransal istatistiğin ortaya çıkmayacağını düşünüyorum
Doğru karar verdiğinize inandığınız takdirde de Yargıtaydan gelen karar ne olursa olsun bunun arkasında
Ancak araya seçimler girdi, parlamento tatili girdi.
Gerçekten çünkü şöyle de bir şey söyleyelim; Mahkemelerin verdikleri kararlar adil olsaydı, verdikleri
Ya da yani bir doktor raporu bile yok olsa size verir.
Onun idam kararını verdiği kişiyi rahmetli Menderes sonra bir buçuk milyon insan anıt mezara taşımadı
Bununla ilgili soruşturma seneler sürdü. Seneler sürdü. On seneden fazla sürdü.
Yani verdiği kararları...
Yani mafya devreye girmiştir.
Bu da ancak onun verdiği kararla olur.
Bütün sorun yargıdaki bütün sorun hakimlerin hakim olması lazım.
Dosyasını inceler ve ona göre karar verir diyor.
Bu 2002'dir, bunun miladı da.
Ama bu size bağlıdır.
Bizim verdiğimiz Hakimimizin de verdiği vergi, onun da maaşından kesiliyor. O da ödüyor.
İşte o da çok nadir bir şey. Ne olacak?
Zaten hakim tutuklama kararı verir demiyor kanun, verebilir diyor. Yani takdirine bırakmış.
Bir içtihat benimsemişti.
Fakat bu kararı verirlerken hakim kararından sorumlu değildir.
Gerçekten çok takdir edilecek bir şey. Ama dediğim gibi çok önemli.
Adam çok şaşırdı benim bu soruma.
Ve verdiği kararda da mutmain olabilen hukukçuların olması.
</p><p> </p><p><strong>MUSTAFA KURAN:</strong> Bu da ilahi bir sır.
O nedenle sözü de size vermek istiyorum.