Bu nedenle de hangi dine, dile, ırka, millete mensup olursa olsunlar, benzer hareket, düşünce, tavır
ve mimiklerle hareket ediyorlar.
taklit etmeye başlar.
Kap su ile dolduğu gibi yeryüzü barışla dolacaktır.
Kap su ile dolu olduğu gibi YERYÜZÜ BARIŞ İLE DOLACAKTIR.
Öyle ki artık hiç kimse eğer biz hükümet etseydik adaleti uygulardık diyemeyecek.
Bunlara çok dikkat etmek gerekiyor, Kuran buna dikkat çekmiştir.
Halbuki o hareketlerinden kendilerini Cehennemin dibinde, çok şiddetli bir ızdıraba doğru teslim etmiş
Onun vahyi sana gelip-tamamlanmadan evvel, Kuranı (okumada) acele etme ve de ki: Rabbim, ilmimi artır
Oysa Allah öyle büyük bir ilme sahiptir ki, insana göre sonsuz olan herşey, Onun bilgisi dahilindedir
Oysa “ceâle” kelimesinin yalnızca “tayin etmek” anlamı yoktur.
Bu fiil Kuran'ın pek çok yerinde “yaratmak, bar etmek, icat etmek, çevirmek, yapmak, koymak, kılmak”
Dolayısıyla söz konusu ayetteki “celâle” kelimesine “tayin etmek” anlamı verilse dahi, bununla Hz.
mantığıyla hareket eder.
Allahın rızasına uygun hareket etmek varken; insanlar nasıl karşılar , beni küçümserler mi?
mantığıyla hareket ettiği için doğru tavır gösteremez. 4.
Mesela farz edelim suyu kaynat dersin. Kirli suyu gider kaynatır. Sen onu yemek yapacaksındır.
O yüzden çok dikkat etmek lazım. Bu oyuna gelmemek gerekiyor.
Suyu mesela sürekli açar. Su israfı yapabilir. Müslümanın masrafa girmesine sebep olur.
Eğer bu gelenek ve örf, Kuran ahlakına uygunsa, bunların yaşanmasında bir sakınca yoktur.
atalarının ne de başka kişilerin ortaya koydukları gelenek ve kurallar Müslüman için hiçbir anlam ifade etmez
Bu nedenle gaflet içerisinde olan böyle bir kişiyi mutlaka düşünmeye sevk etmek gerekir.
Nefis insanı zaten bu yönde teşvik etmekte ve desteklemektedir.
Halbuki böyle bir ahlak sergileyen kişi, o sırada Allah korkusuyla hareket etmekte, vicdanını kullanmakta
vicdan olarak asıl üstün olan da, sözünü geçirten ve dediğini yaptıran kişi değil, Kuran ahlakıyla hareket
Ancak hayatlarını en iyi şekilde kullanmaları demek, dünyadan olabilecek en çok menfaati elde etmeleri
Aksine, kendilerinden olabilecek en fazla feragat etmeleri dir.
toplumlarında da, çevresindeki insanlar için kendilerini gözden çıkaran, var güçleriyle başkalarını mutlu etmek
Müminin münafığı fikren düşman edinmesi, ilmen fikren sürekli mücadele içinde olması bir ibadettir.
Akıl sağlığı yerinde olan her insan, bakışlarını güzel kullanma ve bakışları ile duygularını ifade etme
üst sınırda yaşamaya çalışırken, güzel ve anlamlı bakışların oluşturacağı güzel etkiyi göz ardı etmeleri
güzel, daha anlamlı, daha sevgi dolu, daha güven veren, daha akıllı, daha şahsiyetli bakışlar elde etmek
Ama Firavuna göre insanlık Firavunun yasalarını kabul etmektir.
Hümanizm de, insanlık dini de bütün dinlerin üstünde oluyor, din kabul etmez.
Yerden topraktan suyu çekiyor ta o üst dala kadar götürüyor.
bu düşünce sistemini bize şöyle öğretir:
“Şimdi siz, içmekte olduğunuz suyu
Bize sadece denizlerin tuzlu suyu kalırdı.
Tatlı su olmadığı için tarım da yapılamaz, tüm dünya çölleşir ve dolayısıyla kıtlık baş gösterirdi.
İyiliğin asıl hazzı, insanın kendi ruhunda güzelliğe şahitlik etmesidir.
Sevgi, insanın en güzel yönlerini fark etme, bunlardan haz duyma ve onları yüceltme sanatıdır.
Yüce Allah (cc), iman eden kularına sadece ibadet etmelerini değil, aynı zamanda da ibadette kararlı
karşılaşılması, zorluk ve tehlikelerle mücadele edilmesi, müminlerin mallarından ve canlarından feragat etmek
Fakat insan sadece Kuranı okuyarak iman etmez.
Sadece Kuran okumayla insanlar iman etmez. Önce iman edecek, Allahtan korkacak.
Ehl-i imanı dalâletten muhafaza etmek (iman edenleri sapkınlıktan korumak)...
: Tevbe etmek...
Çünkü tevbe gerçek bir pişmanlık ve bir daha tekrar etmeme kararı ile bir anlam kazanır.
Sular onu boğacak düzeye erişince (Firavun): İsrailoğullarının Kendisine inandığı (ilahtan) başka ilah