ADNAN OKTAR: Allah seni hayır içerisinde, bereket içerisinde, sağlık
Allah'a inanayım mı, inanmayayım mı?
ADNAN OKTAR: Bir kere Allah'ın bereketi üzerimize gelir.
Yani onun bereket ve iyilik getireceğine inanmışlar.
Ama yerlerde sürünüyorsa tabii yardım etmek lazım. Ambulans çağırmak lazım, polis çağırmak lazım.
O Hızır (as)’ın işte enseden insanlara değdirdiği su, hayat suyu.
O zaman kendini ispat etmeye de gerek kalmıyor. Kovasındaki su işte o hayat suyu taşıdığı.
Ama kendisi içmiş, sudan içiyor.
Gelişmesi için, güçlenmesi için, bereket gelmesi için, direnç kazanması için, sayısının artması için,
Huzursuzdur, etrafını da huzursuz etmek ister. Tedirgin etmek ister.
İnme. İşe geç kalır insan, her şeyi göze alır. Gerekirse geri dönersin.
Yani yemeden önce ona uzun uzun bakıp Allah'a hamd etmek lazım.
Dolayısıyla Müslüman'ın yapacağı bir hareket olmaz. Bu gayri ahlaki bir harekettir yığmak.
Yani sütün içindeki su gibi diyelim. Süt, sütü düşündüğümüzde süt bir şeyden oluşuyor.
Ama içinde su da var, işte başka faydalı maddeler de var, vitaminler de var. Bütününe süt deniyor.
İslam'a, Kuran'a dine hizmet etmez.
Sen hiç zahmet etme dediler. Tamam, ben tarif ettim. Biraz sonra hazır dediler, tavuğu haşlamışlar.
Asla kabul etmezler. Peygamberimiz (sav) zamanında da yerlere yatarak gülüyorlar Hz.
İttihad-ı İslam için gayret etmenize de gerek yok.
İttihad-ı İslam için gayret etmek farz. Bediüzzaman da “en mühim ibadettir ahir zaman” diyor.
Gencecik kızlar, su gibi delikanlılar. Akşama kadar ellerinde sigara.
Hep Allah'a inanmama var. Hep Darwinist eğitim var, başka hiçbir nedeni yok.
Ya çok acıdım, baya su gibi kız. Mahveder sigara.