Dünya Hayatında Tüm Zevkleri Tüketenler
"Erkek olsun, kadın olsun, bir mümin olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz Biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz." (Nahl Suresi, 97)
Kişi imandan uzak yaşamaya devam ettikçe, ömrünün geri kalan kısmını yitirmişlik içerisinde geçirecekdir.
Gökyüzünden denizin derinliklerine kadar her
yer saymakla bitiremeyeceğimiz mükemmellikte detaylarla doludur. Milyonlarca
güzellik insanın içinde çok büyük bir coşku uyandırır.
Allah dünya hayatını insanlar için bir deneme olarak yaratmıştır. Bu nedenle dünya hayatının süslerine kapılıp gitmek büyük bir yanılgıdır.
Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurmaktadırlar:
Dünya tatlı ve hoştur. AIIah sizi ona vâris
kılacak ve nasıl hareket edeceğinize bakacaktır. Öyleyse dünyadan sakının. (Kütüb-i
Sitte, Müslim, Zikr 99, (2742); Tirmizi, Fiten 26, (2192))
Dünya hayatı insanlar için bir denenme yeridir bu nedenle güzelliklerin yanında birçok kusur, eksiklik ve acizlikle birlikte yaratılmıştır.
İnsanların gerçek mutluluğu elde edebilmelerinin tek yolu Allah'a iman etmektir.
.. Haberiniz olsun; kalpler yalnızca Allah'ın zikriyle mutmain olur." (Rad Suresi, 28)
Bu dünyada güzel davranışlarda bulunanlara güzellik vardır..." (Nahl Suresi, 30)
Allah'a iman eden kimseler, dünyadaki her detayın Rabbimiz’in büyük bir lütfu olduğunun bilincindedirler. Bu kişiler çevrelerini saran nimetlerin Allah'tan olduğunun farkındadırlar ve her güzellikte Allah'ın sonsuz yaratış gücünü düşünürler.
Sonsuz güç ve kudret sahibi olan Rabbimiz, iman edenlere olan sevgi ve merhametinin bir göstergesi olarak onları dünya hayatında çeşitli nimetlerle yararlandırmaktadır. Bu, insanın tüm hayatı için geçerlidir.
Mümin Dünya hayatının birkaç on yıllık bir imtihan dönemi olduğunu, asıl yaşamın sonsuz ahiret hayatı olduğundan haberdardır. Kısa süren yaşamı boyunca gösterdiği güzel ahlakın, zorluk ve sıkıntılar karşısındaki sabır ve tevekkülünün kendisine cennet nimetleri olarak geri döneceğini umut eder.
İnkar edenlerin yaşadığı bunalımın ve tüm zevklerini tüketip yok etmiş olmalarının nedeni de imanın insanlara kazandırdığı bu ruh halinden uzak yaşamalarıdır.
Dünyada yitirilip tüketilen zevkler, ahirette de sonsuza dek sürecek bir karanlığın başlangıcıdır.
Mümine zevk veren çevresindeki maddi değerler değil, Allah'a iman etmenin ve sonsuz cennet hayatını ummanın getirdiği heyecandır.
Müminler için Allah'ın razı olacağı bir ahlak gösterebilmek herşeyden önemlidir.
Memnuniyetsiz insanlar din ahlakından uzak bir yaşam sürerler . Allah'ın gücünü ve dünya hayatındaki her olayı denenmeleri için yarattığını düşünmedikleri için kalpleri daimi bir azap içerisindedir.
Müminler hiçbir zaman sıkıntı yaşamazlar. Onlar her an her yerde Allah ile birlikte olduklarının bilincindedirler. Dünya hayatının her anının Allah'a olan sadakatlerini gösterebilecekleri bir imtihan ortamı olduğunun şuurundadırlar.
Dünya hayatındaki her sıkıntı mümin için bir ecir vesilesidir. İman sahiplerinin dünya hayatındaki neşeli, huzurlu, güvenli, rahat tavırlarının nedeni Allah’a olan tevekkülleridir.
Müminlerin başka insanlara karşı kalplerinde hissettikleri sevginin asıl kaynağı Allah'a karşı duydukları sevgidir.
Seven insan, sevdiğini onore eder, yüceltir. Onu, dünyada ve ahirette zarar gelecek şeylerden sakındırır. Onun iyiliği, rahatı, güvenliği için samimi bir gayret sarf eder.
Sevgisine karşılık gördüğü takdirde seven bir insan, gerçek anlamda sevgiyi bilmiyor demektir. Gerçek sevgide karşılık ancak Allah'tan beklenir. Asıl amaç Allah'ın rızasını kazanabilmektir.
Cennet, Allah sevgisiyle dolu olan, sevmeyi çok iyi bilen, sevilmekten çok zevk alan insanların sonsuza dek yaşayacağı yerdir.
Allah'tan korkan insan güzel ahlaklı olur; merhamet, hoşgörü, güvenilirlik, cesaret, fedakarlık, akıl, vicdan duyarlılığı gibi özellikleri Allah korkusu ile gelişir. Tüm bunlar da iman gözüyle bakan insanların kalbinde doğal olarak sağlam ve derin bir sevgi oluşmasını sağlar.
Sevginin temelleri Allah korkusu ve imana dayalı olmadığında , kişilerin gerçek sevgiyi yaşayabilmeleri mümkün olmaz.
Bir insana karşı duyulan kalpteki coşkuyu Allah'ın yarattığını, herşeyde Allah'ın tecelli ettiğini bilmek, insana sevgideki derinliği veren asıl sebeptir.
Allah aşkına kavuşan insan dünyanın bütün güzelliklerine de kavuşur, ahiretin de bütün güzelliklerine kavuşur. Allah'ın rızasını kazandıktan sonra insanın artık aklı Allah'ın aklına bağlanmış olur.
Kalbini ve gönlünü tam Allah'a teslim eden, artık Allah'ın yönetimine tam geçmiş demektir. Böyle bir insan sürekli derinliği, mutluluğu ve güzelliği yaşar.
Müminler birbirlerini ne sundukları menfaatlere, ne gençliklerine, ne de sağlıklarına göre severler. Tek ölçüleri Allah'a olan samimi sevgileri ve güzel ahlaklarıdır.
Bir insanı değerli kılan, Allah korkusu ve imanıdır
İman, insanlara dünya hayatının zevklerini en yüksek derecede tadabilecekleri bir ruh derinliği, ahiret hayatında sonsuza dek zevklerin en fazlasını kazandırmaktır.
O inkar edenler Müslüman olmayı nice kereler dileyecekler. Onları bırak; yesinler, yararlansınlar ve onları (boş) emel oyalayadursun. İleride bileceklerdir. (Hicr Suresi, 2-3)
İnsanın kendisini yaratan, her an koruyup kollayan, hayatını devam ettirebilmesini sağlayan, sevgisini, şefkatini ve rahmetini esirgemeyen Rabbimiz’e sevgiyle, samimiyetle bağlanıp Allah’ın hoşnutluğunu kazanacak şekilde bir yaşam sürmesi gerekir.
Kuşkusuz ki aklını ve vicdanını kullanan her insan için tek yol Allah’a teslim olmak ve O’nun rızasına uygun bir yaşam sürmektir.
Rabbine, hoşnut edici ve hoşnut edilmiş olarak dön. Artık kullarımın arasına gir. Cennetimi gir. (Fecr Suresi, 28-29-30)
Videolar
Videolar
Videolar
Videolar
Videolar
Videolar