Dünya Hayatında Zevkleri Tüketenler
Dünyanın dört bir yanı saymakla bitirilemeyecek güzelliklerle doludur. Ancak birçok insan bu güzelliklerin farkında bile değildir. Kendi dertlerine, sıkıntılarına gömülmüş, bunların ağırlığından etraflarında olup biten sevinç duyulacak, keyif alınacak olayları, güzellikleri göremeyecek hale gelmişlerdir.
Allah'tan uzak yaşayan insanlar, dünya zevklerin pek çoğundan haberdar dahi değildirler. Çünkü farkına varabildikleri güzelliklerin ve ellerindeki nimetlerin zevkini, inkar ruhunun karanlığıyla çoktan tüketmişlerdir. İmandan uzak yaşamaya devam ettikçe, ömürlerinin geri kalan kısmını da bu yitirmişlik içerisinde geçireceklerdir.
"İnkar edenler ateşe sunulacakları gün, (onlara şöyle denir:) 'Siz dünya hayatınızda bütün güzellikleriniz ve zevklerinizi tüketip-yok ettiniz, onlarla yaşayıp-zevk sürdünüz. İşte yeryüzünde haksız yere büyüklenmeniz (istikbarınız) ve fasıklıkta bulunmanızdan dolayı, bugün alçaltıcı bir azap ile cezalandırılacaksınız."
(Ahkaf Suresi, 20)
Bu kişileri dünyanın en güzel yerine götürseniz, olabilecek en güzel, en mükemmel nimetleri önlerine serseniz, arzu edebilecekleri her türlü konfor ve lüksü sağlasanız, yine de bu kimselerin güzelliklerden gereği gibi zevk alabilmelerini sağlayamayabilirsiniz.
Mutluluğun ve güzel bir hayat yaşamanın yolunu, Allah'ın ayetlerinin dışında arayan toplumlar tarih boyunca pek çok sapkın fikir ve felsefe geliştirmişlerdir. Ortaya attıkları tüm çarpık düşüncelerin ortak noktası ise, dünya hayatının nimetlerinden maksimum düzeyde, hırsla ve tutkuyla faydalanabilmektir.
Bu insanların dünya hayatından, insanlardan, zevk alamamalarının nedeni nedir? Tüm bu soruların tek bir cevabıve tüm bu durumun tek bir açıklaması vardır: Kendilerine tüm bu nimetleri verenin Rabbimiz olduğunu unutmalarına ve nankörlük etmelerine karşılık dünya hayatında bu insanların kalpleri sıkıntılı kılınmaktadır.
Allah'ın razı olacağı umulan tavır, tüm dünya nimetlerinin Rabbimiz’in bir lütfu olarak bizlere ulaştığını kavramak ve O'na karşı şükredici bir ahlak içerisinde olmaktır. Bu güzel ahlakı yaşayan insan, çevresinde daima Rabbimiz’den gelen güzelliklerin, nimetlerin ve hayırların olduğunu her an hissedecektir.
Ölümle birlikte tüm nimetlerin yok olacağına inanan bu insanlar için tüm güzellikler daha dünyadayken birer birer tükenip yok olur; güzellikleri, gençlikleri, sağlıkları hep geçicidir. Maddi kazançları ise, nefislerinin azgın tutkularından dolayı onlara yeterli gelmez. İşte tutkuyla bağlandıkları dünya hayatı, bu insanlar için bir azap haline gelir.
İman eden bir insan için sabah kalktığında nefes almak çok büyük bir nimettir ve sevinç vesilesidir. Çünkü Allah ona, rızasını kazanacağı bir gün daha nasip etmiş, bir fırsat daha vermiştir. Yürüyebilmesi, konuşabilmesi, gülebilmesi, hareket edebilmesi bu kişi için bir mutluluk kaynağıdır.
İnkar edenlerin yaşadığı bunalımın ve tüm zevklerini tüketip yok etmiş olmalarının nedeni imanın insanlara kazandırdığı bu ruh halinden uzak yaşamalarıdır. “Size vermekte olduğu nimetlerinden ötürü Allah'ı sevin, beni de Allah beni sevdiği için seviniz.” (Tirmizi; Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 4. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s.594)
İnsanların gerçek mutluluğu elde edebilmelerinin tek yolu Allah'a iman etmektir. Bu gerçek Kuran'da "... Haberiniz olsun; kalpler yalnızca Allah'ın zikriyle mutmain olur." (Rad Suresi, 28) ayetiyle haber verilmektedir.
Allah Kuran'da, kendilerine verilen tüm bu nimetlerin Rabbimiz’den geldiğini bilen ve O'na karşı şükredici davranan kullarına, bu nimetlerin daha da artacağını vaat etmiştir. "Size her istediğiniz şeyi verdi. Eğer Allah'ın nimetini saymaya kalkışırsanız, onu sayıp-bitirmeye güç yetiremezsiniz. Gerçek şu ki, insan pek zalimdir, pek nankördür." (İbrahim Suresi, 34)
Bu kişilerin yaşadıkları sıkıntı, hırs yaptıkları değerleri elde ettiklerinde de sona ermez. Hayatlarından bu kadar memnuniyetsiz olmaları din ahlakından uzak bir yaşam sürmelerinden kaynaklanmaktadır. Allah'ın gücünü ve dünya hayatındaki her olayı denenmeleri için yarattığını düşünmedikleri için kalpleri daimi bir azap içerisindedir.
Unutulmamalıdır ki, dünyada yitirilip tüketilen zevkler, ahirette de sonsuza dek sürecek bir karanlığın başlangıcıdır. Allah imandan yüz çevirmeleri nedeniyle sonsuza dek bu insanları çok daha derin azaplar içerisinde yaşatabilir. Bunu kavrayan insanlar Allah'ın kendilerine iman nasip etmiş olmasından dolayı büyük bir minnetle şükredeceklerdir.
Müminler hiçbir zaman böyle bir sıkıntı yaşamazlar. Onlar her an her yerde Allah ile birlikte olduklarının bilincindedirler. Dünya hayatının her anının Allah'a olan sadakatlerini gösterebilecekleri bir imtihan ortamı olduğunun şuurundadırlar. Bu nedenle de karşılaştıkları her olaydan, Allah'ın kendileri için yarattığı her şart ve durumdan razıdırlar.
Allah'ın emrettiği güzel ahlaktan uzak yaşayan insanlar, bu ortamda bulunan kişilerle çekişecek farklı sebepler bulurlar kendilerine. Kendilerinden daha üst bir mevkide olan kişilerle kıskançlıktan, daha alt mevkide olan kimselerle ise onları küçük görmelerinden kaynaklanan bir sürtüşme içerisindedirler.
Bir insanın karşısındaki kişide gördüğü güzel özellikler, kişinin doğal olarak ona karşı derin bir saygı hissi duymasını sağlar. Ama bu güzel özellikler ancak Kuran ahlakının yaşanmasıyla oluşabilmektedir. Çünkü olgun ve güvenilir bir kişilik ve şartlar her ne olursa olsun değişmeyen güzel ahlak özellikleri, ancak Allah korkusu ile kazanılabilmektedir.
Cahiliye toplumunda insanlar, sıkıntılarından kurtulup başlarını dinleyebilmenin ve keyifli vakit geçirebilmenin en iyi yolunun “tatil yapmak” olduğuna inanırlar. Oysa ki Allah, bir Kuran ayetinde "... Haberiniz olsun; kalpler yalnızca Allah'ın zikriyle mutmain olur." diye buyurarak, insanın ancak kalbini Allah'a bağladığı takdirde gerçek anlamda neşeyi tadabileceğine dikkat çekmektedir. (Rad Suresi, 28)
Sevgi insanın en derin ve en yoğun olarak hissedebildiği duygulardan biridir. Kişinin aklı ve vicdanı ne kadar açıksa, sevebilme gücü de o derece yüksektir. İnsana bu üstün özellikleri kazandıran ise ancak iman ve Allah korkusudur. Dolayısıyla insan, imanı ve Allah korkusu ölçüsünde sevgi duyabilir, sevgiden bu oranda zevk alabilir.
Sahip olduğunuz nimetleri hızlıca bir aklınızdan geçirin ve sizden daha zor şartlar altında olan, sizin sahip olduklarınızdan mahrum olan insanları düşünün. İnsanın sadece hiçbir sıkıntı çekmeden nefes alabilmesi, canının çektiği bir yiyeceği istediği gibi tadına vara vara yiyebilmesi, kendisini yorgun hissettiğinde istediği gibi uzanıp huzur içerisinde uyuyabilmesi çok büyük nimetlerdir.
Kuşkusuz ki aklını ve vicdanını kullanan her insan için tek yol Allah’a teslim olmak ve O’nun rızasına uygun bir yaşam sürmektir. “Rabbine, hoşnut edici ve hoşnut edilmiş olarak dön. Artık kullarımın arasına gir. Cennetimi gir.” Fecr Suresi, 28-29-30
Videolar
Videolar
Videolar
Videolar
Videolar
Videolar