Gözardı Edilen Kuran Hükümleri
Bir kısım insanlar dine inandıkları ve neredeyse hemen her gün Kuran'ı okudukları halde Kuran'da yer alan ayetlerin bazılarını rahatlıkla gözardı edebilmektedirler.
Kendini gündelik hayatın akışına kaptırarak Kuran'ın yüzlerce ayetini terk eden, İslam'ı yalnızca 5 vakit namaz kılmak ve oruç tutmaktan ibaret gören bir kişi ahirette, "benim bu ayetlerden haberim yoktu" diyemez.
Kuran ahlakına uygun olmayan her türlü tavır bozukluğunun altında yatan neden Allah'ı anmada gösterilen gevşekliktir. İnsanın, Allah'ı anmada gösterdiği gevşeklik O'na olan yakınlığını azaltır.
"Allah affeder" mantığıyla Kuran'da farz olduğu açıkça bildirilen birçok konu, "yaparsan sevaptır, yapmazsan da bir şey olmaz" gibi son derece yanlış bir mantıkla değerlendirilir.
Çarpık zihniyete sahip olan kimseler Kuran ahlakına uygun olmayan bir mantığa dayanarak Allah'ın hükümleri arasında kendi akıllarınca bir önem ve öncelik sıralaması yapmışlardır.
Müslümanlardan oldukları konusunda kendilerinden son derece emin olan bu kimselerin düştükleri en büyük hata Kuran'da bildirilen hükümlerden birkaçını yerine getiriyor olmalarından dolayı kendilerini yeterli görmeleridir.
Allah'ı her an akılda tutmak, O'nun ayetlerini tefekkür etmek insanın aklının ve şuurunun sürekli açık olmasını sağlar. Hiçbir konuda kendine müstakil ve bağımsız bir kişilik verip, büyüklenmez.
Allah'ın birçok sıfatı elçilerin üzerinde daha yoğun tecelli eder. Bu durumda müminin kendi konumunu bilmesi ve elçinin bu apaçık üstünlüğü karşısında saygılı, itidalli, teslimiyetli ve destekleyici bir ahlak içinde olması gerekir.
Dünya hayatındaki az bir çıkar, aldatıcı bir rahatlık uğruna ahiretin üstün derecelerini feda etmek asla bir mümine yakışmaz. Mümin için Allah yolunda ilmen mücadele etmek bir güzellik ve nimettir.
Müminin her zaman elçiye elinden gelen en büyük desteği ve kolaylığı sağlaması, onun yükünü hafifletmesi gerekir. Bu, müminin, Kuran'da belirtilen en önemli görevleri arasındadır.
Müslümanlar çok büyük nimetlerin ve zenginliklerin içinde de olsalar da acizliklerini asla unutmaz ve bir büyüklük duygusuna kapılmazlar. Sadece Allah'a şükreder ve kendilerine verilen nimetlerin hakkını vermeye gayret ederler.
Dua, Müslümanın en önemli ibadetlerinden biridir. Dua eden mümin Allah'a karşı aczini bilip, sürekli teslimiyetli bir ruh halinde olur. Dua, zaten kaderimizde var olana doğru bizi yönlendirir. Kaderimizi takdir eden de, bize duayı ettiren de Allah'tır.
İnkarcılar, kendi nefislerini yüceltmek ve diğer insanlardan daha üstün bir konuma geçmek arzusuyla her fırsatta alaycılık, aşağılama, lakap takma gibi çirkin yöntemlere başvururlar. Allah müminlerin birbirlerine karşı bu davranışlarda bulunmalarını yasaklamıştır.
Nimetin değerini bilmemek, hakkını vermemek, Allah'ın lütuf ve ikramına karşı nankörlük olur.
... İsraf ederek saçıp-savurma. Çünkü saçıp-savuranlar, şeytanın kardeşleri olmuşlardır; şeytan ise Rabbine karşı nankördür.
İsra Suresi, 26-27
Mümin de tüm insanlar gibi bir nefse sahiptir. Allah, imtihan ortamının bir gereği olarak, nefse fücurunu (kötü huylarını) ve ondan sakınmayı ilham ettiğini Kuran'da bildirmiştir. Onu arındırıp-temizleyen gerçekten felah bulmuştur.
Şems suresi – 9
Kuran Allah'ın sözüdür. Allah'ın Zatına gösterilmesi gereken haşyet dolu saygının aynı şekilde Allah'ın sözüne karşı da gösterilmesi gerekir.
Kuran okunduğu zaman, hemen onu dinleyin ve susun. Umulur ki esirgenmiş olursunuz.
Araf Suresi - 204
Alçak gönüllü, tevazulu olmak Kuran'da Allah'ın övdüğü bir davranıştır. Gerçek anlamda alçak gönüllülük, insanın sahip olduğu bütün özellikleri Allah'a borçlu olduğunu bilmesi, Allah'ın dışında hiçbir güç olmadığını kabullenmesi ile olur.
Allah'ın nimetlerine şükretmemek ya da az şükretmek nankörlüktür. Şeytan her zaman, insanları şükretmekten alıkoymak ister. Şeytanın bu saptırması ayetlerde şöyle haber verilir: “Onların çoğunu şükredici bulmayacaksın."
Araf Suresi - 17
Kuran ahlakını yaşamayan insanlar genelde tam ve kesin bir adalet anlayışıyla hareket etmezler. Adalet, insanlar arasındaki anlaşmazlıklara çözüm getirirken hak sahibine tarafsız bir şekilde hakkını vermek anlamına gelir.
5 vakit namaz bir insan için nasıl önemli ve farz olan bir ibadetse, aynı şekilde öfkeyi yenmek, güzel söz söylemek, zanda bulunmamak ya da tartışmacı olmamak da bir ibadettir. Allah'ın "ibadette kararlı ol" emri hem fiili ibadetler hem de ahlak için geçerlidir.
Videolar
Videolar
Videolar
Videolar
Videolar
Videolar