logo HARUN YAHYA

Hayatın Kökeni

Hayatın Kökeni

Evrimciler canlıların cansız maddeden kendiliğinden oluştuğunu iddia ederler. Oysa bu, biyolojinin en temel kanunlarına aykırı bir Ortaçağ hurafesidir.

Bölünen Hücreler

Canlılığın en temel kuralı, "Hayat yalnızca hayattan gelir" prensibidir. Bir canlı, ancak diğer bir canlıdan kaynak alarak oluşabilir.

Louis Pasteur

Darwin'in teorisinden söz edildiğinde, çoğu insanın aklına "insanın atasının maymun olup olmadığı" sorusu gelir. Oysa bundan çok daha önce, evrim teorisinin açıklaması gereken sayısız soru vardır. Bunların ilki ise, yeryüzündeki ilk canlının nasıl ortaya çıktığı sorusudur.

Evrim teorisi bu soruya karşılık, yeryüzündeki ilk canlının, tesadüfler sonucunda cansız maddenin içinden oluşan bir hücre olduğunu iddia eder. Yani teoriye göre, yeryüzünde sadece cansız taşın, toprağın, gazların vs. bulunduğu bir dönemde, rüzgarın, yağmurun, yıldırımların etkisiyle tesadüfen canlı bir varlık oluşmuştur. Oysa evrimin bu iddiası, biyolojinin en temel kanunlarından birine aykırıdır: Hayat yalnızca hayattan gelir, yani cansız madde hayat oluşturamaz.

Cansız maddenin hayat oluşturabileceği inancı, aslında bir Ortaçağ hurafesidir. "Spontane jenerasyon" adı verilen bu teoriye göre, farelerin buğdaydan oluştuğuna, ya da böceklerin yemek artıklarının içinden "kendiliğinden" var olduklarına inanılmıştır. Darwin'in teorisini ortaya attığı dönemde ise, mikropların cansız maddeden kendiliğinden oluştuğu sanılmıştır.


"Canlanan Çamur"

Yandaki çizimin bilimsel ismi "Bathybus Haeckelii" yani "Haeckel çamuru." Evrim teorisinin ateşli bir savunucusu olan Ernst Haeckel, bir araştırma gemisi tarafından okyanus dibinden çıkartılan bu karışımı mikroskop altında incelemiş ve bunun canlıya dönüşen cansız bir madde olduğunu iddia etmişti. Haeckel ve onun çağdaşı olan Darwin, canlılığı cansızlıktan kolaylıkla oluşabilecek basit bir yapıda zannediyorlardı. Oysa 20.yy bilimi, canlılığın asla cansızlıktan oluşamayacağını gösterdi.

 

Ancak bu düşünce, Fransız biyolog Louis Pasteur'ün bulguları ile yıkılmış ve Pasteur'ün ifadesiyle "cansız maddenin hayat oluşturabileceği inancı tarihe gömülmüştür".2

Spontane Jenerasyon: Ortaçağ Hurafesi Ortaçağ'da insanların inandığı hurafelerden biri, cansız maddelerin kendiliğinden hayat oluşturduğu inancıydı. Örneğin kurbağa ve balıkların, nehir yataklarındaki çamurlardan kendi kendilerine oluştukları sanılıyordu. Spontane jenerasyon olarak bilinen bu varsayımın bir hurafe olduğu ortaya çıktı. Ancak bir zaman sonra aynı inanç, biraz farklı bir senaryoyla da olsa, "evrim teorisi" adıyla yeniden gündeme geldi

Pasteur'ün ardından evrimciler yine de ilk canlı hücrenin tesadüfen oluştuğu iddiasını sürdürmüşlerdir. Ama 20. yüzyıl boyunca yürütülen tüm deney ve araştırmalar hep başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Canlı hücresinin "tesadüfen" oluşması bir yana, dünyanın en gelişmiş laboratuvarlarında bilinçli olarak üretilmesi bile mümkün olmamıştır.

"Kimyasal Evrim" Efsanesi

Ünlü evrimci Alexander Oparin, 20. yüzyılın başlarında "kimyasal evrim" kavramını ortaya attı. Bu kavram, ilk canlı hücrenin ilkel dünya ortamında gerçekleşen bir takım kimyasal reaksiyonlarla tesadüfen oluştuğu anlamına geliyordu. Ancak Oparin dahil hiçbir evrimci bu "kimyasal evrim" iddiasını destekleyecek bir bulgu ortaya koyamadı. Aksine, 20. yüzyılda yapılan her yeni keşif, canlılığın kesinlikle rastlantılarla oluşamayacak kadar kompleks olduğunu gösterdi. Ünlü evrimci Leslie Orgel, bu konuda şu itirafı yapar: "(DNA, RNA ve proteinlerin yapısı incelendiğinde) insan, yaşamın kimyasal yollarla ortaya çıkmasının asla mümkün olmadığı sonucuna varmak zorunda kalmaktadır."4

Dolayısıyla ilk canlı organizmanın nasıl ortaya çıktığı sorusu, evrim iddiasını henüz ilk aşamada çıkmaza sokmaktadır. Evrim teorisinin moleküler düzeydeki ünlü savunucularından Prof. Jeffrey Bada şu itirafı yapar:

"Bugün, 20. yüzyılı geride bırakırken, hala, 20. yüzyıla girdiğimizde sahip olduğumuz en büyük çözülmemiş problemle karşı karşıyayız: Hayat yeryüzünde nasıl başladı?"3

"Hayat hayattan gelir" kanunu, evrim teorisini geçersiz kılarken, dünya üzerindeki ilk canlılığın yine hayattan geldiğini göstermekte, yani Allah tarafından yaratıldığını ispatlamaktadır. Cansız maddeye hayat verebilecek olan, sadece O'dur. Kuran'daki ifadeyle, "O ölüden diriyi çıkarır ve diriden ölüyü çıkarır." (Rum Suresi, 19)

 

DİPNOTLAR

2) Sidney Fox, Klaus Dose. Molecular Evolution and The Origin of Life. New York: Marcel Dekker, 1977. s. 2

3) Jeffrey Bada, "Origins", Earth, Şubat 1998, s. 40

4) Leslie E. Orgel, "The Origin of Life on Earth", Scientific American, Vol 271, October 1994, p. 78

 

PAYLAŞ
Facebook
X
WhatsApp
Telegram
QR Code
QR Code
İNDİRMELER

Özet

Bu kitap bölümü, yaşamın cansız maddelerden tesadüfen oluştuğunu iddia eden görüşlerin bilimsel bir temeli olmadığını incelemektedir. Biyolojinin temel kanunu olan hayatın ancak hayattan gelebileceği gerçeği üzerinde durulurken, cansız maddenin kendi kendine canlılık kazanmasının imkansız olduğu ortaya konulmaktadır. Sonuç olarak, ilk canlılığın tesadüflerle değil, Allah'ın kusursuz yaratma sanatı ile başladığı hakikati vurgulanmaktadır.

Önemli Noktalar

  • Hayatın yalnızca hayattan gelebileceği gerçeği, biyolojinin temel kanunlarından biridir.
  • Cansız maddelerin tesadüfen canlı hücre oluşturabileceği iddiası, bilimsel olarak çürütülmüş bir Ortaçağ hurafesidir.
  • Modern laboratuvar deneyleri, canlılığın cansız maddeden üretilmesinin imkansız olduğunu defalarca kanıtlamıştır.
  • Canlı sistemlerin sahip olduğu kompleks yapı, rastlantısal kimyasal reaksiyonlarla açıklanamayacak kadar üstündür.
  • İlk canlılığın varlığı, tüm evreni ve canlıları yoktan var eden Allah'ın mutlak yaratma sanatının bir delilidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Hayatın cansız maddeden kendiliğinden oluştuğu iddiası neden bilim dışıdır?

Biyolojinin temel kanunları, yaşamın ancak başka bir yaşamdan gelebileceğini göstermektedir. Cansız maddelerin kendi kendine organize olup canlılık kazanması bilimsel olarak mümkün değildir; bu tür iddialar tarihsel hurafelerin günümüze yansımasıdır.

Spontane jenerasyon nedir ve neden geçerliliğini yitirmiştir?

Cansız maddelerin kendiliğinden canlı varlıklara dönüştüğü inancına verilen isimdir. Louis Pasteur'ün çalışmalarıyla bu düşüncenin yanlışlığı kanıtlanmış ve cansız maddenin hayat oluşturamayacağı bilimsel bir gerçeklik olarak kabul edilmiştir.

Canlı hücrenin karmaşıklığı tesadüflerle nasıl çelişir?

Hücrenin moleküler yapısı, DNA, RNA ve proteinlerin birbirine bağımlı ve son derece hassas düzeni, rastlantısal süreçlerle açıklanamaz. Her bir parça, işlevini yerine getirebilmesi için eksiksiz ve bütün olarak yaratılmıştır.

Canlılığın başlangıcı konusunda bilimsel çalışmalar hangi sonucu vermiştir?

Dünyanın en gelişmiş laboratuvarlarında yürütülen tüm denemelere rağmen, bilinçli müdahale ile bile sıfırdan canlı bir hücre üretilememiştir. Yaşamın kimyasal yollarla ortaya çıkmasının imkansız olduğu bilimsel çevrelerde de sıkça dile getirilen bir sonuçtur.

Allah'ın yaratma sanatı canlılığın başlangıcında nasıl kendini gösterir?

Ölüden diriyi çıkaran mutlak güç sahibi Allah'tır. Canlılığın rastlantılarla değil, bilinçli ve kusursuz bir tasarım ile başlaması, O'nun sonsuz ilminin ve yaratma sanatının bir tecellisidir.