| Ne demişti | Ne oldu | ||
|---|---|---|---|
| 30 Aralık 2013, Milliyet
| ||


| Ne demişti | Ne oldu | ||
|---|---|---|---|
| 30 Aralık 2013, Milliyet
| ||
Bülent Arınç, yasama ve yürütme gibi yargının da denetlenebilir bir mekanizmaya sahip olması gerektiğini, ancak mevcut durumda yargıyı denetleyecek bir gücün bulunmadığını eleştirmiştir. Görevini kötüye kullanan HSYK üyeleri hakkında hiçbir işlem yapılamaması bu eleştirinin önemli bir boyutudur.
Adnan Oktar'a göre hakimlerin yargılanamaması, onların hata yapma, zaaf gösterme veya suç işleme ihtimallerine karşı bir koruma kalkanı oluşturmaktadır. Bu durum, yanlış kararlara karşı tazminat davası açılamamasına, yapılan hataların dile getirilememesine ve hatta eleştiri yapanların iftira suçlamasıyla karşı karşıya kalmasına neden olmaktadır.
Yargı sisteminde denetimi sağlamak amacıyla müfettiş hakimler veya 10 kişilik hakem hakim heyetleri gibi mekanizmalar önerilmiştir. Bu sayede hakimlerin keyfi davalara müsaade etmemesi ve galiz hataları durumunda dava açılabilmesi hedeflenmektedir.
Yargının Türkiye için hayati bir öneme sahip olduğu, yargı çöktüğü takdirde ülkenin de çökeceği ifade edilmiştir. Bu nedenle yargının dimdik ayakta durması, ancak aynı zamanda adaletsizliklere karşı dikkatli olunması ve denetlenebilir bir yapıda olması gerektiği belirtilmiştir.
Hükümetin, yargıdaki bu hukuk dışılıkları dikkate alarak gereken adımları atacağından kimsenin şüphe duymaması gerektiği ifade edilmiştir. Bu, yargı sistemindeki denetim eksikliğine yönelik düzenlemeler yapılacağının bir göstergesi olarak sunulmuştur.