| Ne demişti | Ne oldu | |||
|---|---|---|---|---|
| Türkiye, 12 Mayıs 2011
Vatan, 12 Mayıs 2011
| |||
Kadına şiddete karşı devrim!
Özet
Kadına karşı şiddetin önlenmesi amacıyla Türkiye'de önemli bir adım atılarak İstanbul Sözleşmesi imzalanmıştır. Makalede, kadına yönelik şiddetin Türkiye'deki korkunç boyutları istatistiklerle ortaya konmakta ve bu duruma karşı "makul bir örf ve gelenek" geliştirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Ayrıca, şiddet uygulayan kişilerin hukuki ve polisiye takiple caydırılması için somut öneriler sunulmaktadır.
Önemli Noktalar
- Kadına karşı şiddet, İstanbul Sözleşmesi ile insan hakkı ihlali ve ayrımcılık olarak tanımlanmıştır.
- Türkiye, kadına karşı şiddetin önlenmesi sözleşmesini ilk imzalayan ülke olmuştur.
- Türkiye'de kadınların %57'si fiziksel, %47'si cinsel şiddete maruz kalmaktadır.
- Şiddet uygulayan kişilerin sürekli ve caydırıcı polis takibi altında tutulması önerilmektedir.
- Şiddet mağdurlarının yasal mercilerin yanı sıra mümin ve aklı başında kişilere de haber vermesi tavsiye edilmektedir.
- Kadına şiddetle mücadelede yeni ve makul toplumsal örf ve geleneklerin geliştirilmesi gerekmektedir.
Sıkça Sorulan Sorular
İstanbul Sözleşmesi'nin kadına şiddetle mücadeledeki önemi nedir?
İstanbul Sözleşmesi, kadına karşı şiddeti ilk kez açıkça insan hakkı ihlali ve ayrımcılık olarak tanımlamış, devletleri bu tür şiddetten sorumlu tutarak mücadelede devrim niteliğinde bir adım atmıştır. Türkiye, bu sözleşmeyi ilk imzalayan ülke olmuştur.
Türkiye'de kadına yönelik şiddetin boyutları nelerdir?
Türkiye'de yapılan araştırmalara göre, kadınların %57'si fiziksel, %47'si cinsel şiddete maruz kalmaktadır. Her 26 dakikada bir aile içi şiddet olayı yaşandığı ve bu olayların yasal mercilere az taşındığı belirtilmektedir.
Şiddet uygulayan kişilere karşı hangi önleyici tedbirler önerilmektedir?
Şiddet uygulayan kişilerin belirli bir süre takip altına alınması, polis tarafından sürekli izlenmesi ve hukuki olarak nefes aldırılmaması önerilmektedir. Sivil polislerin bu kişileri takip etmesi ve karakola götürerek sorgulaması caydırıcı bir yöntem olarak sunulmaktadır.
Kadına şiddetle mücadelede toplumsal düzeyde ne gibi adımlar atılmalıdır?
Kadına şiddetle mücadelede aklı başında, makul bir örf ve gelenek geliştirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Toplumun bu konuda bilinçlenmesi ve şiddete karşı ortak bir duruş sergilemesi önem taşımaktadır.
Şiddet mağduru kadınlar kimlerden destek almalıdır?
Şiddet mağduru kadınların hem savcılığa hem polise başvurmalarının yanı sıra, aklı başında, mümin ve muttaki insanlara da haber vermeleri tavsiye edilmektedir. Etrafındaki Müslüman kardeşleri ve milliyetçi insanları uyarmaları gerektiği belirtilmiştir.




