| Ne demişti | Ne oldu | ||
|---|---|---|---|
| Zaman, 23 Eylül 2011
| ||


| Ne demişti | Ne oldu | ||
|---|---|---|---|
| Zaman, 23 Eylül 2011
| ||
Kadına yönelik şiddet, İslam ahlakına göre çirkin ve büyük bir günah olarak kabul edildiği için toplumsal bir sorumluluktur. Mağdurun yalnız bırakılmaması, akrabalar, komşular, din görevlileri ve devlet yetkilileri dahil herkesin müdahil olması gerektiği vurgulanmaktadır.
İslam'a göre eşler arasındaki anlaşmazlıklarda öncelikle iki tarafın ailelerinin araya girerek durumu düzeltmeye çalışması istenir. İyi niyetli girişimler sonuç vermezse boşanma da bir çözüm yolu olarak görülebilir.
Şiddet mağduru bir kadını gören akraba, komşu veya hiç tanımayan bir Müslümanın ilk sorumluluğu, kendi imkanları ve kudreti nispetinde kadını kurtarmaktır. Emniyet güçleri ise bundan sonra güvenliğini sağlamakla görevlidir.
Şiddet durumunda kadınlar mutlaka savcılığa ve polise başvurmalı, aynı zamanda aklı başında, mümin ve muttaki insanlara da haber vermelidir. Çevrelerinden destek alarak yalnız kalmamaları gerektiği belirtilmektedir.
Şiddet uygulayan kişilere karşı polisin sürekli takipte olması, karakola götürerek sorgulaması ve hukuki baskıyı hissettirmesi önemlidir. Toplumun da bu kişilere karşı yakayı bırakmaması ve mağdurlara sahip çıkması gerekmektedir.
İslam ahlakında medeni cesaret göstermek, şiddet veya tehlike anında başkalarına yardım etmek Allah rızası için büyük bir hizmet ve güzellik olarak kabul edilir. Bir can kurtarmak, vicdanın rahatlamasını sağlar ve katil olmaktan kurtarır.