“Faris yönünden gelecek olan bir kavimdir ki, şöyle diyecekler: "Ey Araplar! Siz fazla taassuba kaçtınız! Siz bunlara gereği gibi hak tanımazsanız, sizinle hiç kimse birlik kurmayacaktır... Bir gün, onlara ve bir gün de sizlere verilsin, ve karşılıklı sözler tutulsun..." Onlar Mutıka çıkacaklar,Müslümanlar oradan aşağı yazıya inecekler... Müşrikler öbür yandaki (Rakabe) denilen bir simsiyah olan nehrin kenarında duracaklar... Aralarında savaş olacak: Her iki ordudan, Allah, zaferi kaldıracak...”

(Kıyamet Alametleri, El Berzenci, s. 179)

 

Rivayette Farslarla Araplar arasında yaşanacak büyük bir anlaşmazlıktan ve iki tarafın da kesin bir zafer elde edemeyeceği uzun bir savaştan söz edilmektedir.

22 Eylül 1980 tarihinde Fars çoğunluklu İran ile Arap çoğunluklu Irak arasında savaş başladı. Etnik ve siyasi gerilimlerin yanında sınır anlaşmazlıkları ve bölgesel hâkimiyet mücadelesiyle büyüyen savaş yaklaşık sekiz yıl sürdü.

Yüz binlerce insan hayatını kaybetti. Şehirler, petrol tesisleri ve ekonomik kaynaklar ağır zarar gördü. Ancak bütün bu kayıplara rağmen taraflardan hiçbiri kesin bir üstünlük sağlayamadı.

Savaş, belirleyici bir zafer kazanılamadan ateşkesle sona erdi ve iki ülke arasındaki sınırlar büyük ölçüde savaş öncesindeki hâline döndü.

Böylece rivayette bildirilen Farslarla Araplar arasındaki mücadele ve her iki ordudan da zaferin kaldırılması haberi, İran-Irak Savaşı'yla açık biçimde gerçekleşmiş oldu.