Rivayetlerde bildirildiğine göre kıyamete yakın öyle bir zaman gelecek ki insanların dış görünüşleri güzel, fakat iç dünyaları bozulmuş olacak.
İbadetler Allah rızası için değil, gösteriş için yapılacak. İslam'ın adı, Kur'an'ın ise yalnızca yazısı kalacak. Kur'an çok okunacak fakat okunanlar kalplere ve hayata yansımayacak.
Camiler çoğalacak, süslenecek ve saflar kalabalıklaşacak. Fakat içleri hidayetten, kalpler samimiyetten uzaklaşacak.
Dini gerçekten anlayan âlimler azalacak. Buna karşılık dini dünya menfaati için kullananlar çoğalacak. Yöneticiler zalim, âlimler tamahkâr, ibadet edenler riyakâr, tüccarlar ise faizci olacak.
Emanet zayi edilecek ve işler ehil olmayanlara verilecek. Doğru söyleyenler yalanlanacak, yalancılar doğrulanacak. Güvenilir insanlar hain sayılacak, hainlere ise güvenilecek.
Hak gizlenecek, batıl açıkça savunulacak. İyilik kötü, kötülük ise iyilik gibi gösterilecek. İyiliği emredenler dışlanacak. Kötülükler karşısında sessiz kalanlar toplumun en makbul insanları kabul edilecek.
Helal ile haram arasındaki ayrım önemini kaybedecek. İnsan, kazancının nereden geldiğini sorgulamayacak. Faiz öylesine yayılacak ki ondan uzak durmak isteyenler bile onun etkisinden kurtulamayacak.
Zekât ağır bir borç, sadaka maddi bir kayıp, kamu malını ele geçirmek ise kazanç gibi görülecek. Servet belirli insanların elinde toplanacak. Zenginler mallarına sımsıkı sarılırken yoksullar hor görülecek.
İnsanların değeri ahlaklarıyla değil, sahip oldukları para ve makamla ölçülecek. Dünya sevgisi kalpleri kaplayacak. İnsanlar zenginlik ve iktidar uğruna birbirleriyle mücadele edecek.
Yapı işinde ehliyet ve tecrübesi bulunmayanlar, yüksek binalar yapmakta birbirleriyle yarışacak ve bununla övüneceklerdir.
Akrabalık bağları zayıflayacak. Anne ve babaya itaatsizlik artarken menfaat arkadaşlıkları güçlenecek.
Zina ve fuhuş açıkça işlenecek. Daha önce bilinmeyen hastalıklar ortaya çıkacak. Boşanmalar, aile içindeki huzursuzluklar ve toplumsal güvensizlik çoğalacak.
Müslümanlar çok olacak. Fakat selin sürüklediği çerçöp gibi etkisiz hâle gelecekler. Dünya sevgisi ve ölüm korkusu kalplerini zayıflatacak.
Yabancı kavimler, sofraya çağrılan insanlar gibi birbirlerini Müslümanların üzerine çağıracak.
Fitneler ve cinayetler artacak. Öldüren neden öldürdüğünü, ölen ise neden öldürüldüğünü bilemeyecek. Her yeni gün bir öncekinden daha ağır hâle gelecek. İnsanlar, yaşadıkları belalar sebebiyle ölümü arzulayacak.
Dininin gereğini yaşamaya çalışan kişi, avucunda kor ateş tutuyormuş gibi büyük zorluk çekecek. Mümin, inancını gizlemek zorunda kalacak.
Yağmurlar mevsimlerinin dışında yağacak. Gökten su indiği hâlde toprak ürün vermeyecek. Kıtlık ve geçim sıkıntısı yayılacak.
Ve her yeni hadise, kendisinden öncekini tamamlayarak âhir zamanın büyük tablosunu adım adım daha da görünür hâle getirecek.