HARUN YAHYA
logo
HARUN YAHYA

  • Tüm Eserler
  • Kitaplar
  • Makaleler
  • Videolar
  • Görseller
  • Sesler
  • Alıntılar
  • Diğer

Adnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
Harun YahyaAdnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
ESERLER
KitaplarMakalelerVideolarGörsellerSeslerAlıntılarDiğer
KONULAR
VatikanSosyalizmAydınlanma çağıFransız DevrimiDönmeSabetayistJakobenizmMasonik MedyaSiyasi SiyonizmJön Türkİttihat ve TerakkiAbdülhamitAnti-NaziDünya Siyonist ÖrgütüNuremberg KanunlarıMussolini1. Dünya savaşıAdolf EichmannGoyimRothschild HanedanıThink-TankCFRRockefellerSoğuk SavaşStalinEkim DevrimiSovyetler BirliğiBilderbergVietnamAIPACLobiFuarGüneydoğuYunanistanYeni Dünya DüzeniKızıldenizJeopolitikGaziVergiGümrük2023AntilopBoğaAvrasya İslam ŞuarasıNobel Barış ödülüHastaneSosyal Güvenlik KurumuAli BabacanTurgut ÖzalSuikastGaffar OkkanMuhsin YazıcıoğluRosette NebulaAstronomiGül
Harun Yahya © 2025
Harun Yahya © 2025
  1. Videolar
  2. Allah'ın Renk Sanatı

Allah'ın Renk Sanatı

Harun Yahya
997
02 Nisan, 2018
HD Belgeseller
İman Hakikatleri ve Yaratılış Mucizesi

Allah'ın Renk Sanatı

 

Kapkaranlık, puslu bir dünyada yaşamak nasıl olurdu? Hiç düşündünüz mü? Renklerin olmadığı, her şeyin siyah ve gri olduğu bir ortam. Şüphesiz böyle bir hayat, insanlar için çok büyük bir azap olurdu. Ancak yeryüzü rengarenktir.

Bu filmde Allah'ın insanlar için yarattığı en güzel nimetlerden biri olan renkleri ve Allah'ın yeryüzündeki renk sanatını inceleyeceğiz.

Dünyanın her köşesi birbiriyle uyum içinde yaratılmış göz alıcı renklerle bezenmiştir. Yemyeşil ormanlar, masmavi sular, ihtişamlı dağlar ve uçsuz bucaksız denizler.

Şimdi, yeryüzündeki en büyük yaratılış mucizelerinden biri olan denklerin nasıl oluştuğunu inceleyelim.

 

IŞIK, YAŞAM VE RENK

 

Renklerin oluşması için gerekli olan ilk koşul ışığın varlığıdır. Yeryüzüne ulaşabilen tek ışık ise güneşten gelen ışıktır. Allah Kuran'da güneşe ve güneşin yaydığı ışığa şöyle dikkat çeker:

Şeytandan Allah'a sığınırım: “Güneşe ve onun parıltısına and olsun.” (Şems Suresi, 1)

Güneş ışığını incelediğimizde evrendeki her şey gibi insan yaşamına imkan sağlayacak şekilde çok hassas bir dengeyle yaratılmış olduğunu görürüz. Evrende bulunan yıldızlar ve diğer ışık kaynakları çeşitli ışınlar yayar. Bu ışınların sınıflandırılması dalga boylarına ve frekanslarına göre yapılır. Evrendeki dalga boyları 10 üzeri 25 birimlik bir genişliğe sahiptir. Bu yelpazenin içinde güneşin yaydığı ışınların tümü bir birimlik, çok dar bir bölüme sıkıştırılmıştır. 10 üzeri 25 sayısının ne kadar büyük bir değer olduğunu anlamak için birinin yanına 25 tane sıfır koymak gerektir. Bu sayı, insanın hayal gücünü aşan bir değerdir. Ve evrende işte bu kadar sayıda farklı ışık türü bulunmaktadır.

İnsanın hayatta kalabilmesini ve renkleri görebilmesini ise bu kadar ışık türü içinde yalnızca bir tanesi sağlar ve güneş de tam olarak bu ışığı yayar. Bu gerçek, dünyayı, insanları, renkleri ve güneşi Allah'ın bir uyum içinde yarattığının delillerindendir. Allah bir Kur'an ayetinde şöyle buyurur:

“Allah, güneşi ve ayı emre amade kılmıştır. Her biri adı konulmuş bir süreye kadar akıp gitmektedir. İşte bunları yaratıp düzene koyan Allah sizin Rabbinizdir.” (Fatır Suresi, 13)

Görülebilir ışığın hemen altındaki ve üstündeki aralıkta yer alan ışınlar da, yeryüzüne kızılötesi ve ultraviyole ışınlar olarak ulaşır. Kızıl ötesi ışınlar, dünyayı canlıların yaşaması için elverişli hale getirecek ısıyı sağlar. Ultraviyole ışınlarsa, yani mor ötesi ışınlarsa, bir kısmı atmosferden geçebilir. Bu miktar, canlıların ihtiyacı olan enerjinin sağlanması için gereklidir.

Güneş ışınlarının bazıları canlılar için zararlıdır. Bu zararlı etkinin yok edilebilmesi için dünyamız adeta dev bir süzgeçle sarılmıştır. Bu süzgeç atmosferdir. Atmosfer sadece canlı yaşamı için gerekli olan, görülebilir ve yakın kızılötesi ışınları geçirir. Yaşam için öldürücü olan diğer ışınları geçirmez. Michael Denton bu gerçeği şöyle ifade eder:

 

“Atmosfer gazları görülebilir ışığın ve yakın kızıl ötesinin hemen dışında kalan, tüm diğer ışınları çok güçlü bir biçimde yutar. Dikkat edilirse, atmosferin elektromanyetik yelpazenin çok geniş alternatifleri içinde, geçişine izin verdiği yegane ışınlar, görülebilir ışık ve yakın kızıl ötesini kapsayan daracık alandır. Neredeyse hiç gama, mor ötesi ve mikrodalga ışını dünya yüzeyine ulaşmaz.”

 

Atmosferi geçerek saniyede 300.000 km'lik müthiş bir hızla yeryüzüne ulaşan ışık, yeryüzündeki maddelere çarpar ve renkleri oluşturacak dalga boylarına ayrılır. Böylece cisimler renklerini yansıtabilirler. Bu renklerin yansıtılmasını sağlayan moleküller pigmentlerdir. Örneğin yeşil bir elmanın rengi bu elmayı oluşturan pigment moleküllerine bağlıdır. Bu pigmentlere gelen ışınlardan sadece yeşil yansır, diğer renkleri ise pigmentler yutar. Yeşil ışık yansıdığı için biz elmayı yeşil görürüz.

Bu aşamadan sonra cisimlerin yansıttığı ışınların renk olarak algılanması için göze ulaşması gerekir. Göze gelen ışık ışınları önce korneadan, sonra göz bebeğinden, ardından da mercekten geçerek retinaya ulaşır. Rengin algılanması retinadaki koni hücrelerinde başlar. Işığın belli renklerine reaksiyon veren üç ana koni hücre grubu vardır. Bunlar mavi, yeşil ve kırmızı koniler olarak sınıflandırılır. Koni hücreleri algıladıkları bu renk bilgilerini sahip oldukları pigmentler sayesinde elektrik sinyallerine dönüştürürler. Bu hücrelere bağlı olan sinir hücreleri de elektrik sinyallerini beyindeki özel bir bölgeye iletirler. Hayatımız boyunca gördüğümüz, rengarenk dünyamızın oluştuğu yer beynimizdeki bu birkaç santimetre küplük bölgedir.

Beyin bir et parçasıdır ve içi karanlıktır. İçi kapkaranlık olan beynimizde cisimlerden gelen elektrik sinyalleri deşifre edilmekte, cisimlerin renkleri ve diğer bütün özellikleri algılar şeklinde oluşmaktadır. Elektrik sinyallerinin görme sinirleri yoluyla beyne nasıl iletildiğini ve beyinde ne gibi fizyolojik etkiler yarattığı sorularına renk bilimciler henüz cevap verememektedir. Bu konuda bilinen sadece renklerin algılanmasının beynimizdeki görme merkezinde olduğudur. Oysa beyin, insan ilk var olduğundan beri bütün fonksiyonlarını aynı bugünkü gibi eksiksiz bir şekilde yerine getirir. İnsanların yaklaşık bir kilogramlık ağırlığa sahip, karanlık kafatasında korunan bir et parçasının içinde renkleriyle, şekilleriyle, sesleriyle, kokularıyla ve tatlarıyla üç boyutlu bir dünya yaşaması Allah'ın kusursuz yaratışı sayesindedir.

Şimdi renkleri görebilmemiz için neler gerektiğini bir kez daha düşünelim. Güneş, renkli bir dünyayı oluşturacak ışınları yollar. Atmosfer, yalnızca yaşam için gerekli olan ışınları geçirir. Cisimler, güneş ışınlarını belli bir plan dahilinde renkleri oluşturacak şekilde yansıtır. Göz, kendisine gelen ışınları elektrik sinyallerine çevirir ve bu elektrik sinyalleri beynin karanlık bir bölgesine gönderilir. ve bu karanlık et parçasının içinde her an rengarenk bir dünya izleriz.

Her insan doğduğunda bu benzersiz yaratılış mucizesini hazır olarak bulur. Saydığımız bu aşamaların ortaya çıkmasında ya da bunların devam etmesinde insanın bir denetimi söz konusu değildir.

Yeryüzündeki tüm renkleri yaratan ve insanı da bu rengarenk dünyada yaşatan Allah'tır. Allah bir Kur'an ayetinde bu gerçeği bize şöyle bildirir:

“Allah'ın gökyüzünden su indirdiğini görmedin mi? Böylece biz onunla renkleri değişik olan meyveler çıkardık. Dağlardan da beyaz, kırmızı renkleri değişik ve siyah yollar kıldık. İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da renkleri böyle değişik olanlar vardır. Kulları içindeyse Allah'tan ancak âlim olanlar içleri titreyerek korkar. Şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, bağışlayandır.” (Fatır Suresi, 27-28)

RENKLERİN DİLİ

 

Işık yalnızca insan yaşamı için önem taşıyan, bizim dünyamızı renklendiren bir nimet değildir. Aynı zamanda yeryüzündeki diğer canlıların yaşamları için de büyük önem taşır. Canlılar sahip oldukları ışık algılama sistemlerine göre işleyen bir renk diline sahiptir. Canlıların çok büyük bir bölümü besin bulabilmek için renklerin yardımına ihtiyaç duyar.

Örneğin güneş kuşları. Bu kuş türü parlak-kırmızı renkli olan bu çiçeğin nektarıyla beslenir. Çiçeğin parlak rengi, kuşların besinleri kolayca bulmasını sağlar. Bazı canlılar, yaşadıkları çevreyle uyum içindeki renkleri ve şekilleri sayesinde kamufle olur ve bu sayede düşmanlarından gizlenirler. Tırmandığı ağacın gövdesiyle aynı renk ve desende olan bu böcek, bulunduğu ortamın rengine göre bir anda renk değiştirebilen mürekkep balıkları, bu kuş yumurtalarının ve yumurtadan yeni çıkmış yavru kuşun ortamla aynı renk ve desende olması, kamuflajın özel olarak yaratılmış bir savunma taktiği olduğunu kanıtlayan birer delildir.

Yaprağın üzerindeki bu canlı yürümese onun böcek olduğunu anlayamazsınız. Bu canlıları da kuru bir dal parçası sanırsınız. Bazı canlılar ise renklerini ve desenlerini düşmanlarını uyarmak ve kendilerinden uzak tutmak için kullanırlar.

Örneğin bu kelebek kanatlarını iyice açar ve baykuş gözüne benzeyen beneklerini düşmanlarına gösterir. Bu sayede kendisini avlamak isteyen düşmanlarını korkutur.

Zebralarda düşmanlarını yanıltmak için çizgili desenlerinden faydalanırlar. Hepsinin çizgileri birbirinden farklıdır. Hep birlikte yan yana dururlar ve çizgilerinin birbirine karışmasıyla düşmanlarını şaşırtırlar.

Kutup kuşları ise kış aylarında bembeyaz bir renk alırken, bahar geldiğinde toprağın ve bitki örtüsünün rengine uygun yeni bir görünüme bürünürler.

Bu canlılar, üzerlerinde böylesine mükemmel bir sanat eseri taşıdıklarının farkında bile değildirler. İçinde yaşadıkları ortamı birebir taklit edecek bir deseni, kendi iradeleriyle vücutlarının üzerinde var edemezler. Böylesine mükemmel bir sanat ve canlının hayatını kurtaracak bir kamuflaj stratejisi tesadüfen meydana gelemez. Elbette bu canlıları yoktan var eden, mükemmel süslemeleri, vücutlarının üzerine hayatta kalmalarını sağlayacak şekilde yerleştiren âlemlerin Rabbi olan Allah'tır.

Allah, göklerde ve yerde her şeyi ve her canlıyı çepeçevre sarıp kuşatmıştır. Bir Kur'an ayetinde Allah şöyle buyurur:

“Sizin yaratılışınızda ve türetip yaydığı canlılarda kesin bilgiyle inanan bir kavim için ayetler vardır.” (Casiye Suresi, 4)

KELEBEKLERİN RENKLERİ

 

Allah kelebek kanatlarında harika renk ve desenler yaratarak renk sanatını bize bir kez daha gösterir. Şimdi kelebeklerin her biri birer sanat eseri olan kanatlarına yakından bakalım ve bu muhteşem desenlerin ve renklerin nasıl ortaya çıktığını inceleyelim.

Kelebek kanatları aslında saydamdır. Bu saydam kanatlar, yoğunlukları farklı pullarla kaplıdır. Kanadın üstüne dizilmiş olan bazı pulcuklar, üzerlerine düşen ışığı gökkuşağı renklerine kırarlar. Bazı pulcuklarda ışığın özel bir rengini yansıtırlar. Şaşırtıcı olan on binlerce pulcuğun belirli bir plan dahilinde dizilmiş olmasıdır. Bu planlı dizilim sonucunda muhteşem renk uyumuna ve çarpıcı desenlere sahip kanatlar ortaya çıkar.

Kelebeklerin kanatlarındaki renk ve desenler çarpıcı bir güzelliğe sahip olmalarının yanı sıra hayati fonksiyonlara da sahiptir. Bazı kelebeklerin kanatlarında pullardan oluşmuş koyu renkli benekler vardır. Bu benekler ısıyı ayarlama özelliğine sahiptir. Gövdesini ısıtması gereken bir kelebek, güneş ışınlarının bu beneklere gelmesini sağlayacak şekilde kanatlarını açıp kapatır. Böylece uçabilmesi için gereken sıcaklığı sağlar. Ortada ışıktan maksimum verim elde etmeyi sağlayan bir mühendislik tasarımı bulunmaktadır. Böyle olağanüstü güzellikteki bir görünümün varlığı, tüm bunları yaratan Allah'ın üstün kudretinin ve sanatının bir delilidir.

 Allah bir Kur'an ayetinde şöyle bildirir:

“Göklerde ve yerde olanların tümü Allah'ı tesbih etmiştir. O üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir. Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Diriltir ve öldürür. O her şeye güç yetirendir.” (Hadid Suresi, 1-2)

KUŞLARDAKİ RENKLER

 

Kuşların bedenlerinde görülen estetik, canlıları Allah'ın yarattığının en önemli delillerinden biridir. Tüylerin yapısı incelendiğinde karşımıza yine kusursuz bir tasarım çıkar. Tüylerin yapısındaki pigmentler ve ışık hareketleri sonucunda renklerdeki çeşitlilik oluşur. Keratin maddesinden meydana gelen tüyler çevre koşulları nedeniyle kısa sürede yıpranırlar. Ama kuş her seferinde rengarenk tüylerine tekrar kavuşur. Çünkü Allah, kuşların tüyleri yıpransa bile eski haline ulaşana kadar gelişmelerini sürdürecek bir sistem yaratmıştır.

Tüylere renk veren pigmentlerin başka faydaları da vardır. Bunlar tüyün dayanıklılığını arttırır, güneş ışınlarından ısı depolar ve kuşun vücuduna zararlı ultraviyole ışınlarının girmesini engeller. Kuşlardaki renklerin çeşitli amaçları vardır.

Örneğin bu iki kuş, renkleri sayesinde yaşadıkları çevreye uyarlar. İzlediğiniz bu erkek kuşun beyaz, kırmızı ve mavi renklerden oluşan bir kostümü vardır. Eşsiz desenlerdeki bu önlüğünü açarak dişisini etkilemeye çalışır.

Rengarenk kuşların en gösterişlilerinden biri de tavus kuşlarıdır. Erkek tavus kuşları karşı cinsi etkilemek için ihtişamlı kuyruklarını açar ve kuyruklarındaki muhteşem desenleri sergilerler. Bir yelpaze gibi açılan, ince ince işlenmiş kuyruklarının zarafeti ve renkleriyle dişi tavus kuşlarını etkileyip kendilerine eş bulurlar.

Canlıların tesadüfler sonucu oluştuğunu iddia eden evrim teorisinin savunucuları bu mükemmel tasarıma hiçbir açıklama getirememektedir.

Tavus kuşlarının kuyruğundaki tasarım o kadar etkileyici ve kusursuzdur ki, evrim teorisinin kurucusu Charles Darwin şu itirafta bulunmuştur:

 

“Şimdilerde ise doğadaki bazı belirgin yapılar beni çok fazla rahatsız ediyor. Örneğin bir tavus koşunun tüylerini görmek beni neredeyse hasta ediyor."

 

Darwin, tüylerdeki ihtişamı görmekten rahatsız olmaktadır. Çünkü bu ihtişamın, şuursuz tesadüfler sonucu ortaya çıkamayacağı açıktır. Kuş tüylerindeki sayısız renk ve desen çeşitliliği, Allah'ın yaratışındaki üstün sanatı ve ilmi bize gösteren delillerdendir:

“O Allah ki yaratandır, kusursuzca var edendir, şekil ve suret verendir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O'nu tesbih etmektedir. O aziz, Hakim'dir." (Haşr Suresi, 24)

DENİZALTINDAKİ RENKLER

 

Denizlerde milyonlarca çeşit canlı yaşar. Bu canlıların çoğunu yaşadıkları ortamın içinden ayırt etmek zordur. Örneğin akrep balıkları. Akrep balıkları ılıman ve tropik kuşaktaki deniz yatağında yaşarlar. Bu balığın göğüs bölgesindeki yüzgeçler, düşmanlarını engellemek için kullandığı silahlardır. Akrep balığı son derece renkli bir görünüme sahiptir. Yaşadığı mercanlar da çok renkli olduğu için bu mercanların içinde kolaylıkla kaybolur. Bu da av olma riskini azaltır. Avına da rahatlıkla yaklaşmasına olanak verir.

Bu mercanda bazı küçük canlılar yaşamakta. Daha yakından bakalım.

 

Denizatları

 

Denizatlarının renkleri ve vücutlarındaki çıkıntıları, içinde yaşadıkları bu mercanın rengi ve yapısıyla tamamen aynı. Deniz atları mercan topluluğu içinde kamufle olur. Bu sayede kendilerini ve yavrularını avlayacak diğer deniz canlılarının onları fark etmesi imkansızlaşır.

Nudibranch’lar bir salyangoz türüdür. Son derece göz alıcı görünümleriyle denizaltının en ilgi çekici canlılarındandırlar. Çok ilginç dizaynlara ve parlak renklere sahiptirler. Ayrıca son derece yumuşak bir bedenleri vardır ve kendilerini koruyacak bir kabukları yoktur. Bu dış görünüm pek çok canlı için son derece caziptir ama bu canlıların çarpıcı renkleri çok zehirli olduklarını düşmanlarına haber verir. Yani renkleri sayesinde düşmanlarına karşı doğal bir korumaya sahiptirler.

Bu canlı, Tarak adı verilen bir deniz kabuklusudur. Bu canlının kabuğunun kenarları boyunca dizilmiş, küçük parlak mavi noktaları fark ettiniz mi? Bu mavi noktalar yalnızca bir süs değildir. Aynı zamanda her biri birer gözdür. Her biri yalnızca 1 mm büyüklüğe sahip olan bu gözler, son derece küçük olmalarına rağmen bu canlının düşmanlarından kurtulmasını sağlar.

Allah her canlıyı bulunduğu ortamda uyumlu özelliklere sahip olacak şekilde yaratmıştır. Bu bölümde incelediğimiz canlılar, Allah'ın yaratma sanatının örneklerinden sadece küçük bir bölümünü oluşturur. Allah, yaratmada hiç ortağı olmayan, her şeyi kontrolü altında tutandır.

“Allah'tan başka ilah yoktur ve şüphesiz Allah üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Ali İmran, 62)

BİTKİLERİN RENKLERİ

 

Aynı toprakta yetişmesine, aynı suyla sulanmasına rağmen bitkilerde bu kadar çeşitli renklerin nasıl oluştuğunu hiç düşündünüz mü?

Bir bitki türü dünyanın neresine gidilirse gidilsin aynı özellikleri taşır. Örneğin, dünyanın her yerindeki portakalların rengi aynıdır. Şekilleri ve kabuklarının dokusu aynıdır. Portakalın kabuğunun içinde bulunan içi turuncu renkli, kokulu, şekerli su dolu torbacıkları oluşturan şeffaf zarın rengi, dünyanın hemen her yerinde aynıdır.

Muzlar, dünyanın her yerinde sarı, kirazlar, kırmızıdır. Dünyanın neresine giderseniz gidin, doğal olarak yetişen bir çileğin farklı bir renk taşıdığını göremezsiniz. Dünyanın her yerindeki çileklerin DNA'sında onları bildiğimiz çilek haline getiren özellikler mevcuttur. Çileğin rengi, kokusu, lezzeti hep aynıdır.

Elmanın kırmızı, yeşil veya sarı renklerde olabilen kabuğu hep pürüzsüz bir cilaya sahiptir. Bu eşi benzeri olmayan bir düzendir. Böyle bir düzenin kendi kendine gelişen tesadüflerle oluştuğu elbette iddia edilemez.

Dünyanın her yerine hakim olan bu benzersiz sanatın sahibi, üstün akıl sahibi olan Allah'tır. Allah Kuran'da topraktan farklı ürünlerin çıkarılmasına şöyle dikkat çeker:

“Yeryüzünde birbirine yakın komşu kıtalar vardır. Üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar da vardır ki bunlar aynı suyla sulanır. Ama ürünlerindeki verimde ve lezzette bazısını bazısına üstün kalıyoruz. Şüphesiz bunlarda aklını kullanan bir topluluk için gerçekten deliller vardır.” (Ra’d Suresi, 4)

Allah, yeryüzündeki tüm bitkilerin renklerini ve dış görünümlerini insan ruhuna hoş gelecek şekilde yaratmıştır. Çiçekleri ve ağaçları düşündüğümüzde de aynı estetik görüntü ve renk çeşitliliği ile karşılaşırız. Yeryüzündeki yüz binlerce çeşit çiçeğin her biri kendine özgü özelliklerle donatılmıştır. Örneğin menekşelerin renkleri ve kadife yumuşaklığındaki yaprakları, yaydıkları eşsiz kokularla rengarenk güller, narin kırmızı karanfiller, benzersizdir.

Kuru topraktan çıkmasına rağmen tüm çiçeklerin, ağaçların, sebze ve meyvelerin farklı renklere sahip olmasının tek bir açıklaması vardır. Bu, Allah'ın sonsuz ilminin ve örneksiz yaratışının bir delilidir.

Allah renkleri ve desenleri, birbirinden farklı bitkileri insanlar için birer nimet olarak yaratmıştır. Bize düşen görev Allah'ın yarattığı deliller üzerinde düşünüp ona şükretmektir. Bir Kuran ayetinde Allah şöyle buyurur:

“Yerde sizin içip üretip türettiği, çeşitli renklerdekileri de faydanıza verdi. Şüphesiz bunda öğüt alıp düşünen bir topluluk için ayetler vardır.” (Nahl Suresi, 13)

SONUÇ

 

Yeryüzünde gördüğümüz sayısız güzelliğin, rengarenk kelebeklerin, güllerin, menekşelerin, kirazların, göz alıcı renkleriyle papağanların, tavus kuşlarının, kısacası tüm ihtişamıyla yeryüzündeki yaşamın tesadüflerle oluştuğunu akıl ve mantık sahibi hiçbir insan iddia edemez. canlıları bu özelliklere sahip olarak Allah yaratmıştır. Akıl ve vicdan sahibi bir insan, çevresine baktığında bu gerçeği kolaylıkla görebilir. Çünkü Allah, yarattığı her şeyi, kendisini tanımamız ve üzerinde düşünmemiz için var etmiştir.

Allah'ın ilmi her şeyi kuşatmıştır. Ondan başka ilah yoktur. İnsana düşen görev ise, gördüğü tüm güzelliklerin gerçek sahibine yönelmek ve yalnızca O'nun hoşnut olacağı bir yaşam sürmektir.

“İşte Rabbiniz olan Allah budur. Ondan başka ilah yoktur. Her şeyin yaratıcısıdır. Öyleyse O'na kulluk edin. O, her şeyin üstünde bir vekildir.” (En’am Suresi, 102)
 

PAYLAŞ
logo
logo
logo
logo
logo
İNDİRMELER
mp3
mp4
mp4
Renk
Sanat