Adnan Oktar'ın 7 Aralık 2017 tarihli A9 TV röportajından
Bediüzzaman’ın ifadelerinde Hz. İsa (as) ve deccal
ADNAN OKTAR: Allah'ı inkar eden o akımın fertleri diyor, deccaliyet için diyor Bediüzzaman, “birer küçük Nemrut hükmünde” yani enaniyetli, azgın, kendini büyük gören, böyle çirkef, azametli, züppe, “bir karakterle küçük Nemrut hükmünde nefislerine ilahlık veriyorlar.” Kendini büyütür halbuki etten, kemikten, yağdan bir şey, ölüp gidecek, değil mi? Ve onun görüntüsü üstelik. “Fakat kendini büyütür” diyor. “Onların başına geçen en büyükleri,” bak büyükleri de var, bir de en büyükleri var, “hipnoz, ispritizma tarzındaki olaylarla dehşetli harikalara sahip olan deccal” bak. Harikalara sahip demiyor bak. Dehşetli harikalara. Bu dünya çapında bir şey demektir. “Dehşetli harikalara sahip olan deccal ise daha ileri gidip zor ve baskıya dayalı zahiri aslı olmayan hakimiyetini bir nevi haşa Rabb gibi, Allah gibi düşünüp ilahlığını ilan eder.” Yani ben Allah'ım diyor. Şu an deccal bunu söylüyor zaten. Mektubat. Sayfa, 55.
Şu an dünyadaki bu içe kapalılığın nedeni de bu. Yani bu telkini yaparken tabii Darwinizm'i kullanıyor, Materyalizm'i kullanıyor, gelenekçi Ortodok sistemi kullanıyor. O telkinle insanların beyni uyuşuyor. “Sihir ve manyetizma bak sihir ve manyetizma ve ispritizma gibi istidraci harikalarıyla” yani keramet karşıtı olan harikalar, kafirlerde olan harikalara istidraci denir. “Harikalarıyla kendini muhafaza eden ve herkesi” bak dikkat edin herkesi diyor istisnasız “herkesi teshir eden büyüleyip etkisi altına alan o dehşetli deccalı öldürebilecek mesleğini değiştirecek ancak harika ve mucizatlı” bak harika “harika ve mucizatlı” mucizeler gösteren “ve umumun makbulü olan” umumun makbulü kimleri? Hıristiyanların, Musevilerin herkesin, “umumun makbulü olan bir zat olabilir ki o zat en ziyade alakadar ve ekser insanların peygamberi olan” yani hem Hıristiyanlar hem Musevilerin peygamberi olan “Hz. İsa Aleyhisselam'dır.” Nerede geçiyor? Şualar. Sayfa, 506-507.
“İsa Mesih (as)” diyor Bediüzzaman “geldiği vakit kendisi İsa Mesih olduğunu bilmez” diyor. İlk geldiğinde. Çünkü Aramice konuşan bir insan. Yani geçmişini de hatırlamıyor, ne olduğunu bilmiyor kendisinin. Bilmez. Mehdi (as) için sorulduğunda da, “Mehdi de bidayeten kendisi dahi kendisinin Mehdi olduğunu bilmez” diyor Mehdi (as). Bak görüyor musun imtihanı? Allah'ın hikmeti. Hayret, mesela deccal de bilmiyor deccal olduğunu. “Deccal da bidayeten kendisinin deccal olduğunu bilmez” diyor. Çünkü diyor bak “demiştik, bu dünya tecrübe meydanındadır. Akla kapı açılır, fakat ihtiyarı elinden alınmaz” diyor. “Öyleyse, ahir zamanda gözle görülecek, bedahet derecesinde oluşacak alametler kapalı ve tevilli oluyor” diyor. “Ancak vukuundan sonra ilimde rasih olanlar rusuh sahibi olanlar. Allahu alem ve bissevap vel ilmi indallah diyerek bu gizli hakikatleri ishar ederler” diyor, açıklarlar diyor Bediüzzaman. Bediüzzaman'ın ifadesiyle bu şekilde. Biz de ilimde rusuh sahibi değiliz ama dilimiz döndüğü kadar açık diyoruz, anlatıyoruz. “Tahakkukundan sonra” diyor bak, “ilimde rasih olanlar açıklarlar” diyor. Biz cüret gösterip açıklıyoruz. Ama Mehdi (as) çıktığında tam açıklayacaktır, izah edecektir.
“Hazreti İsa (as) geldiği vakit herkes onun hakiki İsa Mesih olduğunu bilmesi lazım değildir.” Öyle bir mecburiyet yoktur diyor Bediüzzaman. “İsa Mesih'in mukarreb ve havası, nur-u iman ile İsa Mesih (as)’ı tanır. Yoksa bedahat derecesinde herkes, Seyyidina İsa Mesih İbni Meryem (as)’ı tanımayacaktır.” Mektubat. Sayfa, 60.
Çünkü onun için mesela geçse New York'ta falan elini-kolunu sallayarak tanıyamazlar. Normal Amerikalı bir genç, güzel bir insan olarak tanılar. “Halbuki demiştik, bu dünya tecrübe meydanındadır, akla kapı açılır fakat ihtiyarı elinden alınmaz. Öyleyse o eşhas kişiler, hatta o müthiş deccal dahi çıktığı zaman çokları, hatta kendisi de bidayeten başlangıçta deccal olduğunu bilmez. Belki nur-i imanın dikkatiyle o eşhasi ahir zaman tanınabilir.” Mehdi (as) için söylüyor. “Belki imanın nuruyla tanınabilir” diyor Bediüzzaman. Sözler. Sayfa, 343-344.
Kardeşim, şimdi Müslümanlar deccal çıktı farkında değiller. Şimdi bu büyük bir facia. Ve TRT'den Diyanet İşleri Başkanlığı şu bu falan herkes hutbelerde falan deccal yok, deccal gelmedi diyorlar deccal geldiği halde. İnanılır gibi diyor, dehşet verici bu. Dünyanın hiçbir döneminde böyle bir şey denmemiş. Israrla deccal gelmedi diyorlar bu yüzyılda. Gelecek de o zaman. Gelecek de demeyeceğim diyor. Zorun nedir? Mehdi (as)’ı tamam reddediyorsun, gelecek de, onu da kabul etmiyorlar. Onu demeyeceğim diyor. Neden korktunuz siz? Ne gördüğünüzde neye kanaatiniz geldi mübarekler? Bizim görmediğimiz bir şey mi gördünüz siz? Yüz bin camide birden gece gündüz Mehdi gelmeyecek, deccal çıkmayacak. Mehdi gelmeyecek, deccal çıkmayacak. Deccal çıkmış iflahını kesiyor. Yerleri tırmalatıyor sana görmüyor musun? Daha ne yapsın adam? Gırtlağına çökmüş boğuyor, daha da gırtlağından bağırıyor deccal gelmedi diyor. Adam seni doğruyor, daha nasıl deccal gelmiyor yani? Bak Yemen, Yemen'i de sıraya soktular. Şimdi sırada Katar var, Suudi Arabistan falan var. Bir de onlar gelecekler. Bir de şimdi bölgeyi kan gölüne çevirmeye hazırlanıyorlar.