"Hikmet gözüyle bakmak" belgeselinden
Bediüzzaman Said Nursi
Geçtiğimiz hicri yüzyılın müceddidi sayılan Büyük Âlim Bediüzzaman Said Nursi de bir Kuran tefsiri olarak kabul edilen Risale-i Nur külliyatında iman hakikatlerinin öneminden pek çok yerde bahsetmiştir:
“Sizin okuduğunuz ilim dallarından her biri, kendi özel lisanıyla devamlı olarak Allah'tan bahsedip yaratıcıyı tanıtıyorlar. Nasıl ki her kavanozunda harika ve çok ince ölçülerle alınmış hayat dolu macunlar ve ilaçlar olan mükemmel bir eczane bulunsa şüphesiz bu son derece maharetli kimyager ve hikmetle iş gören bir eczacıyı gösterir. Öyle de yer küresi eczanesi içinde bulunan ve birer kavanozu andıran 400 bin çeşit bitki ve hayvanlardaki canlı macunlar ve ilaçlar yönüyle bu çarşıdaki eczaneden ne derece daha mükemmel ve büyük ise, o nispetli okuduğumuz tıp ilmi, ölçüleriyle yer küresi denilen bu büyük eczanenin eczacısı olan ve hikmetle iş gören celal sahibi zatı hatta kör gözlere bile gösterir, tanıttırır.” (Gençlik Rehberi, s. 143-155)
“Bir de baktım ki, sayısız kuşlar, kuşçuklar, sinekler, hesapsız hayvanlar ve hayvancıklar, sayısız bitkiler, yeşilcikler, sayısız ağaçlar ve ağaçcıklar dahi benim gibi hal diliyle Allah bize yeter. O ne güzel vekildir, manasını anıyorlar. Ayrıca hatırlatıyorlar ki, hayatları için gerekli olan bütün şartları yerine getirmeyi üzerine alan öyle bir vekilleri var ki, birbirine benzeyen ve aynı maddelerden oluşan yumurtalar, birbirinin benzeri gibi damlalar, meni, birbirinin aynı gibi tohumlar ve birbirine benzer çekirdeklerden kuşların yüz bin çeşitlerini, hayvanların yüz bin tarzlarını, bitkilerin yüz bin çeşidini, Ağaçların yüz bin sınıfını yanlışsız, noksansız, karıştırmadan, süslü, ölçülü, düzenli, birbirinden ayrı, ayırt edicilik özelliğine sahip bir şekilde, gözümüz önünde, özellikle her baharda, son derece hızlı, son derece kolay, son derece geniş bir alanda, son derece çoklukla yaratır, meydana getirir. Kudretinin azamet ve büyüklüğü içerisinde, beraberlik ve benzeyişlik, birbiri içinde ve bir tarzda yapılmaları, onun vahdetini ve ehadiyetini bize gösterir.” (5. Lem’a)