"Faşizmin kanlı tarihi 2" belgeselinden
Ölüm makinaları
Naziler hedefledikleri katliamlar için korkunç yöntemler geliştirmişlerdi. Önceleri özel tasarlanmış otobüslere bindirilen hastalar kısa bir tura çıkarılıyordu. İçeride olup-bitenin görünmemesi için camları boyanan bu otobüsler, egzost gazını içeri verecek şekilde tasarlanmıştı. Hastaların kısa şehir turu her seferinde mezarlıkta son buluyordu. Kısa sürede Hadamar, Brandenburg, Grafenecg, Hartheim, Sonnenstein gibi yerleşim yerlerinde sterilizasyon merkezleri adı verilen ölüm evleri kuruldu. Bu merkezlere aktarılan kadın, çocuk, yaşlı, sayısız masum hastalar iğneyle zehirlenerek ya da küçük gruplar halinde gaz verilerek öldürüldü. Ölü bedenler merkezin krematoryumunda yakılarak yok ediliyordu. Ancak krematoryumların aralıksız tüten bacaları civar halkına korkunç gerçeği hissettirmekteydi.
Öldürülenlerin ailelerine ise sahte doktor isimleri ve sahte imzalarla süslenmiş taziye mektupları yollanıyor, kişinin yakalandığı amansız bir hastalığa yenik düştüğü yalanı söyleniyordu. Sterilizasyon merkezleri bir süre sonra daha canice bir amaca hizmet etmeye başladı. Nazi doktorları merkezlere getirilen zavallılar üzerinde korkunç deneyler yapmaya geliştiler.
Din ahlakının insanlara emrettiği sevgi, şefkat, merhamet, acıma gibi duygulardan tamamen yoksun olan Naziler, tarihte benzeri görülmemiş barbarlıklara imza attılar. İnsanlar sözde ari ırkın refahı için canlı kobaylar olarak iğrenç deneylerde kullanıldı.
Örneğin Alman pilotlarının yüksek irtifa uçuşlarında nasıl sorunlar yaşayabileceğini, paraşütle atlamaları durumunda nasıl etkilere maruz kalabileceklerini test etmek için bazı hastalara önce pilot kıyafeti giydirildi. Bunun ardından paraşüt takılarak basınç odalarına kapatılan hastalar, iç organları patlayıncaya kadar basınca maruz bırakıldı.
Bir başka deney de, kuzey buz denizine düşmesi durumunda bir pilotun ne kadar süre yaşayabileceği test edildi. Pilot üniformalı hastalar buz dolu küvetlere batırıldı ve ne kadar sürede can verdikleri ölçüldü.
İnsanlık dışı deneylerin en korkunçları Auschwitz toplama kampının cani doktoru Josef Mengele tarafından yönetildi. Çocuklar ve özellikle de ikizler üzerinde yaptığı canice deneylerle tanınan Mengele, ilk denemesini 20 çocuğun lenf bezlerini alarak yaptı. Bu çocuklara tüberküloz hastalığı aşılandı ve sonuçları gözlemlendi. Çocukların hiçbiri kurtulamadı.
Dünyayı ari ırkın özelliklerine sahip insanlarla doldurmak için sürdürülen hunharca deneylerin bir evresi de insanların göz rengi ile ilgiliydi. Bu evrede Mengele her sabah yaptığı Auschwitz durumda kahverengi gözlü denekler seçmeye başladı. Amacı savunmasız deneklerin gözlerini değişik sıvılar şırınga ederek göz renklerini maviye çevirebilmek.
Deneklerin hepsi korkunç acılar çekerek kör oldu. Bazıları da hayatlarını yitirdi. Sterilizasyon kamplarının en uzak köşelerinde bile zavallı insanların çığlıkları yankılanıyordu.
Ancak bilinmelidir ki tüm bu vahşetleri uygulayan zalimler yaptıklarının karşılığını göreceklerdir. Allah bir Kuran ayetinde insanlara zulmedenlerin ahiretteki sonlarını şöyle bildirir:
''Yol ancak insanlara zulmeden ve yeryüzünde haksız yere tecavüz ve haksızlıkta bulunanların aleyhinedir. İşte bunlara acıklı bir azap vardır.” (Şura Suresi, 42)