"Evrenin yaratılışı" belgeselinden
Big Bang'in ardından
Big Bang'in ardından evrende oluşan bu olağanüstü düzenin bir başka yönü ise yaşamaya elverişli bir gezegenin meydana gelmesidir. Yaşama imkan tanıyacak bir gezegenin oluşabilmesi için gerçekleşmesi gereken şartlar o kadar fazladır ki tüm bunların rastlantısal olarak gerçekleştiğini düşünmek imkansızdır.
Ünlü bir teorik fizik profesörü olan Paul Davies, evrenin genişleme hızı üzerinde yaptığı hesaplamalar sonucunda bu hızın akıl almaz derecede hassas bir değere sahip olduğunu belirlemiştir. Davies şöyle demektedir:
“Hesaplamalar evrenin genişleme hızının çok kritik bir noktada seyrettiğini göstermektedir. Eğer evren biraz daha yavaş genişlese çekim gücü nedeniyle içine çökecek, biraz daha hızlı genişlese kozmik materyal tamamen dağılıp gidecekti. Bu nedenle Big Bang herhangi bir patlama değil, her yönüyle çok iyi hesaplanmış ve düzenlenmiş bir oluşumdur.”
Ünlü fizikçi Prof. Stephen Hawking de, “Zamanın Kısa Tarihi” isimli kitabında evrendeki dengelerin aslında kavrayabildiğimizden çok daha ince hesaplar ve dengeler üzerine kurulduğunu belirtmektedir. Hawking, evrenin genişleme hızıyla ilgili şunları söyler:
“Evrenin genişleme hızı o kadar kritik bir noktadadır ki, Big Bang'den sonraki birinci saniyede bu oran, eğer 100 bin milyon kere milyonda bir daha küçük olsaydı, evren şimdiki durumuna gelmeden içine çökerdi.”
Paul Davies de bu akıl almaz incelikteki denge ve hesaplardan varılması gereken kaçınılmaz sonucu şöyle açıklar:
“Çok küçük sayısal değişikliklere hassas olan evrenin şu andaki yapısının çok dikkatli bir bilinç tarafından ortaya çıkarıldığına karşı çıkmak çok zordur. Doğanın en temel dengelerindeki hassas sayısal ayarlar, kozmik bir tasarımın varlığını kabul etmek için oldukça güçlü bir delildir.”
Aynı gerçek karşısında Amerikalı astronomi profesörü George Greenstein da “The Symbiotic” adlı kitabında şöyle yazar:
“Kanıtları inceledikçe ısrarla önemli bir gerçekle karşı karşıya geliriz. Evrenin oluşumunda bir doğaüstü akıl devreye girmiş olmalıdır.”
Kısacası evrendeki muhteşem sistemi incelediğimizde, evrenin varoluşu ve işleyişinin tesadüfi nedenlerle açıklanamayacak kadar karmaşık bir düzen ve hassas dengelere dayandığı gerçeğiyle karşılaşırız.
Açıkça anlaşılacağı gibi, bu hassas denge ve düzenin muazzam bir patlamanın sonrasında kendi kendine ve tesadüfen gerçekleşmesi kesinlikle imkansızdır. Big Bang gibi bir patlamanın ardından böyle bir düzenin meydana gelmesi ancak doğaüstü bir yaratılış sonucunda gerçekleşebilir.
Evrendeki bu eşsiz plan ve düzen maddeyi yoktan var eden ve onun her anını kontrolü ve hakimiyeti altında bulunduran sonsuz bir bilgi, güç ve akıl sahibi bir yaratıcının varlığını göstermektedir. O yaratıcı tüm alemlerin Rabbi olan Allah'tır.