"Hazreti Meryem" belgeselinden
KURAN'A GÖRE İDEAL MÜSLÜMAN KADIN KARAKTERİ
Bir insanın kişiliğini güzelleştiren, karakterini sağlamlaştıran, ahlakını üstün hale getiren o kişinin imanı ve Allah korkusudur. Kuran ahlakı tüm insanlara olduğu gibi kadınlara da olabilecek en güçlü, en sağlam ve en güzel kişiliği kazandırır. Müslüman bir kadın Allah'a samimi bir kalpte iman etmiş ve derin bir Allah korkusuyla boyun eğmiştir. Allah'tan başka bir ilah olmadığını, O'nun tüm varlıkların tek hakimi ve her şeyin üstünde sonsuz güç sahibi olduğunu kavramıştır. Allah, tam bir teslimiyetle kendisine teslim olan kullarını şöyle müjdelemektedir:
“Hayır. Kim güzel davranış ve iyilikte bulunarak kendisini Allah'a teslim ederse, artık onun Rabbi katında ecri vardır. Onlar için korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.” (Bakara Suresi, 112)
Mümin kadınlar her işlerinde Kuran'ı rehber edindikleri için daima isabetli tavırlarda bulunur, hikmetli kararlar alır ve bundan dolayı yaptıkları her işte en iyi sonuçları elde ederler. Cahiliye ahlakının kadınlara yaşattığı tüm huzursuzluklardan ve sıkıntılardan uzak bir yaşam sürerler. Olgun olamamak, nefsinin istekleriyle çatıştığında akılcı ve makul tavırlar sergileyememek insanları küçük düşüren tavırlardır. Oysa ki asil ve güzel olan, nefsin tüm bu kötülük terkinlerine karşı ondan sakınmak ve vicdana uygun bir tavır sergilemektir. Müslüman kadın bu asaleti gösteren, basit tavırlara, küçük çıkarlara tenezzül etmeyen bir karaktere sahiptir. Allah, Kuran'da güçlü, hiçbir zaman için sarsılmayan, onurlu kişilik yapısına şöyle dikkat çekmektedir:
“Ey iman edenler! İçinizden kim dininden geri dönerse, Allah yerine kendisinin onları sevdiği, onların da kendisini sevdiği, müminlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı ise güçlü ve onurlu, Allah yolunda cehd eden ve kınayıcının kınamasından korkmayan bir topluluk getirir. Bu, Allah'ın bir fazlıdır. Onu dilediğine verir. Allah, rahmetiyle geniş olandır, bilendir.” (Maide Suresi, 54)
Duygusallık da din ahlakının yaşanmadığı toplumlarda olumsuz bir tavır olarak algılanmaz. Bu nedenle duygusallıktan kaynaklanan alınma, yakınma, darılma, ağlama, içine kapanma, durgunluk, kıskançlık, kızgınlık gibi tavır bozuklukları insanın içinden gelen duygular olduğu öne sürülerek olabildiğince teşvik edilir. Oysa bu düşünce tümüyle yanlıştır. Müslüman kadın, tüm hayatını ve kişiliğini Kuran'a göre belirlediğinden, nefsin bu özelliği ve ona karşı nasıl bir mücadele verilmesi gerektiği konusunda en doğru bilgilere sahiptir. Müslüman bir kadın, Allah'a olan güçlü sevgisi ve derin Allah korkusu nedeniyle duygusallığın neden olduğu tüm tavır bozukluklarından titizlikle sakınır.
Allah, Hz. Meryem'i ardından gelen tüm nesiller için üstün bir örnek kılmıştır.
“Allah seni seçti, seni arındırdı ve alemlerin kadınlarına üstün kıldı..” (Al-i İmran Suresi, 42)
Hz. Meryem'in şahsında Allah ideal Müslüman kadın karakterini bize tanıtmaktadır. Kuran'da tarif edilen ideal Müslüman karakterinde erkeğin sorumlu tutulduğu tüm ahlak özelliklerinden aynı şekilde kadın da sorumludur. Kadın ya da erkek olsun her insanın yapması gereken Allah'a gönülden bir sevgiyle bağlanmaktır. Onu her şeyin üstünde tutarak Rabbimizin razı olacağı bir yaşam sürmektir. Bu samimi imanı yaşayan her insan Allah'ın dilemesiyle Allah katında en güzel karşılığı bulacaktır.
“Şüphesiz, müslüman erkekler ve müslüman kadınlar, mümin erkekler ve mümin kadınlar, gönülden Allah'a itaat eden erkekler ve gönülden Allah'a itaat eden kadınlar, sadık olan erkekler ve sadık olan kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, saygıyla Allah'tan korkan erkekler ve saygıyla Allah'tan korkan kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar, Allah'ı çokça zikreden erkekler ve Allah'ı çokça zikreden kadınlar. İşte bunlar için Allah bir bağışlanma ve büyük bir ecir hazırlamıştır.” (Ahzap Suresi, 35)