HARUN YAHYA
logo
HARUN YAHYA

  • Tüm Eserler
  • Kitaplar
  • Makaleler
  • Videolar
  • Görseller
  • Sesler
  • Alıntılar
  • Diğer

Adnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
Harun YahyaAdnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
ESERLER
KitaplarMakalelerVideolarGörsellerSeslerAlıntılarDiğer
KONULAR
VatikanSosyalizmAydınlanma çağıFransız DevrimiDönmeSabetayistJakobenizmMasonik MedyaSiyasi SiyonizmJön Türkİttihat ve TerakkiAbdülhamitAnti-NaziDünya Siyonist ÖrgütüNuremberg KanunlarıMussolini1. Dünya savaşıAdolf EichmannGoyimRothschild HanedanıThink-TankCFRRockefellerSoğuk SavaşStalinEkim DevrimiSovyetler BirliğiBilderbergVietnamAIPACLobiFuarGüneydoğuYunanistanYeni Dünya DüzeniKızıldenizJeopolitikGaziVergiGümrük2023AntilopBoğaAvrasya İslam ŞuarasıNobel Barış ödülüHastaneSosyal Güvenlik KurumuAli BabacanTurgut ÖzalSuikastGaffar OkkanMuhsin YazıcıoğluRosette NebulaAstronomiGül
Harun Yahya © 2025
Harun Yahya © 2025
  1. Videolar
  2. Bilim Yolunda, 29. Bölüm - Mantarlar

Bilim Yolunda, 29. Bölüm - Mantarlar

Harun Yahya
48925
24 July, 2017
Bilim Yolunda
İman Hakikatleri ve Yaratılış Mucizesi

BİTKİ DÜNYASINDA ORTAK YAŞAM

 

Mantar Nedir? Mantarlar ve Ekosistem, Teknolojiye Faydaları

 

Bugün ormanların gizli kahramanıyla tanıştıracağım sizi. Eğer onlar olmazsa hayatın olması mümkün olmuyor. Canlı, ölmüş bedenleri canlı bedenlerini, bitki, hayvan hepsi dahil ve cansız maddeleri, kayaları bile ayrıştırıp küçük parçalarına ayırabiliyorlar. Onlar olmadan dünyada hayatın olması mümkün değil. Ekosistem için gerçekten muazzam öneme sahipler ve Allah'ın izniyle sahip olduğu enzimler canlı-cansız her şeyi küçük parçalarına ayırarak tekrar ekosistemin devrine katabiliyorlar.

Mantarlar. Bugünkü programımızın konusu mantarlar ve mantar çeşitleri ve mantarların önemleri.

Hepiniz hoş geldiniz.

Evet, mantarlar yeryüzünde kendilerine ait bir aleme sahipler. Yani bitkiler alemi, hayvanlar alemi, işte bakteriler, tek ücretli canlıların alemi olduğu gibi mantarlar apayrı bir aleme sahipler. Ne bitki ne hayvan özelliği gösteriyorlar. Çünkü vücutlarında klorofil yok ama kendi besinlerini elde edebiliyorlar. Güneşten organik bir enerji elde edemiyorlar, bunu üretemiyorlar. Ama mevcut bir ormanda, kilometrelerce karelik alana yayılan bir network ağıyla bütün ormanın çürüyen, canlı-cansız bütün maddelerini özümseyerek ondan enerji elde edebiliyorlar. Nemli havaları seviyorlar. Dünyada tanımlanmış 90 bine yakın mantar türü var. Fakat tanımlanmayanlarıyla birlikte yaklaşık 1.5 milyon türün olduğunu da iddia eden bilim insanları var. Burada gördüğünüz gibi mesela şu kadarlık alanda 2-3 farklı çeşit mantar var zaten hemen yanımızda. İşte bunun gibi yeryüzünde her yerde mantarları bulmak mümkün.

Evet, mantar ararken ormanda enteresan bir ağaçla karşılaştım. Gördüğünüz gibi ağacın bir dalı önce aşağı doğru bir meyil yapıp daha sonra yukarı tam dik olacak şekilde ilerlemiş. Buna Jeotropizma deniliyor bitkilerde. Bitki muhakkak yer çekimine 180 derece dik olacak şekilde büyür. Yani içerisindeki proteinler Jeo yani yer çekimini algılar onun kuvvetinin tam aksi yönünde kuvveti bulur ve oraya doğru uzar. Muhtemelen bu ağaç daha küçük bir fidanken bu dalın üzerine belki bir engel geldi. Daha sonra bu engel onun aşağı doğru bükülmesine ve yana doğru uzamasına belki sebep oldu. Sonra da o engel ortadan kalkınca dal kendisine Allah'ın vahyettiği kabiliyet sayesinde yukarı doğru yam dik kalem gibi çıkmış vaziyette. MaşaAllah.

Bak onu tekrar gösterelim. Yukarı doğru hakikaten çok iyi bir çıkışı var. Genel olarak bakıldığında zaten yaşlı bir ağaç olduğu belli. Çok kalın bir ağaç. Dikkatimi çekti, sizinle paylaşmak istedim.

Mantarlar ormandaki ekosistemin devam etmesi için muazzam görevleri yerine getiriyorlar. Peki bu görevler ne? Şimdi sadece çürütmek, canlıların ölmüş bedenleri veya cansızları eritmek böyle basit bir işlem gibi aslında şu an direkt söylüyorum ama muazzam zor bir iş. Bu işin muhakkak olması lazım. Neden?

Çünkü ölen canlılar eğer mantarlar gibi bir alem canlı grubu olmasaydı, onlar bu canlıların ölen bedenlerini ayrıştırarak tekrar doğaya kazandırmasalardı o zaman hayat bir müddet sonra son bulacaktı. Çünkü her canlı bedenin içerisindeki karbon, değerli malzemeler, proteinler, karbonhidratlar o canlı ile birlikte toprakta sabit kalacak, bir müddet sonra dünyanın kaynakları tükenerek yaşam son bulacaktı. İşte mantarlar bu muazzam görevi yerine getiriyorlar. Bunu yaparlarken de ormanın her yerine, bu son yıllarda bulunmuş bir bilgi ve muhteşem bir olay, ormanın her yerinde kök, böyle ağlarına miselyum denen internet ağı gibi birbirlerine fiber internet kablosu gibi birbirlerine kablo ile bağlılar.

Mantar, bitkilerle veya bazen siyanobakterilerle, alglerle ve yine beraber üçü birlikte hem bitkiler hem algler hem mantarlar birlikte simbiyotik yaşam oluşturabiliyorlar. Ve bu muazzam ağ içerisinde ekosistem bir dönüşüm, düzenli bir dönüşümle birlikte hayat buluyor ve hayat devam ediyor. Mantarlar ayrıştırdıkları, bu parçalarını ayırıp doğaya kazandırdıkları organik materyal ile dünyadaki karbon döngüsünde çok önemli bir yerdeler. Dolayısıyla var olan karbon bir canlı bedeninde, öldüğü anda mantarlar sayesinde tekrar karbon çevriminin içerisine geliyor. Hayat milyarlarca yıldır bu şekilde devam ediyor.

Peki buna devam ederken, bunu yaparlarken mantarlar nasıl haberleşiyorlar ve bu ağlarının büyüklüğü ne? Bakın toprağın altında mantarın kökünden bir diğer mantarın köküne, oradan bitkilere ve böyle kilometrelerce karelik alanda bir mantar haberleşme ağı var.

Bakın bu ağ, Oregon Eyalet Üniversitesi'nde Allan Ingram isimli bilim insanının yaptığı çalışmada ormandan alınan sadece bir çay kaşığı toprak içerisinde, yaklaşık 2,5 kilometre uzunluğunda mantar ağı, miselyum denen mantar ağının olduğunu ispatlamış. Aynı toprağın içerisindeki bakteri popülasyonundan ise 4000 kat daha ağırlığa sahip olduğunu bize göstermiş. Nemli deniz seviyesinin altındaki ormanlarda yine bir çay kaşığındaki mantar öbeği 65 hatta 650 kilometrelik bir alanda ağa kurarak bütün ormandaki ayrıştırma işlemini toprağın altından yönetebiliyorlar. Bu muazzam ağ kurma becerisi ormanda -şimdi biraz sonra anlatacağım- bitkilerin de kendi arasında haberleşmesine ve bu ekosistemin hakikaten nasıl kontrol edildiğini bize öğreten ve gösteren önemli bir buluş olduğunu gözler önüne sürüyor, Rabbimizin izniyle, inşaAllah.

Alo, evet şu an İzmit'te Yuvacık'ta İnönü Yaylası'ndayım. Mantarlar bölümünü çekiyorum. Evet, inşaAllah yakında yayınlanır. O zaman izleyebilirsiniz. Tamam, hadi görüşürüz. Saygılar sunuyorum.

Evet, şu an arkadaşlarımla konuştum. Nasıl? Neyle? Hangi teknolojiyle? Bu telefonda ve bu telefondaki uydular aracılığıyla olan ağı kullandım. Yani gökyüzündeki ağı kullandım. Şimdi bitkiler de mantarların kendi arasında yapmış oldukları ağı kullanarak birbiriyle haberleşiyorlar. 2013 yılından sonra ortaya çıkan muazzam bir bilgi bu. Muhteşem bir teknolojinin aslında üstündeyiz şu anda. Ormanın altında bir haberleşme ağı var. Peki bu haberleşme ağını kim kuruyor? Bu teknolojinin sahibi kim? Ve kimler istifade ediyor? Kimler konuşuyor? Az önce benim telefonda konuştuğum gibi kimler konuşuyor? Konuşmayı yapan kimler?

Şimdi mikorizal mantar denen bir tür var. Bu mantar ağaç bitkileri, ağaçların köklerinin çevresinde yerleşiyor. Onunla simyotik bir yaşam oluşturuyor. Bu mantar bitkiye çürükçül olarak doğadan çürüttüğü ve ondan ayrıştırdığı değerli elementleri, mesela fosfor gibi elementleri veriyor bitkiye. Bitki de ona fotosantezle yapmış olduğu yine değerli şekeri, yani karbonhidratı veriyor. Aralarında böyle güzel bir ilişki var. Mikorizal mantarlar diğer ağaçların kökündeki mikorizal mantarlarla birlikte ağ oluşturuyor. Miselyum denen bir ağ yapısı var. Az önce söylediğim gibi bir toprağın içerisinde çok fazla sayıda miselyum var. Kilometrelerce karelik alana yayılabilecek uzunlukta ağlar var. Bu ağlar mikroskobik büyüklükte. Fakat sonuçta her bitkinin kökündeki miselyumlar birbiriyle haberleşme ağını oluşturuyor. Fiber internet ağı çekmiş gibi birbirlerini oluşturuyorlar. Bitkiler miselyum ağından birbiriyle haberleşiyorlar ve özellikle böcek saldırılarına karşı bir konsültasyon yapmak gibi doktorların, istişare yapıyorlar. Acaba bu böceğe karşı en uygun kimyasal defans ilacı nedir diye kendi aralarında bir istişare yapıyorlar. Sonuçta bu ağa mensup olan bütün ağaçlar kendi aralarında hem kimyasal ilacın ne olacağını konuşuyor, çeşitli sinyal proteinleri gönderiyor, molekülleri gönderiyor hem de o ilacın örnek numunelerini bu otoban diye tabir edilen yollar içerisinde birbirlerine ulaştırıyorlar. Daha sonra en uygun olan, en etkili olan kimyasal ilaçla karar veriliyor ve artık bitkiler bu kimyasal ilacı salgılayarak böcekleri def ediyorlar, istemedikleri böcekleri. Ağın dışındaki ağaçların ise bu böceklere karşı direncinin olmadığı, onların bu böceklere karşı yenik düştüğü ortaya çıkıyor. Bitkiler aynı zamanda hem kendilerini hasta edecek mikroplara karşı hem de kuraklık tehlikesine karşı birbirlerini bu network ağı sayesinde uyardıkları ve hayatta bu şekilde kaldıklarını bize son teknoloji bulguları gösteriyor.

Muazzam bir simbiyotik yaşam, evrim teorisinin temel iddiası, ‘hayat bir mücadeledir ve güçlü olan kazanır’ safsatasına karşı da bilimsel olarak bulunmuş en önemli delillerden birisi. Çok güzel bir dayanışma var. Bütün ormanın, kısacası bütün canlılığın olması için gerekli yapının, canlıların arasındaki bu dayanışmadan kaynaklandığını görmüş oluyoruz.

 

Mantarlarda Sporlama

 

Şimdi burada bir tane mantar türü var. Onu biraz daha yakından size göstereceğim. Evet. Şimdi dokunuyorum buna, burada bir spor fışkırması olacak. Gördüğünüz gibi mantar bu şekilde sporlarını atıyor. Ve bu şekilde yayılan sporlar gittiği yerlerde çimlenerek tekrar doğada mantarlar üremiş ve yayılmış oluyorlar.

Sporla üreme konusunda bir diğer mantar türünün yanındayız. Rengi biraz daha farklı ama yine aynı şekilde içinden biraz sporların dışarı fırlamasını göreceğiz. Bakın şimdi ona yine dokunuyorum. Gördüğünüz gibi sporlar etrafa yayılıyor. Mesela bir kaç metre alana gitti. Gittiği yerde mantarın üremesi söz konusu olacak. Gördüğünüz gibi bayağı bir alana yayılabiliyor. Baya bir alana şu şekilde çevresine yayılmış oldu. Şimdi bu mantarların içerisinde bu sporları fırlatma işinde en hızlısı aynı zamanda dünyada da en hızlı hareket eden canlı yapımı bir şey, canlı yapımına bir örnek. Canlıların yaptığı en hızlı harekete örnek.

Pilobolus isimli bir mantar at gübresinde yetişiyor ve saniyede 1.7 milyon metre bölü saniye kare ivme ile sahip olduğu sporu dışarı fırlatıyor. Bu şu demek; birinci saniyede fırlatılan sporun hızı 1.7 milyon metreye ulaşıyor. Yani muazzam bir rakamla karşı karşıyayız. 17 bin kilometre gibi bir rakama geliyor yanlış anlamadıysam. Bu küçücük mantardaki bu teknoloji sayesinde mantarlar üremiş. Mantarların da çok önemli olduğunu anlatıyoruz ekosistem için. Dolayısıyla bütün öyle hayat devam etmiş oluyor.

Mantarada çok çeşitli sporlama sistemleri var. Bunlardan bir tanesi de şu; mantarın, yani az önce gösterdiğim örneklerde spor, mekanik bir müdahale olduğunda bir fırlama şeklinde fırlıyor. Fakat bu şekilde mekanik müdahale olmadan da fırlanan örnekleri de var. Mesela mantar, sporla mantar arasındaki birleşme noktasında şeker molekülü salgılıyor. Şimdi bakın kimyasal bir olay. Şeker molekülü salgılanınca su molekülleri şeker molekülüne hücum edip onun çevresini kapatıyorlar. Bu özellikle ısının donma noktasına düştüğü yerlerde oluyor. Ve bu düştüğü yerlerde sporun mantarla birleştiği yerdeki şeker molekülünün çevresi bir buz kristali haline geliyor. Buz kristaline döndükten sonra bu su yavaş yavaş büyüyerek, bu buz kristalinin içindeki su molekülleri gerginleşiyor ve bir gerginlik oluşuyor, patlamaya hazır bir hale geliyorlar. Yani bu kimyasal bir sistem. Mantar bunu biliyor ve vakti zamanı geldiğinde, gerginlik maksimuma ulaştığında spor o buz kristalinin patlamasıyla ortamdan uzaklaşıyor.

Bir diğer konu da şu; mantarlar soğukta yaşayamıyorlar. Mesela şu an Ekim ayının sonlarındayız fakat Kasım ayının artık sonlarına doğru mantarların yaşam alanı yani yaşam ısıları artık ortadan kalkmış oluyor. Kış aylarında pek mantara rastlanmıyor. Peki mantarlar yok mu oluyor? Hayır. Peki ne yapıyorlar? Bir çeşit kış uykusuna giriyorlar. Bazı mantarlar ise sporlarının yine çevresinde buz kristalleri oluşturuyorlar. Fakat bu o kadar hafif ki bazı bakteri ve siyanobakteri, aglerin de yaptığı şekilde çok hafif olunca havanın içerisinde gökyüzünde rüzgarla hareket eden bir forma dönüşüyorlar. Ve havanın sıcak olduğu yere gidene kadar bu sporlar seyahat ediyor. Ulaştığında inişe geçiyor. İnişe geçtiği yerde de spor tekrar çimlenerek mantar yaşamına devam ediyor.

Bir mantarın suyun ne zaman donacağını bilmesi, rüzgarların onu daha ılıman yerlere götüreceğini bilmesi, gözü-kulağı olmayan, hiçbir şeyi insan gibi hissedemeyen, hayvanlar gibi sinir sistemi olup ısıyı insanlar gibi, hayvanlar gibi algılayamayan, gözleri olmayan bu canlıların, bu kadar fazla kimyasal ve coğrafi gerçeği bilmesi ancak Allah'ın onlara ilham etmesiyle olur, inşaAllah.

Bu ağaçta, yine ormanda mantarların, alglerin ve bitkilerin üçünün dayanışma halinde ortak bir simbiyotik yaşamını örnek görüyoruz. Şimdi burada bakın, çeşitli renklerde yapılar var. Bunlara liken adı veriliyor. Liken demek; alglerle yani siyanobakterilerle mantarların birleşerek oluşturduğu yeni canlının adı. Yani bu birlikteliğe, bu birlikte yaşama liken adı veriliyor. Bir grup canlı yani. Şimdi bu likenler, içerisindeki mantar, siyanobakteriler, algler için ona gerekli su ve mineralleri sağlıyor. Algler ise fotosentezle elde ettiği enerjiyi mantara veriyor. Her ikisi birleşerek liken oluşturuyor ve likenler ağaç gövdesine yapışarak ağacı dış dünyanın zararlı etmenlerinden koruyorlar. Bu üçlü simyotik yaşam, canlılığın bir dayanışma olduğunu, evrim teorisine iddia ettiği bir apansız bir mücadelenin asla olmadığını bizlere gösterir Allah'ın izniyle.

Bu likenlerin çeşitli renkleri var biliyorsunuz. Bu renkler içerisinde sanayide kullanılanları var. Mesela bu sanayide kullanılanlara size bir tane örnek vermek istiyorum. Bakın bunlardan Orchil isimli olan liken, yünlerin renklendirilmesinde kullanılıyor. Litmus isimli liken ise asit baz dengesinin sağlanması için kimya sanayinde yine kullanılıyor. Hem birlikte mükemmel yaşıyorlar hem de insanoğluna Allah bu şekilde bir nimet vermiş oluyor.

 

Mantarlardaki Antibiyotik Özelliği

 

1928 yılında Alexander Fleming enteresan bir buluşa imza attı ve Penicillium isimli bir mantarın bakterileri öldürdüğünü keşfetti. O tarihten itibaren antibiyotik de artık doğmuş oldu ve ilaç sanayinin başladığını kabul edebiliriz.

İlaç sanayinin başladığı tarih 1928. O günden bu tarafa mantarların bu ilaç sanayinde kullanılması, bakterinin öldürülmesinde kullanılması devam ediyor. Mesela bakın birkaç tane daha örnek vermek istiyorum. Yine endüstride kullanılanlara örnek. Bakın sadece antibiyotikler değil. Tiamin, biyotin ve riboflamin gibi bazı vitaminler. Ergotamin, kortizon gibi önemli ilaçların kullanılmasında yine mantarların büyük etkisi vardır. Aynı zamanda amilas, pektolaz gibi enzimler, gibberelin gibi bazı hormonlar da yine mantarlardan faydalanılarak üretilmektedir.

Genelde antibiyotik üretiminde küf mantarı adı verilen mantar kullanılmakta. Zararlı ve patojenik olanları, zehirli olanları olmasıyla birlikte yine mantarların içerisinde ilaç sanayinde kullanılan bakterileri öldüren, dolayısıyla da hastalıkları temizleyen ilaçların da var olduğunu görüyoruz.

 

Mantarlar ve Teknoloji

 

Mantarlar günümüz teknolojisinde de kullanılıyor ve doğaya dönüştürmede, doğa kirliğinin önüne geçmede de yine mantarlar iş başında. Bunlardan bir tanesi şu; istiridye mantarları. İstiridye mantarlarının hidrokarbonları parçaladığı görülmüş. Öyle ki, petrol atıklarının olduğu yere istiridye mantarlarının sporları serpiştirildiğinde petrol atıklarını bile parçalayıp onların doğadan uzaklaşmasını sağladıkları hem de iki gün gibi kısa bir süre içerisinde toprağı temizlediklerini ortaya koymuşlar. Ve temizledikleri toprakta solucan sayısı da hızlıca artıyor. Görünen o ki birkaç gün sonra belki birkaç hafta sonra bölgedeki petrol atıkları tamamen temizlenerek o topraklarda tarıma yeniden başlanabiliyor.

Mantarlarla ilgili bir diğer çevre dostu çalışmada şu; artık bizim kullandığımız naylon poşetler, naylon çantalar tarihe karışıyor. Neden? Bir bilim insanı, bir girişimci diyebileceğimiz bir kişi mısır saplarını alıyor, bunlara yine mantar sporları ekiyor. Mantarlar bunun içerisinde gelişiyor. Gelişen bu mantarlar iyice misel ağını örüyorlar, büyütüyorlar misel ağlarını. Tabii girişimci yani o bu işi yapan kişi de oluşan misel ağını alıp çeşitli kalıplara koyuyor ve o kalıplardan tamamen %100 miselden organik maddeden yapılı çantalar üretiyor. Tamamen geri dönüşüm üzerine kurulu bir sistem. Geri dönüşüm olan bir madde ve böylece doğayı hiçbir şekilde kirletmemiş oluyoruz.

''Şeytandan Allah'a sığınırım. Sen yücesin. Bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok. Gerçekten sen her şeyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olansın.'' 

(Bakara Suresi, 32)

PAYLAŞ
logo
logo
logo
logo
logo
İNDİRMELER
mp3
mp4
Allah'ın Yaratma Sanatı
Allah'ın Yaratmasındaki Çeşitlilik
Allah'ın yaratması
Mantar
Yaratılış
Yaratılış Delilleri
Yaratılış Mucizesi
İman