"Allah'ın Munis Sanatından" belgeselinden.
Bir yaratılış delili: hayvanlarda fedakarlık
Evrim teorisi doğanın kıyasıya bir rekabet sahnesi olduğu iddiasında bulunur ve bunu insanlara telkin etmeye çalışır. Bu tutarsız iddiaya göre her canlı yaşamını sürdürebilmek için güçlü olmak, diğerlerine her konuda üstün gelmek ve kıyasıya savaşmak zorundadır. Dolayısıyla evrim teorisinin öne sürdüğü bir ortamda fedakarlık, özveri, işbirliği gibi kavramlara yer yoktur.
Ancak doğadaki gerçekler tabii ki hiç de böyle değil. Aksine doğa, çoğu kez ölümü göze alan fedakarlıkların, kendi zararına olduğu halde diğer hayvanlar için gösterilen özverilerin ve akılcı işbirliklerinin sayısız örnekleriyle doludur.
Hemen hemen tüm hayvanlarda anneler yavrularına karşı müthiş bir ilgi ve özen gösterir ve fedakarlıklarda bulunur. Hatta kendi canları tehlikeye girse bile yavrularını korumaya çalışırlar. Anne hayvanlar yavrularına karşı bir tehdit olduğunda her zamankinden farklı davranışlar sergilerler.
Bu canlılar neden kendi canlarını tehlikeye atarak yavrularını korumak için böyle bir fedakarlıkta bulunuyorlar? Kendi hayatını ortaya koyarak yavrusunu koruyan hayvanların bu davranışlarını evrim teorisinin hayat sürekli bir mücadeleden ibarettir gibi saçma iddialarla açıklamak mümkün değildir. Bu davranışlar Allah'ın canlılar üzerindeki şefkat ve merhametinin tecellilerinden biridir.
Hayvanlardaki fedakârlık örnekleri sadece annelerin gösterdikleri fedakârlıklarla sınırlı değildir. Birçok hayvanda sürünün tamamı yavruları koruma görevine üstlenir.
Misk öküzleri bir düşmanla karşılaştıklarında yüzlerini düşmana doğru dönerler ve bir daire oluşturarak yavruları bu dairenin içine alırlar. Her biri 350-400 kilogram ağırlığındaki yetişkin misk öküzleri, omuz omuza vererek yavrularıyla düşmanları arasında adeta bir siper meydana getirir.
Doğanın sadece acımasızlıklarla dolu olduğunu iddia eden evrim teorisi, misk öküzlerinin sergiledikleri bu fedakârca davranışa bir açıklama getiremez.
Aynı şekilde fillerin de en önemli özelliklerinden biri birbirlerine olan bağlılıklarıdır. Fedakârlık ve yardımlaşma yalnızca aile bireyleri arasında değil bütün sürü içinde görülür. Birbirlerine sıkı sıkıya bağlı olan bu topluluğun temelini ise yavru fil grubu oluşturur. Sürüde yeni doğmuş bir fil, bütün diğer filler tarafından büyük bir sevgi ve şefkatle karşılanır. Eğer yavrunun annesi ölürse, sütü olan bir başka dişi fil, yavruyu emzirmeye devam edecektir. Anne ilk altı ay boyunca her yerde yavrusunu takip eder. İkisi de sürekli olarak birbirleriyle bağlantıda olduklarını belirten sesler çıkarırlar. Bir yavru fil az da olsa sıkıntı ya da herhangi bir tehlikeli durum içerisinde olduğunu belirten bir ses çıkarsa, grubun bütün üyeleri durumu incelemek için bir araya gelirler. Bu, düşmanlara karşı oldukça caydırıcı bir davranıştır.
Fillerin ve diğer canlıların aralarında nasıl anlaştıkları, bütün fillerin yavrular için nasıl olup da birlikte hareket ettikleri, onların ihtiyaçlarını nasıl tespit edebildikleri elbette ki üzerinde düşünülmesi gereken konulardır. Bu hayvanların hiçbirinde bunları kendi akıl ve iradeleriyle başaracak bir yetenek yoktur.
Canlılar arasındaki şaşırtıcı özveri ve işbirliği örnekleri Allah'ın yaratmasındaki mucizelerden biridir.
Doğduklarında kedi yavruları kör ve son derece savunmasızdırlar. Yaklaşık 100 gram ağırlığındaki bu minik yavrulara bakabilmek için anne kedi çok az uyur. Sürekli yavrularının sıcak kalmaları ve acıktıklarında her an süt emebilmeleri için karnına yakın bölgelerde durmalarını sağlamaya çalışır. İlk hafta gözleri kapalı olmasına rağmen yavrular süt içecekleri yeri bulmakta hiç zorluk çekmezler. Annenin sütü, yavruların büyümesi için tam gereken özelliklerdedir. Her türlü besin açısından zengindir. Ayrıca yavruyu hastalıklardan koruyan özel bazı kimyasallarda bu sütte bulunur.
9 Gün sonra yavruların gözleri açılır. Yaklaşık 8 hafta sonra ise kendilerine bakacak duruma gelirler. Ancak bu süre geçene kadar anneleri büyük bir özenle yavrularıyla ilgilenir. Onları daha güvenli gördüğü yerlere özenle taşır.
Kediler bu bilgi ve yetenekleri tecrübe ederek ya da başkalarından görüp öğrenerek kazanmazlar. Bütün kediler, yavrularının yaşamlarını sağlayacak bu bilgi ve yeteneklere ilk doğdukları andan itibaren sahiptirler. Kedileri yaratan ve nasıl davranmaları gerektiğini onlara ilham eden Allah'tır.
Daha pek çok canlı, yumurtalarını, yavrularını ve sürüsündeki diğer canlıları koruyabilmek için büyük zahmetlere katlanır, onları gizler, kırılmamaları için özenle bir yere yerleştirir, onları ısıtır veya aşırı sıcaklıktan korur, tehlike anında bütün yumurtalarını başka bir yere götürür, haftalarca başında nöbet bekler, hatta ağzında taşır.
Birçok kuş, balık ve sürüngende bu fedakâr ve şefkatli davranışları görmek mümkündür. Her biri Allah'ın kendilerine ilham ettiği görevlerini eksiksizce yerine getirirler. Şüphesiz ki bu canlılara şefkatli, merhametli ve fedakâr davranışları yaptıran, kendisi sonsuz merhametli ve şefkatli olan tüm canlıların yaratıcısı ve koruyucusu, Rahman ve Rahim olan Allah'tır.