HARUN YAHYA
logo
HARUN YAHYA

  • Tüm Eserler
  • Kitaplar
  • Makaleler
  • Videolar
  • Görseller
  • Sesler
  • Alıntılar
  • Diğer

Adnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
Harun YahyaAdnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
ESERLER
KitaplarMakalelerVideolarGörsellerSeslerAlıntılarDiğer
KONULAR
VatikanSosyalizmAydınlanma çağıFransız DevrimiDönmeSabetayistJakobenizmMasonik MedyaSiyasi SiyonizmJön Türkİttihat ve TerakkiAbdülhamitAnti-NaziDünya Siyonist ÖrgütüNuremberg KanunlarıMussolini1. Dünya savaşıAdolf EichmannGoyimRothschild HanedanıThink-TankCFRRockefellerSoğuk SavaşStalinEkim DevrimiSovyetler BirliğiBilderbergVietnamAIPACLobiFuarGüneydoğuYunanistanYeni Dünya DüzeniKızıldenizJeopolitikGaziVergiGümrük2023AntilopBoğaAvrasya İslam ŞuarasıNobel Barış ödülüHastaneSosyal Güvenlik KurumuAli BabacanTurgut ÖzalSuikastGaffar OkkanMuhsin YazıcıoğluRosette NebulaAstronomiGül
Harun Yahya © 2025
Harun Yahya © 2025
  1. Videolar
  2. Canlılardaki Tasarım Teknolojinin İlham Kaynağı

Canlılardaki Tasarım Teknolojinin İlham Kaynağı

Harun Yahya
2116
26 Ekim, 2017
HD Belgeseller
İman Hakikatleri ve Yaratılış Mucizesi

CANLILARDAKİ TASARIM TEKNOLOJİNİN İLHAM KAYNAĞI

 

Film boyunca zaman zaman tasarım kelimesiyle karşılaşacaksınız. Bu kelime Allah'ın yaratmasındaki mükemmelliği vurgulamak için kullanılmaktadır. Allah'ın tüm evrende kusursuz bir tasarım yaratmış olması Rabbimizin önce plan yaptığı daha sonra yarattığı anlamına gelmez. Göklerin ve yerin Rabbi olan Allah'ın yaratmak için herhangi bir tasarım yapmaya ihtiyacı yoktur. Allah'ın tasarlaması ve yaratması aynı anda olur. Allah bu tür eksikliklerden münezzehtir. Allah'ın bir şeyin ya da bir işin olmasını dilediğinde onun olması için yalnızca ol demesi yeterlidir. Ayetlerde şöyle buyrulmaktadır:

Şeytandan Allah'a sığınırım:

 ''Bir şeyi dilediği zaman onun emri yalnızca ol demesidir. O da hemen oluverir.'' (Yasin Suresi, 82)

Gökleri ve yeri bir örnek edinmeksizin yaratandır. O bir işin olmasına karar verirse ona yalnızca ol der. O da hemen oluverir.” (Bakara Suresi, 117)

Bazı insanlar çevrelerine alışkanlıkla ve yüzeysel bir gözle bakar. Bunun sonucunda da canlılarda var olan üstün yaratılış örneklerini fark etmez, bunlar üzerinde düşünmezler. Oysa bütün canlılar, insandaki bu alışkanlık perdesini kaldıracak derecede mucizevi özelliklere sahip olarak yaratılmıştır. Allah, canlılara bahşettiği harikulade özelliklerle insanlara eşsiz yaratma sanatını tanıtır. Bu özelliklerin üzerinde düşünmek ise insanın Allah'ın sonsuz kudretini gereği gibi anlayabilmesine vesile olur.

Allah'ın benzersiz güzelliklerle yaratıp inşa ettiği yeryüzünde birçoğu yeni keşfedilmiş milyonlarca çeşit canlı türü yaşamaktadır. Her birinin dış görünümleri, fiziksel özellikleri, yaşam biçimleri farklıdır. Her birinde insanları hayrete düşüren ve ancak mucize olarak nitelendirilebilecek sayısız ince detay ve tasarım bulunmaktadır.

Bilim dünyası her geçen gün canlılardaki bu üstün ve mucizeli özellikleri keşfetmektedir. Canlılardaki üstün tasarım, teknolojik çalışmalara da ilham kaynağı olmaktadır. İzleyeceğiniz bu filmde canlılardaki üstün tasarım örneklerini görecek ve Allah'ın yaratma sanatının benzersizliğine bir kere daha şahit olacaksınız.

 

ATIN KEMİK TASARIMI MÜHENDİSLERİN İLHAM KAYNAĞI

 

Atlar heybetli, güçlü ve gösterişli görünümleriyle her devirde insanların ilgi ve beğenilerini çekmişlerdir. Bu estetik görünümlerinin yanı sıra vücut sistemleri incelendiğinde de hayranlık uyandıran birçok özellikleri ortaya çıkmaktadır. Atların vücutlarında daha büyük adımlar atabilmelerini, hızlı koşabilmelerini, hızlandıkça harcadıkları kuvveti azaltmalarını sağlayan özel bir kas ve kemik yapısı vardır. Bir at hareket ettikçe bacaklarına binen yükün çoğu bacaktaki üçüncü metakarp adı verilen kemik tarafından taşınır. Yaklaşık 25 cm boyundaki bu kemiğin bir yüzünde fasulye büyüklüğünde bir delik bulunur. Aslında bir malzemede delik bulunması normalde onu zayıflatan bir etkendir. Hatta katı cisimlerin üzerine kuvvet uygulandığında kırılmanın başlayacağı ilk yer deliğin bulunduğu noktadır. Oysa atlardaki metakarp kemiği bu delikten ötürü kırılmaz. İşte atların kemiklerindeki bu üstün tasarım günümüzde araştırmacılara da ilham kaynağı olmuştur. Bugün daha esnek ve dayanıklı uçak malzemeleri üretmek isteyen bilim adamları atların kemik tasarımlarını örnek alıyorlar.

Uçakların gövdesinde kaçınılmaz olarak birçok delik bulunur. Elektrik kablolarının, yakıt ve hidrolik borularının geçtiği bu delikler gövdenin dayanıklılığı açısından risk artıran faktörlerdir. Benzer şekilde delikler otomobiller, evler ve gemilerde de bulunur. Tüm bu yapılarda deliklerden kaynaklanan ekstra zayıflık deliklerin etrafında kullanılan malzemenin kalınlaştırılmasıyla giderilmeye çalışılır. Ancak mühendisler bu tür yöntemlerin etkili çözüm olmadığını bilmektedirler. Çünkü malzeme kalınlaştıkça ağırlık da giderek artar. Örneğin uçaklara ilave edilen her ağırlık için daha fazla yakıt harcanması gerekir. Şimdi bu sorunu gidermek için çözüm atların bacaklarındaki mükemmel mühendislik tasarımında, burada aranmakta.

Bilim adamları laboratuvarlarda özel bir kuvvet uygulayarak atın metakarp kemiğini test ettiler. Daha sonra kemiğin özelliklerini aynen taklit ederek bir plaka ürettiler. Bu plakanın dayanıklılığını ölçmek için de bazı denemeler yaptılar. Aynı malzemeden yapılmış iki plakadan birinde metakarp kemiğindeki deliğin aynısını açtılar. Diğerine ise matkapla basit bir delik açtılar. İki dik sütün arasına koydukları plakaların üzerine bastırarak onları sırayla kırmaya çalıştılar. Atın metakarp deliğinin taklit edildiği plakayı kırmak için iki kat daha fazla kuvvet gerekti. Matkapla delinen plaka her seferinde delikten kırıldığı halde, metakarp deliğinin taklit edildiği plakada deliğin bulunduğu kısım hep sağlam kaldı. Ve araştırmacılar bu kemikteki tasarımı taklit ederek birçok problemi çözüme kavuşturabilecekleri sonucuna vardılar. Örneğin dalgalarla boğuşan bir teknede ya da türbülansa girmiş bir uçakta atın kemiğindeki bu tasarım hayati öneme sahip bir dayanıklılık oluşturabilecekti.

Görüldüğü gibi bilim insanları Allah'ın doğada yarattığı tasarımları görüp incelemekte ve bunlardan ilham alarak yeni teknolojiler geliştirmektedirler.

Elbette ki atın kemiğindeki bu eşsiz tasarım Allah'ın üstün yaratma sanatının bir örneğidir. Allah yaratmasındaki benzersizliği tüm canlılarda var ettiği mükemmel özelliklerle bizlere göstermektedir.

“Göklerde ve yerde olanların tümü Allah'ı tesbih etmiştir. O, üstün ve güçlü, aziz olandır. Hüküm ve hikmet sahibidir. Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Diriltir ve öldürür. O, her şeye güç yetirendir.” (Hadid Suresi, 1-2)

 BAKTERİLERDEKİ ELEKTRİK ÜRETİM TEKNOLOJİSİ

 

Mikroorganizmalar. Onları ancak mikroskoplarla görebiliyoruz. Son derece küçükler ama faaliyetleri ve çeşitleri ise boyutlarıyla tam ters orantılı. Ve bu mikro dünyanın üyelerinden biri, bakteriler. Bu canlılar dünyanın en fazla üyeye sahip topluluğudur. Tüm ekosistem bakterilerin faaliyetlerine bağlıdır ve bakteriler insan yaşamını birçok şekilde etkiler. Bu mikro canlılar sayesinde yakında radyo, saat ya da cep telefonlarının pillerini frize değil bir kutu şekere takacağımız cihazla şarj edebileceğiz. Bu bir varsayım değil. Mükemmel tasarıma sahip mikroorganizmaların bizler için sağladıkları yeni bir imkan.

Günümüzde enerji üretimi için birçok yöntem kullanılıyor. Bunların pek çoğu kömür, petrol gibi fosil kökenli yakıtlara dayalı. Kömür ve petrol yeryüzüne henüz çok yaygın olmadığı için bu enerji kaynakları her zaman yeterli olmuyor. Üstelik bu kaynakları kullanarak enerji üreten tesisler için büyük yatırımlar yapmak gerekiyor. Ancak yakın zamanda geliştirilen bir yöntem enerji üretimindeki tüm yatırım ve çevresel sorunlara çözüm olmaya aday. Çünkü araştırmacılar bir çeşit bakterinin yaratılışındaki özelliği kullanarak elektrik ürettiler.

Bakteri elektrik üretmek için bir dizi kimyasal işlem yapıyor. Bu yöntemle üretilen enerji bir kase şeker kullanılarak 60 wattlık bir ampulü 17 saat boyunca yakabilecek bir kapasiteye sahip oluyor. Bilim adamları şu an bakterilerden bir hesap makinesini çalıştırabilecek kadar elektrik üretebiliyorlar. Üretim sırasında elde edilen tek yan ürün ise karbondioksit.

Lovley yaptıkları keşifle ilgili olarak şunları söylüyor:

 

“Şekeri elektriğe dönüştürmeye çalışan mikrobik yakıt hücreleri oldukça kârlı. Geçmişte benzeri işlemlerle yakıtın yüzde 10'u elektriğe dönüştürülebilirken bu oran bugün yüzde 80'lerin üzerinde. Ayrıca bundan önceki karbonhidratları elektriğe çevirme çalışmalarında insanlar üzerinde zehir etkisi yapan aracı sistemlere ihtiyaç duyuluyordu. Bizim bulduğumuz bu organizma ise bir aracıya gerek duymuyor çünkü direkt olarak elektrotların yüzeylerine bağlanıyor. Bu da çok büyük avantajlardan bir tanesi. İnsanlar bundan önce de bir aracı olmadan bu işi yapmışlardı ama dönüşümleri yüzde birden bile az olmuştur. Ayrıca elektrik üretmekte hiçbir zehirli element kullanmamak oldukça büyük bir avantaj.” Dr. Derek Lovley

 

Araştırmacılar daha çok iletkenin ve daha çok bakterinin bağlanabileceği bir reseptörün kullanılması durumunda daha büyük kapasitelerde enerji elde edeceklerini ifade ediyorlar. Görüldüğü gibi bakteriler yılların bilgi birikimi ve teknolojisine sahip. İnsanoğluna bugüne kadar başaramadığı bir şeyi öğretmektedirler. İngiliz zoolog Sir James Gray’in ifadesiyle bakteriler bir laboratuvarın faaliyetinden daha fazlasını gerçekleştirmektedirler. Gray’in bu konudaki sözleri şöyledir:

 

“Bir bakteri, insanın bildiği herhangi bir cansız sistemden çok daha karmaşıktır. Dünyada en küçük canlı organizmanın biyokimyasal faaliyetiyle rekabet edecek bir laboratuvar yoktur.” Sir James Gray

 

 Elbette ki, organizmasındaki bu tür harika sistemleri bakterinin kendisi meydana getirmemiştir. Bu karmaşık sistemlerin kendi kendilerine tesadüfler sonucunda ortaya çıktığını iddia etmek de gerek akıl ve mantık kurallarına, gerekse bilime bütünüyle aykırıdır.

Bakterileri insanlara fayda sağlayacak kompleks kimyasal işlemler yapacakları şekilde özel bir tasarımla yaratan, sonsuz ilim ve akıl sahibi olan Yüce Allah'tır. Canlı cansız Allah'ın yarattığı her şey O'nun varlığının apaçık delillerindendir.

“Göklerin ve yerin yaratılmasıyla onlarda her canlıdan türetip yayması O'nun ayetlerindendir. Ve O dileyeceği zaman onların hepsini toplamaya güç yetirendir.” (Şura Suresi, 29)

 KELEBEKLERDEN BİLGİSAYARLARA ÇÖZÜM

 

Günümüzde bilgisayarlar hayatımızın her anına girmiş durumdalar. Evimizde, işyerimizde hatta arabalarımızda. Günün 24 saatini bilgisayarların başında geçirebiliyoruz. Bu kadar yoğun kullanılan bilgisayarlardaki teknoloji de her geçen gün büyük bir hızla gelişiyor. Yaşam standartlarının yükselmesi bilgisayarların işlem hızının da aynı hızla gelişmesini gerektiriyor. Böylece bilgisayarlar gün geçtikçe daha da hızlanıyorlar. Bilgisayarların işlem hızını belirleyen çiplerin daha hızlı olması, daha fazla işlemi daha kısa sürede yapabilmesi anlamına geliyor. Ancak bu çipler hızlandıkça daha fazla elektrik kullanılmasına sebep oluyor ve bu hızlı işlemlerin sonucunda çip aşırı derecede ısınıyor. Bilgisayar çipinin erimemesi içinse soğutulması şart. Ancak mevcut pervane fanlar son model çipleri soğutmaya artık yeterli olamıyor. Bu ısınma problemine yeni çözüm arayışları içindeki çip tasarımcıları sonunda doğadan hazır bir çözüm bulduklarını açıkladılar. Kelebekler.

 Kelebek kanatları mükemmel bir yapıya sahiptir. Kelebekler on binlerce türü olan renk renk desen desen narin kanatları ve birbirinden ilginç örnekleriyle en tanınmış ve dikkat çeken canlılardandır. Tüm bu estetik görünümlerinin yanında kelebekler günümüzde teknolojiye de inham kaynağı oluyor.

Tufts Üniversitesi'nde yapılan araştırma kelebeğin kanatlarında bir soğutma sistemi olduğunu ortaya çıkardı. Bu soğutma sisteminin bilgisayar çiplerinin mevcut soğutma sistemi ile karşılaştırıldığında çok daha yüksek bir performansa sahip olduğu ifade ediliyor. Kelebekler soğukkanlı canlılar oldukları için vücut ısıları en verimli şekilde devamlı olarak düzenlenmek zorundadırlar. Bu çok büyük bir problemdir. Çünkü uçarken sürtünme ile büyük miktarda ısı oluşacaktır. Bu ısının acil olarak soğutulması gerekmektedir. Aksi halde kelebeğin hayatını sürdürebilmesi mümkün olmayacaktır. Çözüm ise kanın kanatlarda çok ince film benzeri dokuların içinden geçirilmesi ile sağlanır. Böylece vücutta oluşan ısı giderilmiş olur. Bu yeni soğutma tekniğinin ünlü çip üreticileri tarafından etkin olarak kullanılması planlanıyor.

Unutulmamalıdır ki kelebeklerdeki bu eşsiz tasarım dünyaya ilk geldikleri andan beri vardır. Aksi durumda kelebeklerin yaşaması mümkün değildir. Yani evrimcilerin iddia ettikleri gibi canlılar uzun bir zaman sürecinde küçük kademeli gelişmelerle meydana gelmiş olamazlar. Kelebek kanatlarındaki ısınmanın böyle kusursuz bir çözümle birlikte yaratılmış olması, bizlere onları yaratan Rabbimizin sonsuz aklını gösterir. Allah her şeyin hakimi ve güçlü olandır.

“Göklerde ve yerde bulunanlar O'nundur. Hepsi O'na gönülden boyun eğmiş bulunuyorlar. Yaratmayı başlatan, sonra O'nu iade edecek olan O'dur. Bu O'na göre pek kolaydır. Göklerde ve yerde en yüce misal O'nundur. O güçlü ve üstün olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Rum Suresi, 26-27)

 KARINCALARIN SIRA DIŞI DOĞAL AFET YÖNTEMLERİ

 

Şiddetli yağmur sonucunda oluşan sel baskınları insanların hayatlarını ve mallarını kaybetmelerine neden olan büyük doğal felaketlerdir. Peki toprağın altında yaşayan karıncaların yağmur baskınları sonucunda nasıl hayatta kaldıklarını hiç düşündünüz mü?

Şiddetli yağmurlar, yuvalarını yerde kuran karınca türleri için önemli tehlikeler ortaya çıkarabilir. Aniden bastıran yağmur, çok kısa bir süre içinde bir karınca kolonisinin bulunduğu bölgenin serlerle kaplanmasına sebep olabilir. Yeraltındaki oda ve kanallar kısa süre içinde suyla dolabilir ve buradaki milyonlarca karınca için ani ve toplu bir ölüm söz konusu olabilir. Ancak karıncalar bu tehlikeli durumu önleyen birçok yönteme sahiptirler. Bazı türlerde yuvalarda açılan kompleks tüneller, bir tür kanalizasyon veya direnaj sistemi gibi suyu toplayarak karıncaları su baskını tehlikesinden kurtarır. Bazı türlerde ise yuvaların ağızları bir tepe halinde yükseltilerek ve su geçirmez kapaklarla örtülerek önlem alınır. Ancak karıncaların sel baskınlarına karşı kullandıkları savunma sistemleri sadece inşaat alanıyla sınırlı değildir. Karıncalar, selleri önceden haber alma ve acil tahliye planlarına da sahiptirler.

Tropikal ormanlarda yaşayan bir karınca türüne yuvanın içine tek bir su damla dahil gelecek olsa durumu fark eden ilk karınca güvenilir bir yere kaçıp canını kurtarmak yerine kendini doğrudan yuvanın içine atar. Amacı diğer karıncalara haber vermektir. Bu karınca yuvanın kanallarına hızlıca koşarak koloniye alarm durumunu haber verir, koşarken bıraktığı koku iziyle arkadaşlarını yuvanın güvenli olan diğer çıkışına yönlendirir. Durumun ciddiyetine göre koloninin bazen yuvayı tamamen terk ettiği bile görülür. Koca bir koloninin yuvayı boşaltması sadece 30 saniye içinde gerçekleşmektedir. Peki ya yağmur 30 saniyeden az sürede yuvayı basacak kadar şiddetliyse?

O zaman karıncalar birbirlerine tutunarak erişkinler kraliçe ve henüz çatlamamış yumurtalardan meydana gelen büyük bir sal oluştururlar. Bu sal kraliçe ve yavrular için bir cankurtaran botu görevi görür. Çünkü onlar kümeleşmiş çok sayıda karıncanın ortasında dururlar. Sularla mücadele eden bu canlı sal yükseldikçe bir ot ya da tepeyle karşılaştığında demir atar. Araştırmacılar bu sistemin etkili olduğunu ve birçok yağmurdan sonra karıncaların çoğunun hayatta kaldığını, sular çekilir çekilmez eski yuvalarını onarmaya giriştiklerini bildirmektedir. Peki bir karınca niçin kendi canını kurtarmak yerine diğerlerine haber vermeyi seçer ve hayatını riske sokar? Niçin karıncalar salın güvenli yerini kapmak için mücadeleye girişmez ve daima burayı Kraliçe ve yavrulara tahsis eder? Bu soruların cevapları açıktır. Tüm canlıların yaratıcısı olan Allah, karıncaları, yağmurları önceden haber alan alarm sistemleri ve fedakâr davranışlarıyla birlikte yaratmıştır. Allah tüm canlıların ihtiyacını bilen ve bunların karşılığını eksiksiz olarak yaratandır.

“Allah yedi göğü ve yerden de onların benzerini yarattı. Emir bunların arasında durmadan iner. Sizin gerçekten Allah'ın her şeye güç getirdiğini ve gerçekten Allah'ın ilmiyle her şeyi sarıp kuşattığını bilip öğrenmeniz için.” (Talak Suresi, 12)

 KUŞLARDAKİ BOZULMAYAN DENGE

 

Kuşlar gökyüzünün süsleridir. Çok yüksekte, çok alçakta, çok hızlı veya çok yavaş uçabilirler. Uçuş teknikleri de her zaman mükemmeldir. Ancak kuşlardaki üstün yaratılış örnekleri sadece uçuş yöntemleriyle sınırlı değildir.

Telefon telleri üzerinde dinlenen kuşların hiç zorlanmadan dengede durabilmeleri birçok insanın dikkatini çekmiştir. Ne sürekli yön değiştiren rüzgar ne de rüzgarın etkisiyle sallanan tel bu dengeyi bozamaz. Sırtlarda çalışan cambazları düşündüğümüzde koçların dengede kalma yeteneklerinin ne kadar üstün olduğu daha da iyi anlaşılır. Örneğin gergin bir çelik halat üzerinde yürümeye çalışan bir cambaz dengesini sağlamak üzere özel malzemeden yapılmış uzun bir sırık kullanmak zorundadır. Bu sırık cambaza bir tür denge mekanizması kazandırır ve düşmeden tel üzerinde kalmasını sağlar. Kuşlar ise dengelerini kurmak için herhangi bir alet kullanmazlar ama en iyi cambazlardan bile çok daha yeteneklidirler. Bir terin üzerine havadan süzülerek iniş yapabilir ve saniyeden daha az bir sürede dengelerini sağlayabilirler. Alman bilim adamı Profesör Reinhold Necker, üstün birer akrobat gibi hareket eden kuşların nasıl olup da incecik bir tel üzerinde düşmeden kalabildiğini bulabilmek için tam 4 yıl süren uzun bir araştırma yürüttü. Bochum, Ruhr Üniversitesi'nde görev yapan araştırmacı, kuşların son derece özel bir denge mekanizmasıyla donatılmış olduğunu keşfetti.

Bu araştırmaya göre denge mekanizmasında iki farklı organ görev yapıyordu. Organlardan biri, diğer omurgalılarda da görülen iç kulak organıdır. Bu organ daha çok kuş havadayken faydalı olur ve kuş kanat çırptığı sırada ters yüz olmasını engeller. Diğer organ ise, kuşun leğen bölgesinde bulunur. Mükemmel işleyen bu organ, omuriliğin sol ve sağ tarafındaki yarım daire kanallarından meydana gelir. Omuriliğe bağlı bu simetrik kanalların içi ise özel bir sıvıyla doludur. Prof. Necker bu sistemin işleyişini şöyle anlatmaktadır:

 

“Bu yarım daire kanalları bir terazi gibi işliyor. Kuşun vücudu nasıl hareket ederse bu sıvı ya o kanala ya da diğer kanala giriyor.” Pref. Dr. Reinhold Necker

 

Bu sistem bir bilgisayar sistemine benzer şekilde çalışan sinir hücreleri sayesinde işler. Mekanik olarak uyarılan loblardaki sinir hücreleri sinyali bacak ve beyinlere gönderir. Necker, “kaslar hareketi öyle iyi düzenleniyor ki kuşlar dengelerini mükemmel sağlıyor” demektedir. Eğer kuşlardaki bu denge organları olmasaydı, kuşlar hafif bir rüzgar esmesiyle bulundukları tel veya dal üzerinden kolayca düşerlerdi. Nitekim bilim adamları, leğen bölgesindeki organları kusurlu olan kuşların denge sağlayamadıkları ve yere düştüklerini gözlemlemişlerdir.

Organlardaki tasarım incelendiğinde kanalların özel olarak var edildiği, sonra akışkanlığı özel ayarlanmış bir sıvıyla doldurulduğu kolayca anlaşılmaktadır. Elbette böyle bir organ kuşun kendi iradesiyle oluşamaz. Ayrıca şuursuz atomlardan meydana gelen kas ve sinir hücreleri kuşu dengeli tutmayı isteyemezler ve gerekli ayarlamaları hesaplayamazlar. Kuşlarda görülen bu dengeli hareketler şüphesiz yarattığı her şeyi kontrolü altında tutan Yüce Allah'ın izniyle gerçekleşmektedir.

“Onlar üstlerinde dizi dizi kanat açıp kapayarak uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları Rahman olan Allah'tan başkası boşlukta tutmuyor. Şüphesiz O her şeyi hakkıyla görendir.” (Mülk Suresi, 19)

ALLAH'IN EŞSİZ YARATMA SANATI

 

Film boyunca birçok canlının mucizevi özelliklerine şahit olduk. Bazı canlıların insanların teknolojik imkanlarla bile güçlükle elde ettikleri pek çok işin altından nasıl kolaylıkla kalktıklarını izledik. Siz bu filmi izlediğiniz süre boyunca dünyanın her köşesinde canlıların sayısız faaliyeti sürmeye devam ediyordu. Hem de hiç haberiniz olmadan. Örneğin dünyada bulunan yaklaşık 2 milyon hayvan türünün her birinin tüm fonksiyonları işlemeye devam etti. Deniz altında, gökyüzünde, toprağın altında bunların her birinin avlanmaları, beslenmeleri, barınmaları, tehlikelerden korunmaları kontrol altındaydı. Milyonlarca yıldır olduğu gibi bir an için bunları düşünmek bizleri çok önemli bir gerçeğe götürmektedir. Ortada son derece büyük bir tasarım ve kusursuz bir planlama vardır.

Her şeyin en ince ayrıntısına kadar hesaplandığı böylesine mükemmel bir düzenin yaratıcısı hiç şüphe yoktur ki sonsuz ilim ve güç sahibi olan Allah'tır. Yeryüzündeki milyonlarca çeşit canlının sahip olduğu benzersiz özelliklerin nasıl ortaya çıktığını düşünen bir insan, bunların tek bir tanesinin bile bilinçsiz olaylarla ortaya çıkamayacağını, bir canlının kendiliğinden kusursuz özellikler kazanamayacağını, bu canlının tek bir parçasının bile tesadüfen oluşamayacağını hemen anlayacaktır. Bütün hayvanlar, bitkiler, insanlar Allah tarafından eksiksiz bir şekilde yaratılmışlardır. Allah'ın ilmi sonsuz, yaratışı kusursuzdur.

İnsana düşen ise Allah'ın ayetlerini görmek ve gördüğü mükemmelliklerden yola çıkarak Allah'ın sonsuz bilgi, güç ve sanatını kavramaya çalışmaktır.

“Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında geceyle gündüzün art arda gelişinde temiz akıl sahipleri için gerçekten ayetler vardır. Onlar ayaktayken, otururken, yan yatarken Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. Ve derler ki: Rabbimiz, Sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin. Bizi ateşin azabından koru.” (Al-i İmran Suresi, 190-191)

A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500

PAYLAŞ
logo
logo
logo
logo
logo
İNDİRMELER
mp3
mp4
mp4
zip
zip
youtube
Allah'ın yaratması
Canlılar
Doğadaki Teknoloji
Filum
Hayvanlar Alemi
Karınca
Kelebek
Kemik
Mucize
Mühendis
Tasarım
Teknoloji
İman