"Allah'ın Munis Sanatından" belgeselinden.
Yavrulara özel bakım
Yeni doğmuş yavrular. Bazıları ayakta durmakta bile zorlanırlar. Son derece güçsüz ve bakıma muhtaç olan yavru hayvanlar ancak Allah'ın korumasıyla yaşamlarını sürdürebilirler.
Örneğin foklar. Fokların yaşadığı bölgelerde hava bahar aylarında bile en fazla eksi 5 derece sıcaklıktadır. Ancak bu soğuk, ana fokları da yavruları da hiç etkilemez. Yavrular, bebek yağı denilen bir yağla kaplı olarak doğarlar. Küçük vücutları bu yağ sayesinde sürekli sıcak kalır. Memelilerden çok azının yavrusu fok yavruları kadar hızlı büyür. 3 Hafta içinde yavru ağırlığının 3 hatta 4 katına çıkar. Çünkü fokların sütü en iyi inek sütünden 12 defa daha yağlıdır ve 4 kat daha fazla proteinlidir. Bu durum yavrunun çok hızlı büyümesini sağlar. Anne fokun özel sütü, bebek fokun vücudunda hemen koruyucu yağlı bir tabakaya dönüşür. Son derece aciz olan ve kendini koruması mümkün olmayan fok yavrularının her türlü ihtiyaçları anneleri tarafından karşılanmış olur.
Allah, anne fokların sütlerini yavruların soğuk hava şartlarında en rahat büyüyebileceği şekilde yaratmıştır. Çünkü Allah yarattığı her varlığı en güzel şekilde rızıklandıran, her türlü ihtiyaçlarını eksiksiz olarak yaratandır. Bir ayette şöyle buyrulur:
“Kendi rızkını taşıyamayan nice canlı vardır ki onu ve sizi Allah rızıklandırır. O işitendir, bilendir." (Ankebut Suresi, 60)
Avustralya. Bu kıtanın kendine özgü canlıları arasında en ünlü olanları kangurular. Sürüler halinde yaşayan ve otlarla beslenen bu canlıların yaşantıları hayranlık uyandırıcı yaratılış mucizeleriyle doludur. Bu mucizelerden biri kanguruların doğumu ve yavruların bakımıdır. Kanguruların gelişimi dünyadaki diğer memeli canlıların doğumlarından oldukça farklıdır. Doğan yavru yaklaşık bir fasulye tanesi kadardır ve gelişimini henüz tamamlamamıştır. Gelişimini annesinin karın bölgesinde bulunan ve kese tabir edilen organın içinde tamamlar. Bu kese, yavru büyüdükçe genişleyecektir. Kanguruların sütü de tıpkı fok balıkları gibi yavruların tam ihtiyacı olan özelliklerdedir. Sütün birleşimindeki yağ, protein ve mineral oranları yavrunun büyürkenki ihtiyaçlarına uygun olarak zamanla değişir. İlk yavru biraz büyüyüp dışarıda dolaşmaya başladığında ikinci bir yavru doğar. Artık nispeten büyümüş olan ilk yavrunun yine de annesinden süt emmeye ihtiyacı vardır. Acıktığında, annesinin kesesindeki bir santimlik minik kardeşine hiçbir zarar vermeden keseye girip o da süt emer. Birbirinden farklı büyüklükteki iki yavrunun besin ihtiyaçları da birbirinden farklıdır. Bu noktada büyük bir mucize gerçekleşir. Her canlının ihtiyacını bilen ve karşılayan Allah, yavruların besinini de annelerinin vücudunda yaratmaktadır. Anne kanguru iki yavrunun da büyüklüklerine göre farklı memelerden farklı nitelikte süt verir. Hatta üçüncü yavru dünyaya geldiğinde farklı nitelikte üretilen sütlerin sayısı üçe çıkar. Her yavru kendi için olan sütü kolaylıkla bulur, hiç karışıklık olmaz.
Bu beslenme sisteminin özel bir yaratılışın eseri olduğu çok açıktır. Anne kangurunun ne yavruların büyüklüklerine göre ihtiyaç tespiti yapabilecek ne de hangi nitelikte sütün fayda sağlayacağını bilecek kimya veya biyoloji bilgisi yoktur. Vücudunda aynı anda farklı niteliklerde süt üretebilecek bir iradeye de sahip değildir. Annenin vücudunda her bir yavruya uygun sütü yaratan yerlerin ve göklerin Rabbi olan Allah'tır.
Denizatlarının yavruları da kangurular gibi mükemmel bir yaratılış sistemiyle dünyaya gelir. Denizatları sıcak okyanus kıyılarında rahat saklanabilecekleri yosun, mercan ya da süngerlerin arasında yaşarlar. Kangurulardan farklı olarak denizatlarında yavruların büyüdüğü kese erkeklerde bulunur. Çiftleşme zamanında dişi denizatı bu keseye çok sayıda yumurta bırakır. Erkek denizatı yumurtaları dölledikten sonra, gelişme dönemi boyunca yumurtalar bu kesede kalır. Yumurtaların bırakıldığı kesenin iç kısmındaki deri bir süre sonra sünger gibi olur ve yumurtaların beslenmelerinde önemli bir rol oynayan kan damarlarıyla dolar. Bu kılcal damarlar aracılığıyla yumurtalara besin ve oksijen sağlanır. Denizatı, kesedeki tuzluluk oranını yumurtalar olgunlaşmaya başladıkça dışarıdaki oranını eşitlemek için yavaşça arttırır. Denizatlarının türlerine ve su koşullarına bağlı olarak 10 gün ile 2 ay arasında yumurtalar gelişmiş olur ve bebek denizatları dünyaya gelir. Bu kusursuz sistemleri bir denizatının tüm yaşamı süresince yaşadığı mucizeler zincirinde olduğu gibi Allah yaratmıştır. Bu sistem Allah'ın örneksiz yaratma sanatının tecellilerinden biridir. Allah'ın canlılar üzerindeki bu hakimiyeti bir Kuran ayetinde şöyle bildirilmektedir:
“O'nun bilgisi olmaksızın hiçbir dişi gebe kalmaz ve doğurmaz da. Ömür sürene, ömür verilmesi ve onun ömründen kısaltılması da mutlaka bir kitapladır. Gerçekten bu Allah'a göre kolaydır." (Fatır Suresi, 11)