BUZLAR DÜNYASI
Burası başka bir gezegen değil, kuzey kutbu. Karanın ve denizin buzullarla kaplı olduğu yer. Dünyanın bu bölgesinde yaşam oldukça zordur. Eksi elli dereceye varan soğuk ve dondurucu rüzgarlar hüküm sürer. Bu ortamda hayvanların sığınacakları bir barınakları da bulunmaz. Kuzey Kutbu, dünyamızın buz makinesidir. Burada her saniye yeni bir buzdağı oluşur. Bu buzdağları ortalama 30 katlı bir apartman yüksekliğindedir.
Burada buzullardan başka bir şey yok sanabilirsiniz. Oysa bu zorlu şartlara rağmen kutupta çok zengin bir canlılık vardır. Bu filmde hayatın imkansız gibi göründüğü kutup koşullarında rahatça yaşam süren canları tanıyacaksınız, her biri yaratılış mucizesi olan özelliklerini izleyeceksiniz.
KUTUP AYISI
Hayatlarından memnun olan bir aile, anne ve yavru kutup ayıları. Peki nasıl oluyor da böylesine zorlu koşullarda hayatta kalabiliyorlar? Bu canlıları yakından incelediğimizde özellikle soğuk ortamda yaşamak üzere tasarlandıklarını görürüz. Yetişkin bir kutup ayısı ortalama 2,5 metre boyunda ve 800 kilo ağırlıktadır. Ayağını incelediğimizde, buzda yürümeye en elverişli yapıda olduğunu görürüz. Parmaklarının arasındaki oyuklar, buz yüzeyini vakum etkisiyle kolayca kavramasını sağlar. Böylece buz üzerinde uzun mesafeleri kaymadan kolaylıkla yürüyebilir. Parmaklarının arasındaki ağımsı yapı ise suyun içinde kolayca yüzebilmesini sağlar. Böylece saatte 10 km hızda yüzebilir ve 100 km gibi bir mesafeyi dinlenmeden kat edebilir.
Tereddüt bile etmeden buzlarla kaplı suya giren ayının bir sırrı daha vardır. Kürkü. Bu soğukta özel kıyafetler giymemiş bir insan dakikalar içinde ölür. Ama kutup ayısının üşüme gibi bir problemi yoktur. Bunu 5 cm kalınlıktaki kürkünün özel yapısına borçludur. Tüyleri beyaz görünmesine rağmen aslında şeffaftir. Fiberoptik özellikteki bu tüyler ısı kaybını önlerken güneş ışınlarının sıcağını alttaki siyah renkli kürke kadar iletir. Kürkünün hemen altındaysa 10 cm kalınlığında bir yağ tabakası bulunur. Böylece kürkü ayıyı soğuk dış ortamdan tamamen yalıtmış olur.
Bu kürk yüzmeye de elverişlidir. Suyun içindeyken tüyler bir araya gelerek birbirine yapışır ve kutup ayısı su geçirmez yumuşak bir dalış elbisesi giymiş gibi olur. Kürkünün bu özellikleriyle kutup ayısı 37 derece olan beden sıcaklığını suyun içinde ya da üstünde olsun uzun süre koruyabilmektedir. Hatta üşümenin aksine bedeninin aşırı ısındığı zamanlar bile olur. Bu nedenledir ki çoğu zaman kutup ayıları hararetlerini gidermek için vücutlarını buza sürterler.
Kutup ayısı bu uçsuz bucaksız buz çölünde avlanmak için uzun mesafeleri kat etmek zorundadır. Bu arada güvendiği bir duyusu vardır, koklama. Kutup ayısının burnu oldukça hassastır. Öyle ki 30 km ötedeki bir fokun kokusunu bile rahatlıkla duyar.
Buzdan bir dünyada hayatından oldukça memnun yaşamakta olan kutup ayılarının sırrı onların bu koşullara uygun olarak yaratılmış olmalarıdır. Yüce Allah her canlı olduğu gibi kutup ayısını da ihtiyaçları doğrultusunda en mükemmel tasarımla yaratmıştır.
KUTUP KUŞLARI
Böylesine zorlu bir ortamı kendine ev edinenler arasında kuşlar da bulunur. Bunlar kar tavuğu olarak bilinen Ptarmagin kuşlarıdır. Yıl boyunca kutuplarda yaşarlar. Mevsimine göre tüylerinin rengi değişir. Yazın kahverengi olan tüyleri, kışın bembeyazdır. Böylece çevreye göre kamufle olarak düşmanlarından kolayca saklanırlar.
Balıkçıl kuşlar da denizin barındırdığı zengin çeşitlilikten faydalanırlar. Çünkü havada uçmaya elverişli bedenleri suya dalmalarına da olanak tanır. Suyun altında kanatlarını tıpkı birer yüzgeç gibi kullanabilmektedirler. Ciğerlerinde tuttukları hava 3 dakikalık bir derin dalış için yeterlidir. Kanatlarının altında tuttukları hava kabarcıkları sayesinde ise jet hızında yüzeye çıkarlar.
Kutuplarda yaşayan bu kuşların sahip oldukları yetenekler bize onların bu ortama uygun olarak yaratılmış olduklarını gösterir. Yüce Allah kutup kuşlarına yaşadıkları çevreye en uygun özelliklerle yaratmıştır.
Şeytandan Allah'a sığınırım: “O Allah ki yaratandır, en güzel bir biçimde kusursuzca var edendir, şekil ve suret verendir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O'nu tesbih etmektedir. O aziz, hâkimdir.” (Haşr Suresi, 24)
PENGUENLER
Bir kuş sınıfı olan penguenler, kutuplarda buz üstünde yaşayan en kalabalık topluluktur. Diğer kuşlar gibi havada uçmazlar ama derin sularda en usta yüzücü oluverirler. Suyun altında bu denli çevik ve hızlı olabilmelerini benzersiz vücut özelliklerine borçludurlar. Öncelikle vücutlarını kaplayan kürkleri, derilerinden üretilen özel bir yağ sayesinde su geçirmezdir. Kaygan bir dalgıç kıyafetine sahip penguenler, böylece su altında saatte 25 km'ye varan bir hızla yüzebilirler.
Havada uçan kuşlar hafif olmak zorundadırlar. Bu yüzden kemiklerinin içi boş olacak şekilde yaratılmıştır. Oysa penguenler derinlere dalabilmek için ağırlığa ihtiyaç duyarlar. İşte bu nedenle farklı bir yaratılışları vardır. Kemiklerinin içi doludur. Böylece rahatlıkla balıkların peşinden derin sulara dalabilirler. Penguenler bu çok özel tasarımları sayesindedir ki 600 metre derine dalabilen tek kuş sınıfıdırlar. Böylece bir dalış 10-15 dakika sürebilmektedir. Sürenin böylesine uzun olmasının başka bir sebebi daha vardır. Araştırmalara göre bu dondurucu soğuk sulardaki balıkları yedikçe penguenlerin mideleri soğumakta, böylece metabolizmaları da yavaşlamaktadır. Yavaş çalışan metabolizma sayesinde kasların oksijen ihtiyacı azalır ve penguenin suyun altında kaldığı sürede uzamış olur. Peki, eksi 50 dereceye varan soğukta, dondurucu rüzgârlara ve tipiye rağmen bu penguenler nasıl hâlâ donmadan ayakta durabilmekteler? Bu sorunun cevabı kürklerindeki tasarımda gizlidir. Bu kürk üç kattan oluşur. İlk kat birbiri üzerine yapışmış dış tüylerdir. Hemen altında bir duvar gibi izolasyon görevi gören bir hava katmanı yer alır. Üçüncü ve son katman ise kalın bir yağ tabakasıdır. Bu özel tasarlanmış kürk sayesinde penguenler günler, haftalar hatta aylar boyunca keskin soğuğa karşın donmadan yaşayabilmektedirler.
Dikkatle bakarsanız penguenlerin yalnızca ayaklarının buzda temas halinde olduğunu fark edeceksiniz. Peki, aylarca ayakta duran penguenlerin ayakları da mı donmaz? Hayır, çünkü penguenlerin ayaklarında özel bir tasarım vardır. Donmayan ayakların sırrı içlerindeki benzersiz damar ağıdır. Karşı akım ısı değişimi adı verilen bu dolaşım sisteminde ayaklardaki kanı geri taşıyan toplardamarlar, atar damarların hemen etrafını bir ağ gibi örmüştür. Atar damar devamlı olarak toplardamarları ısıtır. Toplardamarlar da, atar damarı soğutur, böylece damarlardaki ısı kaybedilmeden hemen geri kazanılır. Bu özel damar ağı sayesinde penguenler vücut ıslarını asla kaybetmezler ve ayakları da üşümez. Yüce Allah penguenleri böyle bir ortamda rahatlıkla yaşayabilecekleri sistemlerle donatmış, üstün bir yaratılışla yaratmıştır.
BALİNALAR
Her biri ortalama 40 ton aralığındaki balinalar gidebilecekleri daha sıcak sular varken neden bu soğuk sularda yaşıyorlar? Çünkü aradıkları küçük balıklardan burada bol miktarda var.
Kuzey kutbunun soğuk suları besin yönünden çok zengindir ve balinalar sıcak sulardan buraya özellikle göç ederler. Kutupta bulundukları sırada özellikle kril denilen karidese benzer küçük balıkları yiyerek besin depolarlar. Balinalar bir kril ya da balık sürüsü bulduklarında ortaklaşa hareket ederler. Balıklar yüzeyden derine kaçmaya başladıklarında balinalar topluca daha derine dalarlar. Hemen sonra balık sürüsünün altından bir çember kafesi oluşturacak şekilde hava kabarcıkları bırakmaya başlarlar. Böylece balık sürüsünün etrafında dağılıp kaçmalarını önleyen hava kabarcıklarından dairesel bir duvar oluşur. Çemberin tam ortasından yüzeye çıkmaya başlayan balinaların artık ağızlarını açmaları yeterlidir.
Balinalar bu zekice planları ve ortaklaşa davranışları sayesinde balıkları kolayca avlarlar. Tabii ki bu ziyafetten kuşlar da faydalanır. Balinaların bu akıllı davranışlarının tek bir açıklaması vardır. O da bu canlıların onları yaratan yüce Allah'ın ilhamıyla hareket ettikleridir.
''Onun alnından yakalayıp denetlemediği hiçbir canlı yoktur. Muhakkak benim Rabbim dosdoğru bir yol üzerinedir.'' (Hud Suresi, 56)
ESKİMOLAR
Kutuplarda insanlar da yaşar. Eskimolar olarak tanınan İnuitler. İnsanoğlu da ihtiyacı olan her şeyi rahatlıkla bulabilir burada. Avladıkları hayvanların kürkleri eskimolar için en sıcak giysilerdir. Fok balığı, kutup ayısı ya da ren geyiği. Bunlar insanın soğuktan korunması için ideal kıyafetlerdir.
Balinanın, İnuitlerin yaşamında özel bir yeri vardır. Çünkü balinanın derisinde bol miktarda C vitamini bulunur. Bizim meyve ve sebzelerden karşıladığımız C vitamini ihtiyacımızı İnuitler avladıkları balinalardan karşılarlar. Tıbbi açıdan C vitamini alınması insan sağlığı için şarttır. C vitamini alınmadığında ise skorbüt hastalığından ölüm kaçınılmazdır. Görüldüğü gibi meyve ve sebzenin yetişmediği ağır kutup koşullarında bile insan bedeninin ihtiyacı karşılanmaktadır. Buzlarla kaplı bu dünyada insanın ihtiyacı olan her şey yanı başındadır. Yüce Allah karadaki ve denizdeki canları insanoğlunun yararına sunmuştur.
“Ve hayvanları da yarattı. Sizin için onlarda ısınma ve yararlar vardır ve onlardan yemektesiniz.” (Nahl Suresi, 5)
FOKLAR
Bütün yılı kutupta geçiren bir başka canlı ise foklardır. Bu fok yavrusu geçen hafta doğmuş. Yüzmeyi öğreninceye dek su üstünde kalmak zorunda. Bu sırada postu kamufle olup saklanabileceği şekilde beyaz renktedir. Büyüyüp geliştikçe kürkü de koyulaşacaktır. Kalın kürkünün hemen altındaki 10 cm kalınlığındaki yağ tabakası ise onu soğuktan korumaya yeter. Korunmasız gibi görünen bu yavru, beyaz kürkünün rengiyle düşmanlarından, kalın yağ tabakası sayesinde de donmaktan korunmaktadır.
Foklar da karadaki diğer canlılar gibi hava almak zorundadırlar. Yine de uzun ve derin dalış konusunda ustadırlar. Bu özelliklerini kanlarının biyokimyasal yapısına borçlular. Fizyolojik olarak bir canlının ciğerlerinde tuttuğu havayı kullanarak derinlere dalması, vurgun yemesine neden olur. Fokun kanındaki alyuvarların yapısı ise bol miktarda oksijen depolamaya uygun bir tasarıma sahiptir. İşte bu nedenle fok ciğerlerinde hava tutarak dalmaz. İhtiyacı olan oksijeni kanında çözülmüş olarak taşır. Ciğerlerinde hava tutmadığı için artık derinlere de rahatlıkla inebilmektedir. Araştırmalara göre fokun kanı oksijen taşıma kapasitesi en yüksek hattır. Böylece foklar tek bir dalışta su altında yaklaşık 1 saat kalabilirler. Eğitimli dalgıçlarsa tüpsüz dalışlarda bu derinliklerde en fazla 4 dakika kalabilmektedirler.
Tüm bu bilgiler açık bir gerçeği göstermektedir. Fok kanındaki bu özelliği kendi başına geliştirmiş olamaz. Su basıncının bedenin üzerindeki zararlı etkilerini değerlendirerek böyle bir çözüm oluşturamaz. Bu çözüm evrim teorisinde öne sürdüğü gibi rastlantısal mutasyonların eseri de olamaz. Şüphesiz fokun kanındaki benzersiz özellik her şeyin bilgisine sahip bir yaratıcının eseridir. Foku, derinlerde rahatlıkla bulunabilecek bedensel özelliklerle birlikte yüce Allah yaratmıştır.
Foklar, balık, kalamar ve en fazla da krillerle beslenirler. Buradaki beslenme zinciri de bir düzen içindedir. Algler, yani su yosunları, su altındaki en temel besin kaynağıdır. Algler, güneş enerjisini fotosentez yaparak depolarlar. Kriller de algleri yiyerek fotosentezle üretilen bu enerjiyi kazanırlar. Foklar, balinalar ve diğer balıklar da krillerle beslenir ve güneşten gelen enerjiye ulaşırlar.
6 ay gecenin yaşandığı kuzey kutbunda sular da karanlıktır. Peki fok balıkları derin sularda avını nasıl bulur? Fok, avını gözlerini kullanmadan, suda bıraktığı izleri takip ederek bulur. Bu izler, çıplak göze görülemeyen, avın hareketiyle suda oluşan hidrodinamik dalgalardır. Fok, avına yalnızca bu izleri takip ederek ulaşır. Bu yetenek sayesinde, fokların karanlık ya da bulanık sularda avlanmaları hiç de zor olmaz. Fokun özelliklerinin her biri üstün bir tasarımın ürünüdür. Yüce Allah foku yaşadığı çevreye en uygun yeteneklerle ve bedensel özelliklerle yaratmıştır.
“Kendi rızkını taşıyamayan nice canlı vardır ki onu ve sizi Allah rızıklandırır. O işitendir, bilendir.” (Ankebut Suresi, 60)
Fok memeli bir hayvandır. Hayatta kalabilmesi için hava alması şarttır. Bu yüzden buzda kendine bir çıkış deliği arar. Bulamadığında ise kendine bir çıkış oluşturmak zorundadır. İşte bu noktada uzun dişleri kendisine yardım eder. Uzun dişleriyle buzu rahatça kemirir, kırar ve böylece havaya kavuşur.
Sevimli foklar, buzlarla kaplı bir ortamda yaşamak üzere tasarlanmış ve yaratılmışlardır. Sahip oldukları özellikler sayesinde avlarına rahatlıkla ulaşır, tehlikelerden korunur ve yaşarlar, tüm ihtiyaçları karşılanmış olarak.
KUTUP TİLKİSİ
Kutup koşullarına uygun olarak yaratılmış diğer bir hayvan ise kutup tilkisidir. Değişen iklim şartlarına ve çevreye göre bu tilkinin kürkü de değişir, en uygun hale gelir. Yazın eriyen buzla ortaya çıkan toprak tilkinin saklanması ve avına usulca yaklaşması için bir problem oluşturmaz. Çünkü kürkü artık üzerinde dolaştığı toprakta aynı renkte kahverengidir. Kışın kar ve buz her yeri kapladığında ise tilki yine bir sorun yaşamaz. Kürkünün rengi değişir ve bembeyaz olur.
Bu beyaz dünyada onu çevreden ayırt etmek yine imkansız gibidir. Kısacası her iki durumda da tilki ortama en uygun kamuflaj giysisi içinde kendini diğer hayvanlara sezdirmeden dolaşmaya devam eder. Elbette tilki diğer canlıların onu nasıl gördüğünü bilmez. Bilse bile kendi kürkünün rengine asla karar veremez. Açıktır ki onu her şeyi bilen yüce Allah bu özelliklerle birlikte yaratmıştır. Allah tilkiyi de her koşulda yaşayabilecek, besinini kolayca elde edebilecek özelliklerle donatmıştır.
YARATILIŞ GERÇEĞİ
Mutlu bir yaşam süren kutup ayısı ailesi. Derin dalış şampiyonu foklar. Ortak bir stratejiyle avlanan balinalar. Su altındaki balıklara ulaşan kutup kuşları. Donmaktan korunmuş bedenleriyle penguenler. Kamuflaj Ustası Kutup Tilkisi
Film boyunca gördüğünüz canlılar kutuplarda doğar, yaşar ve ölürler. Onlar yaşamlarından memnundurlar. Çünkü bu canlılar özel olarak soğuk koşullarda yaşamak üzere tasarlanmış olan varlıklardır. Ve bu canlıların her biri bize onları yaratan yüce Allah'ın sonsuz bilgisini, yeryüzündeki gücünün ve hakimiyetini göstermektedir. Allah bir Kuran ayetinde bu gerçek üzerinde düşünmemizi şöyle öğütler:
“Sizin yaratılışınızda ve türetip yaydığı canlılarda kesin bilgiyle inanan bir kavim için ayetler vardır.” (Casiye Suresi, 4)