"Bir ömür bir nefes" belgeselinden.
Dünyadaki Zenginlik Ve İtibar Mutlaka Yok Olacaktır
Birçok insan dünyada son derece mükemmel bir hayat sürdürebileceği yanılgısına kapılır. Oysa Allah'ı ve ahireti unutan bir insanın hiçbir zaman tam istediği, hayalini kurduğu gibi bir hayatı olamaz. Çünkü istediği ilk şeye kavuştuğunda daha da iyisini ve fazlasını talep etmeye başlar. Parası olur, yetinmez. Çok daha fazlasını kazanmak için çalışır. Evi olur, beğenmez. Daha hoşuna giden bir ev görüp onu almak için çaba harcamaya başlar. Her sene değişen zevklerinden dolayı evinin içini de, kendi kıyafetlerini de beğenmez. Sürekli olarak daha güzel mobilyaların ve giysilerin hayalini kurar. Elbette bir müminin daha çok şükretmek ve cenneti anmak için Allah'tan nimet istemesi meşru ve güzel bir harekettir. Ancak Allah'ı ve ahireti unutarak yalnızca dünya hırsı için nimet peşinde koşan inkarcı insanların içinde bulundukları ruh hali müminlerinkinden çok farklıdır. Bu kimselerin durumu Kuran'da şöyle tarif edilmiştir:
“Kendisini tek olarak yarattığımı bana bırak ki ben ona alabildiğine geniş kapsamlı bir mal verdim. Göz önünde hazır çocuklar ve sayısız imkân ve fırsatları önüne serdim. Sonra daha arttırmam için tamah eder.” (Müddessir Suresi, 11-15)
Burada çok önemli bir gerçek çıkar karşımıza. En fazla evi olan, en pahalı arabaları satın alan, en çok kıyafeti olan insanın da oturabileceği oda, kullanacağı araba, yiyeceği yemek, yatacağı yatak, yiyeceği kıyafet sınırlıdır.
Dünyanın en büyük malikanesinde yaşayan bir insan aynı anda kaç odada birden oturabilir? Veya en güzel kıyafetlere sahip insan bir seferde bu kıyafetlerin kaçını giyebilir? Onlarca odadan oluşan köşklere sahip olsalar dahi aynı anda bütün odaları kullanamayacakları için evlerinin en fazla bir odasında oturabilirler. Dolaplar dolusu kıyafetleri olsa da aynı anda sadece tek bir kıyafeti giyebilirler. Allah'ın yarattığı binlerce çeşit yiyeceğe sahip olsalar bile en fazla iki ya da üç tabak yemek yiyebilirler. Daha fazlasını yemeye kalksalar bu, onlar için bir işkence haline dönüşür. Kuşkusuz bu örnekler çoğaltılabilir. Ancak bunlardan daha da etkilisi, kişinin, malının, mülkünün kendince keyfini sürebileceğini düşündüğü her şeyin kısıtlı oluşudur.
Peki gerçek zenginlik nasıl olur? Gerçek zenginlik, Allah'a iman eden ve dünyanın geçip gitmekte olan süslerine gereğinden fazla önem vermeyen, her şeyin yalnızca Allah'tan geldiğini bilen müminlere aittir. Çünkü mümin, dünya hayatı karşılığında ahireti satın almıştır. Malı, mülkü Allah'ın rızasını kazanmak için ister ve bu amaçla kullanır. Kendisine verilen nimetlere şükrettiği gibi, dünyada eksiklik gibi görünen olaylarda da Allah'a şükreder. Bu nedenle en kârlı alışverişi yapmış, geçici değil sonsuz zenginliği seçmiştir. Allah Kuran'da bunu şu şekilde örnek vermiştir:
“Hiç şüphesiz Allah, müminlerden karşılığında mutlaka cenneti vermek üzere canlarını ve mallarını satın almıştır. Onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler. Bu Tevrat'ta, İncil'de, Kuran'da onun üzerine gerçek olan bir vaattir. Allah'tan daha çok ahdine vefa gösterecek olan kimdir? Şu halde yaptığınız bu alışverişten dolayı sevinip müjdeleşiniz. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk budur.” (Tevbe Suresi, 111)