"Bir ömür bir nefes" belgeselinden.
Ölüm Sizi Her An Yakalayabilir
Her insanın kendi hayatı hakkında bitmek tükenmek bilmeyen planları vardır. Liseyi bitirmek, üniversiteye girebilmek, mezun olmak, iş sahibi olmak, ev sahibi olmak, evlenip çoluk çocuk sahibi olmak, çocuğunu büyütmek, emekli olmak, huzurlu bir hayata kavuşmak gibi. Oysa bu planların hiçbirinin gerçekleşeceği kesin değildir. Çocukluğunuzdan beri planladığınız işe giremeyebilirsiniz. Bugün akşam yemeği için birine söz vermiş olabilirsiniz ama gidemeyebilirsiniz. Hatta bu belgeseli sonuna dek izleyebileceğiniz dahi kesin değildir. Dünyada gerçekleşeceği kesin olan tek bir gerçek vardır. Ölüm.
Dünya hayatında mutlaka gerçekleşeceğinden emin olunan tek şey ölümdür. Hepsinden önemlisi dünyadaki tüm hayvanlar, bitkiler, insanlar yani yeryüzündeki bütün canlılar ölümlüdür. Bazı insanlar bu büyük gerçeğin önemini kavrayamaz. Bunun nedeni, ölen insanların ve hayvanların yerine sürekli yenilerinin doğması, dünyada her yıl yeni ürünlerin yetişmesidir. Eğer yeni doğumlar olmasaydı ama ölümler devam etseydi, dünya hayatı nasıl olurdu? Bir düşünün. Birer birer eksilen insanları, hayvanları, bitkileri….
Bu örnekler üzerinde düşününce ölüm gerçeği çok açık bir şekilde gözler önüne serilmektedir. Yıllarca çalışıp, çabalayıp üniversiteye giren bir öğrenci okuluna giderken ölebilir. Ya da yeni işe giren bir kişi iş yerine giderken, başarılı bir iş adamı toplantısına yetişmeye çalışırken. Birkaç saat, bir gün, bir yıl, otuz yıl ya da yetmiş yıl. Kesin olan bir gerçek var ki sınırlı olan her şey eninde sonunda bitecektir. Bir insan seksen yıl da yaşasa, yüz yıl da yaşasa her geçen gün kaçınılmaz olan sona doğru ilerler.
Örneğin bu belgeseli izleyen herkesin kaç gün, kaç saat, kaç dakika ömrünün kaldığı şu anda bellidir. Bu nedenle her insanın Allah'ın kendisi için tespit ettiği süreyi en iyi şekilde değerlendirmesi gerekir. Ölümün kaçınılmaz bir gerçek olduğunu kavrayan kişi, toprağın altında ne malın, mülkün, ne markanın, ne de çevresindeki insanların bir değeri olmayacağını çok açık bir şekilde fark edebilir. Zengin ya da fakir, güzel veya çirkin her insan yalnızca birkaç metrelik bir beze sarılı olarak defnedilecektir.
“Ey insanlar! Hiç şüphesiz Allah'ın vaadi haktır. Öyleyse dünya hayatı sizi aldatmasın.” (Fatır Suresi, 5)
Şuurlu bir insanın yapması gereken gerçekleri göz ardı etmeyi bir kenara bırakmaktır. Çünkü ölüm size büyük bir ihtimalle bir dakika öncesinde ölmeyi hiç aklınızdan geçirmediğiniz bir anda gelecektir.
Bu cenaze törenine katılan insan da bir gün defnedilen kişiyle aynı konumda olacaktır. Aynı şekilde onun bedeninde toprağa karışacak, cansız vücudu, bir zamanlar sözünü bile duymak istemediği çürüme sürecinin her aşamasıyla karşı karşıya kalacaktır. İnsan bilmelidir ki bu dünyaya yalın bir şekilde gelmiştir ve yine yalın bir şekilde dünyadan ayrılacaktır. Kendisiyle birlikte ahirete gidecek olan tek şey Allah'a inancı ya da inançsızlığıdır. Ünlü İslam alemi İmam Gazali bir sözünde dünya hayatının geçiciliğini ve ölüm gerçeğini şöyle ifade etmiştir:
“Nice nefes alanlar vardır. Aldıkları son nefesi geri vermeden ansızın ölüm onları yakalamıştır. Öyleyse gerçekte senin sahip olduğun sadece bir nefesten ibarettir. Ne bir gün ve ne de bir saat. Bir nefesi bile geçirmeden Allah'a itaate ve tevbeye yönel. Belki de ikinci bir nefese erişemeden ölüm seni yakalar. Demek ki insanın ikinci bir gün, ikinci bir saat, ikinci bir nefes için gösterdiği çaba neredeyse boşa çıkmaktadır. Çünkü onlara ulaşma garantisi bulunmamaktadır.”