Sayın Adnan Oktar’ın 9 Aralık 2017 tarihli A9 TV’deki canlı yayınından.
Erkekler mi yoksa kadınlar mı daha samimi ilişkiler kurar?
İZLEYİCİ SORUSU: Erkekler mi yoksa kadınlar mı daha samimi ilişkiler kurar?
ADNAN OKTAR: Kadınlar tabii, daha sevginin üstadıdırlar. Sevginin uzmanı kadınlardır. Tutkunun uzmanı da kadınlardır. Asıl alıcısı da onlardır. Erkek kadındaki tutkuyu seyreder, derinliği seyreder, aşkı seyreder. Onu seyrederken ona aşk ve tutkuyu sunar. Ama asıl menbaı kaynağı kadınlardır aşkın, tutkunun kaynağı. Üstadı da kadınlardır. Allah onlara özel yetenek, özel güç vermiştir. Hayret edecek bir güç vermiştir. Uçsuz-bucaksız bir deniz gibidir sevgileri. Ama kadın ruhu kolayca ele alınan, kolayca bağlantı kurulan bir ruh değildir. Kadın önce güven ister, saygı ister, değer verilmek ister. Egoist, bencil bir insanı kadın sevemez. Allah'a kendini teslim etmemiş bir insanı kadın sevemez, gücü yetmez. İstese de yapamaz. Çünkü Allah kilitler, bir egoisti, bencili Allah sevdirmez. İstediği kadar güzel olsun. Ne olursa olsun. Akıllı bir erkek çok detaylarıyla görmesi gerekir ince ince. Kirpiklerinden tut, yüzündeki o derin ifadenin en ince kıvrımlarına kadar hepsini bilmesi gerekir. Çünkü Allah'ın sanatı takdir edilmek içindir. Allah'ın sanatını adam takdir edemiyorsa, kadın da bu takdiri göremiyorsa sevgisini yöneltemez kadın. Allah takdir edilmek ister. Allah'ın tecellisi olan kadın da takdir edilmek ister. O takdir iyi teşhis ve iyi görmeyle olur, bir sanatçı gibi. O detayları görmek ve o detaylardan müthiş bir heyecan duymak.
Mesela güzel bir tabloyu gördüğünde insan nasıl heyecan duyuyor? Güzel bir çiçeği gördüğünde nasıl heyecan duyuyor? Kadın güzelliğini gördüğünde de akıllı bir erkeğin samimi heyecan duyması lazım. Böyle yapmacık, hasta tiplerin yaptığı oyunlar tabii kadınlar için çok büyük bir eziyettir. Mesela kadın kapıdan içeriye giriyor, baygınlık geçiriyor gibi yapıyor kadını süslenmiş. Geri geri duvarlara gidiyor, gözlerini açıyor, inanamıyorum falan diyor. Ne oldu falan diyor. Sen diyor. Ne oldu bana diyor. Sen diyor. Kadın azılı deliyle karşı karşıya olduğunu anlıyor. Ömür boyu onun deliliğini unutmaz. Öyle manyak olduğuna bir kere teşhis koydu mu, o yedi sülalesi gelse o raporu bozamaz bir daha. Kadın deli raporunu verdi mi bittin. Pardonu olmaz onun. Çünkü normal bir adam onu yapmaz. O kadar yapmacıklık, o kadar dangal hareket normal bir şey değil.
Veyahut kütlük, adamın haberi yok, mesela dünya güzeli, acayip güzel. Mesela ayıya bir gül demetini getirirsen, ayı hayvan anlamsız anlamsız güle yaklaşır, hafifçe bir koklar, sonra geri döner. İçine gider bakar orada, et met arar, bir şeyler arar. Öyle küt adamları da kadınlar hemen teşhis ederler. Ondan sonra, yok ensesi şöyleymiş, sırtı şöyleymiş, bilmem işte kulağı şöyleymiş, hiç ilgilendirmez. Dolayısıyla kadınlar sevgide merkez üstaddırlar. Tutkunun padişahı değil de kraliçesidir onlar. Tutkunun kraliçesidir. Eğer erkek tutkuyu ona sunabilirse onu o zaman işte padişah konumuna getirecek kadın olur, yetki kadındadır. Erkek tek başına hiçbir şey yapamaz. Hiç. Tutkuyu asla yaşayamaz ve hiçbir şey yapamaz. Kadın sunduğunda yaşayabilir. Ancak kadını beğenmekle mükelleftir erkek, beğenmekle mükelleftir. Ama beğenildiğini anladığında da kadın tabii buram buram tutkuyu sunar. Fakat hata kabul etmez kadın, asla hata yapılmaması lazım. Yani çok özenli, çok intizamlı bir ahlak gösterilmesi lazım. İşte affedicilik orada devreye giriyor. Mümin kadın affedici ve elastiki olduğu için İslam gözüyle baktığı için bir hata olsa bile telafisi cihetine gidebilir, düzeltebilir. Anlamaya çalışır, olgundur. Ama küfri kafayla baktığında bir kadın o takılma o olayın, sevginin sonudur. O takılma olduktan sonra konu kapanmış olur. Geri dönüşü olmayacak şekilde kopma meydana gelir. Ama imanlıysa kadın onu çok rahat aşar. Allah'tan korkuyorsa, Allah'ı seviyorsa çok rahat aşar. Ama cahiliye kafası varsa, iradesi zayıfsa, yanlış anladığı bir şeyi affedemeyeceği için ilerleyemez, onun kopma noktasıdır. Kendini de öldürür, sevgisini de öldürür. Manen. Ve artık bir nevi ceset haline getirir kendini. Bak, iman zafiyetinin meydana getirdiği bela budur. Çünkü öbür türlü ne oluyor? Adamda gurur oluyor, kibir oluyor, enaniyet, büyüklük hissi oluyor. Affetmeme düşüncesi meydana geliyor. Kalp hastalanır ve kilitlenir. Dolayısıyla müminin kafasının zenginliği, imanın, şefkatin, sevginin rahatça gelişmesine sebep olur.