Fosil Avcısı 1 Deniz İneği
ONUR YILDIZ: Kırtıl, Silifke elçisine bağlı küçük bir köy. Mersin'in karakteristik yapısına sahip yeşillikle kaplı dağlar, sert katmanlı kayaç yapısı rahat bir şekilde görülüyor. Zamanında iç Anadolu'da büyük bir deniz olduğundan burada görülen fosiller de hep deniz canlılarına ait. Yani sıklıkla deniz kabuklularına ait fosiller henüz kazı yapmanıza dahi gerek duyulmadan yüzeyde karşınıza çıkıyor.
Deniz kabukluları bunlar. Yani bu bir tabakanın altı. Bunun üstünde bir tabaka var. Fosilleşiyor böyle kapanıyor. Daha sonra üstteki tabaka açılınca böyle bir bivalve yani deniz kabuklusunun fosille karşılaşıyoruz.
Fosillerin yaş tayini yapılırken bu fosilin sahip olduğu bu kaya kitlesinin içindeki minerallerin kristal yapıları oluyor. Onlardan bakılarak yaş tayini yapılıyor. En yaygın yöntem bu.
Kırtıl’ın geneli gördüğünüz gibi küçük kaya parçalarıyla kaplı. Bu kaya parçalarının yaşı 370 milyon yıla kadar uzanıyor. Üzerlerine baktığınızda farklı kayaçlar kendilerini ayrı renk ve desenleri ile hemen belli ediyor.
Evet, Kırtıl’da durum bu şekilde. Kemerlerinizi bağlayın şimdi rotamız Yeni Su.
Yeryüzünde fosilin en çok bulunduğu tabaka kireç tabakasıdır. Çünkü yer katmanının en kalın ve en sık rastlanan tabakası odur. Burada gördüğünüz de işte bu kireç taşının yeryüzüne çıkmış hali. Mersin'deyiz şu an ve Yeni su Köyü burası. Yeni su Köyü. Zaten kazılar da yapılmış. Burası fosil buluntularıyla ünlü adı duyulmuş bir köy.
Şimdi burada bakın ben size kireç taşının muhteviyatını göstereyim. Alçı gibi bir şey. Beyaz renkli genelde ve böyle alçı nasıl yumuşak ve kolay hemen şekil alır. Bu da onun gibi böyle katman katman, yaprak yaprak adeta bir jeolojik yapı sergiliyorlar ve aralarında kalan canlılar da tabii kolaylıkla fosilleşiyor.
Bak katmanları ben size şimdi burada göstereyim. Şuradan mesela, oradan bir kameraman arkadaşım bak burada gösteriyor. Böyle çektiğiniz zaman, gördüğünüz gibi raf raf geliyor. Mesela koca taş bloğu çok kolay bir şekilde geliyor. Bunun arasında kalan canlar da fosilleşebiliyorlar tabii ki kolaylıkla.
Burada bayağı böyle taşlar yüzeye çıkmış. Enteresan bir tabii coğrafi olay var burada. Sadece bu kısım değil. Şu ilerleyen kısımları biraz sonra göstereceğim onu da. Taşlar sanki gökten taş yağmış gibi. Her yerde küçük parçalar halinde. Böyle büyük kayalar haline değiller. Küçük parçalar halinde taşlar yayılmış durumda. O yüzden burada haylice fosil bulmak mümkün.
Adeta her yere gökten taş yağmış gibi. İrili ufaklı kaya parçalarıyla dolu. Sanki tarladan kaya bitiyor gibi. Kireç taşlarının yüzeyde görünen hali de gayet enteresan. Bunların arasında sıklıkla 15-20 milyon yaşları arasında sazan ve ringa balıkları fosillerine rastlanıyor. Yani bir fosil bilimci için Yeni Su çok ama çok değerli bir yer.
Sireniyanlar Latince ismiyle yani denizinekleri denizde yaşayan bir memeli türü. Neden denizineği deniliyor? Çünkü deniz dibindeki yosunları yani yeşillikleri yiyor. Yani denizde otlayan canlılar gibi diyebiliriz. Onun için de denizineği ismini alıyorlar.
Bu fosilin hikayesi şöyle. 2013 yılında Evren köyünde bir çiftçi orada kendi bahçesiyle ilgili bir çalışma yaparken Bu fosile denk geliyor, bunu buluyor. Yetkililere haber veriyor. Daha sonra bunun insan iskeletine de daha çok dikkat ediyorsanız, kaburgaları, kemik yapısı. Zannediyorlar ki insan iskeleti en başta. Onun için jandarmaya falan haber veriyor. Daha sonra anlaşılıyor ki bu denizineği isimli, Sireniya Latince ismiyle canlı grubuna ait bir birey.
Enteresan olan ise bizim kara sularımızda denizineği, canlısı hiç yok. Bu fosilin yaşı 20 milyon yılı buluyor. O bakımdan çok değerli bir fosil. Tek örnek ülkemizdeki ve Silifke'de şu an Mersin'de sergilenmekte. Bununla ilgili pek çok tetkik yapılıyor. Pek çok detayı var. Pek çok bununla ilgili veri elde ediliyor. Onları da tabii size anlatacağım. Onlardan da bahsedeceğim. Memeliler sınıfının Sirenia takımına bağlı Dugongidae ailesi için sınıflandırılmış denizinekleri yani İngilizce ismiyle Sea Cows grubuna ait bir canlıdır.
Morfolojik özellikleri yani bu fosilin morfolojik özellikleri şöyle; Fosil bulgusunda 10 tane kaburga burada gördüğünüz gibi bulunmuş. 10 tane kaburgası var. Şöyle yakından gösterecek olursak 10 tane omur sayılmış. Yani buradaki omur kemikleri baştan aşağıya indirdiğimizde burada 10 tane omur kemiğinin olduğunu görüyoruz. Omurganın yüksekliği 71 santim. Yani baştan aşağı kadar eğer omurgası sağlam kalmış olsaydı en alttan en üste kadar çıktığımızda tam 71 santimlik bir omurga yüksekliğine sahip olacaktı. Omur kemiklerinin genişliği 7 ile 12 santim arasında değişiyor. Yani buradaki omur kemiği, buradakiler de omur kemiği, buradakilerin hepsinin genişlikleri 7 ile 12 cm arasında değişiyor. Yüksekliği ise bu omur kemiklerinin kimisinin 5, kimisinin ise 8 cm kadar yüksekliğe sahipler.
Çok detaylarla sizi sıkmadan şunu söyleyeyim; O kadar ayrıntılı olarak fiziksel özelliklerini göstererek anlattığım bu fosil günümüzde yaşayan denizineklerinin birebir aynısıdır. Yani 20 milyon yıl geçse de hiçbir değişiklik geçirmeyen bu fosil, evrim teorisinin tamamıyla yanlış olduğunu açık bir şekilde bizlere göstermektedir.
..15 cm uzunluğunda yapıların olduğu da görülüyor. İşte denizineği fosilinin tetkiki, teknik incelemesi bu şekilde yapılmış. Karşınızda denizineği fosili.
12-14 ay hamilelik süresine sahip olan denizinekleri aslında birer memeli canlılardır. Memeliler bildiğiniz gibi karada yaşayan canlılardır. Fakat denizinekleri gibi denizde yaşayan birkaç türü de bulunmakta. Ama memeliler özellikle deniz memelileri evrim teorisi için çok büyük bir sorun teşkil eder.
Yeryüzü fosillerle dolu. Bu kaya taşların arasında dünyanın tamamını düşünecek olursak belki milyarlarca fosilin var olduğunu, milyarlarca fosilin yeryüzünde katmanlarında olduğunu söyleyebiliriz rahatlıkla.
Yüz milyonlarcası da yeryüzünde çıkartılmış durumda. En kolay fosil bulunan tabaka bu, kireç taşı tabakası. Burada biraz derinlere girildiğinde çok fazla sayıda deniz canlısına ait fosil bulunmuş.
Bu bölümümüzün konusu olan denizineği fosili bir deniz memelisi ve memeliler evrim teorisi için büyük bir sorun oluşturuyor demiştik. Çünkü memelilerin vücut yapısı dolaşım sistemi sıcakkanlıdır. Yani vücut sıcaklığını ayarlayabilirler. Hava soğukken vücudunu belli bir limite kadar ısıtabilir. Hava sıcakken de kendi vücut ısısını belli bir limite kadar terleyerek soğutabilir. Şimdi bu kabiliyette sıcakkanlı canlı olduğunu, biliyoruz çok rahat bir şekilde. Fakat denizde yaşayan balıklar soğukkanlıdır. Yani vücut ıslarını ayarlayamazlar. Onun için belli derinliklerde, belli mevsimlerde, belli yerlerde ancak yaşayabilirler. Karada yaşayan sürüngenler gibi. Memelilere ait bu özellik sadece memelilerde ve kuşlarda vardır. E şimdi bir denizde yaşayan bir canlı hem memeli hem de denizde yaşayacak donanma sahip. E bu nasıl olmuş? Adamlar diyor ki balık karaya çıktı diyor. Şimdi karada yaşayan canlı tekrar denize mi indi? Bu çok büyük bir çelişki evrim teorisi için. Asla da açıklanamıyor. Hiçbir tarafı açıklanamadığı gibi bu tarafı da hiçbir şekilde açıklanamıyor. Yani salt mantıkla bakın, teknik olarak inceleyin, bilimsel araştırma yapın, DNA'sın içine girin, molekülün içine bakın, nereden bakarsanız bakın evrim teorisinin hiç elle tutulur bir tarafı yoktur. Denizineğinin yani memeliler grubunun genel olarak erim teorisine büyük bir darbe vurduğu da açıktır.