Fosil Avcısı 2 Fosil Ormanı
ONUR YILDIZ: Fosil avcısına hoş geldiniz.
Fosiller, Allah'ın yaratmasına en büyük delilleri teşhir ediyorlar. Yeryüzünde çok fazla fosil var. Biz de bu programda size Türkiye'deki en ünlü ve büyük fosilleri göstereceğiz. Fosil avcısı başlıyor.
Ormanlar çok önemli bir büyük tabiat harikaları diyebileceğimiz canlılar barındırıyorlar. Fakat Kızılcahamam ve çevresinde öyle yerler var ki, Bolu, Kızılcahamam, Beypazarı gibi yerlerde ormanlar fosil olmuş. Şimdi o fosil olan o ormanları ziyaret etmenin vakti geldi. İşte karşınızda fosil ormanları.
Kızılcahamam’daki Soğuksu parkı, ülkemizde havası en temiz yerlerden birisi. Mis gibi çam kokusu var. Bu büyük ormanda ağaçlar o kadar sık ki arkadaşlarınızı bile görmeniz bazen çok zor oluyor.
Soğuksu Beldesi, Milli park statüsünde. Devletin güvencesi altına alınmış durumda. Biz dağ yollarında da gittikten sonra fosil ormanına yaklaşıyoruz. Karşımıza çıkan tabelalar bize yol gösteriyor.
Burası öyle böyle bir yer değil. Biraz sonra 20 milyon yıl öncesine uzanan bir zaman yolculuğuna çıkacağınız türden bir yer.
Şu an bir taşlaşmış fosil ağacın yanındayım. Burası Kızılcahamam. Kızılcahamam'dan bu bölgede yani Soğuksu Milli Park'ın içerisinde bir fosil ormanı var. Yaklaşık 5 km karelik bir alana yayılmış. Zamanında bilmeyen insanlar burayı gezen insanlar tarafından alınıp bir kısmı götürülmüş falan ama 2003 yılında Dr. Eşref Atabey, Jeoloji Yüksek Mühendisi ve Paleontolog Gerçek Saraç Beyefendi tarafından bir araştırma yapılıyor. Ve görülüyor ki 2003 yılında Türkiye'de çok büyük bir fosil ormanı var. Bu fosil ormanı da işte o zaman keşfediliyor ve milli park haline getiriliyor, çeşitli çevre düzenlemeleri yapılıyor. Ve karşımızda dev taş gövdesi ile bir ağaç duruyor. Veya bir ağaç büyük taş gövdesi ile karşınızda fosil olarak bize merhaba diyor. Yaşı 20 ile 15 milyon yıllar arasında değişen bir rakama sahip. Yani bundan 15-20 milyon yıl önce oluşan bir volkanik patlama sonucunda etrafa saçılan büyük küller bu ağaçların taşlaşmasına yol açıyor. Onun kimyasal mekanizmasını biraz sonra söyleyeceğim. Ama çok enteresan bir şekilde dev kütleye sahip bu ağaçlarda bütün dokusu ayrıntılı bir biçimde görülüyor ama normal ağaçtan tek bir farkı bunun her yerinin taş olması.
Evet, bu dev taşlaşmış ağacın şu an tam yanındayım. Aslına bakarsanız içine bile girebileceğim kadar geniş. Yani şöyle içine giriyorum, geri çıkabiliyorum. Bayağı geniş maşaAllah. Büyük gövdesi var. Bu bölge, şu an Kızılcahamam'dayız. Soğuksu’dayız. Bu alan yani keşfedilen bu fosil ormanı alan aslında çok geniş bir yer. Şimdi burada 5 km²'lik bir alana yayılmış ama Kuzeyde burası. Kızılcahamam tarafı. Güneyde Beypazarı, Batı'da Bolu, Doğu'da Çankırı'ya kadar uzanan bölgede fosil ormanlarında çok fazla bir şekilde rastlanıyor.
Nasıl bir ağaç fosil oluyor peki? Şöyle oluyor; Silis denen bir madde vardır. Silis, yer kabuğunun %60'ını neredeyse oluşturur. Yani ayağımızı bastığımız ve taş dediğimiz, kaya dediğimiz, evimizi, işimizi üzerine koyup hayatımızı geçirdiğimiz yer kabuğunun neredeyse %60'ı silis. Silisyumun oksijenle birleşmesiyle, oksitlenmesiyle oluşan maddeye silis adı veriliyor. Mesela silisyum, dioksit ve silis. Kayaçların da neredeyse tamamını oluşturan element veya bileşik diyebileceğimiz bu kimyasal forma biz işte gördüğünüz gibi silis diyoruz ve fosilleşmenin temelini oluşturuyor. Dev ağaçları bile fosilleşmesine yani taşlaşmasını sağlayabilecek kimyasal bir özelliğe sahip.
Jeologların burada yaşanmış hadise için anlattıkları şu şekilde; Günümüzden 15-20 milyon yıl önce yaşanan büyük volkanik patlamalar sonucunda havaya bol miktarda volkanik kül savrulur. Daha sonra bu küller bitkilerin üzerlerine dökülerek birçoğunun üzerinden belki bir daha kalkmamak üzere onları kaplıyorlar. İçerisinde bol miktarda silis de ihtiva eden volkanik küller geçen binlerce yılda işte bu ağaçların fosilleşmesine sebep oldular.
Bu bölgede başka fosiller de var. Yalnız buradaki fosillerin hepsi az önce gördüğünüz kadar büyük değil. Şimdi biraz daha küçük olanların yanına doğru gidiyorum. Fosil ormanının dünyadaki benzer diğer fosil ormanlarından ayıran bir özelliği var. Bakın dünyada Brezilya, Almanya ve Çek Cumhuriyeti'nde de 290 milyon yılları arasında yaşa sahip bir fosil ormanı var yaklaşık olarak. Yine Arizona eyaletinde Amerika Birleşik Devletleri'nde Brezilya'da Madagaskar'da 210 milyon yaklaşık yaşına sahip bir fosil ormanı var. Yine Arjantin, Çin, Avustralya'da 145 ile 210 milyon yıllar arasındaki yaşlara sahip taşlaşmış bir fosil ormanı bulunmakta. Git gide bakın günümüze doğru geliyoruz. Belçika ve Güney Afrika'da 145 ile 65 milyon yıllar arasındaki yaşlara sahip bir fosil ormanı var. Ondan sonra 65 milyon yıla ile 1.7 milyon yıllar arasındaki çok geniş bir yaş aralığına sahip yine Kolombiya'da, Arjantin ve Amerika Birleşik Devletleri'nde, Çin'de silisleşmiş bir fosil ormanı var.
Fakat bizimki Yunanistan ve Amerika Birleşik Devletleri'nde de örneği bulunan Miyosen dönemine ait. 20 ila 11 milyon yılları arasına ait bir fosil ormanı. Yani bu yaşa sahip fosil ormanı sadece dünyada, Amerika'da, Yunanistan'da, komşumuz Yunanistan'da ve bizde bulunmakta.
Başka fosilleşmiş ağaçlara doğru ilerliyoruz. Belki de birazcık koşar adımlarla gidelim. Evet. Koca ormanda volkanik atıklar tarafından kaplanarak fosilleşmiş ağaçları tek tek görüyoruz. Şimdi size biraz daha yakından göstereceğim. Burada taş olmuş ağaç. Daha önce de söylemiştim. Şimdi elime alacağım. Ama bayağı ağır ağaç. O yüzden biraz daha yaklaşıyorum. Ciddi bir güç uyguluyorum ve hakikaten size söyleyeyim, şu an 20 kilo olabilir. Hakikaten bayağı ağır bir şey. Silis çünkü bütün dokusuna işliyor ağacı. Ve bütün dokusunu işledikten sonra bunu fosilleştiriyor. Ben de size bunu böyle bakın, her tarafını şöyle çevirerek göstereyim.
Şimdi normal bir çam ağacına bakacağız. Bakın, bu fosilin hemen yanında burada bir, iki, üç tane ağaç var. Bunların hepsi de çam ağacı. Bu da bir çam ağacı. Bunun yaşı 15 milyon yıl. Onların yaşı ise çok daha genç. Bu yüzyılda çıkmış olan ağaçlar onlar. Aralarında kabuk deseni olarak, katman olarak hiçbir fark yok. Çünkü ağacın fosilleşmiş kısmının katmanlarına bakıyoruz, katmanlarına kadar normal bir çam ağacı ile aynı. Ve bu bize evrim teorisinin kesinlikle yanlış olduğunu gösteriyor. Dev gövdesi bile bitkilerin hiçbir şekilde değişmemiş. Katmanları da değişmemiş. Katmanlarını oluşturan bitki hücreleri, onların hücre duvarları, oradaki selüloz çeperlere kadar bütün ayrıntısını tek tek fosillerinde görüyoruz. Ve hiçbir fark olmadığını, evrim töresinin kesinlikle yanlış olduğunu anlamış oluyoruz.
Şimdi bakın ben bunu tekrar yerine koyacağım. Evet. Şimdi başka ağaçlara bakmak üzere gidelim.
Japonya'da bu fosilleşmenin nasıl olduğuna dair bir deneme yapılıyor. Tateyama Gölü volkanik bir göl ve doğal olarak içerisinde silis çok. Akahane ismli bir bilim insanı var o da Japon. Orada araştırma yapıyor ve araştırmalarında doğal olarak gölün içerisindeki ağaç köklerinde silis küreciklerinin biriktiğini tespit edip dünyaya, bilim dünyasına makaleleriyle duyuruyor. Daha sonra bunu bir deneye döküyor. Yani deneye dökmeye karar veriyorlar. 2004 yılında bazı ağaç parçaları, kızılağaç parçaları bırakılıyor. 7 yıl bekletiliyor. 7 yıl sonunda o ağaç bıraktıkları ağaç parçalarında hakikaten silis küreciklerinin toplandığı, ağaçların neredeyse yarısının silis ile taşlaştığı ortaya çıkıyor. İşte bu bize bu fosillerin yani bu ağaçların nasıl fosil olduğunu aslında açıklamış oluyor ve bilimsel deneyle ağaçların hakikaten silis birikmesi sonucunda taşlaşarak fosilleşebildikleri de ispatlanmış oluyor. Ve bu fosiller milyonlarca yıl ötesinden günümüze gelerek bize merhaba diyor bütün bir gövdesiyle katman katman hücre yapısıyla hiç değişmediklerini bize belgeliyorlar.
Fosillerin tamamına bakıldığında tek bir gerçek ortaya çıkar. Yaratılış. Allah, karadaki hayvanları, denizdeki hayvanları, uçan hayvanları ve bakterileri, bitkileri, bütün canlıları zamanı geldiğinde tek bir seferde ve mükemmel halde yarattığını bizlere göstermektedir. Fosiller bunun en büyük delilidir. Yani fosiller bizlere evrim teorisinin geçersiz olduğunu kesin bir şekilde ispat eder.
Fosilleşme, deniz ortamlarında, buzul ortamlarda, bataklıklarda ve çöllerde sıklıkla rastlanılan bir jeolojik olaydır. Fakat burada gördüğümüz örnekler ise gerçekten çok sıra dışı. Koca ağaçlar bütün gövdeleriyle birlikte fosil olmuşlar. Milyonlarca yıl öncesinden günümüze hiç değişmeden gelmişler. Yeni programlarda, yeni fosil yataklarında görüşmek-buluşmak üzere hoşça kalın.