Sayın Adnan Oktar'ın 19 Şubat 2018 tarihli A9TV canlı yayınından.
Gerçek Atatürkçü bir genç nasıl bir ahlaka sahip olmalıdır?
İZLEYİCİ SORUSU: Gerçek Atatürkçü bir genç nasıl bir ahlaka sahip olmalıdır?
ADNAN OKTAR: Aslanım benim, güzel yüzlüm, abisinin aslanı, nur yüzlüsü. Allah senin ömrünü uzun etsin. Seni cennetiyle sarsın, cennette de Allah kardeş etsin.
Atatürkçü bir kere ne yapacak? Devletin bölünmez bütünlüğünü savunacak. Devleti, milleti bir bütün olarak muhafazaya gayret edecek. Modern olacak, aydın olacak, sevgi dolu olacak. Sanatı, estetiği, güzelliği, sevgiyi, samimiyeti savunacak. Batı medeniyetinin aydınlığını en fazlasıyla alacak ve onları geçmeye gayret edecek. Sanatta en ileri gitmeye çalışacak. İnsana çok değer verecek, fikre değer verecek. Çok okuyacak, çok araştıracak, kültürlü olacak. Nezaketli olacak. Şık giyinecek, güzel giyinecek. Bulunduğu yerler güzel olacak, evi güzel olacak, sokaklar güzel olacak. Sokakların bile güzelliğinden kendini sorumlu hissedecek. Devlete, millete, askere yardımcı olacak. Türkiye'ye güzelliğin, gücün, barışın, iyiliğin gelmesi için var gücüyle gayret edecek. Ve Türkiye'nin lider ülke olması için, Kızıl Elma için var gücüyle gayret edecek. En azından böyle.
Allah'a, dine, mukaddesata çok sadık olacak. Kuran'ın yeterliliğine inanacak. Modern Müslüman anlayışını savunacak. Aynı Atatürk gibi. Rahmetlinin yolu oydu. Modern Müslümanlıktı. Bağnazlığa şiddetle karşıydı. Atatürkçü gencin ilk planda yapacağı güzellikler bunlardır.
-İlk Musiki Muallim Mektebi'ni Atatürk açmıştı.
ADNAN OKTAR: Kardeşim, her türlü hayır ve güzellik Atatürk ile başladı. Nereye baksan her hayrın başı o, nereye baksan. Atatürk'e muhalif olmak, güzelliğe muhalif olmaktır, akla muhalif olmaktır, görgüye muhalif olmaktır. Kaliteye, sanata muhalif olmaktır. Atatürk'ü anlayamamak demek, kendini de anlayamamak demektir. Vatanını, milletini seven bir insan Atatürk'e vefa göstertir, sadakat göstertir, saygı göstertir. Böyle değerli hizmet etmiş muhteşem bir insanı hakkıyla takdir eder ve etmelidir.
-Atatürk hemen her ilde balolar düzenletti. Balolarda mutlaka danslara kendisi de katıldı. Operaya destek vermek için 1930'da İstanbul Opera Cemiyeti'ni kurdurdu. 1927'de İstanbul'da tiyatro eğitimini başlattı. 1931'de şehir tiyatrolarını açtı. Atatürk heykel sanatına da çok önem veriyordu. 1929'da Cumhuriyet'in ilk sanatçı topluluğu, Müstakil Ressam ve Heykeltıraşlar Birliği'ni kurdu.
ADNAN OKTAR: Şu güzelliğe baksana, şu kaliteye baksana. Şu şıklığa bak, şu klaslığa bak. Bir evvele gel bakayım. Efe'leri görüyor musun? Atatürk de kabadayıydı, kabadayıları severdi. Efe'leri çok severdi.
-Atatürk sinemaya gidip filmleri de takip ediyordu. Dolmabahçe Sarayı’ndan çıkıp yürüyerek Taksim'deki sinemaya gidiyordu.
ADNAN OKTAR: İyi bak gayet güzel. Tam salon delikanlısı. Hem İngiliz saray terbiyesi vardı hem Osmanlı saray terbiyesi vardı. Klasik kalite Atatürk'ün ana umdelerindendi. Atatürk diyor ki rahmetli: “Bir millet sanattan ve sanatkardan mahrumsa, tam bir hayata malik olamaz. Böyle bir millet, bir ayağı topal, bir kolu çolak, sakat ve alil bir kimse gibidir. Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş olur” diyor. Sanat olmadı mı hakikaten ne güzellik kalıyor, ne kalite kalıyor. Sokağa çıktın mı anlamsız yüzler, mat suratlar, kapanmış bir akıl. İslam ülkelerinin birçoğu öyle. Mısır'a git öyle, Afganistan'a git öyle. Sanat, estetik hiçbir şey kalmamış.
-Atatürk’ün ne kadar şık olduğuna dair bazı fotoğraflar var.
ADNAN OKTAR: Kardeşim şu şıklığa bak. Şu klaslığa bak. Yaklaştır bakayım. Bak detaylara dikkat. Şu kravatına tut. Şu mendilin güzelliğine bak. Ceketin kumaşına bak sen. Kahve fincanının kibarlığına, inceliğine bak. Ve kahve içmekteki nezakete bak. Oturuş, klaslık, sandalyenin seçimi, sehpa, her şey çok güzel. Sehpanın minderine varıncaya kadar bak, hepsini ince ince düşünmüş. Her yönden yakışıklı.