İnsan hayatı boyunca pek çok şeyin peşinden koşar.
Para…
Başarı…
İnsanların sevgisi…
Gelecek kaygısı…
Ama bütün bunların üzerinde bir gerçek vardır.
Allah.
Çünkü insanı yaratan Allah’tır.
İnsana hayat veren O’dur.
Akıl veren O’dur.
Nimetleri veren O’dur.
Peki insan, kendisini yaratan Rabbini bırakıp başka şeyleri hayatının merkezine koyabilir mi?
Elbette koymamalıdır.
Çünkü Allah’tan daha önemli hiçbir konu yoktur.
Dikkat verilmesi gereken sadece Allah’tır.
Uğrunda gayret edilmesi gereken de O’dur.
İnsan bütün hayatını Allah’ın rızasını kazanmak için yönlendirmelidir.
Sevgisini Allah için yaşamalıdır.
Çalışmasını Allah için yapmalıdır.
Sahip olduğu nimetleri Allah’ın verdiğini bilmeli ve O’na şükretmelidir.
Çünkü insanın sahip olduğu her şey geçicidir.
Mal ve mülk el değiştirir.
Güzellik zamanla solar.
Gençlik yerini yaşlılığa bırakır.
İnsanların ilgisi bir gün son bulur.
Dünya hayatı mutlaka sona erer.
Fakat Allah’ın rızasını kazanmak için yapılanlar kalıcıdır.
İşte asıl kazanç budur.
Asıl hedef budur.
Asıl üzerinde düşünülmesi gereken de budur.
İnsan, hayatının merkezine neyi koyduğunu düşünmelidir.
Çünkü Allah’ın dışında hiçbir şey insana gerçek ve kalıcı bir amaç veremez.
Hayatın gerçek anlamı, insanın kendisini yaratan Allah’ı tanımasıdır.
O’na yönelmesidir.
O’nun için yaşamasıdır.
Ve O’nun rızasını kazanmaya gayret etmesidir.
Allah’tan daha önemli hiçbir konu yoktur.
De ki: 'Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, dirimim ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah'ındır.' En’âm Suresi 162.