Sevgi, insan ruhunun en temel gereksinimlerinden biridir; insanın hem bedenine hem de ruhuna en büyük huzuru veren duygudur. Ancak sevgi, yalnızca bir his olarak tanımlanamayacak kadar kapsamlıdır çünkü aynı zamanda ilahi bir nimettir de. Allah’ın bahşettiği bu güçlü duygu, insanın hayatının anlam kazanmasına, sabrı öğrenmesine, merhamet yönünü geliştirmesine ve ruhunu olgunlaştırmasına vesile olur. Bu yönüyle sevgi, sıradan bir his olmaktan çok öte, incelikleri ve derinliği olan bir sanattır. Tüm sanatlarda olduğu gibi sevmenin de kendine özgü kuralları, ölçüleri ve ahlaki temelleri vardır.

En çok Allah'ı sevmek insana neler katar?

Gerçek sevgi kendiliğinden ortaya çıkmaz; derin bir tefekkür, güçlü bir iman ve yüksek bir ahlak gerektirir. Bu nedenle sevgi sanatını derinlemesine kavrayabilen kişiler, genellikle akıl ve hikmet sahibi kimselerdir. Sevgi, çoğu insanın tam olarak kavrayamadığı en temel ve en yüce histir; adeta insanın “yedinci duyusu” gibidir.


Kur’an’ın rehberliğinde düşünen bir insan, sevginin hakikatini keşfeder; sevginin sanat yönünü öğrenir ve bu yüksek duyguyu coşku, derinlik içinde yaşayarak hayatına yön verir. Bu kişi artık sevgi sanatçısı olmuştur.
Bir sevgi sanatçısının sevgi sanatını hakkıyla yaşayabilmek için uyması gereken bazı temel şartlar vardır:
En çok Allah’ı sevmek insana neler katar?


Sevginin en temel kaynağı Allah sevgisidir. İnsan, Allah’a duyduğu sevgi oranında gerçek sevgiyi yaşayabilir çünkü bütün güzelliklerin asıl kaynağı Allah’tır. Allah’tan korkmak, O’na saygı duymak ve O’nun sevgisinin sevincini yaşamak insanın ruhunu derin bir huzura ulaştırır.


Allah’a güven duyup, tevekkül etmek ve hayatın her anında O’nun kudretini görebilmek, insanın kalbinde güçlü bir güven duygusu oluşturur. İnsan, her şeyin Allah’tan geldiğini bildiğinde olaylara daha sakin, daha sabırlı ve daha hikmetli yaklaşmaya başlar. Bu dingin ruh hali sevginin temelini güçlendirir.


Kur’an’da bu gerçek şöyle ifade edilir:

İnsanlar içinde, Allah'tan başkasını 'eş ve ortak' tutanlar vardır ki, onlar (bunları), Allah'ı sever gibi severler. İman edenlerin ise Allah'a olan sevgileri daha güçlüdür. O zulmedenler, azaba uğrayacakları zaman, muhakkak bütün kuvvetin tümüyle Allah'ın olduğunu ve Allah'ın vereceği azabın gerçekten şiddetli olduğunu bir bilselerdi. (Bakara Suresi,165)

Gerçek sevgi, insanın Allah’a duyduğu derin bağlılıkla başlar. Allah’ı seven insan, O’nun yarattığı kullara da merhamet ve sevgiyle yaklaşır. Sevgi, merhamet olmadan eksik kalır. Bu nedenle Allah sevgisi, sevgi sanatının en temel ve en güçlü kaynağıdır.


Kuran’ı hayatın her alanında yaşamak

Kur'an'ı rehber edinen kişi sabırlıdır. Şefkat ve merhamet ile hareket ederken doğruluktan ödün vermez. 

Sevgi sanatının ikinci önemli şartı Kur’an’ı iyi bilmek, ayetlerdeki hikmetleri derinlemesine anlamak ve Kur’an ahlakını hayatın her alanında yaşamaktır. Kur’an, hem ibadetleri hem de insan ilişkilerini en doğru biçimde öğreten İlahi bir rehberdir. Kur’an’ı derinlemesine kavrayan bir kişi, insan ilişkilerinde daha adil, daha nazik ve daha merhametli olur. Bu öyle bir boyuttadır ki kendisi zarara uğruyor gibi görünse de bu ahlaktan vazgeçmez.


Kur’an’da şöyle buyurulur:

İyilikle kötülük eşit olmaz. Sen, en güzel olan bir tarzda (kötülüğü) uzaklaştır; o zaman, (görürsün ki) seninle onun arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost(un) olmuştur. (Fussilet Suresi, 34)

Onlar, bollukta da, darlıkta da infak edenler, öfkelerini yenenler ve insanlar(daki hakların)dan bağışlama ile (vaz)geçenlerdir. Allah, iyilik yapanları sever. (Âl-i İmran Suresi, 134)

Kur’an’ı rehber edinen kişi sabırlıdır. İlişkilerini sadakat ve vefa temelinde inşa eder. Şefkat ve merhamet ile hareket ederken, doğruluktan ödün vermez. Temiz ve berrak bir akla sahiptir. Davranışlarında nezaket, saygı ve samimiyeti ön planda tutar. Kararlarında derinlik ve metanetli bir duruşa sahiptir. Fedakârlık ve dikkatle hareket etmeyi benimseyen bu kişi, çevresine karşı daima vefalıdır. Temizlik ve düzeni hayatında önemli bir yere koyar; estetik değerlere bir sanatçı duyarlılığı ile yaklaşır. Konuşmalarında etkileyicilik ve güzelliği ön plana çıkarır, düşüncelerini olumlu bir bakış açısıyla şekillendirir. Mütevazı bir kişiliğe sahiptir; kibir, bencillik ve enaniyetten kaçınır. Halim ve uysal bir yapıya sahiptir; öfkeli ve sinirli davranmaktan, kin ve intikam arzusundan, nefret duygusundan kesinlikle uzak durmayı esas alır.


Kur’an’da Allah’ın beğendiği bu davranışlara şöyle dikkat çekilir:

O Rahman (olan Allah)ın kulları, yeryüzü üzerinde alçak gönüllü olarak yürürler ve cahiller kendileriyle muhatap oldukları zaman "Selam" derler… (Furkan Suresi, 63)

Ey iman edenler, sabırla ve namazla yardım dileyin. Gerçekten Allah, sabredenlerle beraberdir. (Bakara Suresi, 153)

Ey oğlum, namazı dosdoğru kıl, ma'rufu emret, münkerden sakındır ve sana isabet eden (musibetler)e karşı sabret. Çünkü bunlar, azmedilmesi gereken işlerdendir. İnsanlara yanağını çevirip (büyüklenme) ve böbürlenmiş olarak yeryüzünde yürüme. Çünkü Allah, büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez. Yürüyüşünde orta bir yol tut, sesinden de (yüksek perdeleri) eksilt. Çünkü, seslerin en çirkin olanı gerçekten eşeklerin sesidir. (Lokmân Suresi, 17 19)

Güzellikleri hemen görebilen sevgi sanatçısı olmak

Sevgi, bilinçli olarak geliştirilen zarif bir yaşam anlayışıdır. 

Sevgi sanatı, insanın dünyaya bakış açısıyla yakından ilişkilidir. Kalp insanın, gördüğü ve üzerinde düşündüğü güzelliklerle zenginleşir. Sevgiye açık bir bakış açısı geliştiren kişi yaşamın her alanında estetiği ve detaylardaki sanatı görme becerisi kazanır. Bir çiçeğin zarif yaprakları, içten söylenen güzel bir söz, dostluğun samimiyeti ya da doğadaki kusursuz düzen gibi detaylar, sevgiyi güçlendiren değerli unsurlardandır.


Sevgi sanatını yaşayan insan, tıpkı bir sanatçının eserine dikkatle bakması gibi, hayatın içindeki bu güzellikleri görmeye ve takdir etmeye gayret eder. Böyle bir bakış açısı, insanı olumsuzluklara saplanmaktan korur ve onu hikmeti, iyiliği, yaratılıştaki derin detayları keşfetmeye yönlendirir. Bu nedenle sevgi, bilinçli olarak geliştirilen zarif bir yaşam anlayışıdır.

 

Sevgiyi körelten bahanelerden kaçınmak


Sevgi sanatının en temel ilkelerinden biri bahanelerin arkasına sığınmaktan kesinlikle kaçınmaktır. İnsanların bir kısmı sevmemek için, neredeyse bilinçli bir çaba sarf ederler. Oysa gerçek bir sevgi sanatçısı, bunun tam tersini yapar; sevmek, dostluk kurmak ve ilişkileri güçlendirmek için sürekli nedenler arar.


Öfke ve nefret çok hızlı gelişebilen ve kontrolsüz biçimde büyüyebilen duygulardır. İnsan önemsiz bir olaydan büyük bir düşmanlık üretebilir. Çünkü öfkenin zemini fazlasıyla güçlüdür ve öfke çok az bir çaba ile büyüme potansiyeline sahiptir. Sevgi ise bundan farklıdır; hassas ve narin bir yapıya sahiptir, adeta bir çiçek gibi sürekli bakıma, korunmaya ve şefkate ihtiyaç duyar. Bu sebeple sevgiye bahaneler üretmekten; çıkar çatışmaları ya da kişisel kırgınlıkları ön plana çıkarmaktan kesinlikle kaçınılması gerekir.


Samimi bir mümin, karşısındaki insanın kusurlarına odaklanmayı tercih etmez; bunun yerine o kişide tecelli eden Allah’ın mükemmel sanatını ve yaratılış hikmetini görmeye çalışır, ahlakındaki güzellikleri, iyi yönlerini ön plana çıkarır. Gerçek sevgi için "mükemmellik" arayışında olunmaz. Bu nedenle sevgi, kişisel menfaatlerden ziyade Allah rızası için gösterilen vefa, fedakârlık ve sabır keskinliğidir.
Kur’an’da şöyle buyurulur:

İman edenler ve salih amellerde bulunanlar ise, Rahman (olan Allah), onlar için bir sevgi kılacaktır..." (Meryem Suresi, 96)

Sevgide görünenin ötesine geçebilmek

Sevgi, incelikle ve titizlikle korunması gereken bir sanattır; bu sanatın gerçek anlamda gelişmesi ise ancak derin bir imanla mümkündür. Bir sanatçının eserini sabırla ve özenle işleyerek, her detayda en fazla hassasiyeti göstermesi gibi gerçek sevgi sahibi olan kişi de insanlardaki ve tüm yaratılmış güzelliklerdeki detayları, ancak derin bir imana sahipse kavrayabilir. Bir sanatçının eserini sabır ve özenle işleyip her detayında estetik bir duyarlılık sergilemesi gibi, gerçek sevgiyi kavrayan bir kişi de ancak derin bir imana sahip olduğunda yaşamı ve tüm yaratılmış güzellikleri anlayabilir. Derin iman, insana dikkat ve şuur açıklığı kazandırır; böylece kişi, görünenin ötesine geçerek, onu koruyan, destekleyen İlahi gücü idrak edebilir.

 

Bu bakış açısıyla sevgi, sıradan bir duygu olmaktan çıkar; insanın kalbinde Allah’ın muhteşem sanatını, yarattığı güzellikleri ve ihtişamlı tecellilerini tanımanın verdiği hayranlıkla derinleşen bir şuur haline gelir. İşte bu şuurla bakan insan, hayatın en küçük detaylarında bile güzelliği fark eden, o güzelliği çoğaltan ve çevresine yansıtan gerçek bir sevgi sanatçısı olur.