"Hazreti Musa ve Ahit Sandığı" belgeselinden


HZ. MUSA'NIN MÜCADELESİ

Şimdi günümüzden birkaç bin yıl öncesine gidelim ve ahit sandığının ilk ortaya çıktığı döneme kısaca göz atalım.

Tarihin en eski uygarlıklarından biri. Eski Mısır. Hz. Musa (as)’ın yaşadığı dönemde Mısır'da hakim olan bir din vardı. Bu Mısırlıların atalarından kalan eski putperest bir dindi. Bu batıl dine göre birçok sahte ilah vardı. Devletin başında ise atalarının dinine göre kendisinin sözde en yüce tanrı olduğunu iddia eden zalim hükümdar. Yani Firavun.

“Firavun dedi ki: ‘Sizin en yüce Rabbiniz benim.” (Naziat Suresi, 24)

Firavun ve çevresindekiler, İsrailoğulları üzerinde gerçek bir kölelik yönetimi kurmuşlardı. Kendi işlerine hizmet için İsrailoğullarını kullanıyorlardı. Yalnızca ırk farklılığı yüzünden insanlar köle yapılıyor, işkence altında tutuluyor ve erkek çocuklar sebepsiz yere öldürülüyor. Firavun zulümle ve baskıyla insanların kendisine tabi olmasını sağlamıştı. Ayette bu ortam şöyle tarif edilmiştir:

“Gerçek şu ki, Firavun, yeryüzünde (Mısır’da) büyüklenmiş ve oranın halkını, bir takım fırkalara ayırıp-bölmüştü. Onlardan bir bölümünü güçten düşürüyor, erkek çocuklarını boğazlayıp, kadınlarını diri bırakıyordu. Çünkü o, bozgunculardandı.” (Kasas Suresi, 4)

 şte böyle bir ortamda Allah baskıyı ve zulmü ortadan kaldıracak insanlara kainatın tek sahibi olan Rabbimize kulluk etmelerini hatırlatacak ve İsrailoğullarını esaretten kurtaracak bir elçi gönderdi. Hz. Musa (as).

Doğumundan son nefesine kadar hakka dayalı bir mücadele yürüten Hz. Musa (as)'ın hayatı pek çok öğütlerle doludur. Doğumundan hemen sonra Firavun'un zulmünden kurtulması için annesi tarafından bir sandık içinde suya bırakılmıştı. Ancak bir mucize gerçekleşti. Ve Hz. Musa (as), Firavun'un sarayında büyümek üzere Firavun'un hanımı tarafından bulunup evlatlık olarak alındı.

Sarayda yetişkinliğe ulaşmasının ardından Mısır'ı terk etti. Gittiği Medyen diyarında 8-10 yıl arası kaldı. Bu dönemin ardından tekrar Mısır'a döndüğünde Allah kendisine vahyederek onu peygamberlik vazifesiyle şereflendirdi.

Artık yeryüzünün en kibirli ve zalim kişisiyle mücadelesi başlıyordu. Mısır Firavunlarının en zalimi olarak bilinen İkinci Ramsesler. Allah, Hz. Musa (as)'ın duasına icabet ederek kardeşi Hz. Harun (as)'ı da kendisine yardımcı olarak verdi. Bu iki peygamberin mücadelesi tüm zamanların en önemli olaylarından biri olarak tarihe geçti.

Kardeşi Hz. Harun (as) ile beraber esaret altındaki İsrailoğullarını Mısır'dan çıkarıp Firavun'un zulmünden kurtardılar. Hz. Musa (as), halkın toplandığı bir günde Firavun'a ve onun önde gelenlerine hak dini tebliğ etti. Firavun'u Alemlerin Rabbine iman etmeye çağırdı. Firavun'un önde gelenleri arasındaki büyücüler Hz. Musa (as)’a iman ettiler. Firavun ise büyüklenerek inkarında diretti.

Yaşanan birçok olaydan sonra Hz. Musa (as) ve Hz. Harun (as) İsrailoğullarını yanlarına alarak Mısır'dan çıktılar. Firavun ve ordusu bir müddet sonra onların peşine düştü. Firavun ve askerleri çok yakın bir mesafedeydiler ve görünürde kaçacak hiçbir yerleri yoktu. Ancak Allah büyük bir mucize gerçekleştirdi. Hz. Musa (as)'a asasını denize vurmasını emretti. Ve deniz iki parçaya ayrıldı. Allah iki parçanın arasında kuru bir yol kıldı. Hz. Musa (as) ve İsrailoğulları bu yoldan karşıya geçti. Onlar geçtikten sonra denizin tekrar kapanmasıyla peşlerinden gelen Firavun ve askerleri suda boğuldular.

Bu olayların ardından Hz. Musa (as) kavmiyle beraber güvenlik içinde yaşayacakları yere doğru yola çıktı. Tur Dağı'na doğru yöneldi. Çünkü Kuran'da bildirildiğine göre orada Allah Hz. Musa (as) ile sözleşmişti. Bu sözleşme kırk günlük bir süre için yapılmıştı. Hz. Musa (as) dağda kırk gün kalacaktı.

“Musa'yla otuz gece için sözleştik ve ona bir on daha ekledik. Böylece Rabbinin belirlediği süre kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun'a: ‘Kavmimde benim yerime geç, ıslah et ve bozguncuların yolunu tutma’ dedi.” (A’raf Suresi, 142)

Hz. Musa (as) kavminden ayrıldı ve tayin edilen sürede Tur Dağı'na ulaştı. Bu süre içinde Hz. Musa (as) Yüce Rabbimizin huzuruna çıkıp ondan içinde her şeyden bir öğüt ve her şeyin yeterli bir açıklaması bulunan levhaları aldı.

“Allah: ‘Ey Musa’ dedi. ‘Sana verdiğim Risaletimle ve seninle konuşmamla seni insanlar üzerinde seçkin kıldım. Sana verdiklerimi al ve şükredenlerden ol.’ Biz ona levhalarda her şeyden bir öğüt ve her şeyin yeterli bir açıklamasını yazdık. ‘Ve şimdi bunlara sıkıca sarıl ve kavmine de emret ki, en güzeliyle sarılsınlar. Size fasıkların yurdunu pek yakında göstereceğim’ dedik.” (A’raf Suresi, 144-145)

Hz. Musa (as) ve Hz. Harun (as)’ın vefatlarından sonra onlardan geriye kalan bazı eşyaların ve rivayetlere göre Tevrat'ın orijinal nüshasının da içinde bulunduğu Kutsal Ahit Sandığı birçok el değiştirildi.