"Hz. İbrahim ve Hz. Lut" belgeselinden.
HZ. İBRAHİM’İN PUTLARA KURDUĞU TUZAK
Çevresindekileri hikmetle ve güzel sözle Allah'a iman etmeye davet eden Hz. İbrahim (as), içinde yaşadığı toplumdan çok farklı bir karşılık almıştır. Kavmindeki insanların büyük çoğunluğu, Hz. İbrahim (as)’ın tebliğ ettiği hak din ahlakına uymamışlar, putperestliklerinde direnmişlerdir. Hz. İbrahim (as), bu batıl inanca sahip kişilerle büyük bir fikri mücadele yürütmüş ve bu mücadelesi sırasında farklı yol ve yöntemler izlemiştir. Bunlardan biri de, inkâr edenlerin ve şirk koşanların kendisine olan baskısını azaltmak için onları kendisinden uzaklaştırmak istemesidir. Bunun için hasta olduğunu söylemiştir. Bu durum, Kuran'da şu şekilde haber verilir:
“Hani babasına ve kavmine demişti ki: Sizler neye tapıyorsunuz? Bir takım uydurma yalanları için mi Allah'tan başka ilahlar istiyorsunuz? Alemlerin Rabbi hakkındaki zannınız nedir? Sonra yıldızlara bir göz attı. Ben doğrusu hastayım dedi. Böylelikle arkalarını çevirip ondan kaçmaya başladılar.” (Saffat Suresi, 85-90)
Hz. İbrahim (as) inkarcı topluluğu kendinden uzaklaştırdıktan sonra putların yanına gitti ve onları parçaladı. Putlardan sadece birini sağlam bıraktı. Müşrikler putların bulunduğu yere geldiklerinde sahte ilahlarının paramparça olduklarını ve geride sadece en büyük olan putlarının kaldığını gördüler. Ve hemen bunu yapan kişiyi aramaya başladılar. Bu olay Kuran ayetlerinde şöyle bildirilmiştir:
''Bizim ilahlarımıza bunu kim yaptı? Şüphesiz o zalimlerden biridir dediler. Kendisine İbrahim denilen bir gencin bunları diline doladığını işittik dediler. Dediler ki: Öyleyse onu insanların gözü önüne getirin ki ona nasıl bir ceza vereceğimize şahit olsunlar. İbrahim'i getirdikten sonra dediler ki: Ey İbrahim! Bunu ilahlarımıza sen mi yaptın?” (Enbiya Suresi, 59-62)
Müşriklerin sordukları bu soru aslında Hz. İbrahim (as)’ın neden en büyük putu kırmayıp sağlam bıraktığını da ortaya çıkarıyordu. Hz. İbrahim (as)’ın kavmine cevabı Kuran'da şöyle bildirilmektedir:
“Hayır dedi, bu yapmıştır. Bu onların büyükleridir. Eğer konuşabiliyorsa siz onlara soru verin.” (Enbiya Suresi, 63)
İnkarcılar Hz. İbrahim (as)’ın bu hikmetli cevabı üzerine putların konuşmaya güç yetiremeyeceğini anladılar ve Hz. İbrahim (as)‘ın bu hikmetli planı ile gerçeği kavradılar. Bu durumu haber veren ayette şöyle buyrulmaktadır:
“Bunun üzerine kendi vicdanlarına başvurdular da, ‘Gerçek şu ki zalim olanlar sizlersiniz, biziz' dediler.” (Enbiya Suresi, 64)
Burası Şanlıurfa kalesinde şehrin üstünde hakim bir mekan. Sol tarafta kaleyi görüyorsunuz ve Hz. İbrahim (as)‘ın mancınıkla ateşe atıldığı diye rivayet edilen iki sütun görülüyor. Benim sağımda sizin de solunuzda Balıklı Göl'ün bir kısmı ve Urfa şehrinin bir kısmı görülüyor. Şimdi inkarcılara karşı Hz. İbrahim (as)‘ın onların putlarına karşı söylemiş olduğu sözler karşılığında inkarcıların pişmanlıkları çok kısa sürüyor. Gerçeği anlamış olmalarına rağmen sırf kendilerine atalarından miras kalan ve geçici dünyevi menfaatleri ile uyuşan şirk sistemini sürdürmek için Hz. İbrahim (as)‘e tekrar karşı çıkıyorlar. Müşrikler bu defa da Hz. İbrahim (as)‘e şiddetle ve baskıyla karşılık vermeyi kararlaştırıyorlar ve son derece zalimce bir plan yapıyorlar. Kendilerince Hz. İbrahim (as)’ı ateşe atarak yakacaklar ve böylece onun fikri mücadelesine de son vermiş olmayı umuyorlardı. Fakat Allah tüm elçilerine yardım ettiği gibi Hz. İbrahim (as)‘e de yardım etti, ateşe Hz. İbrahim (as)‘e karşı soğuk ve esenlik olmasını emretti. Elbette bu olay Rabbimizin büyük mucizelerinden birisidir. İnkarcıların zulmünün düşmanca planlarının boşa çıktığını haber veren bir takım ayetlerde de şöyle buyrulmaktadır:
“Biz de dedik ki: Ey ateş! İbrahim'e karşı soğuk ve esenlik ol! Ona bir düzen kurmak istediler, fakat biz onları daha çok hüsrana uğrayanlar kıldık. Onu ve Lut'u kurtarıp içinde, âlemler içinde bereketler kıldığımız yere, ülkeye çıkardık.” (Enbiya Suresi, 69-71)