"Risale-i Nur Külliyatında Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as) Gerçeği 1- Bediüzzaman'ın müjdelediği Hz. Mehdi (as)" belgeselinden.
Hz. İsa (as)'ın Allah Katına Alınışı
Bediüzzaman Hz. Mektubat isimli eserinin girişinde üç hayat tabakasından bahsetmiştir. Bunlardan birincisi tüm insanların şu an yaşadığı hayat tabakasıdır. İkincisi ise Hz. Hızır (as)'ın yaşadığı hayattır. Bediüzzaman bu hayatı, “bir vakitte pek çok yerlerde bulunabilirler. Bizim gibi beşeriyet levazımatıyla daimi mukayyet değillerdir. Bazen istedikleri vakit bizim gibi yerler içerler. Fakat bizim gibi mecbur değillerdir” şeklinde açıklar.
Üçüncüsü ise Hz. İsa (as)'ın bulunduğu hayat tabakasıdır. Said Nursi Hz., Hz. İsa (as)'ın bulunduğu hayat tabakasını şöyle tarif etmektedir:
“Üçüncü tabakayı hayat, Hz. İdris (as) ve İsa (as)'ın tabakayı hayatlarıdır ki, beşeriyet levazımatından gerekli olanlar ayrılmak suretiyle melek hayatı gibi bir hayata girerek nurani bir güzellik kazanır. Adeta bedeni misali letafetinde ve cesedi, necm-i nuraniyet'inde olan cism-i dünyevileriyle semavatta bulunurlar.” (Mektubat, s. 6)
Said Nursi Hz., Hz. İsa (as)'ın insanların hayatlarını devam ettirmek için gerek duydukları her şeyden uzaklaştığını, meleklerinkine benzer bir hayata kavuşup, nurani bir güzellik kazandığını, ve Hz. İsa (as)'ın bir yıldız gibi parlayan eşsiz güzellikteki dünyevi bedeniyle gökyüzünde bulunduğunu anlatmıştır.
Bediüzzaman Said Nursi Hz’nin, Hz. İsa (as)'ın ikinci kez dünyaya gelişiyle ilgili olarak dikkat çektiği bir diğer önemli konuysa şüphe içindeki kişiler hakkındadır. Bediüzzaman Hz. açıklamalarında, tüm kainatı yoktan var eden, her şeye kadir olan Rabbimizin, Hz. İsa (as)'ı ikinci kez dünyaya getirmeye muktedir olduğunu bu zihniyetteki insanları hatırlatmıştır.
“Evet, her vakit semavattan, melaikeleri yere gönderen ve bazı vakitte insan suretine vaaz eden Hz. Cibril (as)’ın Dıhye suretine girmesi gibi, ve ruhanileri alemi ervahtan, ruhlar aleminden gönderip beşer suretine temessül ettiren, hatta ölmüş evliyaların çoklarının ervahlarını, ruhlarını cesedi misaliyle dünyaya gönderen bir Hakim-i Zülcelal, Hz. İsa (as)'ı İsa dinine ait en mühim bir hüsnü hatimesi, güzel netice için değil semayı dünyada cesediyle bulunan ve hayatta olan Hz. İsa (as), belki alem-i ahiretin en uzak köşesine gitseydi ve hakikaten ölseydi, yine şöyle bir netice-i azime için ona yeniden ceset giydirip dünyaya göndermek, o hâkimin hikmetinden uzak değil. Belki onun hikmeti, öyle iktiza ettiği için, gerektiği için vaat etmiş ve vaat ettiği için elbette gönderecek.” (Mektubat, 15. Mektup, s. 56-57)
Üstad Hz’nin de vurguladığı gibi, melekleri insan suretinde yeryüzüne gönderen, kainattaki bildiğimiz ve bilmediğimiz tüm boyutların tek sahibi, alemin Rabbi olan Yüce Allah'ın, Hz. İsa (as)'ı da istediği zaman, istediği surette yeniden dünyaya geri getirebileceği açıktır. Hz. İsa (as)'ın böyle önemli bir dönemde ve böyle şerefli bir görev için yeniden dünyaya geleceğini vaat eden Rabbimiz mutlaka vaadini yerine getirecektir. Peki Hz. İsa (as) geldiğinde bu mübarek zatı tanımak nasıl mümkün olacaktır?