"İmtihanın sırrı" belgeselinden.
SONUÇ
Şu an tüm insanlar hızla ölüm anlarına yaklaşıyorlar. Bugün en genç insan için de en yaşlı insan için de ölüm aynı uzaklıkta. Çünkü kimin ne zaman ve nasıl öleceği belli değil. Yatağında ölümü bekleyen yaşlı bir insan için ölüm ne kadar yakınsa, yolda yürümekte olan bir genç için de aynı yakınlıkta. Belki de o genç birkaç dakika sonra karşıdan karşıya geçerken bir kaza geçirecek ve bu dünyada yaşadığı hayatı son bulacak.
Kısacası her insan ölüme çok yakındır. Ölümün yakınlığı insana dünyanın önemsizliğini gösterir. İnsan dünyada kendisine verilen kısa süre içinde ahirete yönelik en fazla kazancı sağlamakla yükümlüdür. Büyük İslam âlimi Bediüzzaman Said Nursi'nin de söylediği gibi, “dünya, iman eden insanlar için seyyar bir ticarethane ve kısa bir müddet için yol üstünde kurulmuş bir pazardır.” Yani bir insan burada çok kârlı bir ticaret yapabilir ve ahirette sonsuza kadar bu dünyada kazandığı ecirlerin karşılığını yaşayabilir.
Sağduyu sahibi bir insana düşen, vicdanının sesini dinleyip, Allah'ın kendisini bir denemeden geçirdiğini hiç unutmamaktır. Allah, dünya hayatında insanlara rehber olarak Kuran-ı Kerim'i, örnek olarak da elçileri ve salih müminleri göndermiştir. Samimi kalple Allah'a yönelen bir insan, karşısına ne tür bir zorluk çıkarsa çıksın, mutlaka bir kolaylıkla karşılaşacak ve kurtuluşa erecektir. Yani bu imtihan dünyasının en büyük sırlarından biri, iman edenler için mutlak bir kazançla noktalanmasıdır. Bundan sonra iman eden bir insanın yapması gereken tek şey kaderinin izleyicisi olmak ve ayetlerde bildirilen üstün ahlakı kendine örnek almaktır. Her ne olursa olsun Allah'a sadakat gösteren, sabır ve kararlılıkla ahirete yönelen kişilerin durumu Kuran'da şöyle bildirilmiştir:
“Nice peygamberlerle birlikte birçok Rabbânî savaşa girdiler de, Allah yolunda kendilerine isabet edenden dolayı ne gevşeklik gösterdiler, ne boyun eğdiler. Allah, sabredenleri sever. Onların söyledikleri: ‘Rabbimiz, günahlarımızı ve işimizdeki aşırılıklarımızı bağışla, ayaklarımızı sağlamlaştır ve bize, kâfirler topluluğuna karşı yardım et’ demelerinden başka bir şey değildi. Böylece Allah, dünya ve ahiret sevabının güzelliğini onlara verdi. Allah, iyilikte bulunanları sever.” (Âl-i İmran Sûresi, 146-148)